M12-D01
İçedönüklük ve dışadönüklük
Jung'un iki tutumunu kendi tanımıyla açıklar ve gündelik kullanımdan ayırt eder.
Psikanaliz Akademisi — M12, Psikolojik tipler · 3.089 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung içedönüklük ve dışadönüklüğü 1913'teki Münih konuşmasında önerdi ve 1921'de Psychologische Typen kitabında geliştirdi. Kitap Freud ile Adler'in çatışmasını iki temel tutumun çatışması olarak yorumlama ihtiyacından doğdu.
Jung'un tanımında dışadönüklük, enerjinin dış nesneye yönelmesi; içedönüklük ise öznenin iç tepkisine, öznel etkene yönelmesidir. Konuşkanlık, sosyallik ya da utangaçlık bu tanımın bir parçası değildir.
Bilinçte ağır basan tutumun karşıtı bilinçdışında gelişmemiş bir biçimde yaşamaya devam eder ve Jung'a göre bilinçli tek yanlılığı dengeler.
Eysenck'in boyutu ve Beş Faktör'ün dışadönüklüğü Jung'un sözcüğünü aldı, ama sosyallik, olumlu duygu ve ödül duyarlılığı üzerinden yeniden tanımladı. Sosyal etkinlikten sonraki yorgunluk tek bir tipe özgü görünmüyor; bir sözcükle kendini ya da başkasını sınıflamak anlayışın yerine geçmez.
Açılış sahnesi
Davul susalı yarım saat olmuş, salonun kapısında hâlâ vedalaşanlar var. Hakkâri'de bir düğün, gece yarısına doğru. Tülin bütün akşam masadan masaya dolaştı: gelinin teyzelerine hal hatır sordu, yıllardır görmediği okul arkadaşıyla fotoğraf çektirdi, halay başına geçti, iki çocuğun kavgasını gülerek ayırdı. Bir sigorta acentesi işletiyor; gün boyu insanlarla konuşmak onun için yabancı bir iş sayılmaz.
Arabada, eve dönerken, ayakkabılarını çıkarıp camı açıyor. "Tükendim," diyor. "Yarın kimseyi görmek istemiyorum. Telefonu da kapatacağım." Kocası Recai doğalgaz tesisatçısı; düğünün yarısını bir köşede kayınbiraderiyle konuşarak geçirdi. Direksiyonda şaşkınlıkla gülüyor: "Ama sen hiç utangaç değilsin ki. Bütün salonu sen konuşturdun."
Recai'nin kafasında ise bir çelişki var: bu kadar rahat konuşan biri nasıl olur da kalabalıktan bu kadar yorulur?
Tülin de Recai de bu düğün de yalnız bu sayfada yaşıyor; Recai'nin şaşkınlığı ise yaygın bir karışıklığın sesi. Bu iki sözcüğü dile sokan kişi onlara konuşkanlıktan ve çekingenlikten başka bir anlam yüklemişti.
Bu derste ne olacak
M11-D08 Jung'un enerji dilini ve bilinçdışının bilinçli tutumu dengeleyen işlevini anlatmıştı; enerjinin günlük akışının bir yönü vardı. Bu modül o yönün kişiden kişiye nasıl değiştiği sorusuyla açılıyor.
Önce iki sözcüğün nereden geldiğine bakacağız: Jung'un 1913'teki Münih konuşmasına ve sekiz yıl sonra Zürih'te çıkan Psychologische Typen kitabına. Sonra iki tutumu kitabın tanımlarından yola çıkarak kuracağız ve bilinçli tutum ile bilinçdışındaki karşıtı arasındaki ilişkiyi izleyeceğiz. Son bölümde aynı sözcüğün ölçek maddelerine girdikten sonra nasıl başka bir şeye dönüştüğünü göreceğiz: Eysenck'in boyutuna, Beş Faktör'deki dışadönüklüğe ve ödül duyarlılığı tartışmasına.
Sıfır noktası
Gündelik konuşmada "içedönük" çoğu zaman az konuşan, kalabalıktan çekinen, utangaç biri demektir; "dışadönük" ise neşeli, girişken, herkesle kolayca kaynaşan biri. Jung'un tanımı başka bir yerden başlar: kişinin ilgisinin ve enerjisinin ağırlıkla nereye aktığından. Konuşkanlık ya da çekingenlik bu yönelimin olası sonuçlarından biridir, kendisi sayılmaz.
