M08-D03
Dora'yı yeniden okumak
Dora vakasına yöneltilen feminist ve tarihsel eleştirileri aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M08, Beş büyük vaka · 3.066 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dora metni 1970'lerden itibaren iki yönden yeniden okundu: feminist ve psikanalitik okurlar metnin kendi cümlelerini sorguladı, tarihçiler metnin dışından belge getirdi.
Hastanın itirazını bastırmanın ölçüsü sayan kural feminist okumanın merkezine oturdu; Cixous ile Clément ona farklı cevaplar verdi. Erikson ergen bir kızın sadakat talebini öne çıkardı.
Deutsch hastanın kimliğini açıkladı ama kendi portresi sorgulandı. Decker aileyi Viyana'nın Yahudi orta sınıfına yerleştirdi, Mahony Freud'un tarih ve yaş tutarsızlıklarını sıraladı.
Freud'un on dört yaş sahnesini okuyuşu bugünün ölçütüyle savunulamaz; bu yargı onun hekimliğine yöneliktir. Aktarım kavramının geçerliliği ise başka yöntemlerle sınanır.
Açılış sahnesi
Yozgat'ta, Çapanoğlu Camii'nin arkasındaki eski evin tavan arası. Halaları öleli kırk gün oldu ve ev satılacak. Gülşen bir eczanede teknisyen; Recep sanayide kaporta ustası. Tozlu bir sandığın dibinden, kurdeleyle bağlanmış bir deste mektup çıkıyor.
Bu ailede babaannelerinin hikâyesini herkes bilir. On beş yaşında nişanlanmış, nişan yüzüğünü bir gece babasının önüne koyup "Ben bu eve gitmem" demiş. Düğünlerde amcalar bunu gülerek anlatır: "İnatçı kızdı, dediğim dedik." Nişan bozulmuş, iki aile yıllarca küsmüş.
Gülşen mektuplardan birini ışığa tutuyor. Babaanneleri onu elli yıl sonra kız kardeşine yazmış. "Kimse bana sormadı," diye okuyor yüksek sesle. "Babam o adamın babasına borçluydu. Yüzüğü koyduğum gece babamın gözüne bakamadım, ama korkumu da kimseye diyemedim."
Recep mektubu bir daha okuyor. "Babam bunu hiç böyle anlatmadı."
"Babam onu kendi babasından dinlemiş," diyor Gülşen. "Bunu ise kendi eliyle yazmış."
Recep bir süre mektuba bakıyor. "Yine de elli yıl sonra yazmış. O da kendi hikâyesini anlatıyor."
Tavan arası da sandık da mektup da bu sayfada icat edildi; bir genç kızın "hayır"ının yıllar sonra başka bir gözle okunmasının gerçek örneği ise psikanalizin en çok tartışılan metninde duruyor.
Bu derste ne olacak
M08-D02 Dora'yı Freud'un anlattığı biçimiyle okudu ve tedavinin yarıda kalışını Freud'un kendi açıklamasıyla bıraktı. Bu ders aynı metni sonraki okurların gözünden okuyor: neyi gördüler, sonsöze ne karşılık verdiler ve bu okumaların hangisi yeni bir belgeye dayanıyor.
Önce feminist okumaları izleyeceğiz, sonra psikanalizin kendi içinden gelen ve hekimin tepkisine, ergenliğe bakan okumayı. Üçüncü durak tarihçiler: hastanın kimliği, ailesi ve Viyana'sı. Usta katmanında bugünün klinik gözünün on dört yaşındaki olayı nasıl adlandırdığını ve bunun Freud'un kavramına ne yaptığını tartacağız.
Sıfır noktası
Bir metni yeniden okumak, ona yeni bir soru sormaktır. Freud'un sorusu bir histerinin yapısıydı. Sonraki okurlar aynı sayfalara başka sorular getirdi: Kimin sözü yorumlandı, kimin sözü olduğu gibi alındı? Hekim kendi tepkisini nereye koydu? On sekiz yaşındaki bir kızın hangi şehirde, hangi sınıfta, hangi ailede yaşadığı metne ne kadar girdi?
