İçeriğe geç

M10-D01

Burghölzli'de bir psikiyatrist

Jung'un Burghölzli hastanesindeki eğitimini ve Bleuler'in etkisini anlatır.

Psikanaliz Akademisi — M10, Jung'un yolu · 3.104 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Jung 1875'te Kesswil'de doğdu, Basel'de tıp okudu ve Aralık 1900'de Zürih'teki Burghölzli'de asistan hekim olarak işe başladı. Psikiyatrisini Bleuler'in kliniğinde, hastaların sözlerini anlamaya çalışan bir gelenek içinde öğrendi.

Bleuler 1908'de Kraepelin'in seyir öngörüsü taşıyan adını bıraktı, 1911'de şizofreniyi bir tablolar grubu olarak işledi. Temel belirtileri yardımcı belirtilerden ayırdı ve ambivalans ile otizm sözcüklerini psikiyatriye kazandırdı.

Jung'un tezi, Paris'teki Janet kışı, 1905 atamaları ve 1907 kitabı onu Freud'la tanışmadan önce kendi kurumunda bir araştırmacı yaptı. Hayatına dair en çok okunan kitap ise Jaffé'nin derlemesidir ve ihtiyatla okunur.

Bleuler'in koyduğu ad bugün damgalanma nedeniyle bazı ülkelerde değiştirildi; bunun tutumlara etkisi umut verici ama henüz kesinleşmiş değil.

Açılış sahnesi

Adıyaman'daki eğitim ve araştırma hastanesinin bodrum katında, merkezî sterilizasyon ünitesinin kapısı sabah yedide açılıyor. Seher ilk iş gününde önlüğünü giyip içeri girdiğinde Nihat çoktan oradadır: otuz yıldır bu koridorda çalışan, ünitenin kıdemli teknikeri. Seher kalın bir yönerge klasörü bekliyor. Nihat ona bir kurşun kalem ve kareli bir defter uzatıyor.

İlk hafta tek bir cihaza dokunmayacaksın, diyor. Paketlerin üstündeki gösterge şeritlerine bakacaksın. Rengi beklenenden biraz farklı dönen her şeridi deftere yaz; hangi tepside, hangi saatte, kimin hazırladığı pakette. Düzeltmeye kalkma. Önce neden öyle döndüğünü sor.

Seher üçüncü gün sıkılıyor. Dördüncü gün iki şeridin hep aynı köşedeki tepside soluk kaldığını görüyor; beşinci gün bunun yükleme biçimiyle ilgili olabileceğini düşünüyor ve Nihat'a gösteriyor. Nihat ilk kez gülümsüyor. Aylar sonra Seher yükleme düzeni üzerine kendi önerisini yazacak; Nihat önerinin yarısına katılacak, yarısına itiraz edecek.

Seher de Nihat da bu sayfa için düşlenmiş kişiler. Bir kurumun içinde bakmayı öğrenmek ve öğretenle bir gün yolları ayırmak ise yüzyılın başında Zürih'teki bir psikiyatri kliniğinde yaşanmış bir öykünün iskeletidir.

Bu derste ne olacak

Bölüm III burada açılıyor ve Freud'dan sonra psikanalizin en tanınmış ikinci adına, Carl Gustav Jung'a dönüyor. Modül 10 onun yolunu kendi kuramına varana kadar izliyor: deneysel bir başlangıç, Freud'la yakınlık, 1913'teki kopuş ve tartışmalı yıllar. Bir önceki ders bir halkın kimliği sorusunu bir sürgünün belgeleriyle bırakmıştı; bu ders başka bir ülkeye ve başka bir kuşağa geçiyor.

Önce Jung'un tıp eğitimini ve Zürih'e gelişini kuracağız. Sonra onu yetiştiren kliniğe ve klinik başhekimi Eugen Bleuler'e bakacağız; Bleuler'in dementia praecox'u şizofreniye nasıl dönüştürdüğünü okuyacağız. Ardından Jung'un tezini, Paris'teki dönemini ve ilk kitabını sıralayacağız. Usta katmanı iki şeye bakıyor: Jung'un hayatı hakkında en çok okunan kitabın güvenilirliği ve Bleuler'in koyduğu adın bugün neden tartışıldığı.

