İçeriğe geç

M03-D05

Temsil, simge ve ikincil düzenleme

Rüyanın soyut düşünceleri imgeye nasıl çevirdiğini ve simgecilik konusundaki Freud ihtiyatını açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.082 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Rüya düşünceleri resme çevrilirken, Freud'un gözlemiyle, aralarındaki mantıksal bağların çoğu kaybolur. Rüya bazılarını aynı sahnede buluşturarak, art arda dizerek ya da bir imgeyi tersine çevirerek sezdirebilir; "ya da" ve "hayır" için ise kendi aracı yoktur.

Rüya soyut bir düşünceyi sahneye çıkarabilmek için onun somut bir ifadesini seçer. Deyimler, kafiyeler, sözcük oyunları bu yüzden yorumda önemlidir ve başka bir dile çevrildiklerinde çoğu kaybolur.

Freud simgeleri çağrışımın yardımcısı saydı, ama listesini sonraki baskılarda büyüttü. Stekel'den yararlandı ve ona karşı okuru uyardı; bu ikili tutum bugün tarihçilerin konusu.

İkincil düzenleme rüyaya anlaşılır bir yüz verir. Sabah anlatılan derli toplu rüya, Freud'a göre de bugünkü tartışmaya göre de gecenin kendisinden bir adım uzaktır.

Açılış sahnesi

Bursa'da bir devlet hastanesinin bodrum katı, yönlendirme tabelalarının yenilendiği hafta. Nesrin grafik tasarımcı; hastanenin bütün koridorları için yazısız işaretler çiziyor. Cavit hasta hakları biriminde çalışıyor ve elinde bir kâğıt var: "Refakatçi kartınız yoksa, ziyaret saatleri dışında yoğun bakıma girmeyin, çünkü enfeksiyon riski var."

Nesrin kâğıdı okuyor, ekrandaki boş kareye bakıyor. "Kapıyı çizerim. Kartı çizerim. Saati de çizerim." Kalemi bırakıyor. "Ama 'yoksa'yı nasıl çizeyim? 'Çünkü'yü?"

Cavit omuz silkiyor. "Mikrobu çiz."

"Mikrobu çizersem insanlar yoğun bakımda mikrop var sanır." Nesrin üç kare yan yana koyuyor: kart, saat, kapı. Kapının üstüne kırmızı bir çapraz çizgi çekiyor. "Bizim hayırımız bu çizgi. Onu da biz uydurduk, resmin kendinde yoktu."

Akşam taslağa bakan herkes kendi cümlesini kuruyor ve kurduğu cümle hep derli toplu.

Bodrum kattaki bu iki kişi okur için tasarlandı; yazısız bir işaretin hangi sözcükleri taşıyamadığı sorusu ise Freud'un altıncı bölümünden alındı.

Bu derste ne olacak

Freud rüya çalışmasının yoğunlaştırma ile yer değiştirme dışında iki etkenle daha yürüdüğünü söyler (M03-D04). Bu ders o iki etkeni ve araya giren uzun bir tartışmayı izliyor: Rüya, düşünceleri yalnız resim olarak taşıyabiliyorsa, resmin taşıyamadığı bağlarla ne yapıyor?

Sonra Freud'un en çok kopyalanan sayfalarına geçeceğiz, rüyadaki simgelere. Freud bu sayfaları ihtiyat kayıtlarıyla doldurdu, ama listesi sonraki baskılarda büyüdü; ikisinin aynı kitapta nasıl yan yana durduğunu okuyacağız. En sonda uyanmaya en yakın iş var: rüyaya, biz onu anlatmadan önce, bir düzen veren el. Bugünkü araştırmadan iki çizgi bu iki ucu sınıyor: uykuya dalarken düşüncenin imgeye dönüşü ve sabah anlatılan rüyanın güvenilirliği.

Sıfır noktası

Freud'un "temsil" (Almanca Darstellung) dediği şey, bir düşüncenin rüyada görünür, duyulur bir biçim almasıdır. Bilişsel psikolojideki zihinsel temsil kavramı (Temel Psikoloji, M01-D08) daha geniş bir alanı kapsar; burada sözcük dar bir anlamda, rüya sahnesine çıkabilme anlamında kullanılıyor.

Freud'un çıkış noktası bir malzeme farkıdır. Resim ve heykel, sözü kullanabilen şiirle karşılaştırıldığında bazı şeyleri anlatamaz; eski ressamlar konuşan kişilerin ağzından yazılı şeritler sarkıtarak bu eksiği kapatmaya çalışmıştı. Rüyanın malzemesi de imgedir ve imge, düşünceleri birbirine bağlayan küçük sözcüklerden yoksundur.

