M03-D04
Yoğunlaştırma ve yer değiştirme
Rüya çalışmasının iki temel mekanizmasını örneklerle açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.228 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Freud, uykuda düşünceleri rüyaya çeviren işlemlerin bütününe rüya çalışması adını verdi ve altıncı bölümü bu işin araçlarına ayırdı.
Yoğunlaştırmanın dayanağı bir orantısızlıktı: yarım sayfalık rüya, kat kat uzun bir çözümleme. Irma'nın arkasındaki kadınlar ve Galton'un üst üste çekilmiş portreleri, birkaç kişinin tek figürde buluşmasını anlatmak için kullanıldı.
Yer değiştirme, rüyanın vurguladığı yer ile düşüncelerin ağırlık merkezinin ayrılmasıydı. Freud bu kaymayı sansüre bağladı, ama her rüyada aynı ölçüde gerçekleşmediğini de not etti.
Uyku araştırması karma kişileri ve anı parçalarını kayda geçiriyor; açıklama olarak gizlemeden çok gevşeyen çağrışımı öne çıkarıyor.
Açılış sahnesi
Gaziantep, Bakırcılar Çarşısı'nın arkasında küçük bir kuyumcu atölyesi. Saadet ocağın başında, terazinin kefesine Bülent'in getirdiklerini diziyor: annesinden kalma ince bir yüzük, nişanda takılmış bir Reşat altını, teyzesinden kalmış tek bir küpe. Bülent bir gemide makine zabiti; ay sonunda yine denize açılacak ve kızının mezuniyetine yetişemeyecek. Üç parçadan tek bir bilezik istiyor.
"Bunlar erirse hikâyeleri de gider," diyor Saadet, ağırlığı not ederken. "Bileziğin her yerinde üçünden de biraz olur, ama hiçbirini ayrı göremezsin."
Bülent bir süre yüzüğü çeviriyor. "Annemin yüzüğünün içinde bir tarih yazılı. Onu kopçanın iç tarafına kazıyabilir misin? Kimse görmez zaten."
Saadet kalemi bırakıyor. Bileziğin önündeki kalın burgu desen herkesin gözünü çekecek; ailenin en çok önem verdiği şey ise kopçanın içinde, iki milimetrelik bir yazıda duracak.
Saadet de Bülent de atölye de bu sayfanın kurgusu; erimiş üç parçadan çıkan tek bir nesne ve en ağır anlamın en göze batmayan yere taşınması ise Freud'un rüya kitabının altıncı bölümünün tam konusu.
Bu derste ne olacak
Rüya kitabının altıncı bölümü, Freud'un rüyayı üreten işleme verdiği adla açılır ve bu işin iki ana aracını sırayla inceler. Bu ders o iki aracın kitaptaki örneklerini izliyor: yarım sayfalık bir rüyanın neden sayfalarca çözümleme gerektirdiğini, bir rüya kişisinin nasıl birkaç gerçek kişiden örüldüğünü, uydurulmuş kelimelerin nasıl parçalanıp açıldığını ve rüyanın neden çoğu zaman yanlış yere vurgu yapıyormuş gibi göründüğünü.
Usta katmanı iki kavramın dilbilimle yeniden okunuşuna ve rüyada kişilerin, anıların karışmasını bellek diliyle inceleyen bugünkü araştırmaya bakıyor; Freud'un gözlemi ile açıklaması orada ayrı ayrı tartılacak.
Sıfır noktası
Bölümün ilk cümleleri bir ayrımı varsayar: uyanınca hatırlanan rüya ile çözümlemenin vardığı düşünceler aynı metin sayılmaz. Bu ayrımı M03-D03 kurdu. Freud burada bir adım öteye geçer ve şunu sorar: hangi işlemler düşüncelerden o kısa, tuhaf rüyayı çıkarmıştır?
Yaygın yanlış"Rüya çalışması, rüyayı uyandıktan sonra yorumlamak için harcanan emektir."
Freud'un terimi tam ters yöndeki işlemi adlandırır: düşüncelerden rüyaya giden, uykuda gerçekleştiği varsayılan dönüşümü. Uyanınca yapılan iş yorumdur ve bu dönüşümü geriye doğru izlemeye çalışır.
Mekanizma
Kısa rüya, uzun çözümleme
Bölüm bir oranla açılır. Freud'a göre yazıya geçirilmiş bir rüya yarım sayfa tutar, onu açan çözümleme ise bunun altı, sekiz, on iki katı yer ister. Oran rüyadan rüyaya değişir, ama Freud'un denetleyebildiği kadarıyla hiç tersine dönmez.
