İçeriğe geç

M03-D03

Açık içerik ve gizil düşünceler

Rüyanın hatırlanan içeriği ile çözümlemede ulaşılan gizil düşünceler arasındaki ayrımı açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M03, Düşlerin Yorumu · 3.131 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud rüyayı iki katmanda okudu ve çözümü hatırlanan sahnenin arkasında, çözümlemeyle kurulan düşüncelerde aradı. İki katmanın ilişkisini bir resimli bilmeceye benzetti.

Açık içerik ona göre karışık bir malzemeden yapılır: dünden kalan, çoğu kez önemsiz izlenimler, uykudaki beden duyumları, çocukluktan getirilen ayrıntılar. Gün artığı fikri getirir, sermayeyi bir istek koyar.

Yorumun sonu açıktır: karanlıkta bir yer kalır, başka yorumlar mümkündür. Bu dürüst kabul, telkin itirazını rüya yorumunun içine taşır.

Araştırma günün olaylarının rüyaya girişini sayabiliyor ve bir haftalık bir gecikme buldu; gizil düşünceleri sınamıyor.

Açılış sahnesi

Kasım, sabah yedi buçuk. Eskişehir'de çarşının arka sokağında bir kırtasiye ve fotokopi dükkânı, kepenk yarıya kadar açık. Melahat makinenin ısınmasını beklerken çay dolduruyor. Uğur yirmi yıldır yerel bir gazetenin bulmaca sayfasını hazırlıyor; cumartesi ekindeki resimli bilmece de onun elinden çıkıyor. Kareli defteri tezgâhın köşesinde açık.

"Gece bir rüya gördüm," diyor Melahat. "Dükkândaydım. Makine durmadan kâğıt atıyor, sayfaların hepsi bomboş. Karşının kalaycısı Hüsnü Usta gelmiş, kırk nüsha istiyor. Hüsnü Usta öleli on beş yıl oldu."

Uğur yazıyor: dükkân, boş sayfa, kalaycı, kırk. "Bu kadar mı?"

"Bu kadar." Melahat bardağı bırakıyor. "Dün bir avukat bir dilekçeyi kırk nüsha istedi, yarısında toner bitti. Akşam annem aradı, Odunpazarı'ndaki evi satmak istiyor. Hüsnü Usta'nın dükkânı o evin altındaydı. Çocukken bakır tasları onun tezgâhında parlatırdım, bana harçlık verirdi..."

Anlattıkça defterde ilk satırın altına yenileri ekleniyor: avukat, toner, annenin sesi, ev, satış, harçlık. Sayfa doluyor; rüyanın kendisi hâlâ tek satır.

"Bunu bilmece diye bassam," diyor Uğur, "kimse çözemez. Cevap senin anlattıklarında."

Melahat'ın dükkânı da Uğur'un bulmaca sayfası da okur için uyduruldu; resimli bilmece benzetmesi ise Freud'un kendi sayfasından geliyor.

Bu derste ne olacak

Rüya kitabının yapısı tek bir ayrımın üstüne kurulu: sabah hatırlanan sahne bir yanda, çözümlemenin sonunda varılan düşünceler öbür yanda. O ayrımı Freud'un iki benzetmesiyle, bir çeviri ve bir resimli bilmeceyle kuracağız.

Ardından hatırlanan sahnenin malzemesinin nereden geldiğine bakacağız: önceki günden kalan izlenimler, uykudaki bedensel uyaranlar, çocukluk. Sonra Freud'un neden hiçbir yorumu kapanmış saymadığını ve bu tutumun telkin itirazına nasıl kapı araladığını okuyacağız. Usta katmanında iki araştırma çizgisi var: günün olaylarının rüyaya kaç gün sonra girdiği ve insanların kendi rüyalarına nasıl anlam yüklediği.

Sıfır noktası

Freud beşinci bölümü bir yöntem farkıyla açar: Önceki yazarlar rüyayı hatırlandığı biçimiyle incelemişti, onun yöntemi ise anlamca bunu çok geride bırakan bir "gizil" içeriği ortaya çıkarabiliyordu. Altıncı bölümde aynı katmana ikinci bir ad verir: "der durch unser Verfahren gewonnene latente Trauminhalt oder die Traumgedanken", yöntemimizle elde edilen gizil rüya içeriği ya da rüya düşünceleri. İki katmanın kısa tanımı komşu akademide var (Temel Psikoloji, M06-D07); burada Freud'un ayrımı hangi argümanla kurduğunu izleyeceğiz.

