İçeriğe geç

M03-D06

Sansür ve bozulma

Rüya sansürü kavramını ve rüyanın neden bozulmuş göründüğüne dair Freud'un açıklamasını aktarır.

Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.449 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud dördüncü bölümde, tatsız olmayan rüyaların bile anlamını açıkça söylememesine rüya bozulması adını verdi ve bunun nedenini aradı.

Amca rüyasında R.'ye duyulan aşırı sevgiyi, alttaki aşağılayıcı düşüncenin tersine çevrilmiş kılığı olarak okudu; bu tür rüyalara ikiyüzlü rüya dedi.

Siyasi yazar ile sansürcüden yola çıkarak bireyde isteği kuran ve onu bilince kabul etmeden önce değiştiren iki ruhsal güç varsaydı. Rüyayı gece bozan gücün, gündüz yoruma karşı direnç olarak çıktığını düşündü.

Bugünkü açıklamalar alın bölgelerinin uykudaki düşüşüne, bastırılan düşüncenin geri dönüşüne ve ketlemeye bakıyor; gizleyen bir merci hiçbirinde doğrudan sınanmadı.

Açılış sahnesi

Gebze'de bir lojistik deposunun idari katı, öğle arası. Zehra insan kaynakları biriminde çalışıyor; masasında, genel müdüre gidecek bir dilekçenin üçüncü taslağı duruyor. Taslağı getiren Ferit, on bir yıldır geceleri forklift kullanıyor.

İlk taslakta tek bir cümle vardı: ustabaşı işçileri herkesin önünde azarlıyor, izinleri keyfine göre dağıtıyor. Ferit onu kendisi silmiş. İkinci taslakta "bazı iletişim sorunları" kalmış. Üçüncüsünü Zehra yüksek sesle okuyor: "Ustabaşımızın bize gösterdiği eşsiz özveri ve babacan ilgi için şükranlarımızı sunarız. Kendisinin bu yükü taşımakta zaman zaman zorlandığını görmek hepimizi üzüyor."

"Bu bir şikâyet mi, teşekkür mü?" diye soruyor Zehra.

"Müdür onu çok tutuyor," diyor Ferit. "Düz yazarsam kâğıt odadan çıkmaz."

Zehra kâğıdı çeviriyor. "Kimse amirine 'babacan' demez. Bu kadar övgü okuyan biri, bir şey olduğunu anlar."

Ferit omuz silkiyor. "Anlayan anlar."

Zehra da Ferit de, depo da dilekçe de uydurma. Gücü elinde tutan bir okur yüzünden söylenmek istenenin yumuşatılması, hatta tersine çevrilmesi ise Freud'un, rüyanın neden anlamını açıkça söylemediğini anlatmak için seçtiği karşılaştırmanın ta kendisi.

Bu derste ne olacak

Rüya kitabının dördüncü bölümü kısa bir soruya ayrılmış: istek doyumu rüyanın anlamıysa, rüya bu anlamı neden gizler? Freud'un cevabı bir varsayımdır; ders onun kuruluşunu Freud'un amca rüyasından, siyasi yazar benzetmesinden ve gece rüyayı biçimlendiren gücün gündüz yorumcunun karşısına çıktığı kılıktan izliyor.

Usta katmanında kavramın sonraki kaderi ve bugünkü beyin ve uyku araştırmasının aynı tuhaflığa önerdiği öteki açıklamalar tartılıyor.

Sıfır noktası

Rüyanın görünen yüzü ile yorumdan çıkan düşünceler arasındaki ayrımı M03-D03 kurdu; M03-D04 de bu iki katman arasında hangi işlemlerin çalıştığını gösterdi. Bu dersin sorusu bir basamak geride duruyor: dönüşüm neden gerekiyor?