Sıfır noktası

Burghölzli, Zürih'in eteklerinde, Zürih Üniversitesi'nin psikiyatri kliniği olarak çalışan bir kamu hastanesidir. Yirminci yüzyılın başında burası hem ağır hastaların yattığı bir kurum hem de üniversitenin psikiyatri öğretim yeriydi; başhekim aynı zamanda kürsü profesörüydü.

Okur katmanı için bir dil notu gerekiyor. Dönemin metinleri bu tür kurumlara Almanca "Irrenanstalt" gibi bugün damgalayıcı sayılan adlar verir. Bu derste o sözcükleri yalnız tırnak içinde, tarihsel kayıt olarak anıyoruz; kendi sesimizde "psikiyatri kliniği" ve "hasta" diyoruz. Jung'un, Bleuler'in ya da adı geçen hastaların hiçbirine bugünün terimleriyle tanı koymuyoruz.

Yaygın yanlış"Jung psikanalizi Viyana'da, Freud'un yanında öğrendi."
Doğrusu

Jung'un psikiyatri eğitimi Zürih'te, Burghölzli'de geçti. Freud'un yazılarıyla orada, bir klinik hekimi olarak tanıştı ve onları önce kendi çalışmasının içinde sınadı; Freud'la yüz yüze tanışması daha sonradır ve yakınlıklarının hikâyesi M10-D03'e kalıyor.

Mekanizma

Basel'den Zürih'e

Carl Gustav Jung 26 Temmuz 1875'te İsviçre'nin Thurgau kantonundaki Kesswil'de doğdu. 1895'te Basel Üniversitesi'nde tıp okumaya başladı. Babası ertesi yıl öldü ve aile maddi sıkıntıya düştü; eğitimini akrabalarının desteğiyle sürdürdü.

Psikiyatriyi nasıl seçtiğine dair bilinen anlatı, onun ölümünden sonra yayımlanan anı kitabından gelir. Jaffé'nin derlediği anılarda aktarıldığına göre Jung cerrahiye yönelmeye hazırlanırken Richard von Krafft-Ebing'in psikiyatri ders kitabını okumuş ve kararını o okumada vermiştir. Bu ayrıntının dayanağı yaşlı bir adamın gençliğini anlatışı ve o anlatının sonradan geçirdiği düzenlemelerdir; Usta katmanı bu kitabın neden ihtiyatla okunduğunu gösteriyor.

Aralık 1900'de Jung Zürih'e taşındı ve Burghölzli'de asistan hekim olarak çalışmaya başladı.

Bleuler'in kliniği

Burghölzli'nin başında 1898'den beri Eugen Bleuler vardı. Bleuler daha önce başka bir kamu kliniğini yönetmişti ve hastaların arasında yaşayan, onlarla gün boyu konuşan bir hekim olarak tanınırdı. Psikiyatri tarihi üzerine kısa bir makale onun hastalarının ortamında neredeyse yaşadığını yazar (Ashok, Baugh ve Yeragani, 2012). Bleuler'in yaklaşımında hastanın sözleri, sıradışı da olsa, anlaşılmaya çalışılacak bir malzemeydi.

Klinik bu yüzden Freud'un fikirlerinin bir üniversite psikiyatrisinde denendiği ilk yerlerden oldu. Freud'un rüya ve histeri üzerine yazıları klinikte okunuyordu; Jung'un o yıllardaki yayınları bu okumanın izlerini taşır. Jung 1906'da Freud'u bir Alman psikiyatristin eleştirisine karşı savunan bir yazı yayımladı; bu tartışmayı M01-D06 aktarmıştı. Karl Abraham da o yıllarda Burghölzli'de Bleuler'in yanında çalışan hekimlerdendi; psikanalizle ilk teması orada, Jung'un çevresinde oldu ve Freud'la 1907'de tanıştı. Abraham'ın adı evre kuramına katkısıyla M05-D03'te geçmişti.

