M04-D06
Bilişsel bilinçdışı
Bilişsel psikolojinin örtük süreçler kavramını Freud'un dinamik bilinçdışından ayırt eder.
Psikanaliz Akademisi — M04, Gündelik hayatın psikopatolojisi · 3.161 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M08-D06 · M13-D08
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bilinç dışında kalan işleme bugün psikolojinin sağlam bulgularından biri; tartışılan, bu işlemenin nedeni. Bilişsel gelenek bilince gelmeyişi kapasiteye, otomatikleşmeye ve sistemin işleyişine bağlıyor. Freud ise kavramını muayene odasındaki dirençten türetti ve bilinçdışını dışarıda tutan bir kuvvetle tanımladı.
Freud'un kendisi 1923'te bilinçdışının bastırılmışla örtüşmediğini kabul etti. Kihlstrom ile Greenwald'ın çizdiği alan bu bastırılmamış bölgeye daha yakın duruyor, ama bir karşı güç taşımıyor.
Hedeflerin bilinçdışı etkinleşmesi iki geleneği yaklaştıran en iddialı köprüydü ve simge deneyleri tekrarda zorlandı. Farkındalığı ölçmenin kendisi de tartışmalı kaldı.
Modül sürçmeden espriye Freud'un gündelik okumalarını izledi ve onları deney odasında sınamanın güçlüğüyle bitti. Bölüm I de burada kapanıyor; yöntemin doğuşu, rüya kitabı ve gündelik hayat kuramın neye dayanarak kurulduğunu gösterdi.
Açılış sahnesi
Uşak'ta, Banaz yoluna bakan bir halı atölyesi. Ayşegül otuz yıldır düğüm atıyor; tezgâhın başında radyoyu dinler, komşusuyla konuşur, bir yandan da parmakları ipi çekip kesiyor. Recep atölyenin desinatörü, desenleri kareli kâğıda o çiziyor. Bir sabah kâğıdı gösterip soruyor: "Bu sırada kaç kırmızı düğüm var, söyleyebilir misin?"
Ayşegül kâğıda bakmıyor, ellerine bakıyor. "Söyleyemem," diyor, "dokurken bilirim." Bir sıra dokuyup sayıyı veriyor. Elleri biliyor, kendisi bilmiyor; bunda ikisine de tuhaf gelen bir şey yok.
Öğleden sonra Recep başka bir şey soruyor. Rahmetli babasının köyünün eski deseniyle dokunacak küçük seccade için üç kez gün verilmiş, üç kez ertelenmiş. Bir seferinde iplik gelmemiş, bir seferinde ihracat siparişi araya girmiş, sonra da tezgâh boşalmamış. "Her seferinde bir sebep vardı," diyor Ayşegül, "hepsi de doğru." Recep susmuyor: "Ellerinin bildiğini sen bilmiyorsun, tamam. Bunu da mı bilmiyorsun?"
Atölye de seccade de bu satırlar için kuruldu, kişiler de öyle. Sahnedeki iki bilmeyişin dışarıdan aynı göründüğü ise kurgu sayılmaz: ikisinde de kişi, davranışını yönlendiren bir şeyi söze dökemiyor. Bu ders o iki bilmeyişin farklı açıklamalarını ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Modül gündelik hayatın küçük kazalarıyla başladı ve her seferinde aynı iddianın çevresinde döndü: kişinin farkında olmadığı bir şey, yaptığı işin içine karışıyor. Bu son ders onu başka bir mahalleden gelen bir kavramla karşılaştırıyor.
Freud'un bilinçdışını neden bir kuvvetle tanımladığını 1923 metninden okuyup Kihlstrom ile Greenwald'ın çizdiği bilişsel alana geçeceğiz. Ardından hedeflerin bilinç dışında çalışabildiği iddiası ve onun tekrarlama sınavı geliyor; ders, farkındalığın nasıl ölçüldüğü tartışmasıyla kapanıyor.
Sıfır noktası
İki kavram Temel Psikoloji M01-D05'te ayrı ayrı tanımlandı; burada tanımları yinelemek yerine aralarındaki çizgiyi sınayacağız. Kısa tutarsak, ikisi aynı olguyu, davranışı etkileyen ama bilince gelmeyen işlemeyi, farklı bir "neden" sorusuyla açıklıyor. Bilişsel bilinçdışında içerik bilince gelmez çünkü sistem onu zaten bilince taşımadan işler, ya da dikkat ve kapasite yetmez. Freud'un dinamik bilinçdışında içerik bilince gelmez çünkü bir şey onu dışarıda tutar.
