İçeriğe geç

M05-D08

Eşcinsellik ve Freud

Freud'un eşcinselliğe dair yazdıklarını ve psikanalitik kurumların sonraki tutumunu tarihsel olarak aktarır.

Psikanaliz Akademisi — M05, Dürtü, cinsellik ve gelişim · 3.094 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud 1905'te dönemin yozlaşma açıklamasını reddetti ve sonraki bir baskıda eşcinselleri ayrı bir grup olarak ayırmaya karşı çıktı; ama konuyu sapmalar başlığında, bir gelişim kuramının içinde tuttu.

1920 vakasında ve 1935 mektubunda Freud, analizin yönelimi değiştirmeyi vaat edemeyeceğini yazdı. 1921'de eşcinsel bir adayın eğitime alınmasını ilke olarak dışlamadı.

Freud'dan sonra, özellikle Amerika'da, psikanalitik ana akım eşcinselliği tedavi edilecek bir bozukluk olarak ele aldı ve eşcinsel adayları eğitimden dışladı. Bu tutum 1991'de değişmeye başladı, 2019'da resmî bir özürle adlandırıldı.

Bugünkü bilimsel ve mesleki uzlaşıya göre eşcinsellik bir bozukluk sayılmaz; yönelimi değiştirmeye yönelik uygulamalar etkisizdir ve zarar verebilir.

Açılış sahnesi

Mersin'de, Pozcu'da bir semt radyosunun dar stüdyosu, salı öğleden sonrası. Meltem programın yapımcısı; perşembe akşamı yayına girecek "Mektuplar" kuşağının metnini çıktı olarak masaya yaymış. Bu haftanın mektubu Freud'un 1935'te Amerikalı bir anneye yazdığı kısa yanıt. Cihan aynı binada büro tutan bir avukat, programın hukuk kuşağına haftada bir konuk oluyor; kahvesini alıp Meltem'in masasına uğramış.

"Bunu sosyal medyada gördüm," diyor Meltem, bir satırın altını çizerek. "Freud eşcinselliği hastalık saymıyor. Demek psikanaliz baştan beri böyle düşünüyormuş."

Cihan kâğıdı alıp okuyor, sonra telefonunda bir sayfa açıyor. "Aynı mesleğin Amerikan derneği 2019'da özür dilemiş. Neden özür diledikleri yazıyor burada."

Meltem başlığı silmiyor, yanına bir soru işareti koyuyor: bir kurucunun mektubu, o kurucunun adını taşıyan kurumların ne yaptığını söyler mi?

Stüdyo, kuşak ve iki çalışan bu sayfa için kuruldu, Pozcu'da aranırsa bulunmaz. Mektup ise var; Amerikan bir psikiyatri dergisi onu 1951'de yayımladı.

Bu derste ne olacak

M05-D01, Üç Deneme'nin ilk bölümünde Freud'un aynı cinsiyetten birine yönelmeyi uzun uzun tartıştığını not etmiş ve konuyu buraya bırakmıştı. Bu ders o bölümü, Freud'un 1920'de yayımladığı bir kadın vakasını, 1921'de yakın çevresiyle yaptığı bir yazışmayı ve 1935 mektubunu okuyor. Sonra psikanalitik kurumların Freud'dan sonraki on yıllarda aldığı tutumu ve onun değişimini izliyor.

İki soruyu ayrı tutacağız. Freud ne yazdı ve kurumlar ne yaptı, bu bir tarih sorusu. Bugün cinsel yönelim hakkında ne biliniyor ve onu değiştirme girişimleri hakkında ne söylenebiliyor, bu bir kanıt sorusu. Ders boyunca okuyacağın yargı da açık: bugünkü bilimsel ve mesleki uzlaşıya göre eşcinsellik bir bozukluk sayılmaz; yönelimi değiştirmeye çalışan uygulamalar etkisizdir ve zarar verebilir.

Sıfır noktası

Viyana'daki tıp kitapları aynı cinsiyetten birine yönelen insanları "Konträrsexuale" diye adlandırıyordu. Freud 1905 kitabında bu sözcüğü anar ve hemen ardından "daha iyisi" diyerek "Invertierte" sözcüğünü seçer; dönemin sözlüğünü değiştirmeden devralır.

