M11-D10
Jung'un haritası ve bilim
Jung'un temel kavramlarının sınanabilirliğini ve araştırma literatüründeki yerini değerlendirir.
Psikanaliz Akademisi — M11, Ruhun haritası · 2.918 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung kendine ampirist derken olguları kaydetmeyi kastetti. Bir motifin var olduğu bu düzeyde sağlam biçimde gösterilebilir; motifin nereden geldiği ise kayıtla çözülmez, rakip açıklamalarla yarıştırılmayı bekler.
Popper Jung'u adıyla anmadı, ama ölçütü telafi ve enantiodromi gibi kavramlarda iş görür: her iki sonucu da kendine katabilen bir kavram, bu biçimiyle bir sınamaya girmez.
Çağrışım deneyindeki gecikme ve tutum boyutları ölçüme açık doğdu. Kolektif bilinçdışı, arketipin kendisi ve kendilik ise Jung'un kendi tanımlarıyla ölçümün bir adım ötesine yerleşir.
Arketip için gelişimsel modeller, yansıtma deneyleri, rüya puanlamaları ve rüya egosu çalışmaları kavramları sınanabilir bir biçime çevirdi. Bu çeviri her seferinde bir bedel istedi: sınanan şey, Jung'un ilk iddiasından daha dar bir iddiadır.
Açılış sahnesi
Bingöl'ün yukarı köylerinden birinde, eski köy odasının uzun masası. Melike bir enerji şirketinde arazi istimlak uzmanı; rüzgâr ölçüm direğinin yerini seçmek için köye gelmiş. Babası Doğan kırk yıldır bu yamaçlarda koyun alıp satan bir celep. Masaya muhtarlıktan getirdiği, kenarları yıpranmış eski kadastro paftasını seriyor; Melike de yanına tableti koyuyor, ekranda bu sabah indirdiği uydu görüntüsü.
İkisi uzun süre iki kâğıdı birlikte okuyor. Değirmene inen yol paftada da ekranda da aynı kıvrımla duruyor. Paftadaki pınar ekranda kuru bir çizgi. Uydu görüntüsünde dere boyunca uzanan bir patika var, paftada hiç yok. Paftanın üst köşesindeki "eski mezra" yazısının altında ise ne ekranda ne bayırda bir iz bulunuyor.
Doğan sonunda eli paftanın üstünde, kızına dönüyor: "Hangisi doğru şimdi?" Melike gülüyor. "Tek bir cevabı yok baba. Yol yol bakacağız. Bazılarını ölçeriz, bazılarını yürüyerek sınarız. Mezrayı ise belki hiç bulamayız."
Bingöl'deki köy odası da baba kız da bu sayfa için icat edildi; bir haritayı bütün olarak kabul ya da ret etmeyip yol yol sınama alışkanlığı ise bu dersin yöntemidir.
Bu derste ne olacak
M11-D09 kompleksin laboratuvardaki köküyle gündelik hayattaki büyük iddiası arasındaki mesafeyi ölçmüştü. Bu ders o ölçümü modülün bütün kavramlarına yayıyor ve her birine ayrı bir hüküm veriyor.
Önce Jung'un kendine "ampirist" derken neyi kastettiğini okuyacağız. Sonra Popper'ın ölçütünü Jung'un haritasına uygulayacağız. Ardından kavramları tek tek tartacağız: araştırmaya kapı açanlar, tanımları gereği gözlemden uzak duranlar ve yeniden tanımlanarak sınanır hâle getirilenler. Usta katmanı Jung'un psikoloji tarihindeki yerini ve rüya üzerine yeni bir araştırma programını ele alıyor.
Sıfır noktası
Bir kavramın sınanabilir olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez; yalnız yanlış çıkma ihtimalinin tarif edilebildiğini söyler. Yanlışlanabilirliği Temel Psikoloji M01-D05'te gördük, psikanalizin bilimselliğine yöneltilen ilk itirazları da M01-D06'da. Bu derste ölçüt haritadaki yollara tek tek uygulanacak.
