M08-D08
Vakaların ardından: ne kaldı
Beş vakanın kurama kattığını ve sonradan ortaya çıkan belgelerin bu katkıyı nasıl sınırladığını özetler.
Psikanaliz Akademisi — M08, Beş büyük vaka · 3.103 kelime · 18 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş uzun vaka psikanalize aktarımı, çocukluk kuramının bir çocukta görüldüğü iddiasını, sevgi ile nefretin aynı kişide buluşmasını, sanrıyı bir yeniden bağlanma çabası olarak okumayı ve çocukluğun en erken yaşantısına dair iki kavramı bıraktı. Bu kavramların vakalardan aldığı bir kökendir; geçerlilikleri başka yöntemlerle tartıldı ve tartılmaya devam ediyor.
Sonradan gelen belgeler en çok iyileşme iddialarını ve tedavilerin süresini kırptı, hastaların sesini metne geri getirdi. Freud'un önerdiği teknikle uyguladığı teknik arasındaki fark, vakalardaki sonuçları belirli bir yönteme bağlamayı da zorlaştırıyor.
Vakalar bugün en çok bir disiplinin bakışını öğreten örnekler olarak yaşıyor. Hatice'nin defterindeki gibi, fırçanın tuttuğu yer ile "özgün" diye yazılan yer ayrı sayfalarda tutulduğunda bilanço okunur hâle geliyor.
Açılış sahnesi
Sakarya'nın Taraklı ilçesinde, çarşının üstündeki yamaçta eski bir konağın ikinci katı. Hatice otuz yıl kalem işi ustalığı yaptı; tavanlara, dolap kapaklarına, ocak yaşmaklarına çiçek ve kıvrım dal boyadı. Şimdi emekli. Bir zamanlar yanında fırça yıkayan Kenan belediyenin tescilli yapılar biriminde rölöve teknikeri olmuş ve Hatice'nin 1990'larda elden geçirdiği beş tavanın dosyasını getirmiş.
"Senin defterini de koydum," diyor Kenan. "Her tavana ne yazdıysan. Yanına da sonraki raporları."
Hatice ilk dosyayı açıyor. Kendi el yazısı: "Özgün desen tamamlandı." Altında yeni bir rapor: tavan geçen yıl temizlenmiş, Hatice'nin boyasının altından başka bir kıvrım çıkmış. "Ben eksik yeri komşu konaktan bildiğim desenle doldurmuşum," diyor. "Özgün sandım."
İkinci dosyada tavanın sahibi yazmış: Hatice'nin açtığı göbek deseni yıllar içinde ilçenin kartpostallarına girmiş, şimdi yeni yapılan evlerde bile o göbek boyanıyormuş. Üçüncüde Hatice tavanı hiç görmemiş, yalnız eski bir fotoğraftan çalışmış. Dördüncüde kendi notu bile eksik.
"Hangisi tuttu, hangisi tutmadı, böyle bakınca karışıyor," diyor Kenan.
Hatice defteri kapatıyor. "Fırçam tuttu. Bazı adlarım tuttu. 'Özgün' dediğim yerlerin yarısı benim aklımdan çıkmış. İkisini ayrı yaz."
Konak, defter ve beş tavan bu sayfada uyduruldu; beş eski işin yıllar sonra yeni belgelerin yanında yeniden tartılması ise bu modülün bütün yürüyüşünü özetliyor.
Bu derste ne olacak
Modül 8 beş vakayı tek tek okudu: Dora (M08-D02, eleştirileriyle M08-D03), Küçük Hans (M08-D04), Sıçan Adam (M08-D05), Schreber (M08-D06) ve Kurt Adam (M08-D07). Her derste iki ses yan yana durdu: hekimin yazdığı ve yıllar sonra arşivden çıkan. M08-D01'in aracı, yani bir vakanın neyi gösterip neyi gösteremeyeceği ayrımı, her seferinde yeniden kullanıldı.
Bu ders hesabı kapatıyor. Önce vakaların kurama ne kattığını, sonra belgelerin bu katkıyı nerede kırptığını topluyoruz. Ardından iki yeni kaynağa bakıyoruz: Freud'un önerdiği yöntemle uyguladığı yöntem arasındaki farkı ölçen bir tarih çalışması ve uzun vaka öyküsünün bir tür olarak ne işe yaradığını soran bir makale. Usta katmanında bu bilançoyu kimin, hangi gözle çıkardığını tartışıyoruz.