Yaygın yanlış"Rüyada biri tartışıyor, hesap yapıyor ya da bir sonuca varıyorsa, rüya o anda düşünüyor demektir."
Doğrusu

Freud bu görünüşü ayrıca ele alır ve aldatıcı bulur. Ona göre rüyadaki konuşmalar ve akıl yürütmeler çoğu kez uyanık hayatta duyulmuş ya da söylenmiş sözlerin az değişmiş kopyalarıdır; rüya düşüncelerin içeriğini taşır, aralarındaki ilişkiyi kurma işini taşımaz.

Mekanizma

Bağlaçsız bir dil

Altıncı bölümün üçüncü kesimi, "Rüyanın temsil araçları" (Die Darstellungsmittel des Traumes), bir imgeyle açılır. Rüya düşünceleri uyanık düşünce gibi örülüdür. Rüya çalışmasının baskısı altında bu yapı sürüklenen buz parçaları gibi döndürülür, ufalanır, birbirine itilir. Freud soruyu açıkça sorar: Bağlaçlara ne olur?

İlk cevabı serttir: Rüya bu mantıksal ilişkiler için hiçbir temsil aracına sahip değildir, çoğunu bir yana bırakır ve yalnız içeriği işler. Sonra cevabı inceltir: Bazı rüyalar bağların bir kısmını dolaylı yollarla sezdirir. Mantıksal yakınlığı aynı anda bulunmakla gösterir, tıpkı hiçbir zaman bir arada yaşamamış filozofları tek bir salonda toplayan Atina Okulu resmi gibi. Nedenselliği art arda gelişle gösterir: kısa bir ön rüya yan cümleyi, uzun ana rüya temel cümleyi taşır ya da bir imge gözün önünde başka bir imgeye dönüşür.

"Ya da" için Freud'un kuralı en şaşırtıcısıdır. Rüya bu seçeneği hiç ifade edemez ve seçenekleri eşit haklı öğeler gibi yan yana dizer. Irma rüyasında (M03-D02) birbirini dışlayan mazeretler aynı sahnede birlikte yer alır. Anlatan "ya bir bahçeydi ya bir oturma odası" diyorsa, Freud ikisini "ve" ile bağlamayı önerir.

Karşıtlıkta durum daha da tuhaftır. Freud'a göre "hayır" rüya için var görünmez; karşıtlar tek bir öğede birleştirilir ve karşıtı olabilecek bir öğenin düşüncelerde olumlu mu olumsuz mu geçtiği baştan bilinemez. Tersine çevirme ise ona göre en çok kullanılan araçlardan biridir: "Keşke tersi olsaydı!" bir anıya verilebilecek en kısa cevaptır.

Soyuttan somuta

Dördüncü kesimin başlığı "Temsil edilebilirlik kaygısı"dır (Die Rücksicht auf Darstellbarkeit). Freud burada bir kaymanın sözcükler düzeyinde de gerçekleştiğini gösterir: Bir düşüncenin renksiz, soyut ifadesi resimli, somut bir ifadeyle değiştirilir. Soyut ifade rüya için, Freud'un benzetmesiyle, bir gazetenin siyasi başyazısının resimlenmesi kadar zordur.

Freud bunu şiir yazmaya benzetir: Kafiyeli bir dizenin ikinci satırı hem kendi anlamını söylemek hem de ilk satırla ses uyumu bulmak zorundadır. Kitaptaki örneklerinden birinde bir kadın rüyasında, tiyatro salonunun ortasındaki bir kulenin tepesinde orkestrayı yöneten bir şef görür. Freud kuleyi sözcüğü sözcüğüne almaya karar verir: Hastanın hayranlık duyduğu ve kariyeri hastalıkla yarıda kalan müzisyen, ötekileri "kule boyu" aşan biridir. Aynı rüyada kız kardeşin uzattığı kömürü de bir halk şarkısındaki gizli aşk dizesine bağlar.

Freud, Herbert Silberer'in 1909'da yayımlanan gözlemlerine de yer verir. Silberer yorgun ve uykulu anlarda zorlu bir düşünceyi sürdürmeye çalıştığında düşüncenin kaybolduğunu ve yerine bir imgenin geldiğini fark etmişti. Örneklerinden birinde bir yazısındaki pürüzlü bir yeri düzeltmeyi düşünürken kendini bir tahtayı rendeyle düzlerken görür.

