İçeriğe geç

M06-D03

Kaygı kuramının değişimi

Freud'un ilk ve ikinci kaygı kuramını ve sinyal kaygısı kavramını karşılaştırır.

Psikanaliz Akademisi — M06, Zihnin yapısı, kaygı ve savunma · 3.237 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S04-P01-D05

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İlk kuramda kaygı, boşalamayan cinsel uyarılmanın dönüşüp taşmasıydı; kaygı nevrozu da o günkü yaşamdan kaynaklanan bir aktüel nevrozdu.

1926'da ok yön değiştirdi: kaygı önce gelir, bastırma ona verilen cevaptır. Freud eski mekanizmayı bıraktı, eski gözlemi sakladı.

İkinci kuramda kaygı bir sinyaldir: henüz gelmemiş bir çaresizliği haber verir ve bene önlem alacak zaman bırakır. Sinyal yetmezse kaygı büyür ve eylemi felç eder.

Tehlikeler yaşla değişir: çaresizlik, annenin yokluğu, sevginin yitimi, kastrasyon, süperegonun cezası. Doğum ilk örnektir, Rank'ın tezi ise reddedildi.

Bugünkü araştırma kaygılı zihnin tehdide seçici baktığını güçlü biçimde gösteriyor ve kaygıyı belirsizlik karşısında bir öngörü süreci olarak düzenliyor; Freud'un sinyalini ise doğrudan sınamıyor.

Açılış sahnesi

Zonguldak'ta, Kozlu yokuşundaki bir evde akşam yemeği bitmiş. Şenay yirmi yıldır maden ocağında gaz ölçüm teknisyeni; vardiya boyunca galerilerde dolaşıp havadaki metanı ölçüyor. Kocası Hakan fayans ustası, o gün bir apartman banyosunun eski karolarını sökmüş, ellerinde hâlâ derz tozu var.

Hakan anlatıyor: karoların altında yıllardır sızan su birikmiş, alçı şişmiş, sonunda bir karo kendiliğinden kalkmış. "Su bir yerden çıkacaktı," diyor, "yolunu kapatırsan başka yerden fışkırır."

Şenay masanın üstüne kemerinden çıkardığı küçük dedektörü koyuyor. Bugün iki kez öttü, diyor; ikisinde de hava patlayacak düzeyin çok altındaydı. "Alet tehlike gelince ötmez, tehlike yaklaşırken öter. Öttüğü an geri çekilirsin, havalandırmayı açarsın, iş biter. Ötmeseydi asıl o zaman korkardım."

Hakan karoyu düşünüyor, Şenay dedektörü. Biri birikip taşan bir basıncı anlatıyor, öteki bir tehlikeyi önceden bildiren bir sesi.

Zonguldak'taki bu mutfak, iki benzetmeyi bir masada buluşturmak için icat edildi; Şenay ile Hakan gerçek kişiler değil. Freud ise kaygıyı otuz yıl arayla bu iki benzetmeye yakın iki biçimde düşündü ve ikincisine geçtiğini açıkça yazdı.

Bu derste ne olacak

Bu ders Freud'un kaygıyı nasıl iki kez tarif ettiğini izliyor. Önce 1895'teki kaygı nevrozu yazısına ve 1917'deki giriş derslerinin yirmi beşinci dersine bakacağız: orada kaygı, yolunu bulamayan cinsel uyarılmanın dönüşmüş biçimidir. Sonra 1926'da yayımlanan Hemmung, Symptom und Angst (Ketlenme, Belirti ve Kaygı) kitabında Freud'un sırayı nasıl tersine çevirdiğini, kaygıyı benin verdiği bir uyarı sinyali olarak nasıl yeniden kurduğunu ve hayatın evrelerine göre değişen tehlike durumlarını nasıl sıraladığını okuyacağız. Son bölüm bugünkü araştırmanın tehdide dikkat ve belirsizlik üzerine bulduklarına ayrılıyor.

Sıfır noktası

Freud'un sözcüğü Angst'tır. Türkçeye kaygı, bunaltı, endişe ve anksiyete diye çevrildi; bu derste kaygı diyoruz. Bugünkü klinik psikolojinin kaygıyı korkudan ve paniği ikisinden ayırma biçimini Terapi S04-P01-D05 anlattı; burada o ayrımın yerine Freud'un kendi sözlüğüne bakıyoruz.