Freud soruyu kendi itirazlarından geçirerek sorar. Tatsız rüyalar ve korku rüyaları tezine karşı örnek sayılıyordu; ama tatsız olmayan, düpedüz bir isteği gerçekleştiren Irma rüyası (M03-D02) bile ilk okumada bir istek taşıdığını belli etmiyordu. Freud iki soruyu birlikte ele almayı seçer ve bunu iki cevizi birbirine vurarak kırmanın tek tek kırmaktan kolay olmasına benzetir. Ona göre yorum gerektiren her rüyanın arkasında açıklanması gereken bir olgu vardır.

Freud'un ilk cevap adayı da buydu: belki uyku, düşüncelere uygun bir ifade bulmayı olanaksız kılıyordu. Freud bu olasılığı anar, ama bazı rüyaların çözümlemesinin başka bir açıklamayı kabul etmeyi zorunlu kıldığını yazar. O rüyalardan birini, kendi rüyasını, okura açmayı seçer.

Yaygın yanlış"Freud her rüyanın bozulmuş olduğunu, açık bir istek rüyası bulunmadığını söyler."
Doğrusu

Freud'un kitabındaki sıra bunun tersini gösterir. Üçüncü bölüm isteği açıkça gerçekleştiren rüyalarla, çocukların ve susuz uyuyanların rüyalarıyla açılır (M03-D01). Bozulma ancak isteğin tanınmaz olduğu rüyalar için aranan bir açıklamadır ve Freud onu, isteğe karşı bir savunma eğiliminin bulunduğu yerlere bağlar.

Mekanizma

Bir arkadaşa duyulan aşırı sevgi

Rüyanın arka planını M01-D03 Viyana'nın siyasi havası içinde anlattı: 1897 baharında Freud olağanüstü profesörlük için önerilmiş, bakanlığın benzer önerileri yıllardır beklettiğini bilerek kendini bir şey beklememeye hazırlamıştır. Bir akşam, aynı durumdaki bir meslektaşı gelir ve bakanlıkta ertelemenin mezhep kaygılarıyla ilgili olup olmadığını sorduğunu, kaçamak bir cevap aldığını anlatır. Ertesi sabah Freud iki düşünce ile iki görüntüden oluşan bir rüya görür. Yalnız ilk yarısını aktarır: dostu R. onun amcasıdır ve Freud ona büyük bir sevgi duyar; sonra R.'nin yüzünü uzamış, sarı bir sakalla çevrili görür.

Rüyanın yüzü M03-D04'te bir birleşme örneği olarak okundu. Burada önemli olan çözümlemenin seyri. Freud rüyayı sabah hatırladığında güler ve saçma bulur. Rüya akşama kadar peşini bırakmaz; akşam kendine çıkışır: bir hasta rüyası için "saçma" deyip geçseydi, bunu bir iç direncin işareti sayardı. Kendine de aynı ölçüyü uygulamaya karar verir.

Çağrışımlar Josef amcaya gider. Otuz yıldan uzun süre önce kazanç hırsıyla yasanın ağır cezalandırdığı bir işe karışmış ve cezasını çekmiştir; Freud'un babası onun kötü biri olmadığını, yalnız bir "Schwachkopf", yani akılsız olduğunu söylermiş. R. amcaysa, rüya R.'nin akılsız olduğunu söylüyordur. Birkaç gün önce başka bir meslektaş, N., ona bir zamanlar kendisi hakkında asılsız bir ihbar yapıldığını anlatmıştır. Freud ikisini birleştirir: rüyada amca, atanmayan iki meslektaşı temsil eder, birini akılsız, ötekini suçlu olarak. Ertelemenin nedeni bu kişisel kusurlarsa, mezhep kaygısı Freud'u ilgilendirmez ve umudu bozulmadan kalır.

Freud bu noktada çözümlemeyi bitmiş saymaz. Rüyada R.'ye duyulan sıcak sevgi nereden gelir? Amcasına hiç böyle bir şey hissetmemiştir; R.'yi severdi, ama rüyadaki ölçüde bir sevgiyi ona söyleseydi R. şaşırırdı. Freud'un vardığı yer şudur: bu sevgi rüyanın arkasındaki düşüncelere ait değildir, onlara karşıttır ve tam da yorumu örtmeye yarar. Düşünceler R.'yi aşağılar; bunu fark etmesin diye rüyaya tersi, bir sevgi girer.