Freud kendi oranına bir sınır da koyar: ne kadar sıkıştırma yapıldığı aslında belirlenemez, çünkü çözümleme tamamlandı sanılsa da aynı rüyadan başka bir anlam çıkabilir. Okurun aklına gelecek bir itirazı da kendisi yazar. Rüyanın çoğu unutulmuş olabilir; hatırlanan yarım sayfa belki uzun bir gecenin kalıntısıdır. Freud bunun bir kısmını kabul eder, ama sıkıştırmanın kanıtını unutulan parçalarda aramaz: elde kalan her parçaya bağlanan düşünce yığını tek başına yeter.
Daha keskin itiraz şudur: çözümleme sırasında akla gelenlerin hepsi gerçekten rüyayı oluşturmuş düşünceler midir, yoksa bir kısmı çözümleme anında mı doğar? Freud bu kuşkuya yalnız koşullu katılır. Yeni bağlantıların yorum sırasında kurulabildiğini kabul eder, ama bunların zaten başka yollarla bağlı düşünceler arasında açılan kestirmeler olduğunu savunur.
Freud oranı bir örnek üzerinde gösterir. Rüya tek bir cümledir: bir bitki türü üzerine bir monografi yazmıştır, kitap önündedir, renkli bir levhayı çevirir, kitaba kurutulmuş bir bitki örneği eklenmiştir. Çözümleme sayfalar sürer. Rüyanın önceki gününde Freud bir kitapçının vitrininde siklamen cinsi üzerine bir monografi görmüştür; "monografi" onu kokain üzerine yazdığı çalışmaya, oradan bir göz doktoru dostuna ve bir akşam önce onunla yarım kalan, hekimlerin birbirlerine verdikleri hizmetin karşılığı üzerine bir konuşmaya götürür.
"Botanik" kelimesi ise bir kavşaktır. Gärtner adlı bir profesöre ve "çiçek gibi" karısına, Flora adlı bir hastaya, karısının en sevdiği çiçeklere, okul yıllarındaki bir herbaryuma, bir sınava, şakayla "en sevdiği çiçek" dediği enginara ve çocukken renkli levhalı bir kitabı yaprak yaprak yolduğu bir sahneye uzanır. Freud bu kavşağı tek vuruşun binlerce ipliği oynattığı bir dokuma tezgâhına benzetir. Rüya öğelerinin seçimini de bir liste oylamasına: bütün düşünceler oylamaya katılır, en çok desteklenen öğeler rüyaya girer.
Karma kişiler ve uydurma kelimeler
Freud yoğunlaştırmanın birden çok aracı olduğunu göstermek için Irma rüyasına döner (M03-D02). Irma önce kendisidir, ama pencere önündeki duruşu başka bir kadından gelir. Boğazındaki beyaz lekeyle Freud'un büyük kızını, kızıyla aynı adı taşıdığı için zehirlenmeden kaybedilmiş bir hastayı çağırır; ağzını açmaya direnmesiyle başka bir hanımı ve Freud'un karısını. Bu kişilerin hiçbiri rüyada görünmez. Hepsi "Irma" adlı tek figürün arkasında durur ve onu çelişkili özellikler taşıyan bir toplu resme çevirir.
Rüyadaki Dr. M. başka bir yolla yapılmıştır. Adı ve konuşması Dr. M.'nindir; görünüşü ve hastalığı Freud'un ağabeyinden gelir; solgunluğu ise ikisinde de gerçekten vardır ve bu yüzden iki kez belirlenmiştir. Freud bu türden figürlere karma kişi (Mischperson) der ve bir üçüncü yöntemi de anar. Dördüncü bölümdeki amca rüyasında bir dostun yüzü ile amcasının yüzü üst üste binmiştir. Freud bunu İngiliz bilgin Francis Galton'un aile benzerliklerini bulmak için birkaç yüzü aynı fotoğraf plakasına çektiği bileşik portrelere benzetir: ortak çizgiler güçlenir, uymayanlar silinir ve bulanıklaşır. Amca rüyasında geriye kalan belirgin çizgi sarı bir sakaldır.
Freud yoğunlaştırmanın en elle tutulur hâlini kelimelerde bulur. Rüyada kelimeler sık sık nesneler gibi işlenir ve onlar gibi birleştirilir, kaydırılır. Bir meslektaşı ona abartılı bir dille yazılmış bir makale gönderdiğinde Freud o gece makale hakkında "gerçekten norekdal bir üslup" diye bir cümle görür. Kelimenin "kolossal", "pyramidal" gibi abartı sıfatlarına öykündüğü açıktır; uzun uğraştan sonra Ibsen'in iki oyunundan Nora ile Ekdal'a ayrılır. Bir hastasının rüyasındaki "Maistollmütz" da mısıra, "erkek düşkünü" anlamına gelen bir sıfata ve Olmütz kentine bölünür. Freud bir dipnotta kitabın ilk okurunun "rüya görenin fazla esprili göründüğü" itirazını aktarır ve bu itirazın onu esprinin tekniğini rüya çalışmasıyla karşılaştırmaya, 1905'te yayımlanan espri kitabına götürdüğünü söyler.
