M03-D10
Rüya araştırması bugün
REM uykusu, etkinleşme-sentez kuramı ve sonraki modellerin Freud'un rüya tezinden neyi tuttuğunu ve neyi reddettiğini karşılaştırır.
Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.096 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M06-D07
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Freud'un rüya kitabı birbirinden ayrılabilen iddialardan oluşur ve bugünkü araştırma onları tek tek farklı biçimde karşılar; bu yüzden "doğrulandı" ya da "çürütüldü" gibi tek kelimelik bir hüküm kitaba uymaz.
Rüyanın kişisel olduğu, önceki günle ve uyanık hayatın kaygılarıyla bağlandığı geniş destek aldı. Domhoff'un kuramı bu sürekliliği bir sansür varsaymadan, uykuda çalışan bir benzetim ağıyla açıklamayı öneriyor.
Solms'un ön beyin bulguları rüyayı hızlı göz hareketi uykusundan ayırdı ve güdülenmeyle ilişkilendirilen bir devreye bağladı; bunun Freud'un istek tezini doğruladığı ise tartışmalı bir yorum olarak kalıyor.
Rüyanın duygusal bir iş gördüğü düşüncesi laboratuvarda sınanan bir hipoteze dönüştü ve sonuçları iki yöne ayrılıyor. Sansür, yoğunlaştırma ve yer değiştirmenin belirli bir rüyada iş görüp görmediği ise bağımsız bir ölçüt olmadığı için bugün de ölçülemiyor.
Hobson'un modeli sansür satırını boş bırakır, Solms istek satırını ön beyin verisiyle yeniden açar; 2000'deki ortak sayıdan Tucson münazarasına uzanan tartışma, kitabın bütününden çok parçalarının akıbeti üzerine.
Açılış sahnesi
Eskişehir'de bir üniversite hastanesinin uyku laboratuvarı, gece ikiyi on geçiyor. Saliha polisomnografi teknisyeni; önündeki ekranlarda üç odadaki üç uyuyanın beyin dalgaları, göz hareketleri ve çene kası akıyor. Bora mali müşavir, yıl sonu kapanışından kaçıp ona çorba getirmiş. Masada, nöbetlerde okumak için aldığı rüya kitabının cep baskısı duruyor.
Bora kitabı karıştırıyor, sonra bir peçeteye iki çizgi çekiyor. "Bizde buna bilanço denir. Sol sütun: tuttu. Sağ sütun: tutmadı."
Saliha ekrana bakıyor. İkinci odadaki adamın gözleri kapakların altında hızla gidip geliyor. "Üçüncü bir sütun lazım," diyor. "Hiç ölçemediklerimiz için."
"Muhasebede öyle sütun olmaz."
"Rüyada olur." Saliha uyandırma düğmesine uzanıyor, sonra elini çekiyor; protokolde sıra henüz gelmedi. "Bu kitapta yazanların bir kısmını her gece görüyorum. Bir kısmını hiç göremem, ne kadar beklesem de."
Laboratuvar da peçetedeki üç sütun da bu sayfa için icat edildi. Sütunlara girecek her satır ise yayımlanmış bir çalışmadan gelecek.
Bu derste ne olacak
Modül 3 dokuz ders boyunca rüya kitabının tezlerini tek tek okudu. Bu son derste o tezleri bir araya toplayıp yirminci yüzyılın ikinci yarısında kurulan uyku ve rüya araştırmasının karşısına koyuyoruz. Amaç bir hesap dökümü çıkarmak; hüküm okura kalıyor.
Freud'un istek tezini ön beyin üzerine yapılan çalışmalarla, gün artığı ve karma kişileri süreklilik araştırmasıyla, sansürü ve duyguyu da gece boyunca duygunun nasıl işlendiğine dair deneylerle karşılaştırıyoruz. Usta katmanı Allan Hobson ile Mark Solms arasındaki uzun tartışmayı izliyor; kanıtın sınırı da bilançonun neden kapanmadığını.
Sıfır noktası
Freud'un 1900'deki kitabı uyku laboratuvarından yarım yüzyıl önce yazıldı. Kitabın malzemesi, uyandıktan sonra anlatılan ve çoğu Freud'un kendisine ait olan rüyalar ve bu rüyalara eklenen çağrışımlardı. Kitabın yedinci bölümünde, rüya yorumunu bilinçdışının bilgisine giden kral yolu (Latince via regia) diye anar. Bu cümle bir yöntemin değerini öne çıkarır; rüyanın beyinde nasıl üretildiği hakkında bir şey söylemez.
