M05-D02
Dürtü ve libido
Dürtünün kaynak, hedef, nesne ve itki bileşenlerini ve libido kavramını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M05, Dürtü, cinsellik ve gelişim · 3.147 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Trieb, Freud'da bedenin içinden gelen ve kaçarak savuşturulamayan bir uyarılmanın ruhtaki temsilcisidir; nesnesi yaşantıyla değişebilir. Hull'un kuramıyla adından başka az ortak yanı var.
Baskı, amaç, nesne ve kaynak: amaç hep doyumdur, nesne en değişken bileşendir, kaynak psikolojinin dışında bırakılır ve dürtüler nitelikçe benzer, miktarca farklı sayılır.
Libido, 1921'de sevgi başlığı altındaki dürtülerin ölçülemeyen ama nicel düşünülen enerjisi olarak tanımlandı.
Ben dürtüleri ile cinsel dürtüler ayrımını Freud geçici bir yardımcı yapı saydı; yazgılar listesi bastırma ve yüceltmenin yanına karşıtına dönmeyi ve kişinin kendine dönmeyi koydu.
Arayış sistemi ve Solms'un revizyonu kavramı nörobilimle buluşturuyor, ama tek enerji varsayımını korumuyor ve henüz kuramsal öneri düzeyinde.
Açılış sahnesi
Artvin'de, Şavşat'ın üstündeki yaylada temmuz sabahı. Leman yirmi beş yıldır arıcılık yapıyor; körüğü yakmış, kovanların kapağını tek tek kaldırıyor. Kocası Yaşar ilçenin postacısı, izin gününde ona yardıma gelmiş ama kahvaltıyı atlamış. Leman bir ara dalgınlıkla körüğün sıcak ağzını tutuyor, elini çekiyor, parmağını su kabına sokuyor ve işine dönüyor. Olay bir saniye sürüyor.
Yaşar'ın derdi o kadar kısa sürmüyor. Önce sessizce çalışıyor, sonra söylenmeye başlıyor; bir kovanın başında, bir arı uçuşunu seyrederken, bir de tel örgünün yanında aynı cümle: "Karnım zil çalıyor." Leman ona bir petek parçası uzatıyor. Yaşar yiyor, biraz yatışıyor, ama yarım saat sonra annesinin sacda pişirdiği mısır ekmeğini anlatmaya başlıyor. "Bal güzel," diyor, "ama aklımdaki o değildi."
Leman gülüyor: "Elimi ateşten çektim, kurtuldum. Sen karnından kaçamazsın, nereye gitsen seninle gelir."
Yayla, kovanlar ve iki kişi bu sayfalar için uyduruldu. Leman'ın cümlesinin bir benzeri ise 1915'te yazılmış bir makalenin ilk sayfalarında duruyor.
Bu derste ne olacak
Önceki ders Freud'un 1905 tarihli Üç Deneme'sini, cinselliğin sınırlarını nasıl genişlettiği üzerinden okudu (M05-D01). Bu ders o genişlemenin taşıyıcısı olan kavrama bakıyor. Önce dürtünün neye karşı tanımlandığını, sonra Freud'un 1915'te ona yüklediği dört bileşeni, libidoyu ve onun nicel bir enerji olarak düşünülmesini ele alacağız. Dürtülerin iki gruba ayrılması ve "yazgılar" listesi Mekanizma'nın sonunda; Usta katmanı güdülenme biliminin bugünkü bakışına geçiyor.
Sıfır noktası
Freud'un Almancasında Trieb kelimesi gündelik bir kelimedir: bitkinin sürgünü, insanı bir şeye sürükleyen istek. Strachey'nin onu "instinct" diye çevirmesinin yarattığı karışıklığı M01-D04 ele aldı; bu akademi Türkçede "dürtü" karşılığını kullanıyor. Dürtüyü içgüdüden ayıran şey, Freud'da nesnesinin ve yolunun yaşantıyla biçimlenmesidir.
Bir ad benzerliği de karışıklık yaratıyor. Clark Hull'un dürtü azaltma kuramı da aynı kelimeyi kullanır (Temel Psikoloji, M10-D01). Ama Hull'un dürtüsü deney hayvanında ölçülen bir yoksunluk süresine bağlıydı; Freud'unki ruhsal yaşamdaki temsilleriyle, isteklerle ve fantezilerle tanınır.
Yaygın yanlış"Libido, cinsel isteğin bilimsel adıdır; az ya da çok olur, o kadar."