Yaygın yanlış"Karma kişi, rüya görenin iki kişiyi birbirine karıştırması, yani bir hatadır."
Freud'un okumasında karma kişi bir dikkatsizlik ürünü sayılmaz; iki ya da daha fazla kişiyi bir ortak noktada buluşturan bir işlemdir ve o ortak nokta çözümlemenin aradığı yerdir. Bugünkü araştırmanın bu birleşmeleri nasıl açıkladığı Usta katmanında ayrıca tartılıyor.
Ağırlığın kayması
İkinci kesim başka bir ilişkiyle başlar. Rüyada en öne çıkan öğeler, rüya düşüncelerinde aynı rolü oynamaz; düşüncelerin özü ise rüyada hiç görünmeyebilir. Freud'un ifadesiyle rüya "başka türlü merkezlenmiştir".
Botanik monografi rüyası yine örnektir. Rüyanın merkezinde "botanik" durur; düşüncelerin merkezinde ise meslektaşlar arasındaki yükümlülüklerin doğurduğu çatışmalar ve Freud'un hobilerine fazla fedakârlık ettiği yolundaki sitem vardır. Freud ekler: botanik hiçbir zaman sevdiği konular arasında olmamıştı. Bir hastanın rüyasında merdiven çıkıp inmek, yukarıda ve aşağıda olmak merkeze yerleşmişken düşünceler "aşağıda" duran kişilerle kurulan ilişkilerin tehlikeleri hakkındadır. Freud karşı örneği de verir: Irma rüyasında öğeler düşüncelerdeki yerlerini büyük ölçüde korur. Yani bu kayma her rüyada aynı ölçüde gerçekleşmez.
Freud bir dipnotta ruhsal ağırlığı duyusal canlılıktan ayırır: rüyada keskin görünen bir öğe düşüncelerde hafif olabilir. Kesimin en tartışmalı adımı da burada atılır. Freud aşırı belirlenimin bazen sonradan, zorlama bağlantılarla üretildiğini kabul eder ve bunu bilinmeyen bir ruhsal gücün işi sayar: önemli öğeleri yoğunluklarından soyan, önemsizlere de çoklu bağlantılar yoluyla yeni ağırlık kazandıran bir güç. Kesimin sonunda bu gücü, kitabın daha önce rüyayı bozmakla görevlendirdiği sansüre bağlar; Latince bir hukuk sözüyle, işten kim yarar sağladıysa onu o yapmıştır. Yer değiştirme bu okumada bir savunmanın aracıdır (savunma kavramı için Terapi S05-P01-D01).
İki usta, tek tezgâh
Freud iki işlemi birbirinden kesin çizgiyle ayırmaz. Irma rüyasındaki "propilen" bunun örneğidir. Düşüncelerde Otto'nun getirdiği ve amil kokan bir likör vardır, yani "amilen". Rüyaya ise "propilen" girer. Freud bunun basit bir kayma gibi göründüğünü yazar, ama kaymanın yoğunlaştırmaya hizmet ettiğini savunur: "propilen" kelimesi hem amilene yakındır hem de Münih'teki Propylaen'i çağırır; Freud rüyadan bir yıl önce o kentte ağır hasta bir dostunu ziyaret etmiştir ve bu dostu rüyada hemen ardından gelen trimetilamin işaret eder. İki düşünce grubu bu orta noktada buluşur. Freud buna ortak bir ara öğe (mittleres Gemeinsames) der.
Yoğunlaştırma bir öğeyi birçok yere açar, yer değiştirme rüyanın en çok vurguladığı yere temkinle bakmayı öğütler. Hangisinin üstün geldiğini Freud açıkça sonraki incelemelere bırakır.
Yaygın yanlış"Freud'a göre rüyada en çarpıcı öğe her zaman en önemsiz olandır."
Freud böyle genel bir kural koymaz. Kaymanın rüyadan rüyaya değiştiğini ve Irma rüyasında öğelerin yerlerini büyük ölçüde koruduğunu kendisi yazar. Yer değiştirme bir olasılığa dikkat çeker, her rüyada vurgunun tersine çevrilmesi gerektiğini söylemez.