Bu soruların bir kısmı metnin içinden sorulur, bir kısmı dışarıdan gelen belgelerle.
Yaygın yanlış"Dora'ya yöneltilen eleştiriler, vaka hakkında sonradan bulunan yeni belgelere dayanır."
Eleştirilerin çoğu Freud'un 1905 metninin kendisini yeniden okur; yeni belge getiren çalışmalar azınlıktadır. Hangisinin metin yorumu, hangisinin arşiv bulgusu olduğunu ayırmak, eleştirinin ne kadar yük taşıyabileceğini de belirler.
Mekanizma
"Hayır"ın okunuşu
Feminist okurların en sık döndüğü yer, Freud'un hastanın itirazına ne yaptığıdır. Vaka metninin birinci bölümünde Freud, Dora'ya bastırılmış bir düşünceyi ilk kez sunduğunda en kesin itirazla karşılaştığını yazar ve bu itirazı bir genel kurala bağlar.
Aynı mantık sonsözde bir kez daha görünür. Freud orada, göl kıyısındaki tokadın Dora'nın son sözü olmadığını, Bay K. bu ilk reddi duymazdan gelip ısrar etseydi sonucun başka olabileceğini düşünür; hemen ardından bunun hiçbir zaman hesaplanamayacağını ekler. Feminist okurlar bu iki pasajı yan yana koyup aynı soruyu sordu: Bir genç kızın reddini arzunun işareti sayan bir yorum, hekimi kimin yanına yerleştirir?
Hélène Cixous ile Catherine Clément'in 1975'te birlikte yayımladığı La Jeune Née (Yeni doğan kadın) kitabı, Dora üzerine bir tartışma içerir; Cixous bir yıl sonra vakayı sahneye taşıdı.
Feminist okuma demek ki ilk gününden tek bir hüküm vermedi: Dora bir yanda direnişin simgesi, öte yanda direnmenin bile hastalığa sıkıştırıldığı bir düzenin örneği oldu.
Hekimin tepkisi ve kayıp ses
Psikanalizin kendi içinde de Dora aynı yıllarda yeniden açılıyordu.
Karşıaktarım kavramı Terapi tarafında, S02-P02-D07'de ayrıntısıyla işlendi. Dora okurları o kavramı Freud'un kendi metnine çevirdi: Freud hastanın ayrılışını açıklarken kendi kırgınlığını, sabırsızlığını ya da yorumlarındaki ısrarı aynı titizlikle incelemedi. Bu boşluğu en erken adlandıranlardan biri Erik Erikson oldu. Jennings'in aktardığına göre Erikson, 1962'de Amerikan psikanaliz derneğinin dergisinde yayımlanan "Reality and Actuality" konuşmasında, Freud'un Dora'nın ergenliğe özgü kaygılarını anlamadığını savundu. Erikson'a göre genç kızın talebi bir sadakat talebiydi: babası, annesi, Bay K. ve Bayan K.'nin aldatmaları ve ikiyüzlülükleri karşısında kendi gördüğünün doğrulanmasını istiyordu; yetişkinler arasındaki bir pazarlığın nesnesi yapılmasına duyduğu öfke ise Freud'un yorumlarında yer bulmadı.
Freud bir boşluğu kendisi de kabul etmişti. Sonsözdeki bir dipnotta teknik hatasının, Dora'nın Bayan K.'ye duyduğu bağlılığı zamanında tahmin edip hastaya söylememek olduğunu yazar. Feminist ve Lacancı okurlar bu dipnotu, metnin merkezine yerleştirilen erkekler zincirinin dışında kalan bir ilişkinin işareti olarak okudu.
Bu okumaların bir kısmı tek bir ciltte toplandı.
Bu okumaların ortak bir noktası var: hepsi hastanın sesinin metinde yokluğundan yola çıkar. Terapi tarafında S02-P02-D11'de adı konan epistemik adaletsizlik, bu yokluğa bugünden verilmiş bir addır: bir kişinin söylediğinin, taşıdığı konum yüzünden baştan daha az itibar görmesi.