Gündelik dilde libido cinsel istek düzeyi anlamında kullanılıyor ve tıp da bu anlamı benimsedi. Freud'un kavramı daha geniş ve daha soyuttu: sevgi diye toplanabilecek her şeyle ilgili dürtülerin enerjisi. Kendini sevmek, arkadaşlık, bir fikre bağlılık da bu hesabın içindeydi. Libidonun iki kullanımını karıştırmak, Freud'un iddiasını hem olduğundan dar hem olduğundan somut gösterir.
Mekanizma
Kaçılamayan uyaran
"Triebe und Triebschicksale" 1915'te, Freud'un metapsikoloji yazıları diye bilinen dizinin ilk parçası olarak yayımlandı. Makale bir tanımla açılmaz; bilimin olguları betimleyerek başladığını, temel kavramların bir süre belirsiz kalmak zorunda olduğunu savunan bir girişle açılır. Dürtü bu bulanık temel kavramlardan biridir.
Ardından bir ayrım kurar. Dışarıdan gelen bir uyaran tek bir darbe gibi etki eder ve tek bir uygun hareketle, tipik olarak kaçarak giderilir. Dürtü uyaranı ise bedenin içinden gelir, sürekli bir kuvvet gibi davranır ve ona karşı kaçış işe yaramaz. Freud bu iç uyarana "ihtiyaç", onu ortadan kaldırana "doyum" demeyi önerir; doyum ancak iç kaynakta uygun bir değişiklikle elde edilir. Leman'ın eli ateşten kurtuldu, Yaşar'ın açlığı ise onunla birlikte kovandan kovana dolaştı.
Freud bir de gelişim öyküsü ekler: neredeyse çaresiz bir canlı, kas hareketiyle susturabildiği uyaranları bir "dış", kaçışın işe yaramadığı uyaranları bir "iç" dünyaya ayırır. Dürtüler sinir sistemini uyaranları uzak tutma idealinden vazgeçirip dış dünyayı değiştirecek karmaşık etkinliklere iter; Freud'a bakılırsa sinir sisteminin gelişiminin asıl motoru onlardır. Bu işleyişin haz ilkesiyle düzenlendiği varsayımı M03-D08'e bağlanır; Freud hazla uyarılma miktarı arasındaki ilişkiyi burada da belirsiz diye işaretler.
"Sınır kavramı" (Grenzbegriff) ifadesi kavramın en çok tartışılan yeri. Dürtü bedende doğar ama ancak ruhta temsil edildiğinde bilinir; kavram bedene açılır, ama bedende ölçülebilecek bir karşılığı belirlenmez.
Baskı, amaç, nesne, kaynak
Freud dürtünün tartışılmasında dört terim kullanılabileceğini söyler: Drang, Ziel, Objekt, Quelle. Bu akademi onları baskı, amaç, nesne ve kaynak diye karşılıyor.
Baskı (Drang, pressure) dürtünün hareket ettirici yanıdır, temsil ettiği çalışma talebinin ölçüsü. Freud baskıyı dürtülerin özü sayar; "edilgin dürtü" denirken ancak edilgin amaçlı bir dürtünün kastedilebileceğini ekler.
Amaç (Ziel, aim) her zaman doyumdur ve doyum dürtü kaynağındaki uyarılmanın ortadan kalkmasıyla sağlanır. Nihai amaç değişmez, ona giden ara amaçlar ise birleşebilir, yer değiştirebilir.
Nesne (Objekt, object) dürtünün amacına onda ya da onun aracılığıyla ulaştığı şeydir. Freud onu dürtünün "en değişken" yanı sayar: doyuma elverişli olduğu için dürtüye eklenir, kişinin kendi bedeninin bir parçası da olabilir ve hayat boyunca değiştirilebilir. Bir nesneye özellikle sıkı bağlanmaya saplanma (Fixierung) der; bunun çoğu zaman erken dönemlerde gerçekleştiğini ve dürtünün hareketliliğini durdurduğunu yazar. Yaşar'ın balı yiyip mısır ekmeğini anlatması, değişen her nesnenin aynı doyumu vermediğini gösteren gündelik bir örnek.
Kaynak (Quelle, source) uyarısı ruhsal hayatta dürtüyle temsil edilen bedensel süreçtir. Freud bu sürecin kimyasal mı yoksa mekanik mi olduğunu bilmediğini yazar ve kaynakların incelenmesini psikolojinin dışında sayar: dürtü ruhsal hayatta ancak amaçlarıyla tanınır.
En az dikkat çeken cümle belki de en iddialısıdır. Freud dürtülerin nitelikçe benzer olduğunu, etkilerini taşıdıkları uyarılma miktarına borçlu olduğunu, onları birbirinden ayıranın kaynaklarındaki fark olduğunu önerir. Bu varsayım hem nicel bakışın hem Usta katmanındaki çağdaş itirazın tam ortasında duruyor.