Freud bu tür rüyalar için bir dipnotta ayrı bir ad kullanır ve bunların ne kendisinde ne başkalarında seyrek olduğunu yazar. Örneği yine kendinden verir: bilimsel bir sorunla uğraşırken birkaç gece üst üste, uzun zamandır uzak durduğu bir dostla barıştığı tatlı bir rüya görür. Dördüncü ya da beşinci kez gördüğünde anlamını, o kişiye kalan son saygıyı da bırakma isteği olarak çözer.

Siyasi yazar ve sansürcü

Freud bu durumun benzerini toplumsal hayatta arar: biri güç sahibi, öteki bu güç yüzünden çekinmek zorunda iki kişi. Çekinen taraf kendini başka türlü gösterir. Freud bunu gündelik nezaketine kadar götürür; kitabın içine de uygular: rüyalarını okura yorumlarken kendisi de bu tür bozmalara zorunludur. Adını vermediği bir şairden, Goethe'nin Faust'undan bir dize de anar: bilinebilecek en iyi şey, oğlanlara yine de söylenemez.

Asıl benzetme siyasi yazardır. İktidara hoş gitmeyecek gerçekleri söylemek isteyen yazar, açık konuşursa susturulur: sözlü bir ifade sonradan, basılacak bir metin önceden engellenir. Yazar sansürden korkar ve düşüncesini yumuşatır, çarpıtır. Sansürün gücüne ve hassasiyetine göre ya yalnız saldırının belli biçimlerinden kaçınır ya doğrudan adlandırma yerine imaya başvurur ya da sakıncalı sözünü zararsız görünen bir kılığın ardına saklar. Freud'un örneği: yazar ülkesinin memurlarını kastederken uzak bir imparatorlukta iki mandarin arasında geçen olayları anlatabilir. Sansür sertleştikçe kılık genişler, okuru asıl anlamın izine götüren araçlar da çoğu zaman daha esprili olur.

Freud iki olgu arasındaki ayrıntılı uyumu benzer koşulları varsaymaya yeterli sayar. Bireyde rüyayı biçimlendiren iki ruhsal güç (Freud parantez içinde akımlar ya da sistemler der) bulunduğunu kabul eder: biri rüyada dile gelen isteği oluşturur, öteki bu isteğe sansür uygular ve ifadesinin bozulmasını zorlar. Bu ikinci gücün yetkisinin nereden geldiğini sorar ve bilince kabulü elinde tutmasıyla cevaplar. Birinci sistemden hiçbir şey ikinciden geçmeden bilince ulaşamaz.

Freud benzetmeyi bir adım daha uzatır ve amca rüyasındaki sevgiye uygular. Kıskanç bir hükümdarla canlı bir kamuoyunun çekiştiği bir devlet düşünür: halk sevmediği bir memurun görevden alınmasını ister, hükümdar halka boyun eğdiğini göstermemek için o memura tam o sırada, başka hiçbir gerekçesi olmayan yüksek bir nişan verir. Bilince giden yolu yöneten ikinci güç de, birinci sistemin istekleri R.'yi aşağılamak isterken ona aşırı bir sevgi bahşeder.

Bu kuruluşta ikinci gücün rolü dardır. Freud her rüyayı birinci güçten türetir; ikincisi rüyaya karşı yalnız savunmayla davranır, yaratıcı bir katkı yapmaz. Tatsız rüyalar da böylece açıklanır: bu rüyalar ikinci güce acı veren, aynı anda birincinin bir isteğini gerçekleştiren bir şey içerir.