Freud 1926 kitabının ek bölümünde iki sözcüğü şöyle ayırır: kaygının beklentiyle açık bir ilişkisi vardır, bir şeyden duyulan kaygıdır, ama ona bir belirsizlik ve nesnesizlik yapışır. Doğru dil, kaygı bir nesne bulduğunda adını değiştirir ve ona Furcht, yani korku der. Freud'un asıl sorusu ise bu duygunun nereden doğduğu ve neye hizmet ettiğiydi.

Yaygın yanlış"Freud kaygıyı her zaman bastırılmış cinselliğe bağladı."
Doğrusu

Bu, Freud'un ilk otuz yılının görüşüdür. 1926'da kendi eski açıklamasını, kaygının doğrudan libidodan dönüştüğü düşüncesini artık savunamayacağını yazdı ve kaygıyı benin bir tehlikeye verdiği tepki olarak yeniden tanımladı.

Mekanizma

İlk kuram: yolunu bulamayan uyarılma

1895'te Freud bir nöroloji dergisinde uzun başlıklı bir makale yayımladı: Über die Berechtigung, von der Neurasthenie einen bestimmten Symptomenkomplex als »Angstneurose« abzutrennen. Başlığın söylediği iş, nevrasteni denen geniş torbadan bir belirti kümesini ayırıp ona kaygı nevrozu adını vermekti. Kümenin merkezine ängstliche Erwartung, kaygılı beklenti dediği hâli koydu ve onu bir örnekle anlattı: kocası nezle olmuş bir kadın, her öksürükte zatürreyi düşünür ve aklında onun cenaze alayını görür.

Freud'un nedeni ise bugünün okuruna şaşırtıcı gelir. Kaygı nevrozunun mekanizmasını bedensel cinsel uyarılmanın ruhsal işlenmeden saptırılmasında ve bu uyarılmanın anormal biçimde kullanılmasında aradı. Otuz yıl sonra bu dönemi özetlerken, yarıda kesilen cinsel ilişki, doyumsuz kalan uyarılma ya da zorunlu perhiz gibi koşulların kaygı nöbetleri ve genel bir kaygıya hazır olma hâli ürettiğini gözlediğini hatırlatacaktı.

1917'de Viyana Üniversitesi'ndeki giriş derslerinin yirmi beşincisi, Die Angst, bu düşünceyi genişletti. Freud önce gerçek kaygıyı (Realangst) tarif eder: dışarıdaki bir tehlikenin algısına verilen, anlaşılır ve kendini koruma dürtüsüne bağlı tepki. Nevrotik kaygı ise onun dilinde kullanılamayan libidonun görünüşte gerçek bir kaygıya çevrilmesidir. Çocuktan bir örnek verir: karanlıkta korkan bir çocuk yan odadaki teyzesine konuşmasını söyler, teyze onu nasılsa göremeyeceğini söyleyince çocuk "Wenn jemand spricht, wird es heller" der, biri konuşunca ortalık aydınlanır. Freud bu cümleden karanlıktaki özlemin karanlık korkusuna dönüştüğü sonucunu çıkarır.

Ters çevirme: kaygı bastırmayı başlatır

Hemmung, Symptom und Angst 1926'da çıktı. Freud kitabın dördüncü bölümünde çocukluktaki bir hayvan fobisini yeniden okur ve bir sonuca varır: fobideki kaygı, bastırılan dürtüden değil bastıran benden gelir; gerçek bir tehlike olarak değerlendirilen bir tehlikeye verilen tepkidir. Ardından kitabın en çok alıntılanan cümlesi gelir: "Hier macht die Angst die Verdrängung, nicht, wie ich früher gemeint habe, die Verdrängung die Angst." Burada kaygı bastırmayı yapar; daha önce düşündüğü gibi bastırma kaygıyı yapmaz. Bastırmanın nasıl işlediği M06-D04'ün konusu; bu derste yalnız sıranın değiştiğini görüyoruz.

Freud arkasından eski fikrin kaynağını söyler: dönüşüm düşüncesini ben ile id ayrımı henüz yokken, aktüel nevrozları incelerken edinmişti. O gözlemi hâlâ geçerli sayar; ama onu kaygının benin kaygısı olduğu bulgusuyla nasıl uzlaştıracağını sorar ve soruyu açık bırakır.

Yaygın yanlış"Freud ikinci kuramla ilk kuramı tamamen bıraktı."
Doğrusu

1926 kitabı dönüşümün bir mekanizma olarak savunulamayacağını söyler, ama aktüel nevrozlardaki gözlemi geçerli sayar ve bastırma sırasında libidodan kaygı doğabileceği ihtimalini açık tutar. Aynı kitabın sekizinci bölümünde Freud, kaygının bazen yalnız bir sinyal olarak kalmayıp durumun ekonomik koşullarından yeniden üretilebildiğini de kabul eder. İki kuram bir süre yan yana yaşadı.