Yaygın yanlış"Freud eşcinselliği bir hastalık olarak tanımladı ve tedavi edilmesi gerektiğini savundu."
Doğrusu

Freud'un yazdıkları bu cümleden daha karmaşık. Üç Deneme yozlaşma açıklamasını reddeder, 1935 mektubu eşcinselliğin bir hastalık olarak sınıflandırılamayacağını söyler; 1920 vakasında Freud yönelimi değiştirmenin umut verici olmadığını yazar. Aynı metinler yine de eşcinselliği bir gelişim yolunun erken kalmış biçimi olarak çizer. Patolojileştirici kesin tutum ağırlıkla sonraki kuşağın psikanalistlerine aittir.

Mekanizma

Üç Deneme'de inversiyon

Üç Deneme'nin ilk bölümü cinsel sapmaları sıralamaya cinsel nesnedeki sapmalarla, onların da başında inversiyonla başlar. Freud önce gözleme dayanan bir ayrım yapar: kimi insanlar yalnız kendi cinsiyetinden birine yönelir, kimi her iki cinsiyete, kimi ise bunu yalnız belli koşullarda yaşar. Bazıları yönelimlerini kendi doğalarının bir parçası sayar, bazıları ona karşı çıkar.

Sonra dönemin baskın iki açıklamasını sırayla tartar. Birincisi yozlaşmadır.

İnversiyon, başka hiçbir ciddi sapma göstermeyen, işlevleri bozulmamış, hatta zihinsel gelişimi ve ahlaki kültürü yüksek insanlarda da görülür. Antik dünyanın büyük kültür halklarında yaygın, neredeyse bir kurum olduğunu, pek çok "vahşi" ve "ilkel" halkta da sık görüldüğünü ekler. Bu son karşılaştırma dönemin sömürgeci antropoloji sözlüğüne aittir.

İkinci açıklama doğuştanlıktır. Freud inversiyonun ne bütünüyle doğuştan ne bütünüyle sonradan edinilmiş sayılabileceğini savunur; iki açıklamanın da tek başına yetmediğini yazar. Yerine, insanın ilk yatkınlığında her iki yöne açık bir zemin önerir.

Kitabın en sık alıntılanan cümlelerinden biri, sonraki baskılardan birine eklenmiş bir dipnottadır; dipnot psikanalitik araştırmanın vardığı sonuçlardan söz ettiği için 1905 metninde bulunmuş olamaz. Freud orada psikanalitik araştırmanın, eşcinselleri ayrı türden bir grup olarak öbür insanlardan ayırma girişimine kararlılıkla karşı çıktığını yazar. Aynı dipnota göre her insan aynı cinsiyetten bir nesne seçimi yapabilir ve bunu bilinçdışında yapmıştır; yalnız karşı cinse yönelen bir erkeğin ilgisi de açıklanması gereken bir sorundur, kendiliğinden anlaşılır bir olgu sayılmaz.

1920 vakası: değiştirme isteği

1920'de Freud kısa bir vaka yazısı yayımladı: "Über die Psychogenese eines Falles von weiblicher Homosexualität", kadın eşcinselliğinin bir vakasının ruhsal kökeni üzerine. Yazının konusu, Freud'un "toplumsal konumu yüksek bir aileden" diye tanıttığı on sekiz yaşında bir genç kadındır. Ailesi, kızın kendisinden on yaş kadar büyük bir kadına duyduğu bağlılığa karşı çıkmış ve onu Freud'a getirmişti. Burada o kişiye tanı koymuyoruz; Freud'un onun hakkında yazdığı metni tarihsel bir belge olarak okuyoruz.

Freud metnin başında bir gözlem yapar. Bir insanın analize kendi isteğiyle mi, yoksa yakınları onu getirdiği için mi geldiği aynı şey sayılmaz. Bu genç kadın hasta değildi; iç nedenlerle acı çekmiyor, durumundan yakınmıyordu. Ondan istenen bir nevroz çatışmasını çözmek olmamış, genital örgütlenmenin bir çeşidini ötekine çevirmek olmuştu. Freud, tam gelişmiş bir eşcinseli heteroseksüele dönüştürme girişiminin genellikle bunun tersinden pek daha umut verici olmadığını yazar; tersini ise iyi pratik nedenlerle kimse denemez. Yalnız yönelimi henüz kararsız olanlarda daha olumlu bir sonuç bekler. Ailesine bir söz vermekten kaçınır, birkaç hafta ya da ay inceleme önerir; sonunda analizi keser ve isterlerse bir kadın hekimle devam etmelerini önerir.