Bugünkü rüya araştırması başka araçlarla çalışır: uyku evrelerinin kaydı, seçilmiş anlarda uyandırma, beyin hasarı olan hastalarla görüşme, görüntüleme ve büyük rüya arşivlerinin sayılması. Bu araçların ilk çerçevesini ve temel bulgularını Temel Psikoloji M06-D07 kurdu. Bu ders o bulguları yeniden saymayacak; onları Freud'un tezlerinin karşısına koyacak.
Bilançonun ilk kuralı şu: Freud'un tezleri tek bir blok değildir. Rüyanın bir anlam taşıdığı, bu anlamın bir istekten doğduğu, isteğin bir sansür tarafından gizlendiği, gizlemenin belli işlemlerle yapıldığı ve yorumun bu işlemleri geri çevirebildiği ayrı ayrı iddialardır. Biri tutup öteki tutmayabilir.
Yaygın yanlış"Freud'un rüya tezleri ya hep birlikte doğrudur ya hep birlikte yanlıştır."
Rüyanın kişinin hayatıyla bağlantılı olduğu bugün geniş destek alırken, bu bağın sansürden geçmiş bir istek biçiminde kurulduğu iddiası sınanmamış ya da sınanması güç kalır. Tek bir bulgu bütün kitabı ne doğrular ne yıkar.
Mekanizma
İstek satırı: ön beyin yolu
Modül 3'ün açılış tezi, rüyanın bir istek doyumu olduğuydu (M03-D01). Hobson ile Robert McCarley'nin 1977'deki açıklaması ise rüyayı beyin sapının kendiliğinden ateşlemesine bağlayarak istek kavramına hiç yer bırakmıyordu (Temel Psikoloji, M06-D07). Uzun süre tablo böyle durdu: fizyoloji bir yanda, istek öbür yanda.
Behavioral and Brain Sciences dergisinin Aralık 2000 tarihli sayısı uyku ve rüyaya ayrıldı. Aynı sayıda hem Hobson ve arkadaşlarının hem Solms'un hedef makaleleri yer aldı ve her birine çok sayıda araştırmacı yanıt yazdı. Solms'un makalesi, rüya görmenin hızlı göz hareketi uykusundan ayrılabildiğini ve rüyanın son ortak yolunun ön beyinde aranması gerektiğini savunuyordu.
Bu bulgu Freud için ne anlama gelir? Solms'un yorumunda bu yol, istemek ve aramakla ilişkilendirilen bir dopamin devresiyle örtüşür. 2004'te genel okura yazdığı bir makalede, nörobilimci Jaak Panksepp'in tanımladığı arayış sistemini Freud'un libido kavramına benzetti. Bu benzetme bir köprü önerisidir; istek tezinin kanıtlandığı anlamına gelmez. Bir devrenin güdülenmeyle ilişkili olması, rüyanın içeriğinin bir isteği gerçekleşmiş olarak sahnelediğini göstermez.
Gün artığı ve karma kişiler: süreklilik satırı
Önceki günle bağ (M03-D03), kişilerin ve anı parçalarının birleşmesi (M03-D04) ve rüyanın düşünme biçimi (M03-D08) bilançonun en kalabalık sütununa düşer. Rüyanın uyanık hayatın kaygılarıyla ve ilişkileriyle bağlantılı olduğu, raporların sistemli olarak sayıldığı arşivlerde defalarca gösterildi; süreklilik tartışmasını Temel Psikoloji M06-D07'de bulursun.
Bu bulguları bir kurama bağlayan ayrıntılı girişimlerden biri G. William Domhoff'tan geldi.
Freud'un hesabı açısından bu ilginç bir kayma. Domhoff'un kuramı Freud'la gün artığı ve rüyanın kişisel olduğu konusunda aynı yerde durur. Rüyanın tuhaf görünen yanlarını ise gizleyen bir mercie bağlamaz; onları dış dünyadan kopmuş, uyanıkken bildiğimiz bilişin uykudaki bir benzetimi olarak okur. M03-D04'te aktarılan bulgular, yani kişilerin duyguyla tanınması ve anıların parça parça girmesi, iki okumaya da açıktır. Açıklamaları ayıran, ek bir varsayıma ihtiyaç duyulup duyulmadığıdır.
