İçeriğe geç

M03-D08

Birincil ve ikincil süreç

Haz ilkesine bağlı düşünme ile gerçeklik ilkesine bağlı düşünme arasındaki ayrımı örneklerle anlatır.

Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.137 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud 1900'de rüya çalışmasının işlemlerini bir düşünme biçimine bağladı: isteği algıya benzer bir imgeyle karşılamaya yönelen birincil süreç. Ona karşı, akışı ketleyip gerçek yolu arayan ikincil süreci koydu.

1911'de bu iki süreci iki ilkeye bağladı. Haz ilkesi hemen doyumu, gerçeklik ilkesi ertelenmiş ama güvenceli doyumu gözetir; ikincisi birincisini kaldırmaz, korur. Hayal kurma bu korumanın dışında, haz ilkesine bağlı kalır.

Düşünmeyi, eylemi küçük ölçekte ve tasarımlarla deneyen bir etkinlik olarak tarif etti. 1915'te birincil sürecin hüküm sürdüğü işleyişe çelişkisizlik ve zamansızlık yükledi.

Bugünkü araştırma bu ayrımı ölçmeyi ve ikili süreç kuramlarıyla karşılaştırmayı deniyor; benzerlik hız ve farkındalıkta, fark ise istek kavramında.

Açılış sahnesi

Afyon'da, otogarın karşısındaki piyango bayisi. Cuma akşamı, çekilişe iki saat var. Şükran yirmi yıldır bu tezgâhın arkasında; camın önüne bu haftanın ikramiyesini gösteren kartonu yeni astı. Kapı açılıyor, Levent giriyor. Sandıklı hattında dolmuş kullanıyor ve her hafta aynı numarayı alıyor.

"Yine mi o numara?" diye soruyor Şükran.

"Bu sefer rüyamda gördüm," diyor Levent. "Sonu yediyle bitiyordu, tıpkı bu." Biletini katlayıp cüzdanına koyuyor. "Bütün hafta kafamda evi döşedim. Mutfağa bir ada, balkona kamelya. Hanım perdenin rengini bile seçti."

Şükran gülümsüyor. "Kazanma ihtimalini biliyorsun ama."

"Biliyorum," diyor Levent, hiç bozulmadan. "Dolmuşun taksitini de cumartesi ödeyeceğim, o ayrı. Ev de ayrı."

Levent'in kafasında aynı anda iki hesap çalışıyor: biri taksit gününü, öteki balkondaki kamelyayı tutuyor. Afyon'daki bayi, Levent'in numarası ve kamelya bu satırlarda doğdu; aynı insanın içinde yan yana duran bu iki işleyiş, Freud'un 1900 ile 1911 arasında adını koyup birbirinden ayırmaya çalıştığı şeyin tam karşılığı.

Bu derste ne olacak

Rüya kitabının yedinci bölümünün sonlarına doğru Freud, rüya çalışmasının tuhaf işlemlerini tek bir düşünme biçimine bağlar ve ona birincil süreç der. Ders bu adlandırmanın 1900'deki kuruluşunu, 1911'de haz ilkesi ile gerçeklik ilkesi diliyle yeniden yazılışını ve 1915'te bu düşünmeye yüklenen özellikleri izliyor.

Ardından bugüne geliyor: birincil süreç düşünmesini ölçmeye çalışan araştırmalar, ikili süreç kuramlarıyla benzerlik ve Freud'un ayrımını bu kuramlardan ayıran yer.

Sıfır noktası

Ayrımın ilk taslağı beş yıl önce, yayımlanmamış bir el yazmasında nöronlar ve nicelikler diliyle yazılmıştı (M02-D08). Orada aç bebeğin istek anında anı-imgesini canlandırması ve bu canlanmayı frenleyen bir düzenek anlatılıyordu. 1900'de Freud nöron dilini bırakır; ayrım ise kalır ve bu kez rüyayı açıklamak için kullanılır.

Bir önceki derslerin malzemesini hatırla: yoğunlaştırma, yer değiştirme, imgeye çevirme (M03-D04, M03-D05). Freud bu işlemlerin uyanık düşünmede pek görülmediğini, rüyada ise kural olduğunu fark eder. Soru şudur: bunlar uykunun bozduğu bir düşünmenin kırıntıları mı, yoksa kendi kuralları olan başka bir düşünme biçimi mi? Freud ikinci cevabı seçer.