Yaygın yanlış"İçedönük, utangaç demektir."
Utangaçlık sosyal değerlendirilme karşısındaki kaygı ve çekingenliği anlatır; Jung'un içedönüklüğü ise enerjinin öznenin kendi iç tepkisine yönelmesidir. Rahatça konuşan, sahneye çıkan biri Jung'un anlamında içedönük olabilir; kalabalıkta kaygılanan biri de dış nesnelere bağlı yaşayan bir dışadönük. İki kavram birbirinden bağımsız değişebilir.
Mekanizma
Bir ayrılığın sözlüğü
Jung iki sözcüğü ilk kez kuramsal bir çerçeveyle Eylül 1913'te Münih'teki psikanaliz kongresinde, psikolojik tipler sorusu üzerine kısa bir konuşmada önerdi. Freud'la ilişkinin kurumsal olarak çözüldüğü yıllardı (M10-D04). Konuşmada libidonun iki karşıt yönünden söz etti: biri dışa, nesneye doğru akan, öteki içe, kendine doğru çekilen bir hareket. Örneklerini o dönemki psikiyatrinin iki büyük tablosundan, histeri ile erken bunamadan (dementia praecox) aldı ve konuşmanın sonunda Freud ile Adler'in bakışlarını da bu ayrıma bağladı.
Sekiz yıl sonra, 1921'de Zürih'te Rascher yayınevinden çıkan kitap bu taslağı kapsamlı bir kurama dönüştürdü. Jung önsözde kitabı yaklaşık yirmi yıllık pratik psikoloji çalışmasının ürünü olarak sunar; Freud ile Adler'e dair okuması ise kitabın ilk bölümünde, eski ve Orta Çağ düşüncesindeki tip sorununu tartıştığı yerde gelir. Ona göre iki okulun kavgası, kuramcıların farkında olmadan taşıdığı farklı temel tutumlardan geliyordu: Freud'un kuramı nesneye, yani sevilen ve arzulanan kişiye bakan bir kuramdı; Adler'inki ise öznenin kendini güvence altına alma ve üstün gelme çabasına. Jung birincisini dışadönük, ikincisini içedönük bir kuram olarak okudu. Bu okuma Jung'un kendi yorumudur; Freud da Adler de kuramlarını böyle anlatmadı.
Kitabın şaşırtıcı yanı, tiplerin tanımlarına ancak sonlarına doğru gelmesidir. İlk bölümler bir düşünce tarihi gibi okunur. Jung erken Hristiyan teolojisinde Tertullianus'u içedönük, Origenes'i dışadönük bir düşünür olarak okur. Schiller'in naif ve duygusal şiir ayrımını, Nietzsche'nin Tragedyanın Doğuşu'ndaki Apollon ile Dionysos karşıtlığını, William James'in felsefi mizaçlarını ve İsviçreli şair Carl Spitteler'in Prometheus ile Epimetheus destanını aynı ikilik üzerinden ele alır; en uzun bölüm Spitteler'e ayrılmıştır. Genel betimleme ve tanımlar bölümü kitabın son kısmındadır.
Nesneye ve özneye yönelen enerji
Jung'un tanımlar bölümünde iki tutum, libidonun, yani M11-D08'de anlatılan genel psişik enerjinin yönüyle tanımlanır. Dışadönüklükte ilgi dışa, nesneye akar: kişi düşüncesini, duygusunu, eylemini ağırlıkla dış koşullara, başkalarının beklentisine, olguların kendisine göre ayarlar. İçedönüklükte ilgi özneye geri döner: kişi aynı dış uyaranı alır, ama yönünü o uyaranın kendi içinde uyandırdığı tepkiye, Jung'un öznel etken dediği şeye göre bulur.
Bu tanımda konuşkanlık, sıcaklık ya da toplulukta rahatlık hiç geçmez. Bir dışadönük yalnız bir laboratuvarda saatlerce çalışabilir, yeter ki dikkatini dış verinin kendisi yönetsin. Tülin'in yorgunluğu bu yüzden tek başına bir tip göstergesi olamaz: yorgunluk, kalabalığın Tülin'in iç dünyasında yarattığı yük hakkında bir şey söyleyebilir, ama Jung'un anlamında tipini belirlemez.