Kliniğin deneysel işi de vardı. Jung, Franz Riklin'le birlikte o yıllarda kelime çağrışımı üzerine deneyler yürüttü; deneylerin yöntemini ve onlardan doğan kavramı M10-D02 açıyor.

Dementia praecox'tan şizofreniye

Alman psikiyatrist Emil Kraepelin, 1890'larda ders kitabının birbirini izleyen baskılarında, genç yaşta başlayan ve ona göre giderek ağırlaşan bir hastalık tablosunu dementia praecox adı altında topladı. Adın kendisi bir öngörü taşıyordu: erken başlayan bir zihinsel yıkım.

Bleuler 24 Nisan 1908'de Berlin'de Alman psikiyatristlerin toplantısında, dementia praecox'un gidişatı üzerine bir konuşma yaptı ve orada yeni bir ad önerdi: Schizophrenie. Ad Yunanca yarmak ve zihin anlamındaki sözcüklerden kuruluydu; Bleuler bununla ruhsal işlevlerin birbirinden kopmasını anlatmak istiyordu. Üç yıl sonra, 1911'de, konuyu bütünüyle işleyen monografisi "Dementia praecox oder Gruppe der Schizophrenien" yayımlandı.

Başlıktaki "grup" sözcüğü bir tutumdu. Bleuler tek bir hastalık değil, birbirine benzeyen, nedeni bilinmeyen ve gidişi farklı olabilen tablolar ailesi görüyordu. Kötü gidiş ona göre zorunlu değildi; adın içinden "bunama" sözcüğünü çıkarmak bu yüzden önemliydi.

Bleuler belirtileri iki kata ayırdı. Her hastada bulunduğunu düşündüğü temel belirtiler arasında çağrışımların gevşemesi, duygulanımın bozulması, aynı nesneye karşıt duyguların birlikte yönelmesi ve dış gerçeklikle bağın içe dönük bir düşünce hayatı lehine zayıflaması vardı. Bu son ikisine verdiği adlar, ambivalans ve otizm, Bleuler'in buluşudur; M08-D05 Freud'un 1909 vaka metninde ambivalans sözcüğünü henüz kullanmadığını göstermişti. Bleuler'in otizmi bugün aynı adı taşıyan gelişimsel tanıyla karıştırılmamalı; yüz yıl içinde sözcük bambaşka bir anlama göç etti. Sanrılar ve varsanılar ise ona göre yardımcı belirtilerdi: göze çarpan ama tabloyu tanımlamayan, gelip geçebilen işaretler.

Yaygın yanlış"Şizofreni bölünmüş ya da çoğul kişilik demektir."
Doğrusu

Bleuler'in adındaki bölünme ruhsal işlevlerin, düşüncenin, duygunun ve isteğin birbirinden kopmasını anlatmak için seçilmişti; birden çok kişiliğin bir bedeni paylaşması düşüncesiyle ilgisi yoktu. Bu karışıklık, adın değiştirilmesini tartışan araştırmacıların ölçmek istediği yanlış imgelerden biri.

Bir tez, bir kış, bir kitap

Jung'un doktora tezi "Zur Psychologie und Pathologie sogenannter occulter Phänomene" 1902'de Leipzig'de basıldı. Tez, ispritizma seanslarında transa geçtiği bildirilen genç bir kadının sözlerini ve davranışlarını psikiyatrik bir gözle inceler. Tezde adı verilmeyen bu kadın, tarihçilerin aktardığına göre Jung'un kuzeni Helene Preiswerk'tir. Jung seanslara bizzat katılmıştı. Tezin sorusu, bu olayların gerçekten öteki dünyadan gelip gelmediği değil, bir insan zihninin kendisinden ayrı görünen sesleri nasıl üretebildiğiydi. Preiswerk'in deneyimine bugünün diliyle bir ad vermiyoruz; elimizdeki tek malzeme kuzeninin bir tez için seçtiği kayıtlar.

