İçeriğe geç

M05-D07

Kadınlık sorusu ve Horney'nin itirazı

Freud'un kadın cinselliği üzerine görüşlerini ve Karen Horney'nin erken itirazını karşılaştırır.

Psikanaliz Akademisi — M05, Dürtü, cinsellik ve gelişim · 3.130 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

1925'te Freud kızın Oidipus yolunu oğlanınkinin tersine çevirdi: beden farkı kızda kompleksi başlatan olaydı.

Kadında süperegonun farklı oluştuğu yargısı duraksayarak yazıldı ve sonraki ahlak araştırmalarında karşılık bulmadı.

1931'de anneye bağlılığın uzun ön tarihi öne çıktı; 1933'te Freud anlattığının eksik olduğunu kabul etti.

Horney penis kıskançlığını reddetmedi, onu ikincil saydı; asıl itirazı kuramın oğlanın bakış açısından kurulmuş olmasınaydı.

Meta-analizlerde psikolojik farkların çoğu küçük; derin bir fark varsayan iki kuramcının ortak zemini bu yüzden sorgulanıyor.

Açılış sahnesi

Çanakkale, Kordon'un arkasında bir il halk kütüphanesinin bodrum katı. Zerrin kâğıt restoratörü; masasında bir bağıştan gelmiş, sırtı dağılmış bir Almanca kitap var: Freud'un 1933'te basılan Yeni Giriş Dersleri. Sayfaları tek tek ayırıyor.

Kitabın kenarlarında iki ayrı el yazısı var. Kurşun kalemle yazan biri, kadınlığa ayrılmış dersin bir paragrafının yanına iki ünlem koymuş. Daha sonra, mavi mürekkeple yazan başka biri aynı paragrafın altına yalnız bir soru eklemiş: "Kimin gözünden?"

Halil harita mühendisi; öğle arasında karısına simit getirmiş, masanın kenarında bekliyor. Zerrin ona iki notu gösteriyor. Halil boğazın kıyı şeridini çizen eski bir haritayı anlatıyor: haritayı yapan gemi hep aynı kıyıdan ölçmüş, karşı yakanın koyları kâğıtta düz bir çizgi olarak kalmış. "Çizgi yanlış sayılmaz," diyor, "ama hangi güverteden bakıldığını bilmeden okursan karşı kıyıyı hiç görmezsin."

Kütüphane, kitap ve iki kenar notu bu dersin sorusunu sahneye taşımak için uyduruldu. Mavi mürekkepli sorunun benzerini ise 1926'da Berlin'de bir psikanalist yayımlanmış bir makalede sordu.

Bu derste ne olacak

M05-D04, Freud'un 1924'te kız çocuğun gelişimine dair malzemesini karanlık ve eksik bulduğunu aktararak bitmişti; M05-D06 da kadınlara dair kısa bir 1913 paragrafına dikkat çekti. Bu ders o boşluğun nasıl doldurulmaya çalışıldığına bakıyor.

Önce Freud'un 1925, 1931 ve 1933 metinlerinde kadınlık sorusunu nasıl kurduğunu, kız çocuğun gelişimine hangi sırayı verdiğini ve süperegoya dair bugün kabul görmeyen iddiasını okuyacağız. Sonra Karen Horney'nin 1920'lerdeki iki makalesine, Ernest Jones ile Melanie Klein'ın ayrı duruşlarına ve bugünkü araştırmanın cinsiyet farklılıkları hakkında ne söylediğine geçeceğiz.

Sıfır noktası

"Kadınlık" kelimesi Freud'da bir erdem listesini ya da bir rolü anlatmaz. Almancası "Weiblichkeit" olan bu terimle Freud bir gelişim sorusunu adlandırır: iki cinsli bir yatkınlıkla doğduğunu varsaydığı çocuktan bir kadının nasıl ortaya çıktığı. 1920'lerin ortasına kadar kız çocuğun yolu çoğunlukla oğlanınkinin aynası gibi düşünülmüştü.

Popüler dolaşımdaki iki sözü bir yana koymak gerekiyor. "Kadın ne ister?" sorusu, M01-D05'in gösterdiği gibi, Freud'un yayımladığı bir eserden gelmiyor. Penis kıskançlığı ise metinde gerçekten bulunan bir kavram ve nasıl kurulduğu okunmayı hak ediyor.