Usta katmanı
Fransız psikanalist Jacques Lacan, 9 Mayıs 1957'de verdiği ve sonra 1966'da Écrits içinde yayımlanan "Bilinçdışında harfin yeri" başlıklı konuşmasında, Roman Jakobson'un dilbiliminden yararlanarak yoğunlaştırmayı eğretilemeyle (metaphor), yer değiştirmeyi düzdeğişmeceyle (metonymy) eşleştirdi. Bu okuma bilinçdışının bir dil gibi yapılandığı tezinin dayanaklarından biri oldu ve M17-D04'ün konusu.
Bugünkü uyku araştırması rüya raporlarındaki karışık kimlikleri ve parçalı anıları Freud'un açıklamasından bağımsız olarak kodluyor. Değişen, birleşmelerin nedenine verilen cevap: Freud bir gizleme ihtiyacı görüyordu, araştırmacıların çoğu uykuda gevşeyen bir çağrışım ağını.
Bu bulgular Freud'un gözlemini destekler gibi okunabilir: rüyada kişiler karışıyor, parçalar birleşiyor. Açıklama ise başka bir adım; hiçbir çalışma bu birleşmelerin bir düşünceyi gizlemek için yapıldığını sınamıyor.
Yaygın yanlış"Bugünkü uyku araştırması yoğunlaştırma ve yer değiştirmeyi kanıtladı."
Araştırma rüyada kişilerin karıştığını ve anı parçalarının birleştiğini gösteren bulgular sunuyor. Bu birleşmelerin bir sansürden ya da gizleme ihtiyacından doğduğu ise sınanmadı; araştırmacıların çoğu aynı gözlemi çağrışım ağının uykudaki gevşemesiyle açıklıyor.
Kanıtın sınırı
Bu derste iki türden iddia var. Rüyanın kısa, çözümlemenin uzun olduğu ya da rüya kişilerinin birkaç gerçek kişiden izler taşıdığı gözleme açık; bugünkü rüya raporu çalışmaları da bu birleşmeleri kayda geçiriyor. Yer değiştirmenin bir sansürün aracı olduğu iddiası ise açıklama düzeyinde kalıyor: hangi öğenin "gerçekte" önemli olduğunu belirleyen çözümlemedir ve çözümlemeyi yapan, Freud'un örneklerinin çoğunda, rüyayı görenle aynı kişidir. Freud'un kabul ettiği gibi bazı bağlantılar yorum sırasında zorla kuruluyorsa, oranı da kaymanın yönünü de yorumcunun belirlemesi tehlikesi tartışmalı olmayı sürdürüyor. Araştırma tarafında örneklemler küçük, ölçümler rüya raporuna dayanıyor ve rapor uyandıktan sonra kurulmuş bir anlatı. Çalışmalar büyük ölçüde Kuzey Amerika ve İngiltere'de, İngilizce raporlarla yürütüldü. Kelime yoğunlaştırmaları ise Freud'da Almancanın ses oyunlarına dayanıyor; Türkçe gibi ekleri sözcüğe yapıştıran bir dilde rüya kelimelerinin nasıl birleştiği sistemli olarak bilinmiyor, kültürler arası genelleme de bu yüzden açık bir soru.
Kendin dene
Aklında kalsın
Freud, uykuda düşünceleri rüyaya çeviren işlemlerin bütününe rüya çalışması adını verdi ve altıncı bölümü bu işin araçlarına ayırdı.
Yoğunlaştırmanın dayanağı bir orantısızlıktı: yarım sayfalık rüya, kat kat uzun bir çözümleme. Irma'nın arkasındaki kadınlar ve Galton'un üst üste çekilmiş portreleri, birkaç kişinin tek figürde buluşmasını anlatmak için kullanıldı.
Yer değiştirme, rüyanın vurguladığı yer ile düşüncelerin ağırlık merkezinin ayrılmasıydı. Freud bu kaymayı sansüre bağladı, ama her rüyada aynı ölçüde gerçekleşmediğini de not etti.
Uyku araştırması karma kişileri ve anı parçalarını kayda geçiriyor; açıklama olarak gizlemeden çok gevşeyen çağrışımı öne çıkarıyor.
Sonraki derse köprü
Yoğunlaştırma ve yer değiştirme, rüyaya hangi malzemenin hangi ağırlıkla girdiğini anlatıyor. Ama rüya düşünceleri yalnız kişilerden ve nesnelerden oluşmaz; "çünkü", "eğer", "ya da" gibi bağlarla birbirine tutunurlar ve bir görüntünün "çünkü" demesi kolay değildir. Freud bu güçlüğe altıncı bölümün bir sonraki kesiminde, rüyanın temsil araçlarına döner; sabit anlamlı simge listelerine karşı ihtiyatını ve uyanmaya yakın rüyaya verilen son düzeni de orada tartışır. M03-D05, soyut bir düşüncenin nasıl imgeye çevrildiğini ve bir simgenin ne zaman okunabilir sayılabileceğini sorarak devam ediyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.