Ayrımın ince yeri şurada: dışarıdan bakan biri iki durumu çoğu kez ayıramaz. Hangi açıklamanın geçerli olduğunu sınamanın yolu, içeriği bilince getirmeyi denemek ve o sırada ne olduğuna bakmaktır.
Yaygın yanlış"Bilişsel bilinçdışı, Freud'un kavramının laboratuvara uyarlanmış yeni adıdır."
İki kavram aynı ailenin üyeleri gibi görünür, ama farklı geleneklerden geldi ve bilince gelmeyişi farklı nedenlere bağlar. Bilişsel gelenek otomatikleşmiş becerilerden, algı ve bellek deneylerinden yola çıktı; Freud'un kavramı muayene odasında karşılaştığı dirençten. Örtüştükleri bölge var, ama biri ötekinin yeni adı sayılmaz.
Mekanizma
Freud'un cevabı: dışarıda tutan bir kuvvet
Freud'un 1923'te yayımlanan Das Ich und das Es kitabının ilk bölümü, yeni bir şey söylenmeyeceği itirafıyla açılır. Kolayca bilince gelebilen gizli bir tasarım betimleyici anlamda bilinçdışıdır, ama bilinç öncesi (M03-D07) adını alır. "Bilinçdışı" adını Freud bastırılmışa saklar ve kavramı bastırma öğretisinden kazandıklarını yazar.
Aynı sayfalarda Freud kendi zamanının bir itirazını da cevaplar. Bazı araştırmacılar bilincin dereceleri olduğunu, psikanalizin "bilinçdışı" dediği şeyin aslında çok soluk bilinçli içerik olduğunu söylüyordu. Freud bu görüşü iki gözlemle reddeder: o fark edilmemiş içeriğe dikkat çevirmek büyük çaba ister, dikkat çevrildiğinde de içerik çoğu zaman kişiye tamamen yabancı gelir ve sertçe geri çevrilir. Bir başka deyişle, Freud'un bilinçdışını soluk bilinçten ayıran ölçüt, zorluk ve ret.
Bölümün sonunda Freud kendi şemasını kendi eliyle sarsar. Analizde direnç gösteren benin kendisi de bilinçdışıdır; bastırılmış gibi davranır, güçlü etkiler yapar, bilince getirilmesi özel bir çalışma ister. Sonuç Freud'un kendi cümlesiyle açıktır: "nicht alles Ubw ist auch verdrängt", bilinçdışı olan her şey bastırılmış değildir. Freud bastırılmamış üçüncü bir bilinçdışı kurmak zorunda kaldığını ve bilinçdışılık niteliğinin bu yüzden anlam yitirdiğini kabul eder.
Bilişsel cevap: kapasite, otomatiklik ve bilgi yapıları
Bilişsel psikoloji bilinçdışına başka bir kapıdan girdi. Bellek, algı ve beceri öğrenimi üzerine yapılan deneyler, zihnin büyük kısmının bilinçli bildirime hiç uğramadan çalıştığını gösteriyordu. John Kihlstrom 1987'de Science dergisinde bu bulguları "bilişsel bilinçdışı" başlığı altında topladı. Bir beceri tekrarla otomatikleşir ve bilinçten çekilir; eşik altı algı, örtük bellek (Temel Psikoloji, M08-D06) ve hipnoz deneyleri de bilinçli algılanmayan ya da hatırlanmayan olayların zihinsel işlevleri etkileyebildiğini gösterir.
Kihlstrom'un şemasında bilinçdışı olan, bilgi yapılarının üzerinde çalışan süreçlerin kendisidir. Bu süreçlerin kullandığı bilgi ise ya bilinç öncesidir, dikkatle bilince getirilebilir, ya da Kihlstrom'un bilinç altı (subconscious) dediği türdendir ve olağan yolla bilince gelmez. Freud'un sözcüğünün bir bilişsel bilim yazısında yeniden belirmesi M03-D07'de anılan başka bir örnekle akraba; ama burada içeriği dışarıda tutan bir karşı güç yok.
Yaygın yanlış"Farkında olmadan yaptığım her şeyin altında bastırılmış bir anlam yatar."
Otomatikleşmiş becerilerin, alışkanlıkların ve dikkat dışında kalan algının büyük kısmı hiçbir dışarıda tutma gerektirmeden bilinç dışında işler. Freud bile 1923'te bilinçdışının bastırılmışla örtüşmediğini yazdı. Gündelik bir otomatizme gizli bir anlam yüklemek, kanıtın değil yorumun işidir.