Temel Psikoloji "gizli" diyor, bu akademi latent sözcüğüne daha yakın duran "gizil"i seçiyor. Gizli olanı biri saklar; gizil olan orada bulunur ama henüz görünmez. Freud'a göre bu düşünceler rüyadan önce vardır ve rüya onları başka bir biçime aktarır.

Yaygın yanlış"Gizil içerik, rüyanın bir sembol sözlüğüyle çevrilmiş hâlidir."
Doğrusu

Freud gizil düşüncelere rüya görenin kendi çağrışımlarıyla ulaşmayı önerdi. Sembollere kitapta yer verdi, ama yorumcunun keyfine dayanan eskiçağ tabirciliğine dönüşü bilimsel eleştiri gerekçesiyle reddetti. Semboller M03-D05'in konusu.

Mekanizma

Bir çeviri, bir bilmece resmi

Altıncı bölüm, "Rüya çalışması" (Die Traumarbeit), bir görev tanımıyla açılır. Freud'a göre öncülleri rüyayı doğrudan hatırlanan içerikten çözmeye çalışmıştı. Onun yönteminde hatırlanan içerik ile varılan sonuç arasına yeni bir malzeme girer, gizil düşünceler, ve çözüm bunlardan elde edilir. Böylece yeni bir görev doğar: açık içeriğin gizil düşüncelerden hangi süreçlerle oluştuğunu izlemek.

Freud ilişkiyi önce bir dil benzetmesiyle kurar: İçerik, düşüncelerin başka bir anlatım biçimine aktarılmış hâlidir ve o biçimin işaretlerini aslı ile çeviriyi karşılaştırarak öğrenmek gerekir. "Aktarma" için kullandığı sözcük Übertragung; klinikte bambaşka bir anlam kazanacak bu sözcük (aktarım, Terapi S02-P02-D06) burada çeviri anlamında geçiyor.

Sonra resme geçer. Önünde bir resimli bilmece (Bilderrätsel, Rebus) durduğunu düşünür: çatısında bir kayık olan bir ev, tek başına bir harf, başı silinmiş koşan bir figür. Resim olarak eleştirilirse saçmadır; kayık çatıya ait değildir, başsız biri koşamaz. Doğru okuma her resmin yerine onunla gösterilebilecek bir hece ya da sözcük koymakla başlar ve sözcükler anlamlı, hatta güzel bir dize kurabilir. Freud'a göre rüya böyle bir bilmecedir; öncülleri onu resimsel bir kompozisyon sanıp değersiz bulmuştur.

Benzetmenin gücü ile zaafı aynı yerde. Gazetedeki bilmecenin hazırlayanın bildiği bir cevabı vardır ve ertesi hafta basılan anahtar çözeni doğrular. Rüyada hazırlayan da çözen de aynı kişidir, anahtar hiçbir yerde basılmaz. Uğur'un defteri bunu görünür kılıyor: Cevabı aradığı yer Melahat'ın sabah anlattıklarıydı.

Dünden kalanlar

Beşinci bölüm malzemenin nereden geldiğini sorar. Freud her rüyada bir önceki günün yaşantılarına bir bağ bulunabileceğini, kendi rüyasında da başkasınınkinde de bunun her seferinde doğrulandığını yazar; yorum bu yüzden çoğu kez tetikleyici olayı aramakla başlayabilir. Kendi rüya kaydından örnekler dizer: Rüyada yıllığı yirmi florin olan bir dergiye abone olur; o gün karısı ona haftalık paradan yirmi florin borçlu olduğunu hatırlatmıştır.

Bağın ne kadar geriye uzandığında Freud kesindir: Ayrıcalığı yalnız "rüya gününe" verir. Birkaç gün önceki bir izlenimin kaynak olduğunu sandığı her seferde, onun arada, bir önceki gün yeniden hatırlandığını bulduğunu söyler. Fliess'in dönemsellik fikrini (M02-D07) rüyaya uygulayan Hermann Swoboda'nın düzenli aralık iddiasını kendi rüyalarında doğrulayamadığını da yazar.

Freud bu malzemedeki bir seçiciliğe dikkat çeker. Bir rüyasında bir bitki türü üzerine monografi yazmıştır; o sabah bir kitapçı vitrininde siklamenler üzerine bir monografi görmüştür. Açık içerik yalnız bu gelip geçici izlenimi anar. Çözümleme ise aynı akşam göz hekimi bir dostuyla bir saat süren, ikisini de yakından ilgilendiren ve yarıda kesilen bir konuşmaya götürür. Sonuç: Gündüz bizi meşgul eden şey rüya düşüncelerinde de hükmünü sürdürür. Önemsizin önemlinin yerine nasıl geçtiği M03-D04'ün konusu.