Yaygın yanlış"Jung bilimsel değildir, o yüzden kavramlarının hepsi aynı ölçüde değersizdir."
Jung'un kavramları aynı türden değildir. Bazıları laboratuvarda doğdu ve ölçüldü, bazıları ölçülmeye baştan kapalı tanımlandı, bazıları sonradan başkalarınca sınanabilir bir biçime çevrildi. Tek bir hükmü bütün haritaya yaymak, her yolu ayrı yürümeyi atlamak demektir.
Mekanizma
"Ben bir ampiristim": Jung'un kendi ölçütü
Jung 1937'de Yale Üniversitesi'nde din ve psikoloji üzerine Terry derslerini verdi; dersler ertesi yıl kitap olarak basıldı. İlk dersin başında kendisine sık sık filozof dendiğini, oysa bir ampirist olduğunu ve fenomenolojik bir tutumu benimsediğini söyler. Hemen ardından bu tutumu bir örnekle açar: psikoloji bakire doğum motifini incelediğinde yalnız böyle bir fikrin var olduğu olgusuyla ilgilenir; fikrin başka bir anlamda doğru ya da yanlış olup olmadığıyla ilgilenmez. Fikir var olduğu ölçüde psikolojik olarak gerçektir, bir toplulukça paylaşıldığında da nesnel sayılır.
Bu tanım önemli bir kapı açar ve aynı anda bir kapıyı kapar. Kayıt düzeyinde Jung'un pek çok gözlemi doğrulanabilir: ejderha masalları, tufan anlatıları, rüyada kovalanma gerçekten çok yerde görülür. Ama bir motifin var olduğunu kaydetmek ile onun neden var olduğunu açıklamak başka işlerdir. Kolektif bilinçdışı (M11-D01) bir kayıt olarak sunulmadı, bir açıklama olarak sunuldu; açıklama ise ancak rakip açıklamalarla yarıştırılınca sınanır.
Popper'ın ölçütü Jung'un haritasında
Karl Popper 1953'te verdiği bir derste, 1919'da Adler'le yaşadığı bir karşılaşmayı anlatır. Popper ona Adlerci görünmeyen bir çocuk vakası aktarmış, Adler ise çocuğu görmeden vakayı aşağılık duygusu kuramıyla rahatça açıklamıştı. Popper buradan şu sonuca varır: her vakayı açıklayabilen bir kuram, yeni her vakayı kendine bir doğrulama daha sayar, ama bu doğrulamalar kuramın yorumlanabildiğinden fazlasını göstermez. Aynı derste Freud ve Adler'in kuramlarını sınanamaz bulur; yine de bu kuramların önemli şeyler gördüğünden şüphe etmediğini, mitler gibi zamanla geliştirilip sınanabilir hâle gelebileceklerini de ekler.
Ölçüt Jung'a uygulandığında ilk göze çarpan, telafi işlevidir (M11-D08). Bir rüya bilinçli tutumun tersini gösterirse telafi edici sayılır. Aynısını tekrar ederse, tutumun henüz dengelenmeye hazır olmadığı ya da rüyanın başka bir katmanı telafi ettiği söylenebilir. İki sonuç da kurama uyar. Enantiodromi için de benzer bir sorun var: bir tutum karşıtına dönerse kavram doğrulanır, dönmezse dönüşün henüz zamanının gelmediği söylenir.
Kapı açan kavramlar
Haritanın bazı yolları baştan ölçüme açıktı. Kelime çağrışım deneyi (M10-D02) Jung'un en bilimsel mirasıdır: tepki süresi, deri iletkenliği ve tekrar hataları ölçüldü, sonraki kuşaklar bu çizgiyi gizli bilgi testine kadar taşıdı. Jung burada Popper'ın istediği türden riskli bir öngörüde bulunuyordu: duygu yüklü sözcükte gecikme olacak, olmazsa kompleks varsayımı zayıflayacaktı.
