M03-D07
Topografik model
Bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı katmanlarını ve aralarındaki geçişleri açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.112 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Freud rüya kitabının yedinci bölümünde zihni, uyarılmanın algıdan harekete sırayla geçtiği sistemler olarak çizdi ve bunu yardımcı bir tasarım saydı. Belleği algıdan ayırdı; hareket ucuna yakın sisteme bilinç öncesi, arkasındakine bilinçdışı adını koydu.
Rüyanın bir sahne gibi yaşanmasını uyarılmanın algı ucuna doğru geri akmasıyla açıkladı ve buna gerileme dedi; 1914'te sözcüğe yer, zaman ve biçim yönünden üç anlam verdi.
Bilince geçiş için yoğunluğu, dikkati ve sözcüklere bağlanmayı koşul saydı. 1912'de bilinçdışı sözcüğünü üç anlama ayırdı, 1915'te modeli anatomiden açıkça ayırdı, 1923'te yerine başka bir model koydu.
Bugünkü bilinç araştırması bilinç öncesi adını dar bir anlamla yeniden kullanıyor; adın ortaklığı Freud'un sisteminin doğrulandığını göstermez.
Açılış sahnesi
Erzurum'da bir devlet tiyatrosu, genel provanın ikinci perdesi. Hacer yirmi yıldır suflör; sahnenin önündeki dar kutusunda, metin açık, bir kalem ışığıyla oturuyor. Nevzat sahne amiri ve kulisin karanlığından akışı izliyor.
Oyuncu bir cümlenin ortasında duruyor. Hacer tek bir kelime fısıldıyor, cümlenin geri kalanı oyuncunun ağzından kendiliğinden dökülüyor.
Arada Nevzat kutunun yanına çömeliyor. "Kelime onda vardı zaten. Sen yalnız ucunu verdin."
"Var olan her şey gelmiyor ama," diyor Hacer ve bodrumu gösteriyor. "Depodaki eski dekorların hiçbiri doğrudan sahneye çıkamaz. Önce yan kulise, oradan ışığın altına."
Nevzat gülüyor. "Bir de ters yönü var. Bazı geceler ışıklar sönüyor, ben hâlâ sahnede o dekorları görüyorum."
Suflör de sahne amiri de bu ders için yazılmış kişiler; üç katlı bir binada neyin ışığa hangi kapıdan çıktığı ve gece akışın neden tersine döndüğü sorusu ise Freud'un yedinci bölümünden geliyor.
Bu derste ne olacak
M03'ün önceki dersleri rüya çalışmasının işlemlerini tek tek okudu. Yedinci bölümde Freud bu işlemleri taşıyacak bir zihin çizer ve artık karanlığa doğru inşa etmek zorunda olduklarını kendisi yazar.
O çizimi sözle kuracağız: algının girdiği uç, izlerin biriktiği katmanlar, bilinçdışı ve bilinç öncesi adlı iki sistem, harekete açılan kapı. Sonra rüyanın bu yolda neden geri yürüdüğüne, ardından dikkatin ve sözcüklerin bilince geçişteki rolüne, en sonda "bilinçdışı" sözcüğünün Freud'un elinde kazandığı üç anlama bakacağız. Usta katmanında çağdaş bilinç araştırmasının bilinç öncesi adını nasıl yeniden kullandığını tartacağız.
Sıfır noktası
"Topografik" sözcüğü Yunanca yer anlamındaki topos kökünden gelir. Freud zihni yerlerden oluşmuş gibi anlatır ve bir süreç hakkındaki ilk sorusu, onun hangi sistemde ya da hangi iki sistem arasında olduğudur. Metapsikolojinin (M01-D01) bakış açılarından biri budur.
Gündelik dil iki ayrı durumu tek sözcükle anar. Şu an aklında olmayan annenin doğum günü de bilinçte durmaz, düşünmekten yıllardır kaçındığın bir anı da. Freud'un modeli bu ikisini ayırmak için kuruldu.
Yaygın yanlış"Freud zihni bilinç ve bilinçaltı diye ikiye ayırdı."
