İçeriğe geç

M06-D05

Yansıtma, yadsıma, yer değiştirme

Bu üç savunmayı gündelik ve klinik örneklerle ayırt eder.

Psikanaliz Akademisi — M06, Zihnin yapısı, kaygı ve savunma · 3.127 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yansıtmada duygunun sahibi değişir. Freud bunu 1913'te ölülere duyulan korkuyla anlattı, ama yansıtmanın gerçek dayanaklara yaslandığını ve çatışma olmadan da ortaya çıkabildiğini kendisi not etti.

Yadsımada dış dünyadaki bir olgu görülür ve kabul görmez; 1927'deki iki genç adamda babanın ölümünü tanıyan ve tanımayan iki tutum yan yana yaşadı. Olumsuzlama ise içeriden gelen bir düşünceye "hayır" kalıbıyla söz hakkı tanır.

Duygunun yer değiştirmesinde duygu aynı kalır, adresi kayar. Kaynaktan başka bir hedefe yönelen öfke deneylerde güvenilir biçimde ölçüldü; bunun bilinçdışı bir savunma olduğu ise ayrıca kanıtlanması gereken bir iddia.

Bir davranışa savunma adı koymak, o davranışı açıklamış olmak demek değil. Dışarıdaki durumun kendisi, kişinin anlatımı ve başka açıklamalar her zaman masada kalır.

Açılış sahnesi

Bodrum'da, İçmeler'deki tekne tezgâhlarının arasında ocak akşamı. Kızakta yarım bir guletin kaburgaları, havada talaş ve soba dumanı. Cemal otuz yıldır ahşap tekne yapan bir usta. Melek yelken diker; atölyesi tezgâhın arkasında, o akşam bir dikişi bitirmek için geç kalmış.

Cemal'in elinde dün gelen mektup var. Teknenin sahibi olacak Alman çift siparişi geri çekiyor: teslim tarihi iki kez kaymış, artık bekleyemiyorlar. Cemal mektubu dün Melek'e kendisi okudu.

Bugün ise başka konuşuyor. "Bu adamlar baştan beri kaçmanın yolunu arıyordu," diyor. "Sözünde durmayan insanlar bunlar." Melek, ilk teslim tarihini kaçıranın kim olduğunu biliyor ama söylemiyor.

Sabah bu teknenin güvertesi için İzmir'den yeni bir parti tik ısmarlamış. "Bahara gelirler," diyor, "mektup mektuptur." Mektup cebinde, kendi eliyle katlanmış.

Akşamüstü çırağı telefon etti: bir posta kerestesini birkaç santim kısa kesmiş. Geçen ay aynı hata gülüşmeyle geçmişti; bu kez Cemal on dakika bağırdı.

Melek iğneyi bırakıyor. Suç başka birinin üstüne geçti. Okunmuş bir mektup okunmamış gibi duruyor. Öfke, hak etmeyen bir çocuğa ulaştı. Hepsi aynı mektuptan doğdu, ama her biri başka bir yöne kaçtı.

Melek ile Cemal'i, bir mektubun üç yöne kaçışını aynı akşamda görmek için biz uydurduk; İçmeler'in tezgâhları gerçek, bu iki kişi değil.

Bu derste ne olacak

M06-D04 savunma ailesinin ilk tanınan üyesini anlattı. Bu ders ailenin üç üyesini birbirinden ayırıyor. Freud yansıtmayı 1913'te ölülerin cinlere dönüşmesini açıklarken, yadsımayı 1927'de bir fetiş üzerine kısa bir yazıda, yer değiştirmeyi ise rüya ve fobi okumalarında kullandı. Yadsımayı 1925'teki olumsuzlama denemesinden ayıracağız. Bugünün tarafında savunmaların çocukluktaki sırasını ölçen bir çalışma ve yer değiştirmiş saldırganlığı toplu olarak değerlendiren bir meta-analiz.

Sıfır noktası

Önce sözcükler. Terapi Akademisi'nde yansıtma bir empati tekniğiydi (S02-P02-D02): danışanın söylediğini onun kelimelerine yakın kalarak geri vermek. Burada aynı sözcük bambaşka bir işe adını veriyor. Yer değiştirme de M03-D04'te rüya çalışmasının bir düzeneği olarak geçti; rüyada ağırlık önemli bir düşünceden önemsiz bir ayrıntıya kayıyordu. Bu derste o sözcük uyanık hayatta bir duygunun hedef değiştirmesini anlatacak. Savunmanın genel tanımı Terapi S05-P01-D01'de, kaygının savunmayı başlatan bir sinyal olarak yeniden kurulması M06-D03'te.