Yaygın yanlış"Nörobilim Freud'un rüya kuramını çürüttü."
Bugünkü bulgular rüyanın kişisel ve anlamlı içerik taşıdığını, önceki günle bağlantılı olduğunu ve uykuda düşünmenin uyanıklıktan farklı işlediğini destekliyor; bunlar Freud'un kitabında da var. Desteklenmeyen ya da sınanamayan, bu içeriğin bir sansür aracılığıyla gizlendiği ve yorumla eksiksiz geri çevrilebildiği iddiasıdır. "Çürüttü" sözcüğü kitabın farklı tezlerini tek bir satıra sıkıştırır.
Sansür ve duygu: gecenin duyguyla işi
M03-D06, Freud'un rüyayı tanınmaz kılan bir ruhsal sansür varsaydığını ve bugün sansürün yerine ön beyin bölgelerinin uykudaki düşük etkinliğinin önerildiğini aktardı. Burada başka bir soru bilançoya giriyor: rüya duyguyla ne yapar? Freud'un kitabında rüyanın duygu tutarı ile içeriği arasında bir kayma vardır; duygu bazen içerikten kopup başka bir öğeye yapışır. Bugünkü araştırma soruyu başka bir dille sordu: uyku, bir önceki günün duygusal yükünü azaltıyor mu?
Matthew Walker ile Els van der Helm 2009'da bu soruyu bir modele dönüştürdü.
Bu sonuç bir başka laboratuvarın bulgusuyla yan yana konunca tablo karışıyor.
Bu tartışma Freud'un sansürünü doğrudan sınamaz; iki çalışma da rüyanın içeriğini ölçüm dışında bıraktı. Bilançoya eklediği satır şu: gecenin duygusal bir iş gördüğü düşüncesi laboratuvarda sınanan bir hipoteze dönüştü ve sonuçları şimdilik iki yöne ayrılıyor. Tatsız rüyaların istek tezine nasıl sığdırıldığı ise M03-D09'un konusuydu; bu satır o dersin hesabını yeniden açmıyor.
Yaygın yanlış"Rüyalar gece terapisidir; kötü bir günün yükünü uyku alır."
Bir hipotezin başlığı burada sonuç gibi okunuyor. Hipotezi destekleyen bir görüntüleme çalışması var, uykunun olumsuz duygusal tepkiyi koruduğunu bulan bir başkası da. Üstelik bu çalışmaların çoğu uykunun fizyolojisini ölçüyor, rüyanın içeriğini sormuyor.
Usta katmanı
Hobson ile Solms: uzun bir tartışma
2000 tarihli özel sayıda Hobson, Edward Pace-Schott ve Robert Stickgold uzun bir hedef makale yayımladı. Makale uyku ve uyanıklık hâllerini aynı uzayda konumlandıran bir model öneriyordu.
Tartışmanın çizgileri o sayıda belirdi. Hobson rüyanın tuhaflığını beyin durumunun doğrudan sonucu sayıyordu; Solms ise son ortak yolu ön beyne taşıyarak Freud'un bazı fikirlerine yeniden kapı aralıyordu.
Tartışma dergiyle kalmadı. Scientific American'ın Mayıs 2004 sayısında Solms "Freud geri dönüyor" başlıklı bir makale yazdı; aynı sayıda Hobson'un buna eşlik eden bir yanıtı yer aldı. İki araştırmacı Nisan 2006'da Tucson'daki bir bilinç bilimi konferansında resmî bir münazarada karşı karşıya geldi. Eleştirmenler, aralarında Allen Esterson'un da bulunduğu, Solms'un genel ifadelerinin Freud'un rüya kuramının özgül içeriğini doğruladığı izlenimini verdiğini ve bunun yakından bakınca ayakta durmadığını yazdı. 2009'da Hobson kendi kuramını bir adım daha ileri taşıdı ve hızlı göz hareketi uykusunu, uyanık bilincin gelişimine ve sürdürülmesine hizmet eden, dünyanın sanal bir modelini sunan bir ön bilinç hâli olarak tarif etti.