Jung tipleri birer ideal kutup olarak kurar ve saf bir tipe rastlanmadığını, her kişinin iki yöne de hareket ettiğini kabul eder. İçedönük tutumun bencillikle karıştırılmasına da karşı çıkar: öznel etkene yönelmek, kendini başkalarından üstün görmek anlamına gelmez.
Yaygın yanlış"Dışadönükler insanları sever, içedönükler insanlardan hoşlanmaz."
Jung'un tanımında yön, insan sevgisiyle ilgili değildir; nesne bir insan olabileceği gibi bir olgu, bir kural ya da bir makine de olabilir. İçedönük biri yakın ilişkilere derinden bağlı olabilir; dışadönük biri kalabalıkta bulunup kimseye yakınlaşmayabilir. Sevgi ve yakınlık başka kişilik özellikleriyle ve ilişkilerin kendisiyle ilgili sorulardır.
Bilinçli tutum, bilinçdışı karşı tutum
Jung'un tipolojisi yalnız bir sınıflama olsaydı, Psikolojik Tipler bir kişilik envanteri gibi okunabilirdi. Jung ise tutumu dinamik bir sistemin bir yüzü olarak kurar. Bilinç bir yöne yerleştikçe, öteki yön kaybolmaz; bilinçdışına çekilir ve oradan etkisini sürdürür. M11-D08'de anlatılan telafi burada tipolojinin içine yerleşir.
Jung'un genel betimlemesinde dışadönüğün bilinçdışı eğilimleri ben-merkezli, çocuksu bir renk alır: dışarıya bu kadar uyum sağlayan kişinin bastırılmış öznel istekleri, kontrol edilemeyen anlarda bencil taleplere dönüşebilir. İçedönükte ise bilinçdışı, nesneyi büyütür: bilinçli olarak mesafeli durulan dış dünya, bilinçdışında ürkütücü ve zorlayıcı bir ağırlık kazanabilir. Bu betimlemeler bir klinik gözlem dilidir; Jung bunları ölçümle değil, hastalarından ve okumalarından derlediği izlenimlerle kurdu.
Usta katmanı
Ölçeğe giren dışadönüklük
Jung'un sözcükleri yüzyıl içinde kişilik ölçeklerine girdi ve girerken anlamları değişti. Hans Eysenck dışadönüklük ile içedönüklüğü geniş bir kişilik boyutu olarak ölçtü ve onu beynin uyarılma düzeyindeki farklarla açıklamaya çalıştı; bu çizgi Temel Psikoloji M12-D04'te anlatılır. Jung'un enerji yönelimi burada bir uyarılma eşiğine dönüşür.
Beş Faktör modelinde (Terapi S01-P03-D10) dışadönüklük girişkenlik, sosyallik, enerji ve olumlu duyguları kapsayan bir özellik boyutu olarak ölçülür. Bu ölçeklerde "partilerde kendimi rahat hissederim" gibi maddeler ağırlık taşır; yani sosyallik, Jung'un tanımında hiç yer almadığı hâlde, ölçülen dışadönüklüğün merkezine yerleşir. Kişilik özelliği kavramı Temel Psikoloji M12-D01'de, popüler tipolojilerin kesik iki grubu ise M12-D10'da ele alınır.
Ödül duyarlılığı Terapi tarafında, S01-P03-D04'te tanımlanmıştı. Bu bulguyla ölçülen dışadönüklük, olumlu duygu ve ödül arayışına bağlı bir mizaç boyutu olarak belirir; Jung'un enerji yönelimi ise bir dikkat ve değerlendirme alışkanlığıydı. Aynı sözcük iki ayrı kavrama ad oluyor.
Tülin'in arabadaki cümlesi bu bulgunun yanında başka okunur: kalabalıktan sonraki yorgunluk çalışmada özellik düzeyinden bağımsız çıktı ve tek başına kimin içedönük olduğunu söylemez.