Üçünü ayırmanın kısa yolu, her birinin neyi değiştirdiğine bakmak. Yansıtmada kaynak değişir: benim olan bir duygu ya da istek, karşımdakinin olur. Yadsımada algının değeri değişir: dışarıdaki bir gerçek görülür, ama kabul edilmez. Yer değiştirmede hedef değişir: duygu yerinde kalır, yöneldiği kişi ya da nesne kayar. Açılıştaki üç cümle bu üç kaymaya karşılık geliyor; yine de bir akşamın üç cümlesinden kimsenin iç dünyası hakkında kesin bir şey çıkmaz.

Yaygın yanlış"Birine «yansıtıyorsun» demek, söylediğinin yanlış olduğunu gösterir."
Doğrusu

Bir savunmanın adını koymak, karşıdakinin gözleminin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Freud 1913'te bile yansıtmanın çoğu zaman gerçek bir dayanağa yaslandığını yazdı. Kişi kendi kusurunu başkasında görebilir, başkasında gerçekten o kusur da olabilir; ikisi birlikte doğru olabilir.

Mekanizma

Yansıtma: içerideki dışarıda

Freud yansıtmaya en uzun yeri 1913'te kitap olarak çıkan Totem und Tabu'nun (Totem ve Tabu) ikinci denemesinde ayırır. Konu, pek çok toplumda ölülerin çevresine örülen yasaklardır: ölünün adı anılmaz, eşyasına dokunulmaz, dirilerin onun kötü bir cine dönüşmesinden korkulur. Freud bu korkuyu sevgi ile düşmanlığın bir arada bulunduğu duygusal ikilikle açıklar. Yas tutanın fark etmediği düşmanlık ölüm karşısında kabul edilemez hale gelir ve ölünün kendisine geçer: artık kötülük isteyen ölüdür.

Freud bu hareket için açık bir ad koyar: normal ve hastalıklı ruh yaşamında sık görülen bu savunma sürecine yansıtma (Projektion) diyoruz. Aynı bölümde iki önemli kayıt düşer. Birincisi, yansıtma boşluğa kurulmaz; ölünün sağlığında gerçekten yaptığı haksızlıklar hatırlanır ve yansıtma onlara yaslanır. İkincisi daha şaşırtıcıdır: yansıtmanın savunma için yaratılmadığını, çatışma olmayan yerde de ortaya çıktığını yazar. İç algıları dışarı taşımak ona göre dünyayı anlamlandırmanın eski ve yaygın bir yoludur.

Temel Psikoloji M12-D02 bu hareketi savunmacı yansıtma adıyla tanımladı ve onu sınayan bir laboratuvar çalışmasını aktardı; o tanımı burada yinelemiyoruz. Freud'un aynı kavramı bir hastalık öyküsünde nasıl kullandığı, 1911'deki Schreber incelemesinde, M08-D06'nın konusu.

Yadsıma ve olumsuzlama: iki ayrı "hayır"

Freud'un 1925'te yayımladığı Die Verneinung (Olumsuzlama) birkaç sayfalık bir denemedir ve bir analiz odasındaki cümlelerle açılır. Hasta, rüyasındaki kişinin kim olabileceğini düşünürken "annem değil" der. Freud kısaca düzeltir: demek ki annesi. Yorumda olumsuzlamayı bir kenara bırakmanın ve çağrışımın salt içeriğini almanın serbestliğini kullandıklarını yazar. Ardından denemenin merkez cümlesi gelir: olumsuzlama, bastırılanı bilgiye almanın bir yoludur, aslında bastırmanın kalkmasıdır, ama elbette bastırılanın kabulü değildir.

Aynı denemenin ilk örneği, hastanın "şimdi kırıcı bir şey söyleyeceğimi düşüneceksiniz ama niyetim bu değil" cümlesidir ve Freud onu yansıtmayla geri çevrilmiş bir çağrışım olarak okur. Üç savunma metinlerde bu kadar iç içe geçer.