Yaygın yanlış"Birincil süreç çocuklara ve ruhsal hastalara özgüdür; sağlıklı bir yetişkinde çalışmaz."
Doğrusu

Freud birincil süreci gelişimde önce gelen işleyiş saydı, ama yetişkinde ortadan kalktığını yazmadı. Rüyalarda, esprilerde, dil sürçmelerinde ve hayal kurmada sağlıklı yetişkinin de bu işleyişe başvurduğunu öne sürdü. Freud'un ayrımı sağlıklıyı hastadan ayırmaya yaramaz; aynı insanda yan yana çalışan iki işleyişi adlandırır.

Mekanizma

Algının özdeşliği, düşüncenin özdeşliği

Freud yedinci bölümde istek kavramını yeniden kurar. Bir ihtiyaç ilk kez giderildiğinde doyumun algısı bellekte bir iz bırakır; ihtiyaç geri geldiğinde ruhsal akım bu izi yeniden canlandırmaya, yani ilk doyum durumunu yeniden kurmaya yönelir. Freud bu yönelişe istek der ve en kısa yolunu da adlandırır: doyum algısını, ihtiyacın uyarımıyla eksiksiz yeniden doldurmak. İsteme burada bir halüsinasyonda son bulur. Bu ilk ruhsal etkinliğin hedefine algı özdeşliği (Wahrnehmungsidentität) adını verir.

Algı özdeşliği aç bir organizmayı doyurmaz. İmge ne kadar canlı olursa olsun, gerçek nesne gelmedikçe ihtiyaç sürer; Freud acı bir hayat deneyiminin bu ilkel düşünmeyi daha amaca uygun bir biçime dönüştürmüş olması gerektiğini yazar. İkinci işleyiş anı imgesini sonuna kadar canlandırmadan durdurur, akışı ketler ve gerçek dünyada nesneye götürecek yolları araştırır. Onun hedefi düşüncenin özdeşliğidir (Denkidentität). Freud'un cümlesiyle bütün düşünme, hedef tasarımı olarak alınan doyum anısından, aynı anının hareket deneyimleri yoluyla yeniden yatırılmasına uzanan bir dolambaçtır (Umweg).

Freud bir adım daha atar. Rüyanın tuhaf işlemleri, yani yoğunlaştırma, yer değiştirme, karşıtların yan yana durması, ona göre ikincil sürecin bozulmasından doğmaz; bunlar ketlemenin kalktığı yerde birincil sürecin kendi işleyişidir. Bir tasarımın yoğunluğu bütünüyle bir başkasına geçebilir, çünkü birincil süreç için önemli olan uyarımın boşalmasıdır, hangi tasarım üzerinden boşaldığı değil.

Haz ilkesi ve gerçeklik ilkesi: 1911

On bir yıl sonra Freud ayrımı birkaç sayfalık bir yazıda yeniden ele alır: "Formulierungen über die zwei Prinzipien des psychischen Geschehens" (Ruhsal olayların iki ilkesi üzerine formülasyonlar), 1911. Yazı, nevrozun hastayı gerçek hayattan uzaklaştırdığı gözlemiyle ve Pierre Janet'nin bu uzaklaşmaya verdiği adla açılır. Yazıda süreçlerin adı kalır, ama onları yöneten bir ilke eklenir. Birincil süreçler haz ilkesine (Lustprinzip) uyar: hoşnutsuzluk yaratan her şeyden geri çekilir, haz kazanmaya yönelir. Freud rüya kitabında aynı eğilime hoşnutsuzluk ilkesi (Unlustprinzip) demişti; 1911'de ad değişir, içerik değişmez.

Yazının merkezindeki adım bir hayal kırıklığından doğar. İstenen şey yalnız düşünülüp halüsinasyonla canlandırıldığında beklenen doyum gelmez. Freud, bu doyumsuzluk yüzünden ruhsal aygıtın dış dünyadaki gerçek durumu tasavvur etmeye ve onu değiştirmeye karar vermek zorunda kaldığını yazar. Böylece yeni bir ilke işe karışır: tasavvur edilen artık hoş olan değil, tatsız da olsa gerçek olandır.

Freud yeni ilkenin getirdiği işlevleri bir gelişme öyküsü gibi anlatır. Duyu organları dış dünyaya döner. Dikkat, bir ihtiyaç doğmadan önce dışarıyı düzenli aralıklarla yoklar. Bu yoklamanın sonuçları bir bellekte birikir. Hoşnutsuzluk veren tasarımları dışarıda tutan bastırmanın yerini, bir tasarımın gerçekle uyuşup uyuşmadığına karar veren tarafsız yargı alır. Boşalma da değişir: önceden bedenin içine ve duygu dışavurumuna akan uyarım artık dünyayı değiştirmeye, eyleme yönelir.