Sinyal: tehlike gelmeden önce

Freud 1926'da iki durumu birbirinden ayırır. Birincisinde kişi kendisini aşan bir uyarılma karşısında çaresiz kalır; Freud buna travmatik durum der. İkincisinde bu çaresizlik henüz gelmemiştir ama beklenir. Freud'un cümlesi şöyledir: bu çaresizlik durumunu beklemek yerine önceden görmek, kendini korumada önemli bir ilerlemedir. Beklentinin koşullarını taşıyan duruma tehlike durumu adını verir; kaygı sinyali bu durumda verilir.

Ek bölümdeki açıklama kaygının iki yüzünü tek bir cümlede toplar: kaygı bir yandan travmanın beklentisi, öbür yandan onun hafifletilmiş bir tekrarıdır. Ben, Freud'un deyişiyle, travmayı önceden yaşar ve hâlâ vakit varken sanki gelmiş gibi davranır. Kaygının beklentiyle ilişkisi tehlike durumundan, belirsizliği ve nesnesizliği ise eski çaresizlik deneyiminden gelir.

Freud 1933'te kaygıyı dürtü yaşamıyla birlikte ele alan dersinde (Angst und Triebleben), aynı ayrımı iki çıkışlı bir yol olarak anlatır. Kaygının gelişmesi bir sinyalle sınırlı kalırsa tepkinin geri kalanı yeni tehlikeye uyum sağlar; kişi kaçar ya da savunur. Eski deneyim üstün gelirse bütün tepki kaygıda tükenir ve duygu felç edici, o anki durum için işe yaramaz hâle gelir.

Doğumdan vicdana: tehlikelerin sırası

Freud kaygının ilk örneğini doğumda arar. Bu fikir 1926'dan eskidir: 1917'deki derste de kaygı duygusunun doğum anındaki rahatsızlık, boşalma ve beden duyumları öbeğini tekrarladığını söylemişti. 1924'te Otto Rank, Das Trauma der Geburt (Doğum travması) kitabında daha ileri gitti ve çocuğun en erken fobilerini doğum izlenimine bağlamaya çalıştı; Rank'ın kuramı M14-D02'de. Freud 1926'da Rank'ın bu girişimini başarılı bulmadığını yazar: bebeğin doğumdan dokunma ve genel duyumlar dışında bir şey sakladığına inanmaz. Doğum onun için bir ilk örnektir; sonraki kaygıları açıklamaya yetmez.

Ardından tehlikelerin sırasını kurar. Bebeklikte tehlike çaresizliğin kendisidir. Bebek annenin bütün ihtiyaçlarını giderdiğini öğrenince tehlikenin içeriği değişir: artık annenin yokluğu, nesnenin yitimi tehlike olur ve sinyal ekonomik çöküş gelmeden önce verilir. Daha sonra nesne orada kalır ama kızabilir; sevginin yitimi yeni ve daha kalıcı bir tehlikeye dönüşür. Fallik evrede kastrasyon kaygısı (M05-D04) gelir, Freud onu da bir ayrılık kaygısı sayar. Gizil dönemde süperegonun öfkesi ve cezası tehlike olur.

Freud her yaşa bir tehlikenin uygun düştüğünü yazar, ama eklemeyi unutmaz: bütün bu tehlike durumları yan yana sürebilir ve beni kendilerine uygun yaşın çok sonrasında da kaygıya itebilir. 1933'te bu sırayı benin üç bağımlılığına bağlar. Gerçek kaygı dış dünyaya, nevrotik kaygı ide, vicdan kaygısı süperegoya karşılık gelir; Freud bu uyumu memnuniyetle karşıladığını söyler.

Yaygın yanlış"Freud'a göre bütün kaygılar doğum travmasından gelir."
Doğrusu

Bu görüş Freud'un değil, Otto Rank'ın 1924 kitabına yakındır. Freud doğumu kaygı duygusunun ilk örneği saydı, ama 1926'da Rank'ın sonraki kaygıları doğuma bağlama girişimini başarısız buldu ve kaygının nedenini her yaşta değişen tehlike durumlarına taşıdı.

Usta katmanı

Freud'dan sonra ego psikolojisi savunmaları bu sinyale verilen cevaplar olarak düzenledi (Bölüm IV). Bugünkü kaygı araştırması Freud'un sorusunu ölçülebilir süreçler üzerinden soruyor: kaygılı bir zihin tehdide nasıl bakar, geleceği nasıl öngörür?

