İçeriğe geç

M06-D01

Ego ve İd

Freud'un yapısal modelini ve id, ego, süperego arasındaki ilişkileri açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M06, Zihnin yapısı, kaygı ve savunma · 3.157 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M12-D02

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud 1923'te bastırmayı yapan egonun da bilinçdışı olabildiğini görünce eski haritayı bıraktı; bilinç ve bilinçdışı sözcükleri bir yerin değil bir niteliğin adı oldu.

Es adı Groddeck'ten geldi; 1933'te Freud idi çelişkinin, zamanın ve değer yargısının işlemediği bir kazan olarak betimledi.

Ego, idin dış dünyaya bakan ve onun etkisiyle değişmiş yüzü olarak tarif edildi; idden kopmuş ayrı bir öz sayılmadı. Binici gibi çalışır, ama ödünç kuvvetle; Freud'un kısa cümlesiyle her şeyden önce bedenseldir.

Üç efendi benzetmesi egonun dış dünya, id ve süperego arasında sıkıştığını anlatır; "Wo Es war, soll Ich werden" tedavinin hedefini kurutulan bir denize benzetir.

Yürütücü işlevler ve öz denetim üzerine çalışmalar egoya yüklenen işlerin bir kısmını ölçer; yapısal modelin kendisi sınanmış olmaz.

Açılış sahnesi

Avanos'ta, Kızılırmak kıyısındaki bir at çiftliğinde öğleden sonra turu yeni dönmüş. Gülsen on beş yıldır turistleri vadilere at sırtında götüren bir tur rehberi; atları da kendisi seçip kendisi eğitiyor. Kayınbiraderi Turan çarşıdaki atölyesinde çömlek çarkı başında oturan bir usta, akşam yemeğine gelmiş, ahırın kapısında bekliyor.

Kır bir kısrak eve dönüş yolunda yönünü değiştiriyor, ahır yerine suluğa doğru yürüyor. Gülsen dizginleri çekmiyor, suluğa kadar götürüyor, su içtikten sonra da ahıra sokuyor. Turan gülüyor: "Sen mi götürdün onu, o mu seni?"

"İkisi de," diyor Gülsen. "Çekseydim gene giderdi, üstüne bir de ürkerdi. Ben yolu ona öyle gösterdim ki sanki kendi istedi. Akşam deftere 'suluğa uğradık' yazarım, kimse sormaz kimin fikriydi."

Turan çarkı düşünüyor. Çamuru elle tutamazsın, diyor, tezgâh döner, kuvvet onundur; elin yalnız yön verir. Bir de, ustalığın ilk yıllarında çamuru parmak uçlarından öğrenirsin, gözünle değil.

Kır kısrak da Avanos'taki çiftlik de bir benzetmeyi ayağa kaldırmak için uyduruldu; gerçek bir aileye ait değiller. Freud'un 1923'te zihne çizdiği yeni haritanın en bilinen benzetmesinde de bir binici, kendi kuvvetiyle değil ödünç kuvvetle at sürer.

Bu derste ne olacak

Bu modül Freud'un 1920'lerde zihne çizdiği yeni haritayı, kaygının yeniden tanımlanışını ve savunmaları, bir de savunmaların bugün nasıl ölçüldüğünü anlatıyor. İlk ders haritanın iki parçasına, egoya ve id'e odaklanıyor; süperego burada yalnızca adıyla görünecek.

Freud'un neden eski haritayı bıraktığını, Es adını nereden aldığını, egoyu nasıl hem idin bir uzantısı hem de bedenden doğan bir yüzey olarak tarif ettiğini metinlerden okuyacağız. 1933'teki derslerden üç efendi benzetmesine ve en çok aktarılan cümlesine bakacağız. Sonra bugünkü psikolojinin yürütücü işlevler ve öz denetim üzerine bulduklarını okuyacak ve bunların Freud'un ego tarifiyle nerede buluşup nerede ayrıldığını göreceğiz.

Sıfır noktası

Temel Psikoloji (M12-D02) yapısal modeli üç parçanın etkileşimi olarak kısaca tanıttı. Bu derste o tanımın arkasındaki metne iniyoruz. Freud 1923'te Das Ich und das Es adıyla küçük bir kitap yayımladı; Türkçede Ego ve İd ya da Ben ile O adlarıyla bilinir. Kitabın adı Almancada gündelik iki zamirdir; ego ve id Latinceleri İngilizce çeviriyle yerleşti (M01-D04).