Freud rüya kitabının yedinci bölümünde, nevroz literatüründe yaygınlaşan üst bilinç ile alt bilinç ayrımından uzak durmak gerektiğini yazar, çünkü bu ayrım ruhsal olanı yine bilinçle bir tutuyordu. Kendi modelinde iki ayrı bilinçdışı vardır ve yalnız biri bilince doğrudan kapalıdır.
Mekanizma
Merceklerin sırası
Yedinci bölümün ikinci kesimi "Gerileme" (Die Regression) başlığını taşır. Freud ruhsal aygıtı, bir dürbünün art arda dizilmiş mercekleri gibi birbirini izleyen sistemlerden oluşmuş bir alet olarak düşünmeyi önerir. Sistemlerin gerçekten uzayda sıralanmasına gerek görmez; uyarılmanın onlardan belli bir sırayla geçmesi yeter.
Aygıtın bir yönü vardır. Ruhsal etkinlik uyaranla başlar, bir harekete varır; bir uçta algıları alan, öbür uçta harekete giden kapıları açan bir sistem durur. Freud bunu açıkça bir refleks yayı örneğine bağlar.
Algılardan geriye bir bellek izi (Erinnerungsspur) kalır. Ama aynı sistemin hem her izlenime taze kalıp hem değişiklikleri saklaması zordur. Freud iki işi iki sisteme dağıtır: En öndeki sistem uyaranı alır ve hiçbir şey saklamaz, arkasındakiler anlık uyarılmayı kalıcı izlere çevirir. Buradan çarpıcı bir gözlem çıkar: Bilincimize renkleri ve sesleri veren sistemin belleği yoktur, anılarımız ise kendi başlarına bilinçdışıdır. Freud karakter dediğimiz şeyin bu izlere dayandığını, en güçlü etkiyi bırakan ilk yılların izlerinin ise neredeyse hiç bilince çıkmadığını yazar.
Sonra kitabın önceki bölümlerindeki iki gücü şemaya taşır. Hareket ucuna en yakın sisteme bilinç öncesi, onun arkasındakine bilinçdışı der. Bilinçdışı sistemin bilince giden yolu bilinç öncesinden geçer ve süreçleri bu geçişte değişmek zorundadır; geçişteki denetim M03-D06'nın konusuydu.
Geri yürüyen akış
Şema kurulunca Freud asıl sorusuna döner. Gece iki sistem arasındaki direnç yalnız azalsaydı, rüyalar düşünce biçiminde görülürdü; oysa çoğu rüya bir sahne gibi, algılanıyormuş gibi yaşanır. Freud uyarılmanın yön değiştirdiğini söyler: Hareket ucuna gitmek yerine algı ucuna doğru akar ve algı sistemine ulaşır.
Freud bu adın bir açıklama olmadığını kendisi söyler: Açıklanamayan bir olguya bir ad koymuştur ve adın yararı olguyu yönü olan bir şemaya bağlamasıdır. Bir dipnotta fikrin öncüllerini de anar; Hobbes 1651'de düşlerimizin uyanık hayallerimizin tersi olduğunu, hareketin öbür uçtan başladığını yazmıştı.
Şema, M03-D05'te okuduğumuz kayba da bir açıklama getirir. Düşünceler arasındaki ilişkiler ilk bellek sistemlerinde tutulmaz, daha ilerideki sistemlerde tutulur; gerileme algı imgelerine kadar inince bu ilişkiler anlatım araçlarını yitirir. Freud'un cümlesiyle, rüya düşüncelerinin örgüsü gerilemede ham malzemesine çözülür.
Gerileme yalnız rüyaya ait sayılmaz. İsteyerek hatırlamak da düşünceden onun dayandığı izlere geri gitmektir, ama uyanıkken bu geri gidiş anı imgesinde durur. Freud uykunun duyulardan gelen ileri akışı kesmesini bir kolaylaştırıcı sayar. Uyanıkken görülen halüsinasyonlarda bu kolaylık yoktur; orada düşüncenin, görsel olarak saklanmış eski bir anı tarafından gerilemeye çekildiğini düşünür.
1914'teki üçlü ayrım bu gözlemleri toplar: şemada geri gitmek, daha eski ruhsal oluşumlara dönmek ve alışılmış anlatım yollarının yerine daha ilkel olanların geçmesi. Freud üçünün temelde bir olduğunu, çünkü zamanca eski olanın biçimce de ilkel ve şemada algı ucuna daha yakın olduğunu yazar.