Yaygın yanlış"Dürtünün nesnesi doğuştan bellidir; kişi neyi isteyeceğini seçmez."
Freud'un 1915 metni bunun tersini söyler: nesne dürtünün en değişken bileşenidir ve ona baştan bağlı sayılmaz. Bu, nesne seçiminin tamamen özgür olduğu anlamına da gelmez; saplanma kavramı esnekliğin sınırını adlandırır.
Libido ve nicelik
Libido Latincede istek, arzu demektir. Freud kelimeyi erken yazılarından itibaren kullandı ve tanımını yıllar içinde genişletti; en açık tanımlarından birini 1921'de, kitle psikolojisi üzerine kitabının dördüncü bölümünde verir.
Tanımın arkasında, metapsikolojinin bakış açılarından biri olarak M01-D01'de anılan ekonomik bakış durur: ruhsal süreçleri bir enerjinin dağılımı ve boşalması üzerinden düşünmek. Bir tasarıma ya da nesneye bu enerjiden bir miktar bağlanmasına Freud yatırım (Besetzung) der; "cathexis" çevirisinin hikâyesi M01-D04'te, serbest ve bağlı enerji ayrımı M03-D08'de. Freud'un enerjiyi benzetme olarak mı fiziksel bir büyüklük olarak mı kastettiği açık kalıyor; metinler iki okumaya da izin veriyor.
İki grup ve dört yazgı
Hangi dürtülerin varsayılacağı sorusunda Freud keyfiliğe geniş yer olduğunu kabul eder. Kendisinin "ben ya da kendini koruma dürtüleri" ile "cinsel dürtüler" diye iki grup önerdiğini hatırlatır, ama bunu işe yaradığı sürece tutulacak bir "yardımcı yapı" sayar. Ayrımın kaynağı, histeri ve saplantı nevrozunun kökünde bulunan cinsellik ile ben çatışmasıdır; başka bozuklukların incelenmesi formülü değiştirebilir. Değiştirdi de: 1914'teki narsisizm metni çizgiyi bulanıklaştırmıştı (M07-D01), 1920'den sonra ikilik yaşam ve ölüm dürtüleri olarak yeniden kuruldu (M07).
Cinsel dürtüler için Freud kısa bir betimleme verir: çoktur, birçok organik kaynaktan doğar, önce bağımsız çalışır, sonradan bir bireşimde toplanır. İlk ortaya çıktıklarında kendini koruma dürtülerine "yaslanırlar"; nesnelerini kolayca değiştirebilmeleri onları özgün amaçlarından çok uzak başarılara elverişli kılar. Freud buraya parantez içinde tek kelime yazar: yüceltme.
Başlıktaki Triebschicksale, yani dürtü yazgıları, buradan gelir. Gözlemin gösterdiği yazgılar karşıtına dönme, kişinin kendine dönme, bastırma ve yüceltmedir.
Freud yalnız ilk ikisini işler; bastırma ayrı bir makalenin konusudur, yüceltmeyi ise burada ele almaz. Karşıtına dönme iki süreçtir: amaçta etkinlikten edilginliğe geçiş, bakmaktan bakılmaya geçmek gibi, ve içerikte bir dönüş, Freud'un tek örneğiyle sevginin nefrete dönmesi. Kişinin kendine dönmesinde nesne değişir, amaç aynı kalır. Freud makalenin sonunda ruhsal hayatı üç karşıtlıkla düzenlenmiş görür: özne ile nesne, haz ile hoşnutsuzluk, etkin ile edilgin.
Usta katmanı
Freud dürtü kuramını hiçbir zaman tamamlanmış saymadı. 1933'teki yeni giriş derslerinin otuz ikincisinde dürtü öğretisinin "deyim yerindeyse bizim mitolojimiz", dürtülerin "belirsizlikleri içinde görkemli mitsel varlıklar" olduğunu yazar. Eleştirmenler bunu sınanamazlığın itirafı, savunucular kavramın bir keşif aracı olduğunun dürüst beyanı diye okur.
Akademik psikolojide Hull'un dürtü azaltma kuramı canlıların uyarım aradığı durumları açıklayamayınca geri çekildi (M10-D01, Temel Psikoloji) ve kavram güdülenme biliminde önemini yitirdi. Onu psikanalizle yeniden buluşturan çizgi nörobilimden geldi. Jaak Panksepp memeli beyninde elektriksel uyarım ve ilaç çalışmalarıyla birkaç temel duygusal sistem tanımladı; istemek ve aramakla ilişkilendirdiğine "arayış" adını verdi. Solms'un bu sistemi libidoyla eşleştirdiği 2004 yazısına M03-D10 değindi.
Solms 2021'de bu çizgiyi Freud'un dürtü kuramının doğrudan bir revizyonuna çevirdi.