Freud bu kitapta iki modeli birbirine tercüme etti. Bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı sözcükleri durdu; ama artık bir içeriğin niteliğini anlatıyorlardı, zihnin bölümlerini adlandırma işi başka sözcüklere geçti. Bölümlerin adı ego, id ve süperego oldu.

Yaygın yanlış"İd, ego ve süperego beynin üç ayrı bölgesidir."
Doğrusu

Freud 1933'te bu ayrımı yaparken okurunu açıkça uyardı: bu parçalar politik haritadaki sınırlar gibi keskin çizilemez, ancak birbirine karışan renk alanlarıyla gösterilebilir. Model bir işlev haritasıdır; beyin görüntülemesinin yerini gösterebileceği üç organ önermez.

Mekanizma

Eski haritanın tıkandığı yer

Topografik model (M03-D07) bastıran gücü bilinç öncesine, bastırılanı bilinçdışına koyuyordu. Bu dağılım analiz odasında bir sorunla karşılaştı. Hasta direnç gösteriyor, ama direnç gösterdiğini bilmiyordu. Freud 1923 kitabının ilk bölümünde bu gözlemden şu sonucu çıkardı: bastırmayı yapan ego da bilinçdışı olabilir (M04-D06 bu bölümün bilinçdışı tartışmasını ayrıntılı okudu). O hâlde bilinçdışı olmak bir sistemin ayırt edici işareti olmaktan çıkıyordu; yeni bir ayrım gerekiyordu.

İkinci bölümün ilk cümleleri bu ihtiyacı açıkça söyler: patolojik araştırma ilgiyi bastırılana fazla yöneltmişti, artık egoyu tanımak istiyorlardı. Freud egoyu algı sisteminden çıkan, önce bilinç öncesi olan yapı olarak tarif etti ve geri kalan, bilinçdışı gibi davranan ruhsal alana Es dedi.

Es: bir zamirden bir kazana

Freud Es adını Georg Groddeck'ten aldığını kitabında söyler; ad seçiminin ayrıntısını ve Nietzsche dipnotunu M01-D04 okudu. Freud, Groddeck'in bilinmeyen güçlerce "yaşatıldığımız" düşüncesini alıp yeni haritada bir bölgeye dönüştürdüğünü yazar.

1923'te id hakkında söyledikleri kısadır. On yıl sonra, 1933'teki yeni ders dizisinde Freud ruhsal kişiliğin bölümlenmesine (Die Zerlegung der psychischen Persönlichkeit) bütün bir ders ayırır ve daha ayrıntılı konuşur. Freud orada idi kişiliğin karanlık, ulaşılmaz parçası diye anar ve ona benzetmelerle yaklaştıklarını, kaos ya da kaynayan uyarılarla dolu bir kazan dediklerini yazar. İdde mantığın yasaları geçmez, çelişmezlik ilkesi işlemez, karşıt istekler birbirini silmeden yan yana durur. Zaman tasarımına benzer bir şey yoktur, değer yargısı da yoktur: ne iyi ne kötü ne ahlak. İdin bildiğimiz özelliklerinin çoğu ancak egonun karşıtı olarak tarif edilebilir.

Bu tarif yeni değildi. M03-D08 birincil süreç olarak okunan düşünme biçiminin özellikleri, 1933'te bir bölgenin özellikleri olarak yeniden yazıldı. Freud'un kazanı, rüya kitabının işlemlerine bir adres verdi.

Ego: yüzeyden doğan, bedenden kurulan

Freud egoyu idden ayrı bir öz olarak kurmaz. Ego onun tarifinde dış dünyanın algı sistemi aracılığıyla doğrudan etkisiyle değişmiş id parçasıdır; bir yüzey farklılaşmasının devamı. Ego dış dünyanın etkisini ide taşımaya, idde sınırsız egemen olan haz ilkesinin yerine gerçeklik ilkesini (M03-D08) koymaya çalışır. İdde dürtünün oynadığı rolü egoda algı oynar. Freud bunun akıl ile tutkunun bilinen karşıtlığıyla örtüştüğünü, ama ancak ortalamada doğru olduğunu ekler.