Sıfır noktası
Beş vaka 1905 ile 1918 arasında yayımlandı ve hepsi uzun metinlerdir. Freud kısa klinik örnekleri neredeyse her kitabında kullandı; bu beşi ise tek bir hastaya onlarca sayfa ayırır, öyküyü, yorumu ve kuramı aynı metinde örer.
Bu türün bilançosu tek bir sütunla çıkarılamaz. Bir vaka bir kavramı ilk kez görünür kılmış, aynı vakanın iyileşme iddiası ise sonradan çökmüş olabilir. Hatice'nin "ikisini ayrı yaz" demesi bunun için.
Yaygın yanlış"Vakalar ya kuramı kanıtladı ya da tamamen çöktü."
Bilanço iki seçenekten ibaret çıkmıyor. Bir vakada doğan bir klinik kavram sonraki araştırmalarda kısmen desteklenebilir, aynı vakanın iyileşme iddiası ise belgelerle zayıflayabilir. Katkı ile sınır ayrı hesaplarda tutulur.
Mekanizma
Her vakanın bıraktığı
Dora'dan kalan en kalıcı şey bir kavramdır. Hekime yönelen duygular, 1905 sonsözünde tedavinin hem engeli hem aracı olarak öne çıktı (M08-D02). Beşinin içinde tedaviyi hastanın kendisinin bitirdiği tek vaka da budur: kalıcı katkı bir başarıdan çıkmadı, Freud'un bir ayrılığı anlamaya çalışmasından çıktı.
Küçük Hans'ın kattığı şey bir iddiadır. Freud 1909'da yetişkinlerden geriye doğru çıkardığı çocukluk tablosunu canlı bir çocukta yakaladığını ileri sürdü (M08-D04). Dayanağın bir babanın soruları ve notları olması ise vakanın kalıcı sınırı olarak kaldı: beş vaka içinde hastanın sesine bir başka yetişkinin kaleminden ulaştığımız tek metin.
Sıçan Adam iki kavram bıraktı: tek bir insana bağlanan sevgi ve nefretin kavgası ve düşüncenin dünyayı etkileyeceği inancı (M08-D05). Bu vaka M08-D01'in istediği karşılaştırmayı yapmaya izin veren tek vakadır: seansın akşamki kaydı ile yayımlanan sayfa yan yana konabiliyor.
Schreber'den kalan, paranoyayı bir savunma, sanrıyı da kopan bağları yeniden kurma çabası olarak okuyan bakıştır (M08-D06). Burada katkının kaynağı bir tedavi bile sayılmaz: Freud hastayla hiç konuşmadı, onun kitabını okudu.
Kurt Adam'dan kalan, Freud'un çocukluğun en erken yaşantısını yetişkin belirtiye bağlayan iki kavramıdır: ilkel sahne ve sonradan etki. İkisini de M08-D07 tanımladı. Beşinin içinde hastanın Freud'un yorumlarına yaşlılığında kendi sesiyle cevap verdiği tek vaka da budur.
Belgelerin kırptığı
Her vakanın ardından gelen belge modülün önceki derslerinde ayrıntısıyla okundu. Felix Deutsch'un 1957 notu Dora'nın kimliğini açtı, ama kendi portresi de sorgulandı; Hannah Decker'in 1991 kitabı aileyi yüzyıl dönümü Viyana'sına yerleştirdi; Patrick Mahony metnin içindeki tarih hatalarını tek tek gösterdi. Herbert Graf 1972'de çocukluk analizini neredeyse hiç hatırlamadığını söyledi. 1955'te yayımlanan süreç notları ve Mahony'nin 1986 incelemesi Sıçan Adam'da tedavinin süresinin ve iyileşme iddiasının abartıldığını gösterdi. Niederland ve Schatzman Schreber'in babasının eğitim kitaplarını öne çıkardı; Israëls ile Lothane ise o yorumu da tartışmaya açtı. Karin Obholzer'in 1980'de yayımlanan kitabı ise Kurt Adam'ın kendi tanıklığını getirdi.
Bu belgeleri bir arada tartan girişimlerden biri bir bilim tarihçisinden geldi.
Tarihçi Frank Sulloway 1991'de Isis dergisinde Freud'un vaka öykülerini psikanalizin toplumsal olarak kuruluşu açısından yeniden değerlendirdi. Aynı yıl Amerikan Bilimi İlerletme Derneği toplantısındaki konuşmasını aktaran bir gazete haberine göre Sulloway, ele aldığı altı vakadan birinde hastanın tedaviyi tiksinti içinde bıraktığını, ikisinin Freud tarafından tedavi edilmediğini, birinde de gerçek bir terapi yapılmadığını söyledi. Bu bir basın aktarımıdır ve ayrıntısı makalenin kendisiyle karşılaştırılmadan kesin sayılmamalıdır.