Belgeler: kimlik, aile, Viyana
Tarihçiler iç eleştiriden dış eleştiriye geçti; ilk adım ise bir psikanalistten geldi. M08-D01'in andığı gibi hastanın kimliği Felix Deutsch'un 1957 tarihli kısa yazısıyla duyuldu. Deutsch, 1920'lerin başında bir hekimin çağrısıyla yatağa düşmüş orta yaşlı bir kadını görmüş ve konuşmalarından onun Freud'un hastası olduğunu çıkarmıştı. Yazının ikinci bir yüzü de var: Deutsch yetişkin Ida Bauer'i çok olumsuz bir dille betimler ve bu betimlemenin bir kısmını tek bir tanığın sözüne dayandırır. Jennings'in taramasına göre sonraki araştırmacılar, Deutsch'un Freud'a bağlılığının bu sert portreyi beslediğini ve klinik izlenimlerini Freud'un anlatısıyla uyumlu kılmak için çaba gösterdiğini savundu. Bu ders o betimlemeyi aktarmıyor ve Ida Bauer hakkında ruhsal bir yargı kurmuyor.
Tarihçi Hannah Decker'in 1991'de yayımlanan Freud, Dora, and Vienna 1900 kitabı vakayı ait olduğu şehre geri koydu. Decker, Bauer ailesini yüzyıl dönümü Viyana'sının Yahudi üst orta sınıfı içinde, antisemitizmin ve histeri tedavisinin tarihiyle birlikte anlattı. Jennings'in özetine göre Decker, hastanın Freud'a gelmeden önce birçok hekimden elektrik ve su tedavileri gördüğünü, yeni tedaviye düşük bir beklenti ve hekimlere karşı derin bir güvensizlikle başladığını gösterdi. Ailenin bir başka üyesi bu bağlamı görünür kılar: Dora'nın bir yaş büyük ağabeyi Otto Bauer, Avusturya sosyal demokrasisinin önde gelen kuramcısı ve Birinci Cumhuriyet'in dışişleri bakanı oldu. Ida Bauer'in sonraki hayatına dair bilinenler de bu çalışmalardan gelir: Mahony'nin sözlük maddesine göre 1930'larda Viyana'da Bayan K.'nin gerçek kişisiyle birlikte briç oynadı, ağabeyinin siyasi kimliği yüzünden 1930'ların sonunda tehlikeye düştü, önce Paris'e sonra New York'a göç etti ve 1945'te orada öldü.
Patrick Mahony'nin 1996 tarihli Freud's Dora kitabı metne hem tarihçi hem filolog gözüyle baktı.
Usta katmanı
On dört yaş sahnesine bugünün gözüyle bakan okuma, bütün bu eleştirilerin en kısa olanıdır. M08-D02 olayın bugünkü adını koydu ve bu ders o adı açıkça sürdürüyor: on dört yaşında bir kızın, kendisini istismara kalkışan bir yetişkine duyduğu tiksintiyi histerinin işareti saymak, hiçbir kuramla savunulamaz.
Ardından gelen soru daha zordur: Dora'da bu kadar ağır bir okuma hatası yapılmışsa, aynı vakanın sonsözünde biçim alan aktarım kavramı da geçersiz mi? İki doğru birlikte söylenebilir. Freud genç bir kızın gördüğünü küçümsedi, itirazını bir kurala bağlayıp geçti ve kendi tepkisini incelemedi. Aynı metin, hastanın hekimle kurduğu ilişkinin tedavinin malzemesi olabileceğini psikanaliz tarihinde ilk kez bu kadar açık yazdı. Birinci doğru Freud'un hekimliğini yargılar; ikincisinin geçerliliği ise başka yerde, aktarımla çalışmayı sınayan araştırmalarda ölçülür. M08-D02 o araştırmanın bir örneğini gösterdi. Dora canlanmasının kendisi de bu iki doğrunun birlikte işlediğini gösterir: Freud'u en sert eleştiren psikanalistler eleştirilerini karşıaktarım kavramıyla, aktarım fikrinden doğan bir araçla kurdular.
Yaygın yanlış"Feminist okurlar Dora'yı ortak bir sesle kahraman ilan etti."