Ardından benzetme gelir. Egonun işlevsel önemi, normalde hareketin yollarını onun yönetmesindedir; bu yüzden ego idle ilişkisinde atın üstün gücünü dizginlemesi gereken biniciye benzer. Fark şudur: binici bunu kendi kuvvetiyle dener, ego ödünç kuvvetlerle. Freud benzetmeyi bir adım daha ilerletir: atından ayrılmak istemeyen binici çoğu zaman onu gitmek istediği yere götürmek zorunda kalır, ego da idin isteğini sanki kendisininmiş gibi eyleme dökmeye alışkındır.

Aynı bölümde Freud egonun doğuşuna ikinci bir etken ekler: kişinin kendi bedeni, özellikle bedenin yüzeyi. Beden hem dışarıdan görülen bir nesne hem de dokunulduğunda içeriden duyulan bir yerdir. Freud acı veren bir hastalıkta organlarımızı yeniden tanıyışımızı, beden tasarımının kuruluşuna örnek sayar. Sonra kısa bir cümle kurar: ego her şeyden önce bedenseldir; yalnızca bir yüzey varlığı değil, bir yüzeyin izdüşümüdür. Anatomide karşılık ararsa, beyin kabuğunda baş aşağı duran, topukları yukarıda bir küçük adam çizimini, anatomistlerin "beyin adamcığı"nı önerir.

Üç efendi ve kurutulan deniz

Ben ile O'nun son bölümü egoyu üç hizmet altında yaşayan zavallı bir şey olarak anar; tehlike dış dünyadan, idin libidosundan ve süperegonun sertliğinden gelir, her birine bir tür kaygı karşılık gelir ve ego Freud'un deyişiyle asıl kaygı yeridir. Kaygının bu yeniden tanımı M06-D03'ün konusu.

1933'teki ders aynı fikri bir atasözüne bağlar: atasözü iki efendiye birden hizmet etmeye karşı uyarır, zavallı egonun işi daha zordur, dış dünya, süperego ve id gibi üç sert efendinin hep ayrışan isteklerini uzlaştırmaya çalışır. Bu kadar sık başarısız olmasına şaşırmamak gerekir.

Aynı ders, psikanalitik tedavinin amacını da bu haritaya göre yazar: egoyu güçlendirmek, süperegodan daha bağımsız kılmak, algı alanını genişletmek ve örgütlenmesini kurmak; öyle ki idin yeni parçalarını kendine katabilsin. Ardından Almancada çok kısa bir cümle gelir: "Wo Es war, soll Ich werden." Kabaca, o'nun olduğu yerde ben olmalı. Son cümle bir benzetmedir: bu bir kültür işidir, aşağı yukarı Zuiderzee'nin kurutulması gibi. Hollanda o yıllarda bu iç denizi setlerle kapatıp toprak kazanıyordu.

Yaygın yanlış"Freud'a göre güçlü bir ego, idi tamamen bastıran egodur."
Doğrusu

Freud'un benzetmesinde binici attan ayrılmaz, enerjiyi ondan alır ve çoğu zaman onun yoluna uyar. 1933'te tedavinin amacı olarak yazdığı şey idin yeni parçalarının egoya katılmasıdır; bastırmanın artması bu amaca ters düşer. Kurutulan deniz yok edilmez, ekilebilir toprağa dönüştürülür.

Usta katmanı

Freud'un egosu bir işlevler demetidir: algılar, hareketi yönetir, erteler, gerçekliği sınar. 1923 kitabının üçüncü bölümündeki bir notta Freud, gerçeklik sınamasını daha önce süperegoya vermesinin yanlış olduğunu, bu işin egoda kalması gerektiğini yazar. Freud'dan sonra Amerika'daki ego psikolojisi bu demeti tek tek saymaya girişti (Bölüm IV).

Bilişsel psikolojinin yürütücü işlevler (Terapi, S01-P03-D03) dediği beceriler bu listeye benziyor. Bu araştırma bir ruhsal yapı varsaymaz; laboratuvar görevlerindeki performanstan yola çıkar ve becerilerin tek bir yetenek mi, ayrı yetenekler mi olduğunu sorar.