Yazışmalar: 1921 ve 1935

Aralık 1921'den başlayarak yaklaşık bir ay, Freud'un yakın çevresini oluşturan komite, birbirine gönderdiği ortak mektuplarda (Rundbriefe) bir soruyu tartıştı: eşcinsel olduğu bilinen bir aday psikanalist olarak yetiştirilebilir mi? Soru Hollanda'daki psikanaliz derneğine yapılan bir başvurudan doğmuştu ve Londra'daki Ernest Jones kabule karşı çıkmayı öğütlemişti. Viyana'dan Otto Rank ve Freud'un yanıtı Jones'a katılmadı. Aktarıldığına göre böyle kişileri başka geçerli bir neden olmadan dışarıda bırakamazlardı, tıpkı onların yasayla kovuşturulmasını kabul edemedikleri gibi; her adayın kendi özellikleriyle değerlendirilmesi gerekiyordu.

On dört yıl sonra, 1935'te Freud, Amerika'dan gelen bir mektuba İngilizce yanıt verdi. Yazan bir anneydi ve oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenmişti; mektubunda bu sözcüğü kullanmamıştı bile. Freud yanıtında eşcinselliğin bir üstünlük olmadığını, ama utanılacak bir şey, bir kusur, bir alçalma da olmadığını yazdı; onun bir hastalık olarak sınıflandırılamayacağını, cinsel gelişimin belli bir duraklamasından doğan bir çeşitleme sayıldığını ekledi. Antik ve modern çağların pek çok saygın insanını örnek verdi ve eşcinselliği suç saymanın büyük bir haksızlık ve zalimlik olduğunu yazdı. Analizin genel olarak yönelimi değiştirmeyi vaat edemeyeceğini, bazı vakalarda başarılı olunsa da çoğunda bunun artık mümkün olmadığını yazdı. Oğlu mutsuz ya da çatışma içindeyse analiz ona, yönelimi ne olursa olsun, uyum ve iç huzuru getirebilirdi.

Kurumlar Freud'dan ayrılıyor

Freud'un ölümünden sonra, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, psikanalitik ana akım farklı bir yöne gitti. 1962'de Irving Bieber ve arkadaşları erkek eşcinselliği üzerine psikanalitik bir çalışma yayımladı. Kitap eşcinselliği ağırlıkla yıkıcı aile ilişkilerine bağladı ve tedaviyle yönelimin değiştirilebileceğini ileri sürdü. Charles Socarides ve Lionel Ovesey gibi analistler de eşcinsel erkeklerin "başarıyla tedavi edilebileceği" görüşünü paylaştı; bu çizgi uzun süre Amerikan psikanalizinin sesi oldu.

Bu çalışmaların örneklemi analize başvurmuş hastalardı. Klinik dışından seçilmiş kişileri kimin hangi gruptan olduğunu bilmeyen uzmanlara değerlendirten çalışmalar ise farklı bir tablo çizdi; bu örneklem sorusu bir ölçüt meselesi olarak Terapi Akademisi'nde (S00-P01-D06) işlendi.

Amerikan Psikiyatri Birliği'nin 1973 kararı M05-D01'de anıldı. Psikanalitik kurumlar bu karardan sonra da uzun süre eşcinsel adayları eğitime almadı. Amerikan Psikanaliz Derneği (American Psychoanalytic Association) 1991'de eşcinsel adayların analist olarak yetiştirilmesine izin veren bir tutum açıkladı, ertesi yıl eğitici kadro seçiminde de bu ayrımcılığı yasakladı. Haziran 2019'da, Stonewall ayaklanmasının ellinci yılında, derneğin başkanı Lee Jaffe yıllık toplantının açılışında mesleğin yol açtığı ayrımcılık ve travmadaki payı için resmen özür diledi.

Usta katmanı

Freud'un metinleri bugün iki yönde okunuyor. Bir okuma, Üç Deneme'deki dipnotu ve 1935 mektubunu öne çıkarır ve Freud'u kendi çağının psikiyatrisine göre hoşgörülü bulur; bu okumaya göre sonraki kuşak kurucunun yolundan saptı. Öbür okuma, aynı metinlerde eşcinselliği bir gelişim duraklaması, tam olgunlaşmamış bir biçim olarak çizen kuramın, sonradan patolojileştirmeye zemin hazırladığını vurgular. İki okuma aynı belgeleri kullanır; tartışma, hangi cümleye ağırlık verildiğindedir.

Yönelimin nasıl geliştiği sorusunu bugün biyolojik ve gelişimsel çalışmalar soruyor; genom taramaları ve kardeş doğum sırası tartışması cinsellik dersinde (Temel Psikoloji, M10-D03) işlendi.

