İçeriğe geç

M08-D01

Vaka öyküsü bir kanıt türü olarak

Klinik vaka öyküsünün neyi gösterebileceğini ve neyi gösteremeyeceğini tartışır.

Psikanaliz Akademisi — M08, Beş büyük vaka · 3.166 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S11-P01-D07

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir vaka öyküsü, bir şeyin olabildiğini gösterir, yeni bir kavramı görünür kılar, bir süreci içeriden tarif eder ve bir genellemeyi tek başına bozabilir. Neyin neye yol açtığını, ne kadar yaygın olduğunu ve bir tedavinin ortalamada işe yarayıp yaramadığını ise gösteremez.

Freud 1912'de seanslarda not almamayı önerdiğini, örneklerini akşam hafızadan yazdığını ve kelimesi kelimesine tutanakları görünüşte bir kesinlik saydığını açıkça söyledi. Yayımlanmış vakaları okurken karşındaki metin, hekimin belleğinden ve kuramından geçmiş bir anlatıdır.

Dora, Küçük Hans, Sıçan Adam, Schreber ve Kurt Adam'ın her birinin yanına sonradan ikinci bir anlatıcı geldi: bir kimlik açıklaması, bir söyleşi, hekimin kendi notları, bir babanın kitapları, hastanın kendi itirazı. Modül bu iki sesi her vakada yan yana dinleyecek.

Açılış sahnesi

Niğde'de, eski çarşının arkasındaki un değirmeninin önü. Tuncay değirmeni babasından devraldı; kapının yanına, değirmenin altmış yılını anlatan bir pirinç levha astırmak istiyor. Levhanın ortasına babasının her bayram sofrasında anlattığı sel gecesini koymayı düşünüyor: dere taşmış, babası ıslak un çuvallarını sırtlayıp komşu çocukları damdan dama geçirmiş, sabaha kadar da yeri yurdu kalmayanlara ekmek pişirmiş.

Teyzesinin kızı Hacer bir bankanın kredi istihbarat biriminde çalışıyor. İşi, başvuranların kendileri hakkında anlattığını tapu, sicil ve borç kayıtlarıyla karşılaştırmak. Tuncay'ın getirdiği eski bir yerel gazete kupürünü okuyor. Kupürde babası aynı geceyi anlatıyor; ama orada çocukları damdan geçiren komşunun oğlu, babası ise yalnız fırının başında duran adam.

"Babam yalan söylemezdi," diyor Tuncay.

"Ben de yalan demiyorum," diyor Hacer. "Selin olduğunu belediyenin kaydı da gösteriyor. Babanın o gece değirmende olduğunu iki anlatı da söylüyor. Kimin hangi damda olduğunu ise bu iki kâğıt bize söyleyemez. Levhaya neyi yazacağın, hangi soruyu sorduğuna bağlı."

Fırın, levha ve iki anlatı bu sayfa için uyduruldu; bir hikâyenin neyi taşıyıp neyi taşıyamayacağı sorusu ise psikanalizin en ünlü metinlerinin tam ortasında duruyor.

Bu derste ne olacak

Önceki ders, savaş yıllarındaki bütün tartışmanın sonunda tek tek hekimlerin yazdığı hasta öykülerine dayandığını göstermiş ve böyle bir öykünün bir kuramı ne kadar taşıyabileceğini sormuştu. Bu ders o soruya bir okuma aracıyla karşılık veriyor.

Modül 8 Freud'un yayımladığı beş uzun vakayı okuyor. Bu metinler kuramın en çok başvurulan dayanağı, aynı zamanda en çok itiraz edilen yazılarıdır. Modül her vakayı önce Freud'un anlattığı biçimiyle okuyacak, sonra o anlatının yıllar sonra ortaya çıkan belgelerle nasıl yeniden tartışıldığını gösterecek. Harita şöyle: Dora (1905) M08-D02'de anlatılır, M08-D03'te eleştirileriyle yeniden okunur; Küçük Hans (1909) M08-D04'te, Sıçan Adam (1909) M08-D05'te, Schreber (1911) M08-D06'da, Kurt Adam (1918) M08-D07'de ele alınır. M08-D08 modülü toparlar.

Bu derste önce bir vaka öyküsünün gösterebildiklerini, sonra gösteremediklerini ayırıyoruz. Ardından kaydın kendisine, yani seansla sayfa arasındaki mesafeye bakıyoruz. Usta katmanında vaka çalışmasının bugünkü savunucularını ve vakaları bir araya getirmeye çalışan araştırmayı okuyacağız.