Beş yıl sonra Anthony Greenwald aynı alanı American Psychologist'te değerlendirdi. Başlığı, 1940'ların sonunda algıda güdünün ve ihtiyacın izini süren "Yeni Bakış" (New Look) çizgisine bir gönderme taşıyordu: "New Look 3". Greenwald'ın vardığı yer bu dersin ayrımını doğrudan çiziyor. Bilinçdışı biliş artık sağlam biçimde kanıtlanmıştı, ama gösterilebilen işler görece küçük bilişsel başarılardı. Psikanalitik kuramın tarif ettiği incelikli, plan yapan bir bilinçdışı faile hiç benzemiyordu.
Hedefler de bilinçdışı çalışabilir mi?
Bilişsel bilinçdışı 1990'larda algı ve bellekten güdüye doğru genişledi. Böylece iki gelenek birbirine yaklaştı, çünkü Freud'un bilinçdışı da bir istekler bilinçdışıydı. John Bargh ve arkadaşları 2001'de "otomatik irade" başlıklı makalede hedeflerin farkındalık dışında etkinleşebildiğini ve davranışı yönetebildiğini savundu. Beş deneyde katılımcılara, fark ettirilmeden, iyi performans ya da iş birliği hedefi bir hazırlama düzeneğiyle verildi. Birinci deneyde başarı sözcükleriyle karşılaşanlar bir zihinsel görevde daha iyi sonuç aldı; ikincide iş birliği hazırlanan katılımcılar ortak bir kaynağı daha kolay yeniledi. Son iki deneyde yazarlar, bilinçdışı etkinleşen hedeflerin bilinçli hedef takibinin içerikten bağımsız iki klasik özelliğini taşıdığını bildirdi.
Christine Harris ve arkadaşları 2013'te, makalenin 1.100'den fazla atıf almasının bir tekrarı gerekli kıldığı gerekçesiyle başarı hedefi hazırlamasını iki doğrudan tekrarla sınadı. Birinci denemede 98 katılımcıyla hazırlamanın hiçbir etkisi bulunmadı ve ortalamalar özgün sonucun tersi yöndeydi. İkinci denemede 66 katılımcıyla, Bargh ve arkadaşlarının etkiyi güçlendirdiğini bildirdiği beş dakikalık bekleme eklendi; yine etki çıkmadı.
Tablonun öteki yüzünü Evan Weingarten ve arkadaşlarının 2016 meta-analizi veriyor: tesadüfen sunulan sözcüklerin davranışa etkisi, 133 çalışmadaki 352 etki büyüklüğü birleştirildiğinde küçük çıktı (d yaklaşık 0,35). Yazarlara göre etki yayın yanlılığından az etkileniyordu ve değer verilen hedeflerde daha güçlüydü. Alanın küçük ortalaması ile simge deneylerin tekrarda dağılması aynı yıllara düşüyor; sosyal hazırlama bu yüzden tekrarlama krizinin en çok tartışılan konularından biri.
Yaygın yanlış"Bargh'ın deneyleri, farkında olmadığımız hedeflerin davranışımızı yönettiğini kesin olarak gösterdi."
2001 makalesi etkili bir iddia ortaya koydu, ama başarı hedefi deneyinin iki doğrudan tekrarı etki bulamadı ve meta-analizler alan genelinde küçük bir ortalama etkiden söz ediyor. Hedeflerin bilinç dışında etkinleşebildiği fikri araştırılmaya devam ediyor; tek tek simge sonuçlarına dayanarak kesinlik iddia etmek kanıtın taşıyabileceğinden fazlası.
Usta katmanı
İki gelenek bir kez daha yakınlaştı. Elliott McGinnies 1949'da Psychological Review'da algının "dinamik" ya da güdüsel yanını vurgulayan deneylerin son on yılda çoğaldığını yazıyor ve duygusal yükü olan uyaranlar için "algısal savunma" kavramını tartışıyordu. Aynı dergide kısa süre sonra bir eleştiri notu ve McGinnies'in cevabı yayımlandı.
Drew Westen'in 1998 derlemesi (Temel Psikoloji, M12-D02) psikodinamik önermelerin bir kısmının başka adlarla destek bulduğunu savundu; Greenwald'ın "küçük başarılar" vurgusuyla arasındaki gerilim bugün de açık.
Bilişsel cevabın kendisi de sınanıyor. Ben Newell ile David Shanks 2014'te bilinçdışı etkilere yüklenen açıklama gücünü karar araştırmalarında gözden geçirdi ve sorunun önemli bir kısmının farkındalığın nasıl ölçüldüğünde yattığını savundu.