David Barlow 2000'de kaygı ve kaygı bozuklukları için duygu kuramına dayanan bütünleşik bir model önerdi. Modelde kalıtsal genel bir yatkınlık, erken deneyimlerde olaylar üzerinde denetim duygusunun gelişmesine bağlı genel bir psikolojik yatkınlık ve kaygının belirli nesnelere ya da durumlara yöneltilmesinin öğrenildiği özgül bir yatkınlık birlikte işler. Barlow'un modeli Freud'un tehlike sırasından farklı olarak sınanabilir öngörüler üretmek için kuruldu.

Yaygın yanlış"Hiç kaygı duymamak ruh sağlığının işaretidir."
Doğrusu

Freud sinyal kaygısını kendini korumanın bir parçası saydı ve bazı kaygıların hiç sönmemesi gerektiğini yazdı. Grupe ve Nitschke de kaygıyı geleceğe uyum sağlayan öngörü tepkileri üzerinden tarif eder; sorun bu tepkilerin bozulmasıdır.

Kanıtın sınırı

Freud'un iki kuramı da analiz odasında, çoğu yetişkin olan ve Orta Avrupa'nın kentli orta sınıfından gelen hastaların anlattıklarından kuruldu. Tehlikelerin sırası bebekliği ve erken çocukluğu kapsar, ama bebekler doğrudan gözlenerek değil, yetişkinlerin çözümlemesinden geriye doğru akıl yürütülerek yerleştirildi. Bu yüzden sıralama sınanmış bir gelişim kuramından çok bir yorum çerçevesidir. İlk kuramın libido dönüşümü ise Freud'un kendisinin de kabul ettiği gibi gösterilemedi; bugünkü kaygı araştırması bu açıklamayı gündemine almıyor.

Okuduğumuz araştırmalar Freud'un kuramına yandan değiyor. Dikkat yanlılığı meta-analizi kaygılı kişilerin tehdide nasıl baktığını ölçüyor, belirsizlik derlemesi kaygıyı geleceğe yönelik bir hazırlık olarak düzenliyor. Hiçbiri bir benin sinyal verdiğini ya da kaygının bastırmayı başlattığını sınamıyor; bunun nasıl sınanacağı da tartışmalı. Kaygının dile getirilişi de kültüre göre değişir: Türkçede pek çok kişi onu önce "içim sıkılıyor", "yüreğim daralıyor" gibi bedensel sözlerle anlatır. Freud'un sözlüğünün bu anlatımları ne ölçüde kapsadığı açık bir sorudur.

Bu ders kaygı hakkında bir tarih ve kuram dersidir. Kaygısının ağır ve sürekli olduğunu, gündelik işlerini aksattığını düşünen okur için doğru adres bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

İlk kuramda kaygı, boşalamayan cinsel uyarılmanın dönüşüp taşmasıydı; kaygı nevrozu da o günkü yaşamdan kaynaklanan bir aktüel nevrozdu.

1926'da ok yön değiştirdi: kaygı önce gelir, bastırma ona verilen cevaptır. Freud eski mekanizmayı bıraktı, eski gözlemi sakladı.

İkinci kuramda kaygı bir sinyaldir: henüz gelmemiş bir çaresizliği haber verir ve bene önlem alacak zaman bırakır. Sinyal yetmezse kaygı büyür ve eylemi felç eder.

Tehlikeler yaşla değişir: çaresizlik, annenin yokluğu, sevginin yitimi, kastrasyon, süperegonun cezası. Doğum ilk örnektir, Rank'ın tezi ise reddedildi.

Bugünkü araştırma kaygılı zihnin tehdide seçici baktığını güçlü biçimde gösteriyor ve kaygıyı belirsizlik karşısında bir öngörü süreci olarak düzenliyor; Freud'un sinyalini ise doğrudan sınamıyor.

Sonraki derse köprü

Hemmung, Symptom und Angst'ın ek bölümünde Freud otuz yıl önce kullanıp bıraktığı bir sözcüğe döner: savunma (Abwehr). Önerisi şudur: savunma, benin çatışmalarında başvurduğu bütün tekniklerin genel adı olsun; bastırma ise bunlardan yalnız biri, araştırmanın yönü yüzünden ilk ve en iyi tanınanı. Kaygı sinyali verildikten sonra ben ne yapar? M06-D04 bu sorunun ilk cevabına, Bastırma'ya ayrılıyor: Freud'un onu neden temel savunma saydığını ve bugün bastırılmış anı üzerine süren tartışmanın bu kavramdan nerede ayrıldığını orada okuyacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.