Yönelim değiştirme girişimi, Terapi S03-P03-D04'te uygulama ve etik açısından tanımlandı. Dünya Psikiyatri Birliği 2016 tutum bildirgesinde aynı cinsiyete yönelimin bir patoloji sayılmadığını, onu değiştirmenin mümkün olduğuna dair sağlam bilimsel kanıt bulunmadığını ve bu sözde tedavilerin zarar verebileceğini yazdı. Kanıtı en kapsamlı toplayan çalışmalardan biri, Amerikan Psikoloji Derneği'nin 2009 görev gücü raporudur.

Yaygın yanlış"Psikanaliz eşcinselliği her zaman ailedeki bir soruna bağladı."
Doğrusu

Freud 1905'te doğuştan ile edinilmiş arasındaki seçimi eksik buldu ve tek nedenli açıklamaları reddetti. Aileyi neden olarak öne çıkaran kesin model, Bieber'ın 1962 kitabının ve onu izleyen Amerikan psikanalistlerinin modeliydi. Bugünkü araştırma ebeveynlik gibi toplumsal nedenler için iyi kanıt bulmuyor.

Yaygın yanlış"Özür dilendiğine göre mesele kapanmıştır."
Doğrusu

Bir kurumun özrü, geçmişteki tutumunu adlandırır ve değiştirir; o tutumun yarattığı etkileri ortadan kaldırmaz. Yönelimi değiştirmeyi vaat eden uygulamalar hâlâ var; meslek kuruluşlarının uyarıları bu yüzden yenileniyor.

Kanıtın sınırı

Freud'un bu konudaki yazıları dar bir malzemeye dayanıyor: dönemin cinsellik bilimcilerinin derlemeleri, kendi hastaları ve birkaç mektup. 1920 vakası tek bir kişi ve Freud'un anlatısı; 1935 mektubu özel bir yazışma. Hiçbiri yönelimin nasıl geliştiğini sınayan bir veri sunmuyor. Bieber'ın çalışması da aynı sınırı taşıyordu ve daha ağır bir hatayla genellendi: analize başvuran hastalardan bütün bir topluluk hakkında sonuç çıkarıldı.

Bugünkü kanıtın da sınırları var. APA raporunun etkisizlik sonucu, 1969–1978 arasından az sayıdaki karşılaştırmalı çalışmaya dayanıyor; sonraki çalışmaların hiçbiri o standardı karşılamadı ve zarar sorusunu sınayacak rastgele atamalı bir deney etik olarak yapılamaz. Yönelimin kökeni üzerine bilgi ise büyük ölçüde Batılı örneklemlerden geliyor ve nedenlerin çoğu bilinmiyor. Bozukluk sayılmama kararı ise kökene değil, işlevsellik ve sıkıntı üzerine yapılan araştırmalara dayandı. Bu soruları Türkiye'de doğrudan sınayan geniş bir veriye burada yer verilmedi; kültürlerarası genellemenin nerede durduğu tartışılmaya devam ediyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud 1905'te dönemin yozlaşma açıklamasını reddetti ve sonraki bir baskıda eşcinselleri ayrı bir grup olarak ayırmaya karşı çıktı; ama konuyu sapmalar başlığında, bir gelişim kuramının içinde tuttu.

1920 vakasında ve 1935 mektubunda Freud, analizin yönelimi değiştirmeyi vaat edemeyeceğini yazdı. 1921'de eşcinsel bir adayın eğitime alınmasını ilke olarak dışlamadı.

Freud'dan sonra, özellikle Amerika'da, psikanalitik ana akım eşcinselliği tedavi edilecek bir bozukluk olarak ele aldı ve eşcinsel adayları eğitimden dışladı. Bu tutum 1991'de değişmeye başladı, 2019'da resmî bir özürle adlandırıldı.

Bugünkü bilimsel ve mesleki uzlaşıya göre eşcinsellik bir bozukluk sayılmaz; yönelimi değiştirmeye yönelik uygulamalar etkisizdir ve zarar verebilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste psikoseksüel kuramın bir kolunun, yönelimin gelişimine dair anlatısının, kurumlar eliyle nasıl uygulamaya döküldüğünü ve sonra nasıl terk edildiğini gördük. Terk ediliş büyük ölçüde örneklem ve kanıt sorularıyla geldi. Aynı sorular kuramın öbür iddialarına da sorulabilir: ağzın ve dışkılamanın evrelerinden doğduğu söylenen karakter tipleri ölçülebilir mi, ölçüldüğünde ne bulundu? M05-D09, Psikoseksüel kuram sınandı mı, oral ve anal karakter üzerine yapılan araştırmaları kanıt düzeyleriyle tartacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.