Yaygın yanlış"Gerçeklik ilkesi olgun insanda haz ilkesinin yerini alır; haz ilkesi çocuklukta kalır."
Doğrusu

Freud 1911'de tersini yazar: ikinci ilke birincinin yerini almaz, onu korur. Doyum ertelenir, ama aranmaya devam eder. Yazıya göre bir düşünme etkinliği, hayal kurma, gerçeklik sınamasından ayrılıp bütünüyle haz ilkesine bağlı kalır; çocuğun oyunuyla başlar, gündüz düşlerinde sürer.

Düşünme bir deneme eylemidir

1911 yazısının en çok alıntılanan fikri düşünmeyi eylemle ilişkilendirir. Haz ilkesi altında uyarım hemen boşalmaya yönelir. Gerçeklik ilkesi ise bu boşalmayı ertelemek zorundadır, ama erteleme sırasında birikecek gerilimin bir yere gitmesi gerekir. Freud bunu düşünmenin karşıladığını öne sürer: düşünme, tasarımlarla kurulan ve daha küçük yoğunluk nicelikleri taşıyan bir tür deneme eylemidir (Probehandeln). Kişi bir eylemi bütün enerjisiyle yapmadan önce onu düşüncede, küçük ölçekte dener.

Freud bu yazıda düşünmenin başlangıçta bilinçsiz olduğunu da ekler: ancak sözcük artıklarıyla bağlandığında bilince ulaşabilecek niteliği kazanır. Bunun ayrıntısı sistemler arası ilişkiyi gerektirir ve topografik modelin konusudur (M03-D07).

Çelişkiye kayıtsız, zamandan bağımsız

1915'te Freud bilinçdışı üzerine uzun yazısında birincil sürecin hüküm sürdüğü işleyişe birkaç özellik yükler. Orada amaçları bağdaşmaz görünen iki istek aynı anda etkinleşirse birbirinden düşülmez, birbirini ortadan kaldırmaz; bir ara hedefte birleşir. Freud bu özelliği çelişkisizlik (Widerspruchslosigkeit) diye anar ve ekler: olumsuzlama, kuşku ya da kesinlik derecesi yoktur. Süreçler zamana göre sıralanmaz, geçen zamanla değişmez; Freud bu işleyişin zamansız olduğunu yazar. Dördüncü özellik dış gerçekliğin yerine ruhsal gerçekliğin geçmesidir (psişik gerçeklik, M02-D06). Bu süreçler gerçeği hesaba katmaz, haz ilkesine tabidir.

Freud aynı yerde birincil sürecin enerji dilini de açar. Birincil süreçte tasarımlara yatırılan yoğunluk bir tasarımdan ötekine kolayca kayar ve toplanır; ikincil süreçte bir tasarımdan ötekine geçerken yatırımın büyük kısmı ilk tasarımda kalır, yalnız küçük bir pay yer değiştirir. Freud bu farkın Breuer'i ruhsal enerjinin iki hâlini, tonik olarak bağlı ve boşalmaya can atan serbest bir hâli varsaymaya götürdüğünü yazar ve ayrımı sinir enerjisinin doğası hakkında o güne kadarki en derin içgörü sayar.

Usta katmanı

Freud'dan sonra ayrım birkaç yöne dağıldı. Ben psikolojisi geleneği ikincil süreci benin uyum işlevleriyle genişletti. Şili doğumlu analist Ignacio Matte Blanco ise birincil süreci bir mantık olarak yeniden yazmayı denedi; onun simetrik mantık önerisinde bilinçdışı ilişkileri tersine çevrilebilir sayar, parça ile bütünü ayırmaz. Bu öneriyi burada yalnız anıyoruz.

Ayrımı ölçmeye çalışan en uzun soluklu iş Amerikalı psikolog Robert Holt'tan geldi. Holt, Rorschach yanıtlarında birincil süreç içeriğini ve biçimini puanlayan bir sistem geliştirdi ve onlarca yıllık çalışmasını sonradan bir kitapta topladı. Bu ölçüm birincil süreç düşünmesini bir yanıtta sayılabilir bir nitelik olarak ele alır.

Sözsüz bir ölçümü 2000'de Linda Brakel, Howard Shevrin ve arkadaşları önerdi. GeoCat adlı bu araçta katılımcı, geometrik bir örneğe hangi seçeneğin daha çok benzediğine karar verir. Bir seçenek örnekteki parçaları bambaşka bir düzende taşır, öteki parçaları değiştirip düzeni korur. Parçaların tutmasına bakan özellik eşleştirmesi birincil süreç düşünmesinin, düzenin tutmasına bakan ilişki eşleştirmesi ikincil sürecin göstergesi sayıldı. Araç sonra bir psikiyatri örnekleminde denendi.