Yaygın yanlış"Freud kız çocuğun gelişimini hiç ayrıca ele almadı, oğlanın şemasını olduğu gibi uyguladı."
Doğrusu

1925'e kadar bu eleştiri büyük ölçüde haklıydı. 1925, 1931 ve 1933 metinlerinde ise Freud iki yolun simetrik olmadığını açıkça savundu ve kız çocuğun gelişimine ayrı bir sıra verdi. Bu sıranın da erkek çocuğun bedeni üzerinden kurulduğu eleştirisi ise Horney'nin itirazının özüdür.

Mekanizma

1925: anatomik farkın sonuçları

"Einige psychische Folgen des anatomischen Geschlechtsunterschieds" (Cinsiyetler Arasındaki Anatomik Farkın Bazı Ruhsal Sonuçları) 1925'te yayımlandı. Freud makalede, kız çocukta Oidipus kompleksinin oğlandakine ters bir sırayla kurulduğunu ileri sürer. Oğlanda kompleks, M05-D04'ün anlattığı gibi bir kayıp tehdidi karşısında çöker. Kızda ise Freud'a bakılırsa beden farkının fark edilmesi kompleksi sona erdirmez, onu başlatır: anneden uzaklaşma ve babaya yönelme bu farkın ardından gelir.

Bu sıranın merkezinde Freud'un kızda varsaydığı bir kıskançlık durur. Freud bu duygunun sonraki gelişimde birkaç yol izleyebileceğini düşünür: bir aşağılık duygusu, anneye yönelen bir öfke ve kırgınlık, sonunda da isteğin bir çocuk isteğine dönüşmesi.

Makalenin en çok tartışılan bölümü sonunda gelir. Freud, oğlanda kompleksi yıkan güçlü tehdit kızda bulunmadığı için Oidipus kompleksinin kızda daha yavaş terk edildiğini, bu yüzden süperegonun da farklı oluştuğunu yazar. Ardından, kendi deyişiyle söylemekte duraksadığı bir yargıya varır: kadın için ahlaken olağan sayılan düzeyin başka olduğu. Eşitlik isteyen feministlerin itirazının kendisini bu yargıdan döndürmeyeceğini ekler; aynı paragrafta erkeklerin çoğunun da erkeklik idealinin gerisinde kaldığını ve herkesin iki cinsin özelliklerini bir arada taşıdığını kabul eder.

Yaygın yanlış"Freud kadınların ahlaki olarak aşağı olduğunu kanıtladı."
Doğrusu

Freud 1925'te bunu bir kanıt olarak sunmadı, duraksayarak vardığı bir yargı olarak yazdı ve aynı paragrafta yargının çoğu erkek için de sınırlı geçerli olduğunu ekledi. Ahlaki akıl yürütmede cinsiyet farkını sınayan sonraki çalışmalar bu yargıyı desteklemedi.

1931: anneye bağlılığın uzun ön tarihi

Altı yıl sonra çıkan "Über die weibliche Sexualität" (Kadın Cinselliği Üzerine, 1931) vurguyu kaydırdı. Freud bu kez kız çocuğun babaya yönelmeden önce anneye sanılandan çok daha uzun ve yoğun biçimde bağlı kaldığını yazdı. Bu dönemin keşfini arkeolojiden bir benzetmeyle anlattı: Yunan uygarlığının arkasında Minos ve Miken kültürünün ortaya çıkması gibi. Bu malzemeye kendisinin güç ulaştığını, Jeanne Lampl-de Groot ve Helene Deutsch gibi kadın analistlerin ise hastaların aktarımında anne yerine geçebildikleri için onu daha kolay gördüğünü düşündü.

Freud makalede kızın bu bağlılıktan uzaklaşmasının birkaç sonuca varabileceğini anlatır; kadınlığa giden yol bunlardan yalnız biridir. Öteki iki yolu cinselliğe genel bir sırt dönüş ve Freud'un erkeklik kompleksi dediği tutum olarak tarif eder. Makalenin son bölümü ise bu konuda yazan analistlere ayrılmıştır; Horney'nin 1926 makalesi de orada, Freud'un katılmadığı görüşler arasında anılır. Bir dipnotta Freud, kadın analistlerin bu öğretinin erkeğin kadını küçümseme eğilimine gerekçe sağladığını söyleyeceğini öngörür. Böyle bir argümanı Dostoyevski'nin iki ucu olan sopasına benzetir ve analizi bir tartışma silahı olarak kullanmanın karara götürmediğini ekler.