Yaygın yanlış"Freud'un sansürü, rüyayı gören kişinin bilerek uyguladığı bir öz denetimdir."
Doğrusu

Freud sansürü kişinin bilinçli olarak yürüttüğü bir işlem diye tanımlamaz. Sansür, bilince neyin geçeceğine karar veren bir ruhsal mercidir ve işi rüya sırasında, rüyayı gören farkında olmadan görülür. Kişi yalnız sonucu, bozulmuş rüyayı hatırlar.

Gündüzün karşılığı: direnç

Bölümün sonunda Freud, tatsız rüyaların yorumunun hep konuşulmak istenmeyen konulara varmasını rastlantı saymaz ve bu rüyaların hoşnutsuzluğunu o konulardan uzak tutan isteksizlikle bir sayar. Vardığı yargı: rüya bozulması gerçekten bir sansür edimidir. Bu yargının ardından gelen genişletilmiş formül M01-D10'da bir kartta okundu.

Akıl yürütme geceyle gündüzü bağlar: rüyayı bozan güç, yoruma karşı da çalışır. Freud'un amca rüyasını önce "saçma" bulması bunun örneğidir; bu ret yargısının bilgi değeri taşımadığını, yalnız bir duygunun dışavurumu olduğunu yazar. Küçük kızını anar: sunulan elmayı istemediğinde tatmadan acı olduğunu söyler. Hastaları da böyle davrandığında Freud, bastırmak istedikleri bir tasarımın söz konusu olduğunu bilir. Bastırmanın ayrıntısı M06-D04'ün konusu; yorumdaki karşı koyuş kavramı ise Terapi derslerinde direnç adıyla tanımlandı (S05-P01-D01).

Bir dipnot bu karşı koyuşun belleği de etkilediğini gösterir. Freud çözümleme sırasında "benim tek bir amcam vardı" diye düşünür. Oysa beş amcasını tanımış, birini sevip saymıştır. Yoruma karşı direnci aştığı anda belleği, rüyanın kastettiği tek amcaya daralmıştır.

Yaygın yanlış"Bir rüya yorumuna karşı çıkmak, yorumun doğru olduğunun kanıtıdır."
Doğrusu

Freud kendi rüyasındaki isteksizliği yoruma karşı bir direnç olarak okudu, ama bu tek başına bir yorumu doğrulamaz. Reddin hem direnç hem yanlış bir yoruma verilmiş haklı bir tepki olabileceği açık kalır; ret kanıt sayılırsa yorumun yanlış çıkabileceği hiçbir durum kalmaz.

Usta katmanı

Sansür Freud'un sonraki yazılarında da yaşadı. Rüya kitabının yedinci bölümü onu iki ruhsal sistemin arasına yerleştirir ve uykuda bu sınırdaki denetimin gevşediğini söyler. 1923'te Freud ruhsal aygıtı yeniden çizdi; yasaklayan ve yargılayan işlevler yeni bir merciye, süperegoya bağlandı (M06-D02). 1900'ün rüya sansürcüsünü 1923'ün üst beniyle bir tutmak bu yeniden çizimi atlamak olur.

Bugünkü araştırma rüyanın tuhaflığını sansürsüz açıklama yollarını dener. Etkinleştirme-sentez hipotezi tuhaflığı beyin sapından gelen düzensiz bir girdinin üst bölgelerce toparlanmasına bağladı (Temel Psikoloji, M06-D07). Beyin görüntüleme çalışmaları ise başka bir ayrıntıya dikkat çekti: uykuda alın lobunun bazı bölgelerinin etkinliği düşüyor.

Bu düşüş kimi yazarlarca denetimin gevşemesi diye okunup sansürü gereksiz kılan bir açıklama gibi sunulur; Simon Boag tartışmanın kavram tarafına baktı.

Sansürün tersine işleyen bir olgu da biliniyor. Gündüz bastırılmaya çalışılan bir düşünce, gece rüyada daha sık beliriyor. M01-D10 bu olguyu Wegner ve arkadaşlarının 2004 çalışmasıyla okudu; sonraki deneyler onu duygusal düşüncelerle ve zihinsel yükle sınadı.

