M06-D06
Karşıt tepki, entelektüelleştirme, yalıtma
Bu üç savunmayı örneklerle açıklar ve aralarındaki farkı gösterir.
Psikanaliz Akademisi — M06, Zihnin yapısı, kaygı ve savunma · 3.155 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Karşıt tepkide duygu ortadan kalkmaz, tersine çevrilmiş bir tutumun arkasında durur. Freud 1926'da onu zorlantı nevrozunda karakterin geneline yayılan, histeride tek bir kişiye bağlı kalan bir işlem diye ayırdı; Temel Psikoloji aynı kavramı tepki oluşturma adıyla tanımlar.
Yalıtmada olay hatırlanır ama duygusu ve bağlantıları kesilmiştir; yapılmamış kılma ise bir eylemi ikinci bir eylemle kaldırmaya çalışan, Freud'un büyüsel saydığı bir tekniktir. Entelektüelleştirmede konu düşüncenin malzemesi olur ve konuşmak yaşamanın yerini alır.
Sınamalar karışık ve çoğu dolaylı; bir davranışın hangi savunmaya uyduğu, ya da hiçbirine uymadığı, tek bir sahneden okunmuyor.
Açılış sahnesi
Kayseri'de, Bedesten'in arkasındaki sokakta bir pastırma dükkânı, kapanışa yarım saat var. Selma dükkânı babasından devralalı on iki yıl oluyor; çemenini kendi karıyor, tarifini kimseye vermiyor. Ağabeyi Doğukan Erkilet'teki havalimanında hava trafik kontrolörü, nöbetten çıkmış, tezgâhın önündeki tabureye oturmuş.
Selma soruyor: "Dün akşamki iş ne oldu? Komşunun oğlu duymuş, iki uçak az kalsın çarpışıyormuş."
"Çarpışma diye bir şey yok," diyor Doğukan. "Yatay ayırma beş milin altına düştü, dikeyde bin fit vardı. Sistem uyardı, birine sağa dönüş verdim, öbürünü tırmandırdım. Kırk saniyelik iş. Rapor yazıldı." Saatleri, mesafeleri, frekansı sırayla sayıyor. Selma kardeşinin hiç "korktum" demediğini fark ediyor.
O sırada kapıdan karşı dükkânın sahibi uğruyor; geçen yıl Selma'nın müşterilerine "onun çemeni bayat" dediği duyulmuş adam. Selma ona tezgâhın en iyi parçasından ikram ediyor, çay koyuyor, oğlunun düğününü soruyor, gülümsemesi biraz fazla uzun sürüyor. Adam gidince Doğukan, "Sen bu adamı sevmezdin," diyor. Selma, "Seviyorum, ne münasebet," diye cevap veriyor ve tezgâhın tahta kenarına iki kez vuruyor: "Nazar değmesin, işler iyi gidiyor."
Kayseri'deki dükkân ve iki kardeş yalnız bu dersin malzemesi; Bedesten'in arkasında Selma'yı aramayın. Sahnede üç ayrı hareket var ve dersin sonunda hangisinin hangi ada uyabileceğini, hangisinin hiçbir savunma adına ihtiyaç duymadığını tartabileceksin.
Bu derste ne olacak
M06-D04 bastırmayı anlattı ve Freud'un 1926'da savunma adını bütün bir aileye verdiğini gösterdi. Bu ders o ailenin üç üyesini yakından okuyor: bir duyguyu tersiyle örten karşıt tepki, bir yaşantıyı duygusundan ayıran yalıtma ve bir duyguyu düşünce işine taşıyan entelektüelleştirme. Yalıtmanın 1926'daki kardeşi yapılmamış kılma da yanlarına katılıyor.
Kurucu tarafında Freud'un 1926 kitabını özgün dilde, Anna Freud'un 1936 gözlemlerini özetle okuyacağız. Bugünün tarafında karşıt tepkiyi sınayan iki laboratuvar çalışması ve zorlantı belirtileri olan hastaları dört yıl izleyen bir çalışma var. Dersin asıl işi, üç savunmanın nerede ayrıldığını göstermek.
Sıfır noktası
Üçü de gündelik davranışlara benzediği için kolay karıştırılıyor. Birinde duygu var ama tersine dönmüş görünüyor; ötekinde olay eksiksiz anlatılıyor ama duygusu yerinde yok; üçüncüsünde duygu, bir tartışmanın, bir kuramın, bir istatistiğin içine taşınmış. Savunmanın genel tanımı için Terapi S05-P01-D01'e dönülebilir; burada o tanımın içini dolduran özel işlemler konuşuluyor.