1902'de Jung klinikten izin alıp bir süre Paris'te kaldı ve Pierre Janet'nin yanında çalıştı. Janet'nin bölünen bilinç üzerine çalışmalarını M01-D02 anlatmıştı; Jung'un tezindeki soru o çizgiye doğrudan bağlanıyordu.

1905'te Jung Burghölzli'de kıdemli hekim oldu ve aynı yıl Zürih Üniversitesi tıp fakültesinde Privatdozent unvanını aldı; bu ücretsiz öğretim unvanının ne anlama geldiğini M01-D03 açıklamıştı. 1907'de ilk kitabı "Über die Psychologie der Dementia praecox" çıktı. Kitap, Bleuler'in klinikte gördüğü tablolara Freud'un kavramlarıyla anlam vermeyi deniyordu; Viyana'da nasıl karşılandığı ve iki adam arasındaki yazışma M10-D03'ün konusu.

Usta katmanı

Jung'un hayatı hakkında en çok okunan kitap, 1962'de Almanca yayımlanan ve bir yıl sonra İngilizceye çevrilen Erinnerungen, Träume, Gedanken'dır; Türkçede Anılar, Düşler, Düşünceler adıyla bilinir. Kitap Jung'un kaleminden çıkmış bir otobiyografi olarak satıldı. Oysa metnin büyük bölümünü Aniela Jaffé, Jung'la yaptığı görüşmelerden yola çıkarak kaleme aldı; yalnız bazı bölümler Jung'un kendi eliyle yazılmıştı. Kitap Jung'un ölümünden sonra, ailesinin ve yayıncıların düzeltmeleriyle basıldı.

Bu, kitabın değersiz olduğu anlamına gelmez; Jung'un yaşlılığında kendi hayatını nasıl anlattığına dair zengin bir kayıttır. Ama Krafft-Ebing sahnesi gibi bir anekdot, olayın kendisinden çok anlatının belgesidir.

Bleuler ile Freud'un yolları da uzun sürmedi. Bleuler 1911'de Uluslararası Psikanaliz Derneği'nden ayrıldı; hareketi fazla dogmatik bulduğu aktarılır. Bu kopuşun psikanalizin üniversite psikiyatrisiyle kısa süren yakınlaşmasını nasıl bitirdiğini Falzeder'in incelemesi üzerinden M01-D08 aktardı. Jung'un Burghölzli'den ayrılışı ve Freud'la ilişkisinin seyri bu modülün sonraki derslerine kalıyor; Burghölzli'de tedavi edilen bir genç kadının, Sabina Spielrein'ın öyküsü de M10-D05'te belgeleriyle anlatılacak.

Bleuler'in koyduğu ad bugün başka bir tartışmanın konusu. Japonya Psikiyatri ve Nöroloji Derneği 2002'de "zihin bölünmesi hastalığı" anlamına gelen eski Japonca adı bıraktı ve "bütünleşme bozukluğu" anlamına gelen tōgō-shitchō-shō adını benimsedi. Değişiklik bir hasta yakınları derneğinin talebiyle başladı.

Damgalamanın nasıl işlediğini ve bir adın bu işleyişte ne kadar pay taşıdığını Terapi tarafında S00-P01-D09 açıyor. ICD-11 ve DSM-5-TR "şizofreni" adını korudu. Tartışma şimdilik bazı ülkelerin kendi dillerinde sonuç verdi.

Yaygın yanlış"Anılar, Düşler, Düşünceler Jung'un kendi yazdığı otobiyografisidir."
Doğrusu

Kitabın büyük kısmını Aniela Jaffé, Jung'la yaptığı görüşmelerden yazdı; metin Jung'un ölümünden sonra başkalarının düzeltmeleriyle basıldı. Görüşme tutanaklarının tamamı ancak yakın zamanda yayımlandı ve basılı kitabın bu malzemenin yarısından azını kullandığını gösterdi.