İki yıl sonraki Fetischismus (Fetişizm, 1927) yazısı başka bir sözcük önerir: Verleugnung. Burada yazının konusuna girmeden yalnız sözcüğe bakıyoruz. Freud, bir algının kaderini anlatmak için o güne kadar kullanılan "skotomizasyon" teriminin yanlış bir resim çizdiğini söyler, çünkü algının silindiğini düşündürür. Oysa algı yerinde durur ve onu kabul etmemek için enerjik bir çaba sürdürülür.

Aynı yazıda Freud cinsellikle ilgisi olmayan bir gözlem de aktarır. Analiz ettiği iki genç adam, biri iki diğeri on yaşındayken sevdikleri babalarının ölümünü kabul etmemişti, ama ikisinde de psikoz gelişmemişti. Freud'un vardığı sonuç, ruh yaşamında yan yana süren iki akımdır: bir akım babanın ölümünü tanımaz, öteki bu olguyu eksiksiz hesaba katar. İsteğe uygun tutum ile gerçekliğe uygun tutum yan yana yaşar.

Duygunun yer değiştirmesi: hedefi kayan öfke

Freud'un Verschiebung sözcüğü iki işe birden ad verir. Rüyada psişik ağırlığın bir düşünceden ötekine geçişini M03-D04 anlattı. Uyanık hayatta aynı sözcük, bir duygunun asıl nesnesinden ayrılıp daha az tehlikeli bir nesneye bağlanmasını anlatır. Freud'un en bilinen örneği 1909'daki çocukluk fobisi incelemesidir: atlardan korkan küçük bir çocukta, babaya yönelik karışık duyguların korkusunu ata taşıdığını öne sürdü. O inceleme M08-D04'ün konusu.

Saldırganlığın yer değiştirmesi bu ailenin en çok çalışılmış dalıdır; İlişki Akademisi'nin mola dersi (M07-D08) onu yer değiştirmiş saldırganlık adıyla tanımladı ve küçük bir rahatsızlığın birikmiş öfkeyi nasıl tetiklediğini anlattı. Kavram 1939'da Dollard ve arkadaşlarının engellenme ve saldırganlık kitabıyla deneysel psikolojiye girdi, sonra ders kitaplarında gözden düştü.

Üçünü ayırmak: aynı görünen tepkiler

Açılıştaki üç cümle kolay ayrılıyordu. Gerçek hayatta savunmalar birbirine karışır ve dışarıdan bakanın elinde yalnız bir davranış vardır. Ayırt etmeyi kolaylaştıran sorular basittir. Duygu kimin? Algı tanınıyor mu? Hedef kaynakla aynı kişi mi? Ama bu soruların cevabı kişinin kendi anlatımı olmadan nadiren bilinir.

Usta katmanı

Freud bu üç sözcüğü bir sistem içinde sıralamadı; savunmaları ilk kez bir katalog halinde toplayan Anna Freud'un 1936 kitabıdır ve M06-D08 o kataloğa ayrılıyor. Sonraki kuşaklar savunmalar arasında bir gelişim sırası aradı. Bu fikri sınamaya çalışan ilk çalışmalardan biri Phebe Cramer'in 1987 tarihli araştırmasıdır.

Roy Baumeister, Karen Dale ve Kristin Sommer'in 1998 tarihli derlemesi (Temel Psikoloji, M12-D02) bu dersin üç savunması için karışık bir tablo çizer. Yadsıma derlemede bolca gösterilmiş ve gerçekten savunma işlevi gören savunmalar arasında sayıldı. Yansıtma görülebiliyordu, ama yazarlar onun savunmanın kendisinden çok bir yan ürünü olabileceğini düşündü. Yer değiştirme ise anlamlı bir biçimde desteklenmedi; duyguların ve bedensel uyarılmanın bir durumdan ötekine taşındığı kabul edildi.

Bu son yargı, iki yıl sonra yayımlanan meta-analizle çelişiyor gibi görünür. Çelişki büyük ölçüde tanımdan doğar. Marcus-Newhall ve arkadaşları davranışa bakar: öfke başka bir hedefe yöneliyor mu? Baumeister ve arkadaşları ise Freud'un daha dar iddiasına bakar: kabul edilemez bir dürtü, kişiyi korumak için güvenli bir hedefe kaydırılıyor mu? Birinci soruya verilen olumlu cevap ikincisini otomatik olarak doğrulamaz.