Popüler kültür ise sözcüğü başka bir yöne taşıdı. Susan Cain'in 2012'de yayımlanan Quiet adlı kitabı, içedönüklerin sessiz güçlerini savunarak geniş bir okur kitlesine ulaştı ve "içedönük" sözcüğünü bir kimlik etiketine dönüştüren konuşmaları hızlandırdı. Kitap araştırmalardan seçmeler yapan popüler bir yorumdur; bir kanıt kartının yerine geçmez.
Yaygın yanlış"Bir test sonucu bana içedönük dediyse, bu benim değişmez kişiliğimdir."
Jung'un tutum tipi bile kesin bir ayrım olarak kurulmamıştı; kişide iki yön de vardır. Bugünkü ölçeklerde dışadönüklük bir süreklilik boyunca dağılır ve insanların çoğu ortalarda yer alır. Davranış da durumdan duruma değişir. Kendini ya da başkasını bir sözcükle sınıflamak, o kişinin neler yapabileceğini anlamanın yerine geçmez.
Kanıtın sınırı
Jung'un iki tutumu bugünkü araştırmanın ölçtüğü kavramla aynı değil ve bu fark yalnız bir sözcük meselesi olarak kalmıyor. Dışadönüklük ölçekleri sosyallik, enerji, olumlu duygu ve ödül arayışını ölçer; Jung'un tanımının merkezindeki öznel etkene yönelme bu ölçeklerin maddelerinde neredeyse hiç temsil edilmez. Bu yüzden ölçülen dışadönüklüğün sağlam bir boyut olması, Jung'un tutum tanımının doğrulandığı anlamına gelmez. Jung'un tanımı, tarihsel ve klinik bir gözlem dili olarak kalır; kitabının büyük kısmı da bir düşünce tarihi ve edebiyat yorumudur, karşılaştırmalı bir sınama içermez. Freud ile Adler'in kuramlarını iki tutuma bağlayan okuma bir yorumdur ve onu sınayacak bir yöntem bilinmiyor. Kültür sınırı da açık: Lucas ve arkadaşlarının çalışması otuz dokuz ülkeyi kapsasa da öz bildirime dayanır, yorgunluk çalışması küçük ve tek ülkelidir. Hangi davranışın kamusal ve hangisinin özel sayıldığı kültürden kültüre değiştiği için, dışadönük davranışın anlamını bir toplumdan ötekine genellemek tartışmalı kalıyor. Tip testlerinin bu kavramları nasıl ölçtüğü M12-D03 ve M12-D04'ün, Beş Faktör ile ayrıntılı karşılaştırma M12-D05'in konusu.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung içedönüklük ve dışadönüklüğü 1913'teki Münih konuşmasında önerdi ve 1921'de Psychologische Typen kitabında geliştirdi. Kitap Freud ile Adler'in çatışmasını iki temel tutumun çatışması olarak yorumlama ihtiyacından doğdu.
Jung'un tanımında dışadönüklük, enerjinin dış nesneye yönelmesi; içedönüklük ise öznenin iç tepkisine, öznel etkene yönelmesidir. Konuşkanlık, sosyallik ya da utangaçlık bu tanımın bir parçası değildir.
Bilinçte ağır basan tutumun karşıtı bilinçdışında gelişmemiş bir biçimde yaşamaya devam eder ve Jung'a göre bilinçli tek yanlılığı dengeler.
Eysenck'in boyutu ve Beş Faktör'ün dışadönüklüğü Jung'un sözcüğünü aldı, ama sosyallik, olumlu duygu ve ödül duyarlılığı üzerinden yeniden tanımladı. Sosyal etkinlikten sonraki yorgunluk tek bir tipe özgü görünmüyor; bir sözcükle kendini ya da başkasını sınıflamak anlayışın yerine geçmez.
Sonraki derse köprü
Jung'un tipleri yalnız enerjinin yönüyle bitmez. Aynı dışa dönük tutumdaki iki kişiden biri her şeyi mantıkla tartıp sınıflarken, öteki olasılıkları seziyor ya da bir şeyin değerini hemen hissediyor olabilir. Jung bu farkı dört işlevle açıkladı: düşünme ve duygu, duyum ve sezgi. Peki bu işlevlerden biri kişide öne çıktığında, en az gelişmiş olanı ne olur ve neden sorun çıkardığı yer çoğu zaman orasıdır? M12-D02, «Dört işlev», tutumların üzerine kurulan bu ikinci katmanı açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.