Buradan Freud'un sert bir yargısı çıkar: Çocuk rüyaları ve gece duyumlarına kısa tepkiler dışında zararsız rüya yoktur; masum görünen rüya yorumlanınca önemli bir şeye bağlanır. Yedinci bölüm gün artığının yerini bir iktisat benzetmesiyle belirler. Gündüz düşüncesi rüyanın girişimcisi (Unternehmer) olabilir, fikri vardır ama sermayesi yoktur; sermayeyi koyan kapitalist her durumda bilinçdışından gelen bir istektir.

Yaygın yanlış"Freud'a göre rüyalar yalnız bir önceki günün olaylarından yapılır."
Doğrusu

Freud her rüyada önceki güne bir bağ bulunduğunu söyledi, ama malzemenin her dönemden gelebileceğini de yazdı. Önceki gün bağı ve tetiği verir; malzemenin tamamını vermez.

Bedenden ve çocukluktan gelen malzeme

Freud gün artığının yanına iki kaynak daha koyar. Birincisi uykudaki bedensel uyaranlardır: ses, soğuk, bir uzvun uyuşması. Önceki tıbbi kuramlar rüyayı bu uyaranlara anlamsız bir tepki sayıyordu. Freud onları kendi şemasına yerleştirir: Uykudaki duyumlar da anı izleri gibi o anda etkin malzemedir ve rüya onları gün artıklarıyla birlikte bir istek doyumuna işler; bu birleşme zorunlu değildir. M03-D01'in rahatlık rüyalarında uyaranın uykuyu nasıl koruduğu sorulmuştu; burada açık içeriğe hangi sahneyle girdiği soruluyor.

İkinci kaynak çocukluktur. Freud, öncüllerinin fark edip açıklayamadığı bir özelliği hatırlatır: Rüya en erken çocukluk izlenimlerini kullanabilir, uyanıkken unutulmuş sayılan ayrıntıları geri getirebilir. Açıklaması, önemsiz görünen bu öğelerin değerlerini erken bir dönemde önemli bir malzemeden almış olmasıdır. Açık içerik böylece dünü, bu geceyi ve çocukluğu tek sahnede toplayabilir.

Yorumun durduğu yer

Freud yorumu bir kapanış olarak sunmaz. Göbek (M03-D02), yedinci bölümde bir kez daha karşımıza çıkar: En iyi yorumlanmış rüyalarda bile çözülmek istemeyen bir düşünce yumağının başladığı bir yer karanlıkta kalır. Freud buna bir cümle ekler: Yorumda varılan rüya düşünceleri genel olarak kapanmadan kalır ve düşünce dünyamızın ağ gibi örgüsüne her yönden dağılır; rüya isteği bu örgünün sık bir yerinden, miselinden çıkan bir mantar gibi yükselir. Açık içerik sınırlıdır, yazıya geçirilebilir; gizil düşüncelerin ise Freud'un kendi tarifiyle bir sonu yoktur.

Bir adım daha: Tutarlı ve rüyanın her öğesini açıklayan bir yoruma ulaşan acemi, işinin bittiğini sanmamalıdır; aynı rüyanın gözden kaçmış başka bir yorumu mümkündür. Freud rüyayı, masaldaki terzi çırağının bir vuruşta yedi sinek öldürmesine benzetir. Her rüyanın yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusuna da hayır der: Yorumcu, rüyayı bozan ruhsal güçlerle karşı karşıyadır.

Telkin itirazı (M01-D06) burada rüya yorumuna taşınıyor. Gizil düşüncelere çağrışımla ulaşılır, ama hangi çağrışımın izleneceğine, nerede durulacağına, yorumun yeterli sayılıp sayılmayacağına yorumcu karar verir. Freud'un sayfalarında yorumu güvenceye alan araç yine bir yorumdur: sonraki rüya. O rüya, yorum duyulduktan sonra görülmüşse güvence mi yankı mı olduğu ayırt edilemez. Freud keyfiliğin farkındaydı; eskiçağ tabircisinin keyfine dönüşü, Wilhelm Stekel'in "yabanileşmiş" yorumlarını da anarak, dışarıda tuttu. Ama gizil düşüncelerin yorumcudan bağımsız orada durduğunu gösterecek bir ölçüt bu metinde yok: Düşünceleri kuran yöntem ile doğrulayan yöntem aynı.

Yaygın yanlış"Freud iyi bir yorumcunun her rüyayı sonuna kadar çözebileceğini öne sürdü."
Doğrusu

Freud tersini yazdı: Her rüya yorumlanamaz, en iyi yorumda bile karanlıkta bir yer kalır ve eksiksiz görünen bir yorumun yanında başkaları bulunabilir. Bu kabul, gizil düşüncelerin sonsuz bir örgüye dağıldığı fikrinden doğar.