1933: "Die Weiblichkeit" dersi ve kendi çekincesi

Yeni Giriş Dersleri'nin otuz üçüncüsü "Die Weiblichkeit" başlığını taşır. Freud'un önsözde söylediğine göre bu dersler hiç okunmadı, konuşma biçiminde yazıldı. Freud bu derste 1925 ve 1931 tezlerini bir araya getirir; etkinlik ile edilginliği erkeklik ile kadınlığa eşitlemenin yetersiz olduğunu da söyler. Ona göre psikanalizin işi kadının ne olduğunu betimlemek sayılmaz, iki cinsli yatkınlıkla doğan çocuktan bir kadının nasıl ortaya çıktığını araştırmaktır. Hemen ardından yeni bilgilerin kadın meslektaşlardan geldiğini, onların da karşılaştırma kendi cinslerinin aleyhine çıktığında erkek analistlerin önyargısından kuşkulandığını aktarır. Horney'nin sorusu dersin içine böyle girer.

Dersin sonu dikkat çekicidir. Freud söylediklerinin eksik ve parça parça olduğunu, kulağa her zaman hoş da gelmediğini kabul eder. Kadınlık hakkında daha fazlasını öğrenmek isteyen okura üç yol gösterir: kendi yaşam deneyimine başvurmak, şairlere dönmek ya da bilimin daha derin ve tutarlı bilgiler vermesini beklemek.

Horney: kuram kimin gözünden kuruldu?

Karen Horney (1885–1952) Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nün eğitim programını kurmaya katılan, orada ders veren ve polikliniğinde hasta gören bir analistti. Almancası 1923'te, İngilizcesi 1924'te yayımlanan "On the genesis of the castration complex in women" (Kadınlarda kastrasyon kompleksinin kökeni üzerine) makalesi kadınlardaki kastrasyon kompleksini yalnız beden farkına bağlayan açıklamayı sorguluyordu. Freud bu makaleyi 1925'te kendi görüşüne yakın ama onunla örtüşmeyen çalışmalar arasında andı.

1926'daki "The flight from womanhood" (Kadınlıktan kaçış) makalesi itirazı keskinleştirdi. Horney, sosyolog Georg Simmel'den aldığı bir düşünceyle başlar: uygarlığımız erkeğe özgü bir uygarlıktır, devlet de yasalar da bilimler de erkeklerin yapıtıdır. Ona göre kadın psikolojisi de şimdiye dek erkek bakış açısından kurulmuştu.

Makalenin en çok anılan sayfası yan yana konmuş iki listedir. Birinde küçük oğlanın beden farkına dair saf düşünceleri, ötekinde psikanalizin kadın gelişimine dair düşünceleri sıralanır ve ikisinin neredeyse birebir örtüştüğü gösterilir. Horney'nin vardığı sonuç, kuramın oğlanın kızı nasıl gördüğünü kızın kendi deneyiminin yerine koyduğudur. Penis kıskançlığının varlığını reddetmedi; ama yetişkin kadınların analizinde görülen erkek olma isteğini o erken kıskançlığın doğrudan uzantısı saymadı, kadınlığa doğru gelişimde aksayan şeylerin sonradan oluşmuş bir ürünü olarak gördü. Aynı makalede, uzun süre kadınları analiz ettikten sonra erkeklerle çalışmaya başlayınca gebeliğe, doğuma ve anneliğe yönelen kıskançlığın yoğunluğuna şaşırdığını yazdı.

Yaygın yanlış"Horney, Freud'a karşı çıkınca psikanalizden ayrıldı ve itirazı dışarıdan geldi."
Doğrusu

1920'lerdeki itiraz psikanalizin içinden, Freud'un kendi dergisinde yayımlanan makalelerle geldi ve Freud ona 1931'de adıyla cevap verdi. Horney'nin yerleşik kurumla yollarını ayırması çok sonra, 1941'de New York'ta yaşandı; onun kültürcü kuramı M14-D05'in konusu.