Ayrımın bugünkü psikolojideki en tanınmış akrabası ikili süreç kuramlarıdır. Sezgisel ve hızlı yargı ile yavaş ve çabalı yargının ayrılması, Kahneman'ın popüler anlatımı ve bu kuramların eleştirileri Temel Psikoloji'de ayrıca işlendi (M09-D05). Psikanalize en yakın duran öneriyi Seymour Epstein yaptı.

Benzerlik gerçek, fark da öyle. Freud'un ayrımında birincil süreç istek tarafından sürülür ve bir isteği doyurmaya yönelir; ikili süreç kuramlarında hızlı sistem çoğunlukla bir kestirme, bir verimlilik aracıdır ve istekle tanımlanmaz. Freud birincil süreci rüya, belirti ve espri gibi çarpıtılmış ürünlerden geriye doğru çıkardı; ikili süreç kuramları ise tepki süresi ve hata örüntüsü ölçen deneylerden doğdu.

Yaygın yanlış"Kahneman'ın Sistem 1'i, Freud'un birincil sürecinin bugünkü adıdır."
Doğrusu

İki ayrım bazı özelliklerde örtüşür: hız, çabasızlık, farkındalık dışında işleme. Freud'un birincil süreci ise bir isteğin algıya benzer bir imgeyle doyurulmasına yöneliktir ve rüya gibi ürünlerden çıkarılmıştır; Sistem 1 bu istek kavramını taşımaz ve deneysel yargı görevlerinden tanımlanmıştır. Akrabalık bir soy ağacı değildir; ikili süreç kuramları Freud'dan türemedi.

Kanıtın sınırı

Freud'un iki süreci yorumdan çıkarılmış kavramlardır. Rüya, belirti ve espri ürünlerine bakıp onları üretmiş olması gereken bir işleyişi varsayar; serbest ve bağlı enerji ise ölçülebilir bir büyüklüğe karşılık gelmez. Bu nedenle kavramın kendisi doğrudan sınanamaz; sınanabilen, ondan türetilmiş öngörülerdir. Holt'un puanlaması ve GeoCat böyle öngörüleri sınamaya çalıştı; GeoCat bulguları büyük ölçüde aracı geliştiren araştırmacı çevresinden geliyor ve bağımsız ekiplerce tekrarlanması gerekiyor. Birincil süreci özellik benzerliğiyle ya da Rorschach yanıtlarıyla eşleştirmenin kendisi tartışmaya açık bir ara adımdır. İkili süreç kuramlarının kendisi de bugün tartışılıyor; iki ayrı sistem mi yoksa bir sürekliliğin iki ucu mu olduğu çözülmüş değil. Kültür sorusu da açık: Freud'un "gerçeklik"i Viyanalı bir orta sınıf hekimin gerçekliğidir. Yağmur duası ile sulama kredisini aynı gün yürüten bir çiftçide hangisinin "haz ilkesi" sayılacağı, dua ile hayal kurmanın aynı şey olup olmadığı, bu çerçeveye kültür dışarıda tutularak karar verilebilecek sorular değil; araştırmanın bu karşılaştırmayı yapıp yapmadığı bilinmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud 1900'de rüya çalışmasının işlemlerini bir düşünme biçimine bağladı: isteği algıya benzer bir imgeyle karşılamaya yönelen birincil süreç. Ona karşı, akışı ketleyip gerçek yolu arayan ikincil süreci koydu.

1911'de bu iki süreci iki ilkeye bağladı. Haz ilkesi hemen doyumu, gerçeklik ilkesi ertelenmiş ama güvenceli doyumu gözetir; ikincisi birincisini kaldırmaz, korur. Hayal kurma bu korumanın dışında, haz ilkesine bağlı kalır.

Düşünmeyi, eylemi küçük ölçekte ve tasarımlarla deneyen bir etkinlik olarak tarif etti. 1915'te birincil sürecin hüküm sürdüğü işleyişe çelişkisizlik ve zamansızlık yükledi.

Bugünkü araştırma bu ayrımı ölçmeyi ve ikili süreç kuramlarıyla karşılaştırmayı deniyor; benzerlik hız ve farkındalıkta, fark ise istek kavramında.

Sonraki derse köprü

Birincil sürecin bir isteği imgeyle doyurduğu kabul edilirse, rüyanın da hep hoş bir şey sunması beklenirdi. Oysa insanlar terleyerek, kalbi çarparak uyanır; kâbuslar bir doyum gibi görünmez. Freud kaygıyla biten rüyaları istek doyumu tezine nasıl sığdırdı, nerede sığdıramadı ve sonraki yıllarda tezini hangi noktada daraltmak zorunda kaldı? Bu soruların izini M03-D09 sürüyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.