Bu bulgu Freud'un egosunu ne doğrular ne çürütür; egoya yüklenen işlerin bir bölümünün ölçüldüğünde tek bir binicinin gücüne benzemediğini söyler.

Atla binicinin çekişmesini gündelik hayatta izleyen bir çalışma da var. Yazarlarından biri, tekrarlanma sorunları Temel Psikoloji M10-D09'da okunan güç modelinin de yazarıdır; ama sorusu o modelden geniştir.

Sinirbilim tarafında Mark Solms yapısal modeli beyin üzerine yeniden okumayı denedi; Freud'un tablosu onun okumasında tersine döner.

Yaygın yanlış"Yürütücü işlevler, Freud'un egosunun bilimsel adıdır."
Doğrusu

İki kavramın kapsadığı işler kısmen örtüşür. Yürütücü işlevler laboratuvarda ölçülen becerilerdir ve bir çatışma varsaymaz; Freud'un egosu ise idle ve süperegoyla çekişen, kaygıyı yaşayan, kısmen bilinçdışı bir yapıdır.

Kanıtın sınırı

Yapısal model gözlemden çok bir düzenleme önerisidir. Freud onu analiz odasındaki direnç ve suçluluk gözlemlerinden kurdu ve benzetmelerle anlattı; at ve binici, üç efendi, kurutulan deniz. Bu benzetmeler sınanabilir öngörüler üretmez. Hangi gözlemin id ve ego ayrımını zayıflatacağı belirsiz kaldığı sürece, modelin kendisi bir bilimsel iddia olarak tartışmaya açık durur.

Okunan araştırmalar modele yalnızca yandan değiyor. Miyake ekibi becerilerin yapısını üniversite öğrencilerinde ölçtü, Hofmann ekibi bilinçli istek çatışmalarını izledi. Hiçbiri bilinçdışı bir egoyu ya da bir idi ölçmeye çalışmadı ve bu kavramların nasıl ölçüleceği hâlâ bilinmiyor. Solms'un eşlemesi bir kuram önerisi; sinirbilimdeki tartışmalar sürdükçe hangi beyin bölgesinin hangi işleve karşılık geldiği de değişebilir. Miyake'nin örneklemi bir Amerikan üniversitesinin öğrencileriydi. Kararın ailede ya da toplulukta alındığı kültürlerde egoyu bir iç merkez olarak tarif etmenin ne kadar iş göreceği tartışmalı kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud 1923'te bastırmayı yapan egonun da bilinçdışı olabildiğini görünce eski haritayı bıraktı; bilinç ve bilinçdışı sözcükleri bir yerin değil bir niteliğin adı oldu.

Es adı Groddeck'ten geldi; 1933'te Freud idi çelişkinin, zamanın ve değer yargısının işlemediği bir kazan olarak betimledi.

Ego, idin dış dünyaya bakan ve onun etkisiyle değişmiş yüzü olarak tarif edildi; idden kopmuş ayrı bir öz sayılmadı. Binici gibi çalışır, ama ödünç kuvvetle; Freud'un kısa cümlesiyle her şeyden önce bedenseldir.

Üç efendi benzetmesi egonun dış dünya, id ve süperego arasında sıkıştığını anlatır; "Wo Es war, soll Ich werden" tedavinin hedefini kurutulan bir denize benzetir.

Yürütücü işlevler ve öz denetim üzerine çalışmalar egoya yüklenen işlerin bir kısmını ölçer; yapısal modelin kendisi sınanmış olmaz.

Sonraki derse köprü

Freud 1923 kitabının ikinci bölümünde, analizde dirençten de yabancı bulduğu bir deneyimi anlatır: bazı kişilerde öz eleştiri ve vicdan, ruhun en çok değer verilen işleri, bilinçdışı kalır ve o hâliyle en güçlü etkilerini gösterir. Bu gözlem üçüncü efendinin kapısını açıyor. Süperegonun nereden geldiği ve insanın kendisinin bilmediği bir suçluluğu nasıl taşıyabildiği sorusu M06-D02'ye, «Süperego ve suçluluk» dersine kalıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.