M11-D08
Psişik enerji ve karşıtlar
Jung'un psişik enerji, karşıtlar ve telafi kavramlarını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M11, Ruhun haritası · 2.940 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung 1928'de libidoyu genel bir psişik enerji olarak ele aldı ve onu fizikteki enerji kuramına bilerek benzetti; ölçü olarak değerlerin yoğunluğunu önerdi.
Eşdeğerlik ilkesi kaybolan bir değerin yerine geçen oluşumu aramayı, entropi ilkesi ise karşıtlar arasındaki gerilimin zamanla kalıcı bir dengeye yönelmesini anlatır.
İlerlemede enerji dış uyuma akar; gerilemede iç dünyaya döner ve Jung'a göre yalnız kalıntı değil yeni olanak da taşır. Enantiodromi, tek yanlı bir tutumun zamanla karşıtını büyütmesinin adıdır.
Telafi, Jung'un rüyaya yüklediği asıl işlevdir ve Freud'un istek doyumundan burada ayrılır. Enerji benzetmesinin modern akrabası ego tükenmesi geniş tekrarlarda ayakta kalamadı; rüya ile duygu dengesi arasındaki bağ ise hâlâ erken bulgu düzeyinde tartışılıyor.
Açılış sahnesi
Adana'da, Seyhan kıyısına bakan bir apartmanın balkonu, eylül sonu. Filiz on iki yıldır bir ortaokulun sekreteri. Bu on iki yılda nöbet değişikliği isteyen öğretmene, evrak bekleyen veliye, hafta sonu taşınacak kayınbiradere, bayram sofrasını üstlenecek birine hep aynı cevabı verdi: olur, hallederim.
Bu hafta bir şey değişti. Pazartesi müdür yardımcısının ek işine hayır dedi. Salı kız kardeşinin çocuk bakma ricasına hayır dedi. Çarşamba, çok sevdiği bir arkadaşının akşam yemeği davetine de hayır dedi; gitmek istediği hâlde.
Eşi Ertan bir ziraat teknikeri; günü narenciye bahçelerinde, ilaçlama takvimiyle geçiyor. Çayı koyarken gülüyor ama sesi temkinli: "On iki yıl hep evet, şimdi her şeye hayır. Ortası yok mu bunun?" Filiz de bilmiyor. Yalnız yorgun olmadığını, tersine tuhaf bir hafiflik duyduğunu söylüyor.
Balkonu da okulu da iki kişilik bu evi de biz uydurduk; bir uçtan ötekine savrulan bu sarkaç ise Jung'un karşıtlar üzerine düşüncesinde bir adı olan harekettir.
Bu derste ne olacak
Jung'un ruh haritasındaki figürleri tek tek gezdik, dışarıya dönük maskeden (M11-D04) içerideki merkeze (M11-D07) kadar. Bu ders figürleri hareket ettiren şeye bakıyor: Jung'un psişik enerji dediği büyüklüğe ve onun karşıtlar arasındaki gidiş gelişine.
Libido tartışmasının Freud'la ayrılığa nasıl vardığını M10-D04 anlattı. Burada o tartışmanın 1928'de aldığı olgun biçimi izleyeceğiz: fizikten ödünç alınan eşdeğerlik ve entropi ilkelerini, ilerleme ile gerilemeyi, bir aşırılığın karşıtına dönmesini ve bilinçdışının bilinci dengelediği telafi fikrini. Sonra iki modern akrabaya, tükenen irade araştırmasına ve rüyanın duygu işlemedeki rolüne bakacağız.
Sıfır noktası
Gündelik dilde enerji, kahveden sonra artan, uzun bir toplantıdan sonra biten bir dinçliktir. Jung'un enerjisi daha çok bir bakış açısıdır: ruhsal olayları bir şeyin nereye aktığı ve neyle yer değiştirdiği üzerinden okumak.