Sıfır noktası

Freud vakalarına "Krankengeschichte", yani hasta öyküsü diyordu. Bu türün üç akrabasını karıştırmamak gerekiyor. Vaka çalışmasının genel tanımı ve sınırları Temel Psikoloji akademisinde (M02-D06) duruyor. Tek bir kişide tekrarlı ölçümle bir müdahaleyi sınayan tasarımları ise Terapi tarafında S11-P01-D07 anlattı. Freud'un metinleri bu ikisinin hiçbirine tam uymaz: Tedaviyi yürüten hekim, tedavi bittikten sonra, kendi kuramını savunmak için, okura bir hikâye anlatır. Ölçüm yoktur, ikinci gözlemci yoktur, hasta metni onaylamamıştır.

Bunlar bir kusur listesi gibi okunabilir; ama aynı özellikler vaka öyküsüne aylar süren bir ilişkinin içinden bakan bir göz de verir. Bu ders, o gözün nerede tanık, nerede yalnız anlatıcı olduğunu ayırmaya çalışıyor.

Yaygın yanlış"Tek bir vaka hiçbir şeyi kanıtlamaz."
Doğrusu

Tek bir vaka, bir şeyin olabildiğini gösterebilir ve "her zaman" ya da "hiçbir zaman" diye kurulmuş bir genellemeyi tek başına çürütebilir. Gösteremediği, o şeyin ne sıklıkla olduğu ve neyin ona yol açtığıdır. Vakanın gücü sorunun biçimine bağlıdır.

Mekanizma

Bir vakanın gösterebildikleri

Bir vaka öyküsünden çıkarılabilecek en sağlam bilgi, bir şeyin en az bir kez gerçekleştiğidir. Bir çocuğun korkusunun belli bir hayvana bağlandığını tek bir iyi anlatı gösterebilir.

Vaka öyküsünün ikinci verimli alanı yeni bir kavramın ilk kez görünür hâle gelmesidir. Freud'un aktarım üzerine düşüncesinin belirleyici adımlarından biri, bir tedavinin beklenmedik biçimde kesilmesinin hikâyesinde atılır; bunu M08-D02 okuyacak. Bir kavramın doğduğu yer, onun doğrulandığı yer olmak zorunda değildir: vaka bir hipotez üretir, o hipotezi sınamak için başka yöntemler gerekir. Vakanın bir başka verimli alanı klinik süreçtir. Nadir olgular da bu alana girer: Kimse ender bir durumu yüz kişilik bir örneklemde toplayamıyorsa, onun neye benzediğini ilk öğreten iyi yazılmış tek bir vakadır.

Vaka çalışmasının en çok anılan savunularından biri psikanalizin dışından, bir planlama araştırmacısından gelir.

Freud'un yayımladığı vakalar, kuramın bir noktasını göstermek için yazılmış tedavilerdir; hangi tedavilerin hiç yazılmadığını bilmiyoruz. Bu, onların örnek olarak gücünü artırır, sınama olarak gücünü azaltır.

Bir vakanın gösteremedikleri

Tuncay'ın getirdiği kupür bir şeyi açıkça gösteriyordu: Aynı kişi aynı geceyi iki biçimde anlatabilir. Vaka öyküsünün sınırları da bu noktadan başlar. İlk sınır nedenselliktir. Bir belirti bir yorumdan sonra kaybolduysa, yorumun bunu sağladığını göstermek için yorum olmasaydı ne olacağını bilmek gerekir; tek bir tedavide bu karşılaştırma yoktur.

Genelleme de aynı yerde takılır. Freud'un hastaları çoğunlukla Viyanalı, eğitimli, hekime para ödeyebilen ailelerden geliyordu. Bir vakada görülen bağın başka bir şehirde, başka bir sınıfta, başka bir dilde nasıl görüneceği o vakadan okunamaz. Tedavi etkisi için de durum aynı: Tek bir iyileşme öyküsü, yöntemin ortalamada işe yarayıp yaramadığını söylemez.

Bunlara anlatının kendisinden gelen sorunlar eklenir. Anlatıcı seçer ve hangi seansın atlanacağına karar veren, kuramı da kuran kişidir. Anlatı sonradan kurulur: Sonu bilinen bir hikâye geriye doğru düzenlenir ve başlangıçtaki belirsizlikler kaybolur; bu eğilimin genel adını Temel Psikoloji, M02-D01'de koydu. Telkin sorunu da buradadır: Hasta hekimin beklediği malzemeyi getirmiş olabilir. Freud'un bu itiraza verdiği karşılığı M01-D06 okudu, karşılığın felsefi çözümlemesi M20-D02'de gelecek. Son olarak, bu metinlerde hastanın kendi sesi yoktur. Hasta ne dediyse, hekimin aktardığı biçimde vardır.