Usta katmanı

Freud gün artığını rüyanın girişimcisi saydı ve onu önceki güne bağladı. Uyku araştırması aynı soruyu ölçülebilir kılıyor: Bir olay rüyaya kaç gün sonra giriyor? Sayılan şey açık içerik ile günlük kayıtlar arasındaki benzerlik; gizil düşünceler hesabın dışında.

İlk iki gecedeki giriş Freud'un rüya günü gözlemiyle uyumlu. Bir haftalık gecikme ise Freud'un kendi rüyalarında bulamadığını yazdığı türden bir aralığa benziyor. Yazarlar onu bellek pekiştirmesine ve duygusal uyuma bağlıyor, isteğe hiç başvurmuyor. Sonraki bir çalışmada otuz sekiz katılımcı on dört gün akşamları gün günlüğü, sabahları rüya günlüğü tuttu: İki etki yalnız kişisel olarak önemli olaylarda ve yalnız az eşleşme bildirenlerde görüldü, gündelik etkinliklerde ve büyük kaygılarda görülmedi (Eichenlaub, van Rijn, Phelan, Ryder, Gaskell, Lewis, Walker ve Blagrove, 2019). Freud'un "önemli"si çözümlemeyle bulunuyordu; bu çalışmanınki katılımcının akşam kendi işaretlediği şey.

İkinci çizgi yorumcuya bakıyor.

Bulgu Freud'a karşı bir kanıt sayılmaz; yorumun, yorumlayanın zaten inandığına doğru eğildiğini hatırlatır. Rüya kitabındaki örneklerin önemli bir bölümünü hem gören hem çözümleyen Freud'un kendisiydi.

Yaygın yanlış"Araştırma gün artığını doğruladı, öyleyse gizil düşünceler kuramı da kanıtlandı."
Doğrusu

Araştırma günün olaylarının açık içeriğe bir zaman örüntüsüyle girdiğini gösteriyor. Freud'un kendisi gün artığının tek başına rüya kuramayacağını, ona bilinçdışı bir isteğin katılması gerektiğini söylemişti; o adım bu çalışmalarla sınanmadı.

Kanıtın sınırı

Açık içerik bir rapordur ve sayılabilir; gizil düşünceler Freud'un tarifinde çözümlemeyle kurulan, sonu olmayan bir örgüdür, aynı yöntemle sayılamaz. Rüya gecikme etkisi küçük örneklemlere dayanıyor ve her katılımcıda görülmüyor. Benzerliği çoğu kez rüya görenin kendisi derecelendiriyor; yorumcunun rolü ortadan kalkmıyor, el değiştiriyor. Rüyaya anlam yükleme çalışması, rüyayı bir haber ya da işaret sayan geleneklerin tamamına genellenemez. Freud'un kanıtı ise büyük ölçüde kendi rüyalarından ve Viyana'nın eğitimli orta sınıfından geliyor; başka bir dilde ve kültürde düşünen birinin rüyasında gün artığının nasıl göründüğü sistemli olarak bilinmiyor. İki katman ayrımının bir yöntem önerisi mi, ruhun bir yapısı mı olduğu tartışılıyor ve bu tartışma eldeki verilerle kapanmıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud rüyayı iki katmanda okudu ve çözümü hatırlanan sahnenin arkasında, çözümlemeyle kurulan düşüncelerde aradı. İki katmanın ilişkisini bir resimli bilmeceye benzetti.

Açık içerik ona göre karışık bir malzemeden yapılır: dünden kalan, çoğu kez önemsiz izlenimler, uykudaki beden duyumları, çocukluktan getirilen ayrıntılar. Gün artığı fikri getirir, sermayeyi bir istek koyar.

Yorumun sonu açıktır: karanlıkta bir yer kalır, başka yorumlar mümkündür. Bu dürüst kabul, telkin itirazını rüya yorumunun içine taşır.

Araştırma günün olaylarının rüyaya girişini sayabiliyor ve bir haftalık bir gecikme buldu; gizil düşünceleri sınamıyor.

Sonraki derse köprü

Melahat'ın tek satırı ile dolan sayfa arasındaki boy farkı, Freud'un rüya çalışması dediği dönüşümün ilk izi. Siklamen monografisi başka bir izdi: Önemli bir konuşma, önemsiz bir kitap adının arkasında kalmıştı. Yoğunlaştırma ve yer değiştirme bu iki izin adı ve M03-D04 onları Freud'un örnekleriyle açacak: birçok düşüncenin tek imgede nasıl toplandığını, vurgunun bir öğeden ötekine nasıl kaydığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.