Yaygın yanlış"Gerileme, bir yetişkinin çocuksu davranışlara dönmesi demektir."
Freud sözcüğü 1900'de önce bir yön için kullandı: uyarılmanın şemada algı ucuna doğru geri akması. Eski davranış biçimlerine dönüş, 1914'te eklenen üç türden yalnız biridir.
Dikkat ve sözcük
Bölümün sonlarında Freud bilince ne rol kaldığını sorar ve cevabı bir benzetmeyle verir: bilinç, ruhsal nitelikleri algılayan bir duyu organıdır. Bilinç uyanıkken iki yerden uyarılır: aygıtın çevresindeki algı sisteminden ve içerideki haz ile hoşnutsuzluk duyumlarından. Bilinç öncesindekiler de dahil, geri kalan süreçler kendi başına niteliksizdir.
Bilinç öncesi içeriğin bilince geçmesi için Freud belli bir yoğunluğu ve dikkat dediği işlevin bir payını şart koşar. Düşünmenin ayrıca kendi niteliklerine ihtiyacı vardı; Freud bunu dil işaretlerine bağlar. Bilinç öncesi süreçler, niteliksiz olmayan bu işaretlerin bellek sistemine bağlanınca bilinci kendilerine çekebilir. Böylece bilincin biri algıya, biri düşünmeye bakan iki duyu yüzeyi olur.
Sözcük ile bilinç arasındaki bağın kökü afazi kitabındaki sözcük ve nesne tasarımı ayrımına uzanır (M02-D01). 1915'te Freud ayrımı modelin içine yerleştirir: Bilinçli tasarım nesnenin tasarımını ve ona ait sözcüğü birlikte taşır, bilinçdışı olanda yalnız nesne tasarımı vardır. Bastırma, reddedilen tasarımın sözcüklere çevrilmesini esirger.
Bir sözcüğün üç anlamı
Yedinci bölümde Freud, "bilinçdışı" sözcüğünün çok anlamlılığını ayrıca ele aldığı bir yazıya dipnotla gönderme yapar. O yazı 1912'de İngilizce yayımlandı.
İlk anlam betimleyicidir: Farkında olmadığımız ama başka işaretlerden varlığını kabul ettiğimiz bir tasarım bilinçdışıdır. İkinci anlam dinamiktir; Freud onu hipnoz sonrası telkinle açar: Uyandırılan kişi hipnozda verilen bir buyruğu kaynağını bilmeden yerine getirir. Nevrozlardaki tasarımlar daha ileri gider, güçlü ve etkin oldukları hâlde bilinçten uzak dururlar. Bu kavramın bugünkü bilişsel bilinçdışından farkı Temel Psikoloji'nin M01-D05 dersinde işlendi. Üçüncü anlam sistematiktir: Freud öğeleri bilinçdışı olma işaretini taşıyan bütün sisteme "Bilinçdışı" adını, Almancada Ubw kısaltmasını verir.
1915 makalesi bu ayrımları derinleştirir. Freud bir ruhsal edimi hangi sistemde olduğuna göre tanımlamaya "topik" bakış der ve psişik topiğin şimdilik anatomiyle ilgisi olmadığını yazar. Rüya kitabının sonunda da benzer bir düzeltme vardı: Bir tasarımın yer değiştirmesinden çok bir enerjinin ona yöneltilip ondan çekilmesini düşünmek gerektiğini söyler ve topik bir anlatımın yerine dinamik bir anlatım koyduğunu açıkça belirtir.
Yaygın yanlış"Topografik model beyindeki üç bölgeyi, bilinci kabukta, bilinçdışını derinlerde gösterir."
Freud 1915'te psişik topiğin şimdilik anatomiyle ilgisi olmadığını yazar; rüya kitabında da tasarımları sinir sisteminin öğelerine yerleştirmekten kaçınır, onları sanki öğelerin arasına koyar. "Derin" ve "yüzey" bu modelde bir benzetmedir.