Yaygın yanlış"Vakada hasta iyileştiyse kuram doğrulanmış demektir."
Doğrusu

İyileşme gerçek olabilir ve kuramın önerdiği yolla da gerçekleşmiş olabilir. Ama tek bir iyileşmede, hekimin ilgisini, zamanın etkisini, hastanın hayatındaki değişiklikleri ve yorumun kendisini birbirinden ayıracak bir karşılaştırma yoktur. Kuramın doğruluğu ile tedavinin işe yaraması da birbirinden bağımsız sorulardır: Yanlış bir açıklama eşliğinde de insanlar iyileşebilir.

Seansla sayfa arasındaki mesafe

Bir vaka öyküsünün ne taşıyabileceği, kaydın nasıl tutulduğuna da bağlıdır. Freud'un kendi anlatılarının edebi biçimine dair 1895 itirafını ve Dora'yı tedavi bittikten sonra hafızadan yazdığı beyanını M01-D07 kartlarıyla okumuştu. Freud bu konuda en açık yöntem cümlelerini, psikanaliz yapan hekimlere teknik öğütler verdiği 1912 tarihli yazısında kurdu.

Paragraf dinleme tekniğine dair savunulabilir bir gerekçe verir: Yazmaya dalan hekim dinlediğinin bir kısmını kaçırır. Vakaların kanıt değeri sorusunu ise okurun analiste duyduğu güvene bırakır.

Freud'un süreç notlarından günümüze ulaşan bir bölüm Sıçan Adam'ın tedavisine aittir: Notlar, Freud'un ölümünden sonra kâğıtları arasında bulundu ve yayımlandı. Bu notlar, yayımlanmış vaka ile hekimin o akşamlarda yazdıkları arasındaki farkları görmeyi mümkün kıldı. Psikanalist ve İngiliz edebiyatı profesörü Patrick Mahony 1986'da yayımlanan kitabında bu farkların üzerinde durdu. Ayrıntı M08-D05'te.

Yaygın yanlış"Freud seanslarda ayrıntılı not alır, vakalarını bu tutanaklardan yazardı."
Doğrusu

Freud 1912'de seans sırasında not almayı önermediğini ve örneklerini akşam hafızadan yazdığını kendisi söyledi. Yayımlanmış vakalar bu akşam notlarından ve hekimin belleğinden kurulmuş anlatılardır. Okura aktarılan diyaloglar bu yüzden birebir kayıt sayılmaz.

Beş vaka ve sonradan gelen belgeler

Modülün beş vakasının her birinin ardından, Freud'un anlatısının yanına konabilecek başka belgeler çıktı: hastanın kimliği, hastanın kendi sözü, hekimin kendi notları. Bu belgelerle vakaları yeniden okuyan tarih yazımı akımı M02-D03'te adını almıştı; Anna O. vakasında yaptığı iş bu modülde beş kez tekrarlanacak.

Dora'nın gerçek adının Ida Bauer olduğu, psikanalist Felix Deutsch'un 1957'de Psychoanalytic Quarterly'de yayımladığı kısa bir yazıyla duyuldu. Küçük Hans'ın, yetişkinliğinde opera sahnelemeleri yapan Herbert Graf olduğunu 1972'de bir opera dergisinde yayımlanan bir söyleşi kamuya açtı. Sıçan Adam'ın Ernst Lanzer olduğu bugün biliniyor; tedavisine ait notlar bir önceki bölümde anıldı. Freud, Schreber'le hiç görüşmedi; çözümlemesini Schreber'in 1903'te yayımlanan anı kitabının üzerinden kurdu. Psikanalist William Niederland 1950'lerde Schreber'in babası ve ailesi üzerine araştırmalar yaptı; babanın çocuk eğitimi üzerine yazdıklarının vakayla birlikte okunması tartışmanın yönünü değiştirdi. Kurt Adam diye anılan Sergei Pankejeff ise 1974–1976 arasında gazeteci Karin Obholzer'le konuştu; bu konuşmalar onun isteğiyle ölümünden sonra, 1980'de kitap oldu ve hasta orada Freud'un bazı yorumlarına kendi sesiyle itiraz etti.

Bu belgeler Freud'un anlatısının yanına ikinci bir anlatıcı koyar. Tuncay'ın kupüründe olduğu gibi, iki anlatı bir noktada buluşursa o nokta sağlamlaşır, ayrılırsa soru açılır.