Modülün okuru bu sayımın bir kısmını zaten tanıyor: Hans'ın tedavisini babası yürüttü, Schreber hiç görülmedi. Sulloway'in yaptığı, bu bilinen gerçekleri tek tek başarı iddiasının karşısına koymaktır. Başarı iddiası bu karşılaştırmada gerçekten zayıf kalır.
İkinci bir hat, vakaların ünlü beşini aşıp Freud'un hastalarının hepsine bakmayı dener.
Yaygın yanlış"Hastaların sonraki hayatları kötü geçtiyse Freud'un tedavisi bunun nedenidir."
Bir tedaviden yıllar sonraki hayat, savaşlardan, göçlerden, kayıplardan ve hastalıklardan geçer. Sonraki belgeler iyileşme iddialarını zayıflatabilir; ama tedavinin sonraki talihsizliklere yol açtığını göstermek için de bir karşılaştırma gerekir. İyileşmeyi göstermek için gereken titizlik, zararı göstermek için de gerekir.
Önerilen yöntem, uygulanan yöntem
Bilançonun bir kalemi yöntemin kendisinden geliyor. Freud'un yazdığı teknik öneriler, analistin kendini hastaya açmamasını, taraf tutmamasını ve hastanın sırrını korumasını ister. Vakalar okura bu yöntemle yürütülmüş tedaviler olarak sunulur.
Bu bulgu beş vakayı doğrudan sınamaz; incelenen dönem çoğunlukla onlardan sonradır. Ama bilançoya bir satır ekler: Vakalar okura "bu yöntemle şu sonuç alındı" der; yöntemin kendisi ise sayfada anlatıldığı gibi uygulanmamış olabilir. Bir sonucu bir yönteme bağlamanın ön koşulu, yöntemin ne olduğunu bilmektir.
Kalanlar: kavramlar ve bir anlatı geleneği
Bilançonun öteki sütunu da boş değil. Beş vakadan klinik dile kalıcı olarak girmiş kavramlar var. Aktarım bugün psikodinamik terapinin merkezi kavramıdır ve kime ne ölçüde yaradığı sistematik olarak sınandı (Høglend çalışmaları M08-D02'de). Sevgi ile nefretin aynı kişiye yönelmesi fikri, Freud'un sonraki yazılarında bir ad kazandı. Düşüncenin dünyayı etkileyeceği inancı, bilişsel araştırmada ölçülebilir bir eğilime çevrildi. Sanrının yalnız bozulma değil bir anlam kurma çabası da olabileceği düşüncesi, psikoz yaşayan insanlarla konuşan klinisyenlerin dilinde yaşıyor. Bu kavramların her biri vakadan bağımsız olarak, başka yöntemlerle tartıldı ya da tartılmayı bekliyor; vakadan aldıkları bir köken, kanıtları değil.
Vakaların bıraktığı ikinci şey bir yazı biçimidir. Bu biçimin işlevini bir tarih makalesi doğrudan sordu.
Bu iki terim beş vakanın neden hâlâ okunduğunu açıklıyor. Bir psikanalist adayı Dora'yı okurken aktarımın kanıtını aramaz; aktarımın bir odada nasıl görülebileceğini, nasıl gözden kaçabileceğini öğrenir. Bu, bir kanıt sorusundan farklı bir değerdir ve M08-D01'deki ayrım burada da işler.
Yaygın yanlış"Bir vaka hâlâ okutuluyorsa doğruluğu kanıtlanmış demektir."
Vakalar disiplinde bir bakışı öğrettikleri için okutulur. Bir hukuk kararının ya da bir klinik öykünün öğretimde yaşaması, anlattığı olayın doğruluğu hakkında bilgi vermez; öğretmenin işlevi ile kanıtın işlevi ayrı tutulur.
Usta katmanı
Bu bilançoyu kimin çıkardığı sonucu etkiliyor. 1970'lerden bu yana vakaları belgelerle yeniden okuyan tarihçilerin önemli bir kısmı Freud'a eleştirel bakan yazarlardır; M02-D03 bu akıma bir ad vermişti. Onların sorusu büyük ölçüde "Freud ne iddia etti ve belgeler bunu destekliyor mu?" sorusudur. Bu soruya verilen cevap, özellikle iyileşme iddiaları için, ağır biçimde olumsuzdur ve modülün beş dersi bunu ayrı ayrı gösterdi.