Usta katmanı
Topografik model uzun ömürlü olmadı. 1923'te Freud, bastırmayı yapan ve direnç gösteren benin kendisinin de bilinçdışı olabildiğini yazdı; bilinçdışı olmak bir sistemi tanımlayan işaret olmaktan çıktı. Yerine kurulan yapısal model M06-D01'in konusu. Üç sözcük ise bir sistemin adı olmaktan çok bir niteliğin adı olarak yaşadı.
Bilinç öncesi terimi beklenmedik bir yerde yeniden belirdi. Küresel çalışma alanı kuramının (Temel Psikoloji, M06-D01) savunucuları 2006'da bilinç dışında kalan işlemeyi ikiye ayıran bir sınıflama önerdi ve bunlardan birine Freud'un sözcüğünü verdi.
Freud'un 1900'de bilince geçişin koşulu olarak yoğunluğu ve dikkati sayması bu sınıflamaya şaşırtıcı ölçüde yakındır. Ayrıldıkları yer daha öğretici: Dehaene'nin sınıflamasında içeriği bilinçten uzak tutan zayıflık ya da meşgul bir dikkattir, Freud'un bilinçdışı sisteminde ise bir karşı güç. Bugünkü sınıflama bir çatışma varsaymaz.
Kanıtın sınırı
Topografik model yorumdan geriye doğru çıkarılmış bir çizimdir ve Freud bunu metinde birkaç kez kendisi söyler. Sistemlerin sırası, gerilemenin yönü ya da sözcüklerin bilinci getirmesi doğrudan ölçülmedi; modelin dayanağı rüya ve nevroz yorumlarının tutarlılığıydı. Bugünkü bilinç araştırması bilinç öncesine benzer bir ara durumu laboratuvarda tanımlayabiliyor, ama bu durum görsel algıyla ve saniyenin kesirleriyle sınırlı. Freud'un dinamik bilinçdışıyla eşleşip eşleşmediği bilinmiyor; ortak sözcük bunu göstermeye yetmez. Bilince geçişin ani mi kademeli mi olduğu da hâlâ tartışılıyor. Genelleme bakımından bir sınır daha var: Freud'un örnekleri Viyanalı hastalardan ve kendi rüyalarından, bugünkü deneyler ise çoğunlukla üniversite laboratuvarlarındaki yetişkinlerden geliyor. Sözcüklerin bilince geçişteki rolünün iki dilli kişilerde ya da dili henüz gelişmemiş çocuklarda nasıl işlediği sistemli olarak sınanmadı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Freud rüya kitabının yedinci bölümünde zihni, uyarılmanın algıdan harekete sırayla geçtiği sistemler olarak çizdi ve bunu yardımcı bir tasarım saydı. Belleği algıdan ayırdı; hareket ucuna yakın sisteme bilinç öncesi, arkasındakine bilinçdışı adını koydu.
Rüyanın bir sahne gibi yaşanmasını uyarılmanın algı ucuna doğru geri akmasıyla açıkladı ve buna gerileme dedi; 1914'te sözcüğe yer, zaman ve biçim yönünden üç anlam verdi.
Bilince geçiş için yoğunluğu, dikkati ve sözcüklere bağlanmayı koşul saydı. 1912'de bilinçdışı sözcüğünü üç anlama ayırdı, 1915'te modeli anatomiden açıkça ayırdı, 1923'te yerine başka bir model koydu.
Bugünkü bilinç araştırması bilinç öncesi adını dar bir anlamla yeniden kullanıyor; adın ortaklığı Freud'un sisteminin doğrulandığını göstermez.
Sonraki derse köprü
1915 makalesinde Freud, sözcüklere bağlanan tasarımın daha yüksek bir düzene geçtiğini ve bilinç öncesinde başka bir işleyişin hüküm sürdüğünü varsaydı. Rüya kitabının yedinci bölümü de iki sistemi yalnız birer yer olarak bırakmaz; her birine bir düşünme yasası verir. Birinde uyarılma bir an önce boşalmak ister ve istek kendi imgesiyle yetinir; ötekinde düşünce bekler, dolaşır ve dünyanın gerçekte ne sunduğunu hesaba katar. Bu iki yasa, M03-D08'in başlığındaki "Birincil ve ikincil süreç" ayrımıdır; ders onları gündelik örneklerle karşılaştırıp Freud'un haz ile gerçeklik arasına çektiği çizginin bugün nasıl okunduğunu soracak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.