Freud'un libidosu (M05-D02) sevgi dürtülerinin enerjisiydi ve ekonomik bakışın parçası olarak nicel düşünülüyordu. Jung nicel düşünceyi korudu, niteliği genişletti; 1912'deki öneri (M10-D04) burada kurama dönüşür ve enerji hangi dürtüye ait olduğuyla tanımlanmaz olur. Freud'un Eros'u (M07-D06) bu genişliğe bir ölçüde yaklaşır, ama ölüm dürtüsüyle bir çift kurar. Jung karşıtlığı tutumlar ve değerler arasına yerleştirir.
Yaygın yanlış"Psişik enerji, bedendeki enerjinin ruhtaki karşılığıdır; bir gün ölçülecektir."
Jung kavramı bir benzetme olarak kurdu ve bunu açıkça söyledi: fizikteki enerji ölçülebilen bir büyüklüktür, psişik enerji ise ancak değerlerin göreli yoğunluğundan çıkarsanır. Kalori, glikoz ya da sinirsel etkinlikle kurulmuş bir eşlemesi yok; kavram bir okuma biçimi olarak işler.
Mekanizma
Fizikten ödünç bir dil
Jung'un enerji kuramını en derli toplu anlattığı yazı Über die Energetik der Seele adını taşır ve 1928'de Zürih'te aynı adlı bir derlemede çıktı. Collected Works'ün sekizinci cildindeki editör notuna göre yazıya 1912 civarında başlanmış, sonra yıllarca bekletilmişti.
Jung işe fiziğin iki bakışını ayırarak başlar: mekanik bakış olayı nedenleriyle açıklar, enerji bakışı ise içinden geçen bir büyüklüğün dönüşümlerini izler. Ona göre Freud sistemini nedensel indirgemeye yaslamıştı. Ölçü konusunda da açık konuşur: bir içeriğin değerini, onun çevresinde toplanan çağrışımların zenginliğinden, kişinin o konuya ayırdığı zamandan, kelime çağrışım deneyindeki gecikmelerden ve soluk, nabız, deri iletkenliği gibi bedensel göstergelerden tahmin etmeyi önerir. Burghölzli yıllarının deneyi (M10-D02) burada kuramın ölçü aracına dönüşür.
Eşdeğerlik ve entropi
Eşdeğerlik ilkesinin Jung'daki biçimi sade bir öngörüdür: bir içerikten çekilen değer kaybolmaz, başka bir yerde eşit ağırlıkta belirir. Jung buna terapiden bir örnek verir: bilinçteki bir bağ, söz gelimi bir aktarım, zayıfladığında analist hemen yerini neyin aldığını arar. Görünürde bir şey yoksa iz yeni bir belirtide, tuhaf bir rüyada ya da fantezi kırıntılarında aranır.
Entropi ilkesi bunun tamamlayıcısıdır. Fizikte kapalı bir sistemdeki sıcaklık farkları zamanla eşitlenir ve sistem daha fazla iş üretemez hâle gelir. Jung bunu ruha görece kapalı sistemler için uygular: karşıt tutumlar arasındaki gerilim ilk başta sert salınımlar doğurur, sonra yavaş yavaş dengelenir ve yerini kalıcı bir tutuma bırakır. Ona göre başlangıçtaki fark ne kadar büyükse ortaya çıkan denge o kadar sağlam olur.
İlerleme, gerileme ve karşıtların dönüşü
Jung'un denemesinde enerjinin günlük hareketi iki yön alır. İlerleme (progression), uyum sürecinin her gün yeniden ilerlemesidir: kişi belli bir tutumla dış dünyanın taleplerini karşılar. Her tutum yönlü olduğu için bir ölçüde tek yanlıdır; koşullar değiştiğinde eski tutum yetmez ve enerji tıkanır. Bu tıkanmada karşıt eğilimler artık birlikte çalışmaz, her biri kendi çağrışımlarını toplayarak büyür ve gerilim çatışmaya dönüşür.