Usta katmanı

Londra ile Viyana arasında

Tartışma Horney ile sınırlı kalmadı. Ernest Jones kadın cinselliğinin erken gelişimine ayırdığı 1927 tarihli makalesinde, kız çocukta fallik evrenin gerçek bir gelişim basamağından çok ikincil bir korunma tepkisi olduğunu savundu. Melanie Klein 1928'de Oidipus çatışmasının başlangıcını ikinci yaşın başına kadar geri çekti. Freud 1931'de iki görüşü de adlarıyla andı: Jones'unkinin gelişimin ne zamanlamasına ne de dinamiğine uyduğunu söyledi, Klein'ın erken tarihini yetişkin analizlerinin sonuçlarıyla ve anneye uzun bağlılık bulgusuyla bağdaşmaz buldu. Klein'ın kuramı M16'da kendi başına ele alınacak.

Bugün: farklar mı, benzerlikler mi?

Freud ile Horney aynı varsayımı paylaşıyordu: kadın ile erkek arasında derin ruhsal farklar vardır ve kuram bunları açıklamalıdır. Biri farkı bir eksiklikten, öteki kendine özgü bir dişil temelden türetti. Bugünkü araştırma soruyu başka yerden tutuyor: hangi ruhsal özelliklerde gerçekten fark var ve ne kadar büyük?

Janet Shibley Hyde 2005'te bilişsel yeteneklerden ahlaki akıl yürütmeye uzanan meta-analizleri bir araya getirdi ve vardığı görüşe cinsiyet benzerlikleri hipotezi (gender similarities hypothesis) adını verdi.

On yıl sonra Ethan Zell, Zlatan Krizan ve Sabrina Teeter aynı soruya çok daha geniş bir derlemeyle döndü.

Kanıtın sınırı

Freud'un 1925, 1931 ve 1933 metinleri az sayıda yetişkin analizinden yapılmış genellemelere dayanıyor ve kız çocuklarını doğrudan gözleyen sistematik bir malzeme içermiyor; Freud 1925'te sonucunu doğrulanmasını beklemeden yayımladığını, 1933'te anlattığının eksik ve parçalı olduğunu kendisi söylüyor. Horney'nin karşı tezleri de klinik izlenime ve kuram içi akıl yürütmeye dayanıyor; erkek bakışı eleştirisi güçlü bir yöntem uyarısı olarak kalıcı oldu, ama kendi önerdiği dişil temel ya da annelik kıskançlığı sınanmış bir bulgu değil.

Bugünkü meta-analizler bir başka sınır taşıyor: ortalama farkları ölçüyorlar ve o farkların neden ortaya çıktığını tek başlarına söylemiyorlar. Zell ve arkadaşları farkın büyüklüğünün kültürler arasında büyük ölçüde sabit kaldığını bildiriyor, ama derlenen çalışmaların hangi ülkelerden geldiği özetten okunamıyor; çalışmaların çoğu cinsiyeti iki kategoriyle ölçüyor ve kültürler arası genelleme hâlâ tartışılıyor. Freud'un ve Horney'nin sorduğu türden derin, bilinçdışı bir farkın nasıl ölçüleceği ise açık bir soru; bu sınır nedeniyle bugünkü bulgular iki kuramcının hiçbirini doğrudan doğrulamıyor ya da çürütmüyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

1925'te Freud kızın Oidipus yolunu oğlanınkinin tersine çevirdi: beden farkı kızda kompleksi başlatan olaydı.

Kadında süperegonun farklı oluştuğu yargısı duraksayarak yazıldı ve sonraki ahlak araştırmalarında karşılık bulmadı.

1931'de anneye bağlılığın uzun ön tarihi öne çıktı; 1933'te Freud anlattığının eksik olduğunu kabul etti.

Horney penis kıskançlığını reddetmedi, onu ikincil saydı; asıl itirazı kuramın oğlanın bakış açısından kurulmuş olmasınaydı.

Meta-analizlerde psikolojik farkların çoğu küçük; derin bir fark varsayan iki kuramcının ortak zemini bu yüzden sorgulanıyor.

Sonraki derse köprü

1931 makalesinin bir cümlesi bu dersin dışında kaldı: Freud orada erkeklik kompleksinin açık bir eşcinsel nesne seçimine de varabileceğini yazıyordu. Kadınlık şemasında "olağan" diye işaretlenen tek bir yol vardı; ötekiler ondan sapma olarak konumlandı. Freud'un eşcinsellik hakkında başka metinlerde ne yazdığı ve kendisinden sonra psikanalitik kurumların bu konuda nasıl bir tutum aldığı, tarih sırasıyla, M05-D08'in malzemesi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.