Yaygın yanlış"Sonradan ortaya çıkan bir belge, vakanın tamamen uydurma olduğunu gösterir."
Doğrusu

Sonradan çıkan belgeler çoğu zaman bir ayrıntıyı düzeltir, bir sonucu sorgular ya da anlatıda bastırılmış bir sesi geri getirir. Bir vakanın bir kavramı göstermek için kullanılıp kullanılamayacağı, belgelerin hangi noktada anlatıyla çeliştiğine bağlıdır ve her vakada ayrı tartılır.

Usta katmanı

Vaka öyküsünü daha sağlam bir araca dönüştürmeye çalışan bir araştırma hattı var; sistematik vaka çalışması fikrini ve bu hattın ilk taramasını M01-D07 aktarmıştı. Aynı araştırma grubunun sonraki adımı, dağınık vaka literatürünü aranabilir bir arşive dönüştürmek oldu.

Böyle bir arşiv, tek vakaların zaafını vakaları birleştirerek hafifletmeye imkân verir: Tek bir yarıda kalmış tedavi bir anekdottur, aynı türden on bir vakada ise ortak örüntü aranabilir.

Vakaları birleştirmek, tek bir anlatıcının seçiciliğini başka anlatıcılarla dengeler. Ama birleştirilen her vaka yine kendi terapistinin gözünden yazılmıştır; sentez, bu gözlerin ortak kör noktasını düzeltemez. Vaka araştırmacılarının ses kaydı, bağımsız değerlendirici ve hastanın kendi anlatısı gibi ikinci kaynaklar istemesi bundandır.

Freud'un beş vakası bu düzeltmelerin hiçbirinden geçmedi. Bugünkü ölçütlerle okunduklarında, bir kuramın en etkili örnekleri olarak okunmaya daha uygundurlar; Flyvbjerg'in diliyle, bir noktayı en çarpıcı biçimde gösteren aşırı vakalardır.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki aracın kendi sınırları var. Vaka çalışmasını savunan metinler, kartlardaki Flyvbjerg makalesi de dahil, büyük ölçüde yöntemsel argümanlardır; vaka araştırmacılarının önyargılarını sık sık düzelttiği iddiası araştırmacıların kendi tanıklıklarına dayanır ve bunu ölçen bir çalışma kartlarda yer almıyor. Tek vaka arşivi yayımlanmış vakaları topluyor; yayımlanmayan, başarısız ya da yazılmamış tedavilerin neye benzediği bilinmiyor. Arşivdeki vakaların hangi dillerden ve kültürlerden geldiği de önemli: Türkçe yayımlanmış psikanalitik vakaların bir dökümü kartlarda yer almıyor. Freud'un vakalarına gelince, sonradan çıkan belgelerin ne kadarının günümüze ulaştığı ve ne kadarının hâlâ arşivlerde kapalı durduğu tarihçiler arasında tartışılıyor; her vakanın ayrıntısı modülün sonraki derslerinde ayrı ayrı tartılacak.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir vaka öyküsü, bir şeyin olabildiğini gösterir, yeni bir kavramı görünür kılar, bir süreci içeriden tarif eder ve bir genellemeyi tek başına bozabilir. Neyin neye yol açtığını, ne kadar yaygın olduğunu ve bir tedavinin ortalamada işe yarayıp yaramadığını ise gösteremez.

Freud 1912'de seanslarda not almamayı önerdiğini, örneklerini akşam hafızadan yazdığını ve kelimesi kelimesine tutanakları görünüşte bir kesinlik saydığını açıkça söyledi. Yayımlanmış vakaları okurken karşındaki metin, hekimin belleğinden ve kuramından geçmiş bir anlatıdır.

Dora, Küçük Hans, Sıçan Adam, Schreber ve Kurt Adam'ın her birinin yanına sonradan ikinci bir anlatıcı geldi: bir kimlik açıklaması, bir söyleşi, hekimin kendi notları, bir babanın kitapları, hastanın kendi itirazı. Modül bu iki sesi her vakada yan yana dinleyecek.

Sonraki derse köprü

Modülün ilk vakası, Freud'un erken kesilmiş bir tedavisinin öyküsü. Genç bir kadın tedaviyi üç ay dolmadan bırakıp gitti ve Freud bu ayrılığı anlamaya çalışırken, hastanın kendisine yönelttiği duyguları kuramının merkezine taşımaya başladı. M08-D02, Dora'yı önce Freud'un anlattığı biçimiyle okuyacak ve aktarım fikrinin bu yarım kalmış tedavide nasıl biçim aldığını izleyecek; bu derste kurduğumuz soruları o sayfalarda ilk kez sınamaya başlayacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.