Bu noktada gerileme (regression) başlar: enerji geri çekilir ve dış uyumla ilgilenmeyen, çoğunlukla bilinçdışı kalmış içeriklere akar. Freud'un gerilemesi (M03-D07) zihinsel aygıtta geriye doğru bir yolu ve gelişimde önceki bir evreye dönüşü anlatıyordu. Jung aynı sözcüğe ikinci bir yük ekler: gerilemenin yüzeye çıkardığı malzeme yalnız uyumsuz kalıntılardan oluşmaz, yeni olanakların tohumlarını da taşır.
Terim tipoloji kitabının (1921) tanımlar bölümünde yer alır; kitabın asıl konusu olan tutum ve işlev tipleri ayrı bir modülün işi (M12-D01, M12-D02). Filiz'in haftası bu kavramı akla getirir: on iki yılın tek yanlı uyumu, ters yönde aynı ölçüde katı bir tutuma dönmüş gibidir. Jung'un çerçevesi böyle bir dönüşün zamanını söylemez.
Yaygın yanlış"Enantiodromi her aşırılığın mutlaka tersine döneceğini söyleyen bir doğa yasasıdır."
Jung terimi bir eğilimi anlatmak için kullandı ve dönüşün zamanını ya da biçimini öngören bir kural koymadı. Hiçbir araştırma kişilerin uç tutumlarının belli bir oranda karşıtına döndüğünü göstermiş değil. Kavram, bir savrulmayı sonradan anlamlandırmanın aracıdır; birinin geleceğini kestirmenin aracı olarak kullanılamaz.
Telafi: bilinçdışının ağırlığı
Karşıtlar fikrinin günlük ve en kullanışlı biçimi telafidir. Jung'a göre bilinç yönlü olduğu ve uymayanı dışarıda bıraktığı için hep bir ölçüde tek yanlıdır; bilinçdışı bu tek yanlılığı dengeleyen içerikler üretir.
Bu fikir rüya kuramında Freud'dan ayrılış noktasıdır. Freud rüyayı bilinçdışı bir isteğin örtülü doyumu olarak kurdu (M03-D01). Jung ise rüyanın asıl işini bilinçli tutumu dengelemek olarak görür. Bu mantıkla düşünülünce, kendini fazla küçük gören birinin rüyası onu büyütebilir, kendini fazla yükseğe koyanınki onu düşürebilir. Jung'un rüyaya yüklediği ileriye dönük yan ve rüya yöntemi M13-D03'te açılacak.
Usta katmanı
Telafi ve karşıtlar fikri Jung'un sonraki kuramında bir köprüye dönüşür. 1916'da yazılan ama ancak 1950'lerin sonunda yayımlanan aşkın işlev (transcendent function) yazısında Jung, bilinçli ve bilinçdışı konumların birinin ötekini yutmadan bir araya gelebileceği bir süreci tarif eder. Bu sürecin pratik yolu aktif imgelemdir (M13-D05).
Jung'un enerji dili ile Freud'unki arasındaki fark da bu katmanda netleşir. İkisi de ruhu bir enerji dağılımı olarak düşünür ve ikisi de bu enerjiyi ölçmez. Freud'un ekonomik bakışı (M01-D01) gerilimin boşalmaya, serbest enerjinin bağlanmaya yöneldiği bir aygıt kurar (M03-D08). Jung'unkinde ise denge bir boşalma noktası olmaktan çok iki karşıt konum arasında yeniden kurulan bir ilişkidir ve ileriye, yeni bir tutuma doğru işler. Bu amaçsal yön kuramı sınanması daha zor bir yorum alanına taşır.
Yaygın yanlış"Jung'un telafi kuramı, Freud'un istek doyumu kuramını çürüttü."