Bir terim notu da gerekli. Freud'un Reaktionsbildung dediği işlem Türkçede iki adla dolaşıyor: bu akademi "karşıt tepki" diyor, Temel Psikoloji ise kavramı M12-D02'de "tepki oluşturma" adıyla tanımladı. İkisi aynı kavramdır; tanım orada, burada yalnız Freud'un metinlerindeki yeri ve sınanması ele alınıyor.
Yaygın yanlış"Bir duyguyu göstermemek savunmadır."
Duygusunu göstermeyen biri onu bilerek saklıyor olabilir; bu, M06-D04'te anlatılan bilinçli duygu bastırmasının alanıdır. Freud'un saydığı işlemler kişinin farkında olmadan yürüttüğü işlerdir. Hangisinin yürüdüğü dışarıdan görünmez.
Mekanizma
Karşıt tepki: tersine kurulan tutum
Karşıt tepki Freud'un metinlerine 1905'te, cinsellik üzerine üç denemede, gizil dönemin yapı taşlarından biri olarak girmişti (M05-D05). 1908'de karakter ile anal erotizm üzerine kısa makalesinde düzen, tutumluluk ve inatçılığı kısmen bu yolla açıkladı; o makalenin içeriği M05-D03'te kart oldu.
1926 kitabının beşinci bölümünde (M06-D03'ün ana kaynağı) Freud, zorlantı nevrozunu (Zwangsneurose) anlatırken gizil dönemle birlikte benin, katılaşmış bir süperegoya itaat ederek vicdanlılık, acıma ve temizlik yönünde güçlü karşıt tepkiler geliştirdiğini yazar. Bunları "normal karakter oluşumunun abartıları" diye tanır ve yeni bir savunma mekanizması sayar. Kitabın sonundaki eklerden biri, direnç ve karşı yatırım (Gegenbesetzung) üzerine olanı, ayrımı keskinleştirir. Zorlantı nevrozunda karşıt tepki benin genel bir eğilimine dönüşür; Freud'un histeri diye adlandırdığı tabloda ise belirli bir kişiye bağlı kalır. Örneği bir annedir: içten içe nefret ettiği çocuklarına aşırı bir şefkatle davranan bu kadın, Freud'un gözleminde başka çocuklara karşı daha sevecen olmaz. Karşıt tepki burada "belirli bir nesneye sıkıca tutunur" ("hält an einem bestimmten Objekt zähe fest") ve benin genel bir yatkınlığına yükselmez.
Freud'un okumasında karşıt tepkinin imzası abartıdır. Açılıştaki Selma'nın komşusuna gösterdiği fazla uzun gülümseme bu imzayı andırıyor; ama bir esnafın kırgın olduğu komşusuyla iyi geçinmeyi seçmesi ticari bir akıl da olabilir.
Yalıtma: anısı yerinde, duygusu yok
Freud 1926 kitabının altıncı bölümünü zorlantı nevrozunda benin iki "belirti oluşturan" etkinliğine ayırır ve onlara bastırmanın açık vekilleri ("Surrogate der Verdrängung") der. Bölümün girişinde zorlantı nevrozunda benin bütün düşünsel araçlarını seferber ettiğini yazar; bu cümle entelektüelleştirmenin tohumunu taşır.
Yalıtmayı Freud bir karşılaştırmayla tanımlar. Histeride travmatik bir izlenim unutulabilir. Zorlantı nevrozunda ise yaşantı çoğu zaman unutulmaz; Freud'un sözüyle "duygusundan soyulmuştur" ("von seinem Affekt entblößt"), çağrışım bağları bastırılmış ya da kesilmiştir ve düşünce akışında yeniden üretilmeyecek biçimde tek başına durur. Sonuç bellek kaybıyla gelen bastırmanın sonucuyla aynıdır. Freud işlemi bir davranışa da bağlar: tatsız bir olaydan sonra, içinde hiçbir algının ve eylemin yer almadığı bir duraklama.