Başka bir okur grubu aynı vakalara başka bir soru sorar: Bu metinler bir disiplinin dikkatini nasıl biçimlendirdi? Sealey'nin makalesi bu ikinci gruba yakındır. Bu soruya verilen cevap daha karışıktır: Vakalar bir dil, bir dizi kavram ve bir okuma alışkanlığı bıraktı; ama bu mirasın bir kısmı, vakaların kanıt gibi okunmasının yarattığı aşırı güvendir.
İki okur grubu çoğu zaman birbirine karşı yazar, ama sorularının farklı olduğunu kabul edenler ortak bir zemin bulabilir. Kurt Adam'ın yaşlılığındaki tanıklığı gibi belgeler bu zemini hem besler hem karmaşıklaştırır: hastanın sesi Freud'un anlatısına itiraz eder, ama o ses de yıllar sonra, kendi koşullarında konuşan bir yaşlı adamın sesidir. M08-D01'in uyardığı gibi ikinci bir anlatıcı, birinciyi silmez; birlikte okunur.
Kanıtın sınırı
Bu dersin bilançosu da bir seçime dayanıyor. Sulloway'in değerlendirmesi makalenin künyesine ve aynı yıl basında çıkan bir konuşma aktarımına dayanıyor; sayımının ayrıntısı tartışmaya açık. Borch-Jacobsen'in otuz sekiz portresine dair bilgi yayıncı tanıtımına ve bir değerlendirmeye dayanıyor; hangi hastanın bilgisi arşivde kaldıysa portresi ona göre kuruldu ve günümüze ulaşmayan hayatlar bu tablonun dışında. Lynn ve Vaillant'ın 43 vakası çoğunlukla anılara ve mektuplara dayanır ve beş ünlü vakadan sonraki dönemi kapsar; beş vakaya genellenmesi doğrudan değildir. Sealey'nin yorumu ise bir tarih argümanıdır, ölçüm değildir. Freud'un yayımlamadığı tedavilerin neye benzediği bugün de büyük ölçüde bilinmiyor. Vakaların kavramlarının farklı kültürlerde, Viyana'nın orta sınıf hastalarından uzak insanlarda ne ölçüde geçerli olduğu da ayrı ayrı sınanması gereken bir sorudur; beş metnin hiçbiri bu genellemeyi taşıyamaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş uzun vaka psikanalize aktarımı, çocukluk kuramının bir çocukta görüldüğü iddiasını, sevgi ile nefretin aynı kişide buluşmasını, sanrıyı bir yeniden bağlanma çabası olarak okumayı ve çocukluğun en erken yaşantısına dair iki kavramı bıraktı. Bu kavramların vakalardan aldığı bir kökendir; geçerlilikleri başka yöntemlerle tartıldı ve tartılmaya devam ediyor.
Sonradan gelen belgeler en çok iyileşme iddialarını ve tedavilerin süresini kırptı, hastaların sesini metne geri getirdi. Freud'un önerdiği teknikle uyguladığı teknik arasındaki fark, vakalardaki sonuçları belirli bir yönteme bağlamayı da zorlaştırıyor.
Vakalar bugün en çok bir disiplinin bakışını öğreten örnekler olarak yaşıyor. Hatice'nin defterindeki gibi, fırçanın tuttuğu yer ile "özgün" diye yazılan yer ayrı sayfalarda tutulduğunda bilanço okunur hâle geliyor.
Sonraki derse köprü
Bu modülde her vakanın karşısında sorgulanabilecek bir hasta, bir not ya da bir tanık vardı. Freud kliniğin kavramlarını kısa süre sonra bambaşka bir alana taşıdı. Sıçan Adam'da adını koyduğu düşüncenin gücüne inanmayı ve sevgi ile nefretin bir aradalığını, 1913'te dinin ve ahlakın kökenini açıklamak için kullandı; bu kez ortada konuşan bir hasta yoktu, yalnız tarih öncesine dair bir varsayım vardı: bir ilk babanın öldürülmesi ve ardından gelen bir totem yemeği. M09-D01, Totem ve Tabu'nun bu varsayımını ve antropologların ona yönelttiği itirazları ele alıyor; tanığı olmayan bir öykünün neyi taşıyabileceği sorusu orada yeni bir biçim alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.