Yaygın yanlış"Bleuler şizofreniyi dört A ile tanımladı."
Doğrusu

Çağrışım, duygulanım, ambivalans ve otizmi "dört A" diye sıralamak, ders kitaplarında kullanılan bir ezber kolaylığıdır. Bleuler'in temel belirtiler listesi isteğe, eyleme ve kişiliğe dair bozuklukları da kapsıyordu.

Kanıtın sınırı

Bu dersin tarihsel kısmı büyük ölçüde ikincil kaynaklara dayanıyor: genel tarih aktarımları, tarih makalelerinin özetleri ve eserlerin baskı künyeleri. Bleuler'in 1911 monografisindeki belirtilerin dökümü ve Jung'un tezinin içeriği bu kaynakların aktarımıdır. Jung'un gençliğine dair kişisel ayrıntılar, Jaffé'nin derlediği ve tutanaklarla karşılaştırıldığında eksik ve düzeltilmiş olduğu anlaşılan bir kitaptan geliyor; bu yüzden onları anlatı olarak verdik. Bleuler'in katkısının yorumu tarihçiler arasında tartışılıyor ve Maatz ile Hoff'un okuması bu tartışmada bir taraf.

Ad değişikliği araştırmasının da kendi sınırları var. Sato'nun rakamları önce-sonra karşılaştırmasıdır ve aynı yıllarda değişen tedavi yönergelerinin etkisini ayıramaz. Yamaguchi ve arkadaşlarının derlemesi çalışmaların çoğunda yanlılık riski buldu ve bulguları oy sayımıyla birleştirdi. Bulguların büyük kısmı Doğu Asya'dan geliyor; aynı değişikliğin başka dillerde ve kültürlerde benzer sonuç verip vermeyeceği bilinmiyor. Hastaların kendi yaşadığı damgalanmanın ad değişikliğiyle ne kadar değiştiği ise en az çalışılmış soru olarak duruyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Jung 1875'te Kesswil'de doğdu, Basel'de tıp okudu ve Aralık 1900'de Zürih'teki Burghölzli'de asistan hekim olarak işe başladı. Psikiyatrisini Bleuler'in kliniğinde, hastaların sözlerini anlamaya çalışan bir gelenek içinde öğrendi.

Bleuler 1908'de Kraepelin'in seyir öngörüsü taşıyan adını bıraktı, 1911'de şizofreniyi bir tablolar grubu olarak işledi. Temel belirtileri yardımcı belirtilerden ayırdı ve ambivalans ile otizm sözcüklerini psikiyatriye kazandırdı.

Jung'un tezi, Paris'teki Janet kışı, 1905 atamaları ve 1907 kitabı onu Freud'la tanışmadan önce kendi kurumunda bir araştırmacı yaptı. Hayatına dair en çok okunan kitap ise Jaffé'nin derlemesidir ve ihtiyatla okunur.

Bleuler'in koyduğu ad bugün damgalanma nedeniyle bazı ülkelerde değiştirildi; bunun tutumlara etkisi umut verici ama henüz kesinleşmiş değil.

Sonraki derse köprü

Burghölzli'nin laboratuvarında Jung ve Riklin deneklere tek tek sözcükler okuyor, cevap gelene kadar geçen süreyi ölçüyordu. Bazı sözcüklerde cevap gecikiyor, takılıyor ya da tuhaflaşıyordu. Kelime çağrışım deneyi, bu takılmaların rastlantı olmadığını ve arkalarında duygu yüklü bir düşünce kümesi bulunduğunu öne sürmek için kuruldu; Jung bu kümeye bir ad verdi. M10-D02 deneyin nasıl yapıldığını, bu adın nereden geldiğini ve kronometreyle ölçülen bir gecikmenin ne kadarını taşıyabileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.