Revizyon, dürtülerin nitelikçe benzer olup yalnız miktarca ayrıldığı 1915 varsayımıyla doğrudan çatışıyor; Panksepp çizgisi ayrı sistemler önererek o birliği bozuyor. İstemek ile hoşlanmanın beyinde ayrılabildiğini gösteren Berridge ve Robinson deneyleri de (Temel Psikoloji'nin M16-D06 dersinde) tek bir haz ekonomisi yerine birden çok bileşen fikrini destekledi. Panksepp'in sistemlerini insanda ölçmek için geliştirilen öz bildirim ölçeği ise kuramı kişilik araştırmasına taşıdı.
Yaygın yanlış"Nörobilim Freud'un libido kavramını doğruladı."
Panksepp'in arayış sistemi ve Solms'un revizyonu, Freud'un bazı fikirleriyle yakınlık kuran kuramsal çerçeveler. Hiçbiri libidonun Freud'un tanımladığı biçimde, tek ve ölçülebilir bir enerji olarak var olduğunu göstermedi; Solms'un kendisi Freud'un birden çok varsayımını değiştirmeyi öneriyor. Doğrulamadan söz etmek, bir eşleştirmeyi bir sınamayla karıştırmak olur.
Kanıtın sınırı
Freud'un dürtü kuramı, kurucunun kendi sözleriyle belirsiz kalmaya mahkûm bir temel kavram olarak doğdu ve ölçülebilir bir hâle gelmedi. Libidonun nicel bir enerji olduğu varsayımı bir ölçüye bağlanmadı; Solms'un serbest enerji önerisi bunun ilkece mümkün olduğunu savunuyor, ama ilkece ölçülebilir olmak ölçülmüş olmak anlamına gelmiyor. Dört bileşenli şema betimlemeye yarıyor; belirli bir yönelimde hangi baskının, hangi amacın işlediğini dışarıdan belirlemenin üzerinde anlaşılmış bir yöntemi yok.
Çağdaş karşılıkların da sınırları var. Arayış sistemi hayvan çalışmalarından kuruldu ve insana aktarılması homoloji varsayımına dayanıyor. Kişilik ölçekleri öz bildirimle çalışıyor; veriler ağırlıkla Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya'dan geliyor ve başka kültürlere nasıl genellendiği sınırlı biçimde biliniyor. Freud'un dürtüleri Viyanalı orta sınıf hastaların nevrozlarından, Panksepp'in sistemleri laboratuvar hayvanlarından türetildi; iki kaynağın aynı şeyi anlatıp anlatmadığı tartışmalı. Freud'un ikili gruplamaları kendi elinde iki kez değişti ve bu değişiklikler bir sınamadan çok klinik deneyimden ve kuramsal ihtiyaçtan doğdu.
Kendin dene
Aklında kalsın
Trieb, Freud'da bedenin içinden gelen ve kaçarak savuşturulamayan bir uyarılmanın ruhtaki temsilcisidir; nesnesi yaşantıyla değişebilir. Hull'un kuramıyla adından başka az ortak yanı var.
Baskı, amaç, nesne ve kaynak: amaç hep doyumdur, nesne en değişken bileşendir, kaynak psikolojinin dışında bırakılır ve dürtüler nitelikçe benzer, miktarca farklı sayılır.
Libido, 1921'de sevgi başlığı altındaki dürtülerin ölçülemeyen ama nicel düşünülen enerjisi olarak tanımlandı.
Ben dürtüleri ile cinsel dürtüler ayrımını Freud geçici bir yardımcı yapı saydı; yazgılar listesi bastırma ve yüceltmenin yanına karşıtına dönmeyi ve kişinin kendine dönmeyi koydu.
Arayış sistemi ve Solms'un revizyonu kavramı nörobilimle buluşturuyor, ama tek enerji varsayımını korumuyor ve henüz kuramsal öneri düzeyinde.
Sonraki derse köprü
Cinsel dürtüler 1915 makalesinde birçok bedensel kaynaktan doğan, önce dağınık çalışan ve kendini koruma işlevlerine yaslanan bir küme olarak çizildi. Böyle bir küme bir zaman çizgisi istiyor: hangi kaynak önce öne çıkıyor, hangisi sonra, bir aşamada takılı kalmak yetişkinlikte ne bırakıyor? Freud'un cevabı gelişim evreleri şemasıydı. İlk iki evreyi, beslenme ve dışkılama denetimi etrafında kurulan dönemleri, M05-D03 ele alıyor; o dönemlerden yetişkin karakterine uzatılan bağlantıların ne kadar taşıdığı ve bu derste yarım bırakılan saplanma kavramı da orada.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.