Simgeler ve bir sözlüğün çekimi

Beşinci kesim, "Rüyada simgeler yoluyla temsil", bir uyarıyla başlar. Freud'a göre simgelerin bir kısmı stenografideki kısaltmalar gibi bir kez ve kesin olarak belirlenmiş anlamlarla çıkıyor görünür ve bu, şifre çözme yöntemine (M03-D02) göre yeni bir rüya kitabı yazma isteğini doğurur. Freud bu isteğe kapıyı tam kapatmaz: Simgeciliğin rüyaya özgü olmadığını, halkın bilinçdışı tasavvurlarına ait olduğunu ve masallarda, mitlerde, deyimlerde, şakalarda rüyadakinden daha eksiksiz bulunduğunu yazar.

Kayıtları uzundur. Bir simge, içerikte kendi düz anlamıyla da okunabilir. Rüya gören kendi anı malzemesinden yola çıkıp alışılmadık bir şeyi simge olarak kullanabilir. Simgeler çoğu kez çok anlamlıdır ve Freud'un benzetmesiyle, Çin yazısında olduğu gibi doğru okumayı ancak bağlam belirler. Freud yorumcunun keyfine dönüşü bilimsel eleştiri gereği dışarıda tutar (M03-D03) ve bir birleşik teknik önerir: Yorum önce rüya görenin çağrışımlarına dayanır, eksik kalanı yorumcunun simge bilgisi tamamlar.

Kayıtların hemen ardından liste gelir. Freud'a göre kral ve kraliçe çoğu kez rüya görenin anne babasıdır; listenin geri kalanının büyük bölümü cinsel organlara ve cinselliğe ayrılmıştır ve bunlara uçan zeplin gibi yeni simgeler de eklenir. Freud Wilhelm Stekel'in 1911 tarihli "Rüyanın dili" (Die Sprache des Traumes) kitabını en zengin simge çözümleri derlemesi sayar, bir kısmının sınamada doğru çıktığını yazar, ama yazarın eleştiri eksikliği ve ne pahasına olursa olsun genelleme eğilimi yüzünden kitabın dikkatle kullanılmasını salık verir. Bir dipnotta, görüşleri kendisininkinden çok farklı olsa da 1861'de kitabını yayımlayan Scherner'in rüyadaki simgeciliğin gerçek keşfedicisi sayılması gerektiğini ekler.

Yaygın yanlış"Freud, rüyadaki nesnelerin anlamlarını veren bir sembol sözlüğü hazırladı ve rüyayı onunla çözdü."
Doğrusu

Freud'un kitabında simge listesi var ve sonraki baskılarda büyüdü. Ama Freud listeyi çağrışımın yerine koymadı; simgeyi yorumun yardımcısı saydı, aynı öğenin düz anlamıyla da okunabileceğini yazdı ve listeyi tam bir sözlük gibi kullanmaya karşı okuru açıkça uyardı.

Uyanmadan önceki el

Freud altıncı bölümün sonlarına doğru "dördüncü etken"e geçer: ikincil düzenleme (Die sekundäre Bearbeitung). Çıkış noktası rüyanın içinde yapılan bir eleştiridir: "Bu yalnızca bir rüya." Freud bu cümleyi, rüyanın ağırlığını hafifleten ve uykunun sürmesine izin veren bir yorum olarak okur.

Freud bu işin izlerini tarif eder. Eklemeler çekingen anlatılır, sık sık "sanki" ile açılır, rüyanın iki parçasını birleştirecek yerlere oturur ve unutulmaya ilk onlar uğrar. Bir şairin filozoflar hakkındaki iğneli sözünü anarak bu işlevin yapının boşluklarını paçavra ve yamalarla tıkadığını söyler. Sonuç bazen kusursuz mantıklı görünen bir rüyadır. Freud'a göre böyle rüyalar uyanık yorumdan önce bir kez yorumlanmıştır ve görünürdeki anlamları gerçek anlamlarından en uzak olanlardır. Gündüz hayalinin de bazen rüyaya hazır bir cephe gibi alındığını yazar.