Freud yalıtmanın normal örneğini yoğunlaşmada bulur: önemli bir işe odaklanan kişi ilgisizi ve uymayan karşıtı uzak tutar. Bölümün sonunda yalıtmayı dokunma yasağına bağlar. Düşünceler arasında bağ kurulmasını engellemek, onun okumasında zorlantı nevrozunun en eski buyruğu olan dokunma yasağını ("Tabu der Berührung") düşünceye uygulamaktır.
Yaygın yanlış"Yalıtan kişi olanı hatırlamaz."
Freud'un ayrımı tam tersini söyler: hatırlamamak histerideki bastırmanın sonucudur, yalıtmada olay bilinçte durur. Eksik olan duygu ve anının öteki düşüncelerle bağıdır. Bu yüzden yalıtan kişi çoğu zaman olanı ayrıntısıyla anlatabilir.
Yapılmamış kılma: geri alınan eylem
Aynı bölümde yalıtmanın yanına konan ikinci teknik, yapılmamış kılmadır. M06-D04 bu işlemi 1926'nın düzeltme listesinde adıyla andı; burada içeriği konuşuluyor. Freud onu bir tür "olumsuz büyü" ("negative Magie") diye tanımlar: bir olayın sonuçlarını değil, olayın kendisini bedensel bir simgeyle "üfleyip yok etmek" ister. Tekniğin büyü işlemlerinde, halk geleneklerinde ve dinsel törenlerde de rol oynadığını ekler.
Zorlantı nevrozunda yapılmamış kılma önce iki zamanlı belirtilerde görülür: ikinci eylem birinciyi kaldırır, sanki hiçbir şey olmamış gibi; oysa Freud'un vurguladığı gibi ikisi de olmuştur. Freud zorlantı töreninin bir kökünü akla uygun önlem almada, ötekini bu büyüsel geri almada görür. Normal hayattaki karşılığı, bir olayı Fransızca deyimle "olmamış" ("non arrivé") saymaktır; normal kişi bunu söyler ve olayla uğraşmayı bırakır, nevrozda ise geçmişin kendisi kaldırılmaya çalışılır.
Selma'nın tahtaya vurması Freud'un andığı halk geleneklerine benziyor; ama tek bir gelenek hareketini savunma saymak, sıradan "olmamış sayma" ile geçmişi kaldırma çabasını ayıran Freud'un kendi çizgisini siler.
Entelektüelleştirme: düşünce işine taşınan duygu
Freud 1926'da zorlantı nevrozunda benin bütün düşünsel araçlarını seferber ettiğini yazmıştı. Kızı Anna Freud 1936'da yayımlanan ben ve savunma mekanizmaları üzerine kitabında bu gözlemi başka bir yaşa taşıdı. Dürtü baskısının arttığı ergenlik yıllarında din ve felsefe gibi soyut konulara, uzun tartışmalara duyulan tutkuya dikkat çekti. Onun okumasında bu coşku, dürtülerle bedende değil kavramlarda uğraşmanın görece olağan bir yoludur; Anna Freud onu ancak düşünce işi zihinsel hayatın bütününü kapladığında hastalık belirtisi olarak görür. Kitabın savunma kataloğu M06-D08'e kalıyor.
İki savunma birbirine yakın ama aynı yerden geçmiyor. Yalıtmada duygu yaşantıdan koparılır ve kişi yaşantıyı duygusuz anlatır. Entelektüelleştirmede ise duygunun konusu düşünce işine taşınır: kişi korktuğu, istediği ya da yas tuttuğu şey hakkında konuşur, okur, kuram kurar, ama bu konuşma duyguyu yaşamanın yerine geçer. Karşıt tepki ikisinden de ayrı duruyor: orada duygu ortadadır, yalnız tersine çevrilmiştir.
Yaygın yanlış"Entelektüelleştirme zekâ gösterisidir."
Kavramın ölçüsü düşünmenin hangi işe yaradığıdır; bilginin miktarı ona bir şey söylemez. Anna Freud'un ergenlerde gördüğü düşünce tutkusu kendi okumasında da çoğunlukla olağan bir gelişim çabasıdır; sorun, düşünce bütün zihinsel hayatı kapladığında başlar.
Usta katmanı
Karşıt tepkinin laboratuvara taşınabilir bir öngörüsü var: bir şeye abartılı biçimde karşı çıkan kişinin içinde o şeye doğru bir eğilim bulunmalı. Henry Adams, Lester Wright ve Bethany Lohr 1996'da bu öngörüyü eşcinselliğe karşı olumsuz tutum üzerinden laboratuvara taşıdı. Bulgu sık yanlış aktarıldığı için burada yalnız makale özetinin söylediği yazılıyor.