İki kuram rüyaya farklı işlevler yükler ve ikisi de büyük ölçüde klinik gözleme dayanır. Hiçbiri öteki üzerinde karşılaştırmalı bir sınamayla üstünlük kurmadı. Bugünkü rüya araştırması ise rüyanın duygusal anıları nasıl işlediğini soruyor.
Kanıtın sınırı
Psişik enerji kavramı bir benzetme olarak doğdu ve bir benzetme olarak kaldı. Ne Jung'un ne de Freud'un enerji dilinin ölçülebilir bir karşılığı bulundu; Freud'un libidosu için M05-D02'de çizilen tablo burada da geçerli. Psikolojinin ana akımı yirminci yüzyılın sonlarına doğru dürtü ve enerji modellerinden büyük ölçüde uzaklaştı. Jung'un enerji dilinin en yakın modern akrabası, öz denetimi tükenen sınırlı bir kaynak gibi düşünen ego tükenmesi araştırmasıdır (Temel Psikoloji, M10-D09). Bu araştırma enerji benzetmesini laboratuvara taşıdı; Hagger ve arkadaşlarının 2016'da yirmi üç laboratuvarda yürüttüğü önceden kaydedilmiş tekrarda etki sıfırdan ayırt edilemedi. Bu sonuç Jung'u doğrudan sınamaz; ruhu sınırlı bir enerji deposu gibi düşünen modellerin ölçüldüğünde ne kadar kırılgan olabildiğini gösterir. Rüyanın duygusal işleme ve dengeleme işlevi ise bugün yeniden tartışılan bir soru; Revonsuo'nun tehdit benzetimi kuramı (Temel Psikoloji M06-D07) ve duygu düzenleme (S01-P01-D09, Terapi) çalışmaları buna kuramsal ve erken bulgular sunuyor. Ama bu bulguların hiçbiri Jung'un telafi kavramını, yani rüyanın kişinin bilinçli tek yanlılığını dengelediğini doğrudan sınamadı. Bulguların büyük kısmı Batılı örneklemlerden, kısa süreli laboratuvar ölçümlerinden ya da gece boyunca kaydı alınan küçük gruplardan geliyor; kültürler ve yaşam dönemleri arasında ne kadar genellenebildiği açık bir soru olarak duruyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung 1928'de libidoyu genel bir psişik enerji olarak ele aldı ve onu fizikteki enerji kuramına bilerek benzetti; ölçü olarak değerlerin yoğunluğunu önerdi.
Eşdeğerlik ilkesi kaybolan bir değerin yerine geçen oluşumu aramayı, entropi ilkesi ise karşıtlar arasındaki gerilimin zamanla kalıcı bir dengeye yönelmesini anlatır.
İlerlemede enerji dış uyuma akar; gerilemede iç dünyaya döner ve Jung'a göre yalnız kalıntı değil yeni olanak da taşır. Enantiodromi, tek yanlı bir tutumun zamanla karşıtını büyütmesinin adıdır.
Telafi, Jung'un rüyaya yüklediği asıl işlevdir ve Freud'un istek doyumundan burada ayrılır. Enerji benzetmesinin modern akrabası ego tükenmesi geniş tekrarlarda ayakta kalamadı; rüya ile duygu dengesi arasındaki bağ ise hâlâ erken bulgu düzeyinde tartışılıyor.
Sonraki derse köprü
Jung'un 1928 denemesinde enerjinin değerini tahmin etmenin araçlarından biri, kelime çağrışım deneyinde takılan cevaplardı: gecikme, kızarma, unutulan bir sözcük. O takılmaların etrafında toplanan duygu yüklü içeriklere Jung kompleks adını vermişti. Peki laboratuvardan çıkınca kompleks kavramı gündelik hayatta neye benziyor: bir tartışmada hep aynı yerde yükselen ses, belli bir sözcükte değişen ruh hâli? Kavramın günlük deneyimdeki karşılığını ve terapide nasıl kullanıldığını M11-D09, «Kompleksler günlük hayatta», ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.