Yaygın yanlış"Bir deneyde uyaranı gördüğünü söylemeyen kişi onu bilinçsizce işlemiştir."
"Görmedim" cevabı farkındalığın kaba bir ölçüsüdür. Daha duyarlı sorular ve zorunlu seçim görevleri, kendini habersiz sanan katılımcıların bir kısmının uyaran hakkında bilgi taşıdığını gösterebilir. Bilinçdışı işleme iddiası, farkındalığın ne kadar iyi ölçüldüğüne bağlıdır.
Bu eleştirinin psikanalize dönük bir ucu var. Freud 1923'te bilinçdışı kuramının, analitik teknik dışarıda tutan kuvveti kaldırıp tasarımları bilince getirebildiği için "çürütülemez" hâle geldiğini yazmıştı. Kanıtın kaynağı burada kuramın kendi yöntemi. Yanlışlanabilirlik tartışması (Temel Psikoloji, M01-D05) tam da bu kapalı devreyi hedef alıyordu: bilince gelişi dirence, gelmeyişi bastırmaya bağlayan bir açıklama, hangi sonucun kendisini zayıflatacağını söylemekte zorlanır.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki iki kavramı birbirinden ayırmanın asıl güçlüğü ölçümde. Bilişsel bilinçdışı için en sağlam kanıt dar, iyi denetlenmiş düzeneklerden geliyor: maskelenmiş sözcükler, örtük bellek görevleri, otomatikleşmiş beceriler. Bu düzeneklerde içeriğin neden bilince gelmediği sorusu tasarımla cevaplanıyor; uyaranı araştırmacı zayıflatıyor ya da dikkati başka yere çekiyor. Freud'un dinamik bilinçdışında ise dışarıda tutan kuvvetin varlığı, kuvveti kaldırdığını söyleyen yöntemin kendisiyle gösteriliyor; bağımsız bir ölçüm yok.
Hedef hazırlaması gibi iki geleneği yaklaştıran alanlar ise tekrarlama krizinin tam ortasında kaldı. Harris'in iki denemesi tek bir deneyi sınadı; Weingarten'in meta-analizi küçük ve yayın yanlılığından az etkilenen bir ortalama bildiriyor. Bu iki sonucu bağdaştırmak için daha büyük, önceden kayda geçirilmiş tekrarlar gerekiyor; hangisinin alanı daha iyi temsil ettiği tartışılıyor. Örneklemlerin çoğu Batılı üniversite öğrencilerinden oluşuyor; dil ve kültür farklarının otomatik süreçleri nasıl değiştirdiği sınırlı biçimde biliniyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bilinç dışında kalan işleme bugün psikolojinin sağlam bulgularından biri; tartışılan, bu işlemenin nedeni. Bilişsel gelenek bilince gelmeyişi kapasiteye, otomatikleşmeye ve sistemin işleyişine bağlıyor. Freud ise kavramını muayene odasındaki dirençten türetti ve bilinçdışını dışarıda tutan bir kuvvetle tanımladı.
Freud'un kendisi 1923'te bilinçdışının bastırılmışla örtüşmediğini kabul etti. Kihlstrom ile Greenwald'ın çizdiği alan bu bastırılmamış bölgeye daha yakın duruyor, ama bir karşı güç taşımıyor.
Hedeflerin bilinçdışı etkinleşmesi iki geleneği yaklaştıran en iddialı köprüydü ve simge deneyleri tekrarda zorlandı. Farkındalığı ölçmenin kendisi de tartışmalı kaldı.
Modül sürçmeden espriye Freud'un gündelik okumalarını izledi ve onları deney odasında sınamanın güçlüğüyle bitti. Bölüm I de burada kapanıyor; yöntemin doğuşu, rüya kitabı ve gündelik hayat kuramın neye dayanarak kurulduğunu gösterdi.
Sonraki derse köprü
Dinamik bilinçdışının tanımı, içeriği dışarıda tutan bir kuvvete dayanıyordu; geriye o kuvvetin neye karşı koyduğu, yani dışarıda tutulan isteklerin nereden geldiği sorusu kalıyor. Freud bu soruya bir dürtü kuramıyla cevap verdi ve espri kitabıyla aynı yıl, 1905'te, cinselliği yetişkin üreme işlevinin çok ötesine genişleten bir kitap yayımladı. Bölüm II «Freud'un kuramı» o kitapla açılıyor: M05-D01, Cinsellik Üzerine Üç Deneme'nin cinsellik tanımını nasıl genişlettiğini ve sapmalardan, çocukluktan, ergenlikten kurduğu argümanları okuyacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.