1996 deneyi popüler anlatımlarda "en yüksek sesle karşı çıkan aslında öyledir" kuralına dönüştü; makale ise yalnız bir grup ortalaması bildiriyor ve 2013 çalışması beklenen ilişkiyi bulamadı. Karşıt tepkiyi daha geniş bir savunma listesiyle birlikte deneysel sosyal psikolojide arayan bir derlemenin sonucu Temel Psikoloji'nin psikodinamik kuramlar dersinde (M12-D02) kart olarak duruyor; o derleme karşıt tepki ve yalıtmayı en iyi karşılık bulanlar arasında saymıştı.
Klinik taraf başka bir soru soruyor: zorlantı belirtileri olan kişilerde savunmalar tedaviyle değişiyor mu? Freud'un zorlantı nevrozu bugünkü obsesif-kompulsif bozuklukla aynı kavram değil; bugünkü tanı ölçütleri için S04-P01-D06 (Terapi) okunabilir.
Yaygın yanlış"Bir şeye şiddetle karşı çıkan kişi aslında onu istiyordur."
Freud bile abartıyı bir ipucu sayar, kanıt saymaz. Laboratuvar bulguları da karışık. Bir kişinin karşı çıktığı şey hakkında onun adına karar vermek ne kuramın ne de araştırmanın verdiği bir yetki.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki üç savunmanın kurucu metinlerdeki tarifi klinik çıkarsamadır. Freud 1926'da yalıtma ve yapılmamış kılma üzerine yazdıklarının eksik kaldığını kendisi söyler; hangi hastalardan, kaç gözlemden yola çıktığını göstermez. Anna Freud'un ergenlik gözlemleri de klinik pratikten gelir ve sistematik bir örneklem taşımaz.
Bugünkü ölçümler kavramlara ancak dolaylı yoldan dokunuyor. Laboratuvar deneyi tek bir tutum ve tek bir bedensel tepki ölçtü; başka bir ölçümle yapılan sınama beklenen ilişkiyi bulamadı ve bu iki çalışmanın birbirini tekrarladığı söylenemez. Klinik izlem kendini bildirime dayanıyor ve kişinin farkında olmadığı bir işlemi ankete işaretlemesi baştan beri tartışılan bir sorun. Çalışmalar Kuzey Amerika'daki ve Çin'deki araştırma gruplarından geliyor; duyguyu göstermenin, temizliğin ya da tahtaya vurmanın anlamı kültürden kültüre değişiyor ve bir yerde savunma diye okunan davranış başka bir yerde görgü kuralıdır. Bulguları bu sınırların ötesine genellemek için veri yok.
Kendin dene
Aklında kalsın
Karşıt tepkide duygu ortadan kalkmaz, tersine çevrilmiş bir tutumun arkasında durur. Freud 1926'da onu zorlantı nevrozunda karakterin geneline yayılan, histeride tek bir kişiye bağlı kalan bir işlem diye ayırdı; Temel Psikoloji aynı kavramı tepki oluşturma adıyla tanımlar.
Yalıtmada olay hatırlanır ama duygusu ve bağlantıları kesilmiştir; yapılmamış kılma ise bir eylemi ikinci bir eylemle kaldırmaya çalışan, Freud'un büyüsel saydığı bir tekniktir. Entelektüelleştirmede konu düşüncenin malzemesi olur ve konuşmak yaşamanın yerini alır.
Sınamalar karışık ve çoğu dolaylı; bir davranışın hangi savunmaya uyduğu, ya da hiçbirine uymadığı, tek bir sahneden okunmuyor.
Sonraki derse köprü
Bu dersteki savunmaların ortak bir bedeli var: karşıt tepki katılaşır, yalıtma yaşantıyı soğutur, entelektüelleştirme duyguyu kitabın arasında bırakır. Psikanalitik gelenek, dürtüyü ve duyguyu bu kadar pahalıya mal olmadan dönüştürebilen savunmalar da tarif etti. Bir saldırganlığı bir sanata, bir kaygıyı bir espriye, bir yoksunluğu başkasına yardıma çevirmek savunma sayılabilir mi; sayılırsa neden "olgun" diye ayrılıyor? Yüceltme, mizah ve özgecilik bu sorunun etrafında M06-D07'de ele alınıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.