Bilanço açısından tartışmanın ağırlığı, iki tarafın Freud'un kitabını farklı yerlerinden kesmesinde. Hobson'un modeli rüyanın tuhaflığını açıklamak için gizleyen bir mercie başvurmuyor; sansür satırı onun hesabında boş kalıyor. Solms ise istek satırını ön beyin verisiyle yeniden açıyor, eleştirmenleri ise bu verinin tek başına bir isteğin gizlendiğini göstermediğini hatırlatıyor. Tartışma, kitabın hangi parçasının bugünkü beyin bilgisine taşınabileceği üzerine dönüyor.
Kanıtın sınırı
Bilançonun üçüncü sütunu, yani hiç ölçülemeyenler, en kalabalık sütun olarak kalıyor. Bir rüyanın gizil düşüncelerini yorumcudan bağımsız olarak belirleyecek bir ölçüt bugün yok; bu yüzden sansürün, yoğunlaştırmanın ve yer değiştirmenin belirli bir rüyada iş görüp görmediği doğrudan sınanamıyor. Laboratuvar bulgularının çoğu rüya raporu toplamıyor, uyku fizyolojisini ölçüyor; rüya ile onun görüldüğü uyku arasındaki boşluk bu yüzden tartışmalı. Lezyon çalışmaları sınırlı sayıda hastadan ve hastaların kendi bildirimlerinden geliyor. Gece terapisini sınayan deneylerin sonuçları laboratuvardan laboratuvara ayrılıyor; tekrarlama çalışmaları bu dersin yazıldığı sırada tartışmayı kapatmış değil. Bu derste anılan çalışmaların çoğu Kuzey Amerika laboratuvarlarından geliyor; bulguların farklı kültürlere, rüyanın toplulukça yorumlandığı ya da paylaşıldığı geleneklere nasıl genelleneceği bilinmiyor. Hobson ile Solms tartışmasının bir kısmı da veriden çok yorumla ilgili; aynı bulgunun iki farklı kurama uyabilmesi, bulgunun hiçbirini tek başına seçtiremeyeceği anlamına geliyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Freud'un rüya kitabı birbirinden ayrılabilen iddialardan oluşur ve bugünkü araştırma onları tek tek farklı biçimde karşılar; bu yüzden "doğrulandı" ya da "çürütüldü" gibi tek kelimelik bir hüküm kitaba uymaz.
Rüyanın kişisel olduğu, önceki günle ve uyanık hayatın kaygılarıyla bağlandığı geniş destek aldı. Domhoff'un kuramı bu sürekliliği bir sansür varsaymadan, uykuda çalışan bir benzetim ağıyla açıklamayı öneriyor.
Solms'un ön beyin bulguları rüyayı hızlı göz hareketi uykusundan ayırdı ve güdülenmeyle ilişkilendirilen bir devreye bağladı; bunun Freud'un istek tezini doğruladığı ise tartışmalı bir yorum olarak kalıyor.
Rüyanın duygusal bir iş gördüğü düşüncesi laboratuvarda sınanan bir hipoteze dönüştü ve sonuçları iki yöne ayrılıyor. Sansür, yoğunlaştırma ve yer değiştirmenin belirli bir rüyada iş görüp görmediği ise bağımsız bir ölçüt olmadığı için bugün de ölçülemiyor.
Hobson'un modeli sansür satırını boş bırakır, Solms istek satırını ön beyin verisiyle yeniden açar; 2000'deki ortak sayıdan Tucson münazarasına uzanan tartışma, kitabın bütününden çok parçalarının akıbeti üzerine.
Sonraki derse köprü
Modül 3 boyunca anlamı uykunun içinde aradık ve en büyük güçlük, rüyanın ancak uyandıktan sonra anlatılabilmesiydi. Freud 1901'de aynı mantığı uyanık hayata taşıdı: kendisinin ve çevresindekilerin ağzından kaçan yanlış sözcükleri, unutulan adları ve yanlış tutulan nesneleri topladı. Modül 4, Gündelik hayatın psikopatolojisi, bu malzemeyle açılıyor. İlk ders (M04-D01) dil sürçmelerine bakıyor: Freud'un hangi örnekleri topladığına ve bir sürçmenin rastlantı olmayıp bir şey söylediğini nasıl savunduğuna. Bu kez veri bir gece kaydından değil, herkesin her gün duyduğu bir cümleden gelecek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.