İçedönüklük ve dışadönüklük de böyle bir kapıydı. Tutumlar sonraki kişilik araştırmasının en çok ölçülen boyutlarından birine dönüştü; beş faktör modelinin içindeki yeri Terapi tarafında S01-P03-D10'da, Jung'un kendi tip kuramı ise M12 boyunca işleniyor. Jung'dan kalan sözcük yaşadı; içeriğinin ne kadarının yaşadığı o modülün sorusu.
Arketip için bile dolaylı bir kapı açıldı. Bazı araştırmacılar arketipin kendisini ölçmeye çalışmadı, rüyaların "arketipsel" niteliğini bir puanlama yöntemine çevirdi.
Gözlemden uzak duranlar ve yeniden çizilenler
Haritanın bazı yerleri tanımları gereği ölçüme kapalıdır. Jung arketipin kendisini temsil edilemez saydı (M11-D02); yalnız imgeleri bilince çıkar. Kendiliği (M11-D07) tam olarak bilinemeyen bir bütünlük diye kurdu. Kolektif bilinçdışını da bilince hiç çıkmamış bir katman olarak tanımladı. Bu kavramlar hakkında bir veri toplandığında, verinin değdiği şey hep imge, rüya ya da davranış olur; kavramın kendisi bir adım geride kalır. Bu bir kusur sayılmayabilir; ama bilimsel bir hüküm verilemeyeceğinin açık bir ilanıdır.
Psişik enerji (M11-D08) ve kompleksin özerkliği (M11-D09) arada bir yerde duruyor. İkisi de benzetme olarak doğdu; benzetmeyi ölçülebilir kılmaya çalışan modern akrabalarının bir kısmı tekrar denemelerinde zorlandı, bir kısmı tedavi paketleri içinde başarılı oldu ama mekanizma sorusunu açık bıraktı.
Haritanın en verimli bölgesi belki de yeniden çizilenler. Arketip, gelişim sırasında beliren bir hazır oluş ya da imge şeması olarak yeniden tanımlandığında sınanabilir hâle geldi (M11-D03); Roesler'in 2012 özeti bu yeniden tanımın bedelini de gösteriyordu: kavram bilimle uzlaştıkça arketipe özgü içeriği azalıyordu. Telafi işlevi de bir kez doğrudan sınandı. Kanada'da 2000'de hazırlanmış bir lisansüstü tezde 101 üniversite öğrencisi üç hafta rüya günlüğü tuttu ve 1.235 rüya puanlandı. Telafi ile paralel rüya hipotezleri yarıştırıldı. Çocuk imgesi için iki hipoteze de destek çıkmadı, rüyanın arketipsel niteliği için telafi hipotezi yalnız kısmi bir destek buldu. Yazar örneklemin genç olmasını bir sınır saydı ve daha yaşlı katılımcılarla tekrar önerdi.
Yaygın yanlış"Arketipsel rüya puanlamak arketipleri ölçmektir."
Bir değerlendiricinin rüyayı "arketipsel" diye puanlaması, rüyanın bazı niteliklerini, örneğin tuhaflığını ve duygu yoğunluğunu, güvenilir biçimde ayırt edebilir. Bu puan arketipin kendisinin var olduğunu göstermez; Jung'un tanımında arketip zaten hiçbir imgede doğrudan görünmez. Puan bir imge niteliğini ölçer, kuramın açıklayıcı iddiası ölçümün dışında kalır.
Usta katmanı
Jung'u bilim karşısında konumlarken tarihçiler de söz aldı. Psikiyatri tarihçisi Sonu Shamdasani, 2003 tarihli kitabında Jung'u dönemin psikoloji ve psikiyatri tartışmalarının ortasına yerleştirdi (M10-D04). Bu okuma Freud'un yolundan sapmış öğrenci imgesine itiraz eder ve Jung'u bilimin dışından gelen bir mistik gibi okumayı zorlaştırır. Bir tarihçinin Jung'un bilimle ilişkisini belgelemesi ise onun kavramlarının sınandığı anlamına gelmez; tarih ile doğruluk bu akademinin ayırdığı iki sorudur.