Daha ilk tartışmada Cixous ile Clément ayrıldı: Cixous hastanın sessizliğinde bir protesto gördü, Clément histeriyi bir direniş saymayıp bir toplumun kadını kurban ettiği bir tepki olarak okudu. 1985 derlemesindeki yazılar da birbirinden farklı sonuçlara varır.
Yaygın yanlış"Hastanın gerçek kimliği ortaya çıkınca Freud'un anlatısı çürütülmüş oldu."
Kimliği açıklayan 1957 yazısı Freud'u desteklemek amacıyla yazılmıştı ve sonradan kendi güvenilirliği sorgulandı. Sonraki belgeler anlatının bazı ayrıntılarını düzeltti ve bağlamını genişletti; Freud'un anlattığı ilişkilerin ana hatlarını ise çoğu araştırmacı kabul eder.
Yaygın yanlış"Bir vakada hasta ağır biçimde yanlış anlaşıldıysa, o vakadan doğan kavram da çöpe gider."
Bir kavramın doğduğu yer ile geçerliliğinin sınandığı yer aynı değildir. Dora sonsözündeki aktarım fikri sonraki yüzyılda başka yöntemlerle sınandı; vakadaki hatalar bu sınamanın sonucunu belirlemez, ama kavramın hangi koşullarda körleşebileceğini gösterir.
Kanıtın sınırı
Dora'yı yeniden okuyanların çoğu, Freud'un okuduğu metnin aynısını okudu. Cixous'nun, Clément'in, Erikson'un ve 1985 derlemesindeki yazarların büyük kısmının malzemesi 1905 metnidir; bu okumalar bir karşı okumadır ve güçleri metnin kendi çelişkilerini göstermekte yatar. Kimin yorumunun daha doğru olduğu sorusuna yeni bir belge getirmezler, bu yüzden birbirleriyle de tartışırlar. Dış belgeye dayananlar azdır: Deutsch'un tanıklığı, Decker'in arşiv ve bağlam araştırması, Mahony'nin mektuplarla yaptığı tarih karşılaştırması; ilki kendi önyargısı yüzünden sorgulanır. Asıl sınır ise değişmedi: tedaviye dair hastanın kendi kaleminden bir anlatı bize ulaşmadı. Ida Bauer'in ne düşündüğünü Freud'un, Deutsch'un ve tarihçilerin aktarımından okuyoruz. Bugünün çocuk koruma ölçütüyle yapılan okuma ise bir ahlaki ve hukuki adlandırmadır; Ida Bauer'in iç dünyası hakkında bir bilgi değildir ve ona sonradan bir tanı koymaya izin vermez.
Kendin dene
Aklında kalsın
Dora metni 1970'lerden itibaren iki yönden yeniden okundu: feminist ve psikanalitik okurlar metnin kendi cümlelerini sorguladı, tarihçiler metnin dışından belge getirdi.
Hastanın itirazını bastırmanın ölçüsü sayan kural feminist okumanın merkezine oturdu; Cixous ile Clément ona farklı cevaplar verdi. Erikson ergen bir kızın sadakat talebini öne çıkardı.
Deutsch hastanın kimliğini açıkladı ama kendi portresi sorgulandı. Decker aileyi Viyana'nın Yahudi orta sınıfına yerleştirdi, Mahony Freud'un tarih ve yaş tutarsızlıklarını sıraladı.
Freud'un on dört yaş sahnesini okuyuşu bugünün ölçütüyle savunulamaz; bu yargı onun hekimliğine yöneliktir. Aktarım kavramının geçerliliği ise başka yöntemlerle sınanır.
Sonraki derse köprü
Dora'da hasta on sekiz yaşındaydı ve hekimin karşısında kendi sözleriyle oturuyordu; buna rağmen sesi metinden silindi. Modülün bir sonraki vakasında hasta beş yaşındaki bir oğlan. Küçük Hans'ın atlardan korkusunu Freud, Oidipus kuramını çocuğun kendisinde gösteren bir belge olarak okudu. Bu derste sorduğumuz soru, kimin sözünün yorumlandığı ve kimin aracılığıyla aktarıldığı, orada daha da keskinleşiyor; M08-D04 o fobinin açıklanışını ve bu açıklamanın neyi kanıtlayabildiğini tartacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.