Yaygın yanlış"Araştırma yer değiştirmenin bir efsane olduğunu gösterdi."
Doğrusu

Öfkenin kaynaktan başka bir hedefe yönelmesi deneylerde sağlam bir etki olarak ölçüldü. Desteklenmeyen, bu kaymanın Freud'un tarif ettiği türden bilinçdışı bir savunma olduğu iddiasıdır. İki iddia farklı sorulara cevap verir.

Yaygın yanlış"Yadsıma yalan söylemenin kibar adıdır."
Doğrusu

Yalan söyleyen kişi gerçeği bilir ve bilerek gizler. Freud'un yadsımasında algı bir akımda tanınır, başka bir akımda tanınmaz ve kişi bu ikiliğin farkında değildir.

Yaygın yanlış"Freud'a göre her «hayır» aslında «evet»tir."
Doğrusu

Freud 1925'te belirli bir durumdan söz etti: analiz sırasında, kendiliğinden gelen bir çağrışımın hemen ardından gelen olumsuzlama. Her itirazı onaya çevirmek eleştirmenlerin psikanalize en çok yönelttiği suçlamalardan biridir, çünkü öyle bir kural hiçbir cevapla çürütülemez.

Kanıtın sınırı

Bu üç kavramın Freud'daki dayanağı birbirinden çok farklı türde malzemedir. Yansıtma ikinci elden okunmuş sömürge dönemi etnografyasına, yadsıma iki hastanın kısa bir aktarımına, olumsuzlama analiz odasındaki cümlelere dayanır. Bugünkü çalışmalar kavramları ölçülebilir karşılıklara çevirerek inceliyor ve çeviride bir şey kayboluyor: hikâyelerden puanlanan bir savunma ya da laboratuvarda başkasına verilen bir ceza, Freud'un tarif ettiği bilinçdışı işlemin kendisi olmayabilir.

Genellemenin sınırı da açık. Cramer'in çalışması tek bir anda alınmış bir örnekleme dayanır ve özet örneklemin hangi kültürden geldiğini söylemez. Meta-analizdeki deneyler ağırlıkla laboratuvar ortamında yürütüldü. Türkiye'de ya da Batı dışındaki toplumlarda bu üç savunmanın nasıl göründüğü, hangisinin hangi yaşta öne çıktığı ve yas âdetleri gibi kültürel pratiklerden nasıl ayrılacağı üzerine elimizde sağlam bir veri yok. Savunmaların dışarıdan gözlemle teşhis edilip edilemeyeceği de hâlâ tartışılan bir sorudur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yansıtmada duygunun sahibi değişir. Freud bunu 1913'te ölülere duyulan korkuyla anlattı, ama yansıtmanın gerçek dayanaklara yaslandığını ve çatışma olmadan da ortaya çıkabildiğini kendisi not etti.

Yadsımada dış dünyadaki bir olgu görülür ve kabul görmez; 1927'deki iki genç adamda babanın ölümünü tanıyan ve tanımayan iki tutum yan yana yaşadı. Olumsuzlama ise içeriden gelen bir düşünceye "hayır" kalıbıyla söz hakkı tanır.

Duygunun yer değiştirmesinde duygu aynı kalır, adresi kayar. Kaynaktan başka bir hedefe yönelen öfke deneylerde güvenilir biçimde ölçüldü; bunun bilinçdışı bir savunma olduğu ise ayrıca kanıtlanması gereken bir iddia.

Bir davranışa savunma adı koymak, o davranışı açıklamış olmak demek değil. Dışarıdaki durumun kendisi, kişinin anlatımı ve başka açıklamalar her zaman masada kalır.

Sonraki derse köprü

Olumsuzlama denemesinde Freud bir ayrıntının altını çizer: hasta düşüncenin içeriğini kabul edebilir, onun duygusal ağırlığı ise dışarıda kalır. Zihin bazen bir düşünceyi bilir ama hissetmez, bazen de bir duyguyu tersine çevirerek yaşar. Bu yollarda ne kaynak ne hedef değişir; değişen, duygu ile düşünce arasındaki bağdır. Karşıt tepkinin, entelektüelleştirmenin ve yalıtmanın birbirinden nerede ayrıldığı M06-D06'da örneklerle açılacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.