Bu işlevi uyanık düşünceyle bir tutmasının gerekçesi gündelik deneyimdir: Uyanık zihin önündeki her malzemeye düzen verir, ilişkiler kurar, anlaşılır bir bağlam bekler. Anlamı bozan baskı hatalarını bu yüzden fark etmeden okuruz. Freud bir Fransız gazete yazı işleri müdürünün uzun bir yazının her cümlesine anlamsız bir ek koydurup okurların fark etmeyeceğine bahse girdiğini ve bahsi kazandığını anlatılan bir öykü olarak aktarır.

Yaygın yanlış"Sabah hatırladığım rüya, gece gördüğüm rüyanın kendisidir."
Doğrusu

Freud'a göre hatırlanan rüya, oluşumunun son aşamasında uyanık düşünceye benzeyen bir işlevden geçmiştir; bugünkü tartışma ise anlatının uyandıktan sonra da değişebildiğini ekliyor. İkisi de sabah raporunu gecenin birebir kaydı saymıyor.

Usta katmanı

Freud'un simgecilik konusundaki ikircikli tutumu tarihçilerin de konusu. Jung'un simge anlayışı başka bir yoldan gelişti ve ayrı bir derste ele alınacak (M13-D06); buradaki soru Freud'un kendi çevresiyle ilgili.

Silberer kendi uykulu anlarını not ediyordu; bugünkü uykuya geçiş çalışmaları uyku fizyolojisini ölçerek uyandırıyor.

İkincil düzenlemenin bugünkü akrabası rüya raporunun güvenilirliği tartışmasıdır; uyanık bellekteki karşılığı konfabulasyon (Temel Psikoloji, M08-D10).

Freud'un ikincil düzenlemesi bir anlam arar ve onu gizlemeye de hizmet eder; Rosen'in uydurması ise bir bellek kusurudur ve bir amaç taşıması gerekmez.

Kanıtın sınırı

Bu derste anlatılan araçlar rüya oluşurken varsayılan işlemlerdir ve Freud onları yorumun sonundan geriye doğru çıkarır. Uykuya geçiş çalışmaları düşüncenin geri çekilip imgenin öne geçtiğini ölçebiliyor; belirli bir düşüncenin belirli bir imgeye çevrildiğini göstermek için ise uyuyan kişinin düşüncesine dışarıdan erişmek gerekir ve bu bugün mümkün değil. Rüya raporunun güvenilirliği de tartışmalı: Uyanıkken yapılan düzenleme ile uykuda yapıldığı varsayılan düzenleme aynı rapordan ayrılamıyor. Simgelerde genelleme sorunu daha da keskin. Freud kendi dipnotlarında bazı simgelerin dil sınırlarını aştığını savundu, ama örnekleri Avrupa dillerinden ve kendi hastalarından geliyor. Türkiye'deki tabir geleneği gibi rüyaya kendi simge sözlüğünü getiren kültürlerde bu sözlüklerin rüyanın içeriğini mi, yalnız yorumunu mu etkilediği sistemli olarak bilinmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Rüya düşünceleri resme çevrilirken, Freud'un gözlemiyle, aralarındaki mantıksal bağların çoğu kaybolur. Rüya bazılarını aynı sahnede buluşturarak, art arda dizerek ya da bir imgeyi tersine çevirerek sezdirebilir; "ya da" ve "hayır" için ise kendi aracı yoktur.

Rüya soyut bir düşünceyi sahneye çıkarabilmek için onun somut bir ifadesini seçer. Deyimler, kafiyeler, sözcük oyunları bu yüzden yorumda önemlidir ve başka bir dile çevrildiklerinde çoğu kaybolur.

Freud simgeleri çağrışımın yardımcısı saydı, ama listesini sonraki baskılarda büyüttü. Stekel'den yararlandı ve ona karşı okuru uyardı; bu ikili tutum bugün tarihçilerin konusu.

İkincil düzenleme rüyaya anlaşılır bir yüz verir. Sabah anlatılan derli toplu rüya, Freud'a göre de bugünkü tartışmaya göre de gecenin kendisinden bir adım uzaktır.

Sonraki derse köprü

Freud bu bölümde iki kez aynı açıklamaya yaslanıyor: Tersine çevirme ona göre en çok sansürün işine yarıyordu, "Bu yalnızca bir rüya" diyen ses de hiç tam uyumayan bir denetçinin sesiydi. O denetçinin kim olduğu ve rüyanın neden ilk bakışta bu kadar çarpık göründüğü M03-D06'nın sorusu. "Sansür ve bozulma" başlıklı ders, Freud'un bu iki sözcükle neyi açıklamaya çalıştığını ve açıklamanın neyi varsaydığını tartışıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.