Gündüz itilen düşüncenin geceye taşınması gün artığı fikriyle uyumlu görünebilir; sansür varsayımı, itilen içeriğin bozularak gelmesini beklerdi; ölçülen ise düşüncenin tanınabilir biçimde geri dönmesi.

Yaygın yanlış"Beyin görüntüleme rüya sansürünün olmadığını kanıtladı."
Doğrusu

Görüntüleme çalışmaları uykuda alın lobunun bazı bölgelerinin etkinliğinin düştüğünü gösteriyor; bu düşüşün rüya içeriğini nasıl biçimlendirdiği ise ayrıca sınanmadı. Kanıtlanmış olan sansürün yokluğu değil, bir gizleme merciinin varsayılmasına gerek kalmadan da açıklama kurulabildiği.

Kanıtın sınırı

Freud'un dördüncü bölümünde gözlem ile varsayım arasındaki çizgi incedir. Rüyaların çoğunun ilk okumada anlamsız göründüğü, insanların bazı rüyalarını anlatmaktan kaçındığı gözleme açıktır. İki ruhsal güç ve aralarındaki sansür ise bir siyasi benzetmenin bireyin içine taşınmasıyla kurulmuş bir varsayımdır ve dayanağı büyük ölçüde Freud'un kendi rüyaları ile hastalarının rüyalarına yaptığı yorumlardır. Hangi duygunun "karşıt" olduğuna, hangi itirazın direnç sayılacağına yorumcu karar verdikçe varsayımın sınanma yolu daralır; bu, kuramın yanlışlanabilirliği tartışmasının (M01-D06) en çok anılan örneklerinden biri. Bugünkü bulguların genellenmesi de sınırlı. Braun ve arkadaşlarının örneklemi yalnız erkeklerden oluşuyor ve evre karşılaştırmaları birkaç kişiye dayanıyor; düşünce bastırma deneyleri rüya defterleriyle, Batılı örneklemlerde yürütüldü. Freud'un benzetmesi de Habsburg dönemi basın sansürünün bilindiği bir okur için yazıldı. Sansürün açık bir kurum olmadığı, söz söylemenin daha çok aile, yaş ve topluluk hiyerarşisiyle düzenlendiği kültürlerde rüyada neyin "söylenemez" sayılacağının nasıl değiştiği bilinmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud dördüncü bölümde, tatsız olmayan rüyaların bile anlamını açıkça söylememesine rüya bozulması adını verdi ve bunun nedenini aradı.

Amca rüyasında R.'ye duyulan aşırı sevgiyi, alttaki aşağılayıcı düşüncenin tersine çevrilmiş kılığı olarak okudu; bu tür rüyalara ikiyüzlü rüya dedi.

Siyasi yazar ile sansürcüden yola çıkarak bireyde isteği kuran ve onu bilince kabul etmeden önce değiştiren iki ruhsal güç varsaydı. Rüyayı gece bozan gücün, gündüz yoruma karşı direnç olarak çıktığını düşündü.

Bugünkü açıklamalar alın bölgelerinin uykudaki düşüşüne, bastırılan düşüncenin geri dönüşüne ve ketlemeye bakıyor; gizleyen bir merci hiçbirinde doğrudan sınanmadı.

Sonraki derse köprü

Freud dördüncü bölümde ikinci gücün yetkisini bilince kabul diye tanımladı ve bilinci bir duyu organına benzetti, ama bu varsayımların tartışmasını kitabın sonuna bıraktı. O tartışma yedinci bölümde, iki gücün ruhsal aygıtta yer alan sistemlere dönüşmesiyle geri gelir. Bilinçdışından bilince giden yolda kaç durak var, sansür bu duraklardan hangisinin kapısında bekliyor, bir düşünce bilinçdışı olmadan bilinçten nasıl uzak durabiliyor? Freud'un bu sorulara çizdiği topografik model, M03-D07'nin malzemesi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.