Jungçu terapinin sonuç kanıtı M10-D08'de değerlendirildi: kontrol grupsuz doğal ortam çalışmaları. Jungçu araştırmacıların bir kısmı bu boşluğu kendi programlarıyla doldurmaya çalışıyor. Christian Roesler'in rüyalar üzerine kurduğu yöntem, Jung'un rüyayı ruhun kendini temsil etmesi diye okuyan görüşünü ölçülebilir bir değişkene çevirmeyi deniyor.
Yaygın yanlış"Jung kendine ampirist dediğine göre kavramları deneyle doğrulanmıştır."
Jung'un ampirizmi olguları gözlemek ve toplamak anlamındaydı; bir motifin var olduğunu kaydetmek, onun nedenini sınamaktan farklı bir iştir. Kelime çağrışım deneyi dışındaki kavramların çoğu Jung'un kendi çalışmasında kontrollü bir sınamaya sokulmadı.
Kanıtın sınırı
Bu bilanço sınırlı bir dökümden kuruldu. Dökümün dayanağı, Jungçu kavramların araştırma literatürünü bütünüyle tarayan bir sistematik derleme ya da atıf çözümlemesi değil; aktarılan çalışmalar her kavram için bulunabilen örneklerdir. Jungçu ampirik çalışmaların çoğu küçük, çoğunlukla Batılı ve üniversite öğrencilerinden oluşan örneklemlerle yapıldı; arketipsel rüya ve telafi çalışmaları tek ülkelerden geliyor ve bağımsız tekrarları seyrek. Bir kısmı geliştiricisinin kendi programıdır, bu da araştırmacı bağlılığını hesaba katmayı gerektirir. Popper'ın ölçütünün kendisi de bilim felsefesinde tartışılmaya devam ediyor; Grünbaum gibi felsefeciler psikanalizin bazı iddialarının aslında sınanabilir olduğunu savundu ve bu tartışma M20'de açılacak. Kavramların kültürler arasında genellenip genellenemeyeceği, özellikle arketip ve anima gibi Avrupa mitolojisinden beslenen kavramlarda, büyük ölçüde bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung kendine ampirist derken olguları kaydetmeyi kastetti. Bir motifin var olduğu bu düzeyde sağlam biçimde gösterilebilir; motifin nereden geldiği ise kayıtla çözülmez, rakip açıklamalarla yarıştırılmayı bekler.
Popper Jung'u adıyla anmadı, ama ölçütü telafi ve enantiodromi gibi kavramlarda iş görür: her iki sonucu da kendine katabilen bir kavram, bu biçimiyle bir sınamaya girmez.
Çağrışım deneyindeki gecikme ve tutum boyutları ölçüme açık doğdu. Kolektif bilinçdışı, arketipin kendisi ve kendilik ise Jung'un kendi tanımlarıyla ölçümün bir adım ötesine yerleşir.
Arketip için gelişimsel modeller, yansıtma deneyleri, rüya puanlamaları ve rüya egosu çalışmaları kavramları sınanabilir bir biçime çevirdi. Bu çeviri her seferinde bir bedel istedi: sınanan şey, Jung'un ilk iddiasından daha dar bir iddiadır.
Sonraki derse köprü
Bu bilançoda iki tutum, ölçüme en erken açılan yollardan biri olarak göründü. Ama bugün herkesin ağzındaki "içedönük" sözcüğü, Jung'un 1921'de kurduğu kavramla aynı yeri mi gösteriyor? Utangaçlıkla, kalabalıktan kaçmakla ya da az konuşmakla eşleştirilen gündelik anlam, Jung'un psişik enerjinin yönüne bağladığı tanımdan ne kadar uzak? M12-D01, «İçedönüklük ve dışadönüklük», iki tutumu Jung'un kendi tarifiyle kurup gündelik kullanımdan ayırarak Psikolojik tipler modülünü açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.