İçeriğe geç

M02-D06

Baştan çıkarma kuramı

Freud'un erken çocukluk istismarını nevrozun nedeni sayan kuramını ve onu bırakma gerekçelerini aktarır.

Psikanaliz Akademisi — M02, Hipnozdan konuşma kürüne · 3.166 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M08-D09

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud 1896'da histerinin temelinde, analizle yeniden kurulan erken çocukluk istismarı deneyimleri bulunduğunu ileri sürdü ve bunu on sekiz vakanın hepsinde gördüğünü yazdı; bağımsız doğrulama yalnız ikisinde vardı.

Kuramın çekirdeği zamansaldı: anı, ergenlikten sonra uyandığında etki ediyordu. Schimek'e göre sahneler çoğunlukla hastanın anlatısından çok Freud'un yorumundan geliyordu.

Freud vazgeçişini 1897'de Fliess'e, 1906'da kamuya açıkladı; olayların sıklığını abarttığını söyledi, varlıklarını inkâr etmedi. Ağırlık fanteziye, çocuk cinselliğine ve Oidipus'a kaydı.

Masson'ın ihanet tezi tartışmayı ahlaka taşıdı. İstismar bugün küresel ölçekte ciddi bir sorun olarak ölçülüyor; telkinle anı çıkarma ise ayrı bir risk taşıyor.

Açılış sahnesi

Mersin'de, denize bakan bir evin çalışma odası. Hatice otuz yıldır yeminli Almanca tercüman; bu kış bir yayınevi için Freud'un erken yazılarından bir seçki çeviriyor. Masada iki fotokopi var: biri 1896 tarihli bir konferans metni, öteki on yıl sonra yazılmış kısa bir makale. Selim emekli bir banka şefi; elinde bir haftalık dergi, kapakta iri harflerle "Freud kurbanlara inanmadı" yazıyor.

"Bak," diyor Selim, dergiyi masaya bırakarak. "Adam önce dinlemiş, sonra 'uyduruyorlar' demiş. Senin çevirdiğin bu mu?"

Hatice 1906 tarihli fotokopiyi çeviriyor ve kurşunkalemle altını çizdiği bir parantezi gösteriyor: "sonst nicht anzuzweifelnden". "Burada 'aksi hâlde kuşku duyulamayacak olaylar' diyor," diyor. "Kendi hatasını anlatırken olayların kendisini parantez içinde koruyor."

Selim dergiyi yeniden eline alıyor. "O zaman bu başlık ne?"

"Başlık bir şey," diyor Hatice. "Metin başka bir şey. İkisinin arasında doksan yıllık bir kavga var."

Hatice'nin masası da Selim'in dergisi de uydurma; masadaki iki Almanca cümle ise gerçek, ve bu ders onların arasındaki mesafeyi ölçüyor.

Bu derste ne olacak

Freud'un 1890'ların ortasında histerinin kaynağına dair kurduğu bir açıklama bu dersin konusu. Önce o açıklamanın içeriğini 1896'da Viyana'da okunan konferans metninden kuracağız: neyi ileri sürdüğünü, kaç hastaya dayandığını, hangi zamansal mekanizmayla çalıştığını. Sonra Freud'un açıklamaya olan güvenini kaybettiğini ilk kez dile getirdiği özel mektuba ve bunu kamuya açtığı 1906 makalesine geçeceğiz.

Usta katmanında 1984'te başlayan bir kavgayı ve bugün çocukluk istismarının yaygınlığı üzerine bilinenleri ele alacağız. Konu ağır; ders hiçbir sahne anlatmıyor, metinleri ve tartışmayı aktarıyor.

Sıfır noktası

Almanca "Verführung" sözcüğü Türkçeye çoğunlukla "baştan çıkarma" diye geçer ve bu çeviri bir yanılgıyı davet eder: sanki iki eşit taraf ve bir rıza varmış gibi. Freud'un 1896 metninde anlatılanlar ise yetişkinlerin ya da daha büyük çocukların küçük çocuklara yönelik cinsel eylemleridir. Bugünkü dilde bunun adı çocukluk çağı cinsel istismarıdır; ders kuram için Freud'un adını, olaylar için bugünün adını kullanacak.

Yaygın yanlış"Baştan çıkarma kuramı, çocukların yetişkinleri ayarttığını söyleyen kuramdır."
Doğrusu

Adın Türkçesi bu okumaya kapı aralıyor, ama 1896 metninde eylemi gerçekleştiren yetişkin ya da daha büyük bir çocuktur. Freud ilk grubu anlatırken çocuğun rızasının söz konusu olmadığını ve olayın ilk etkisinin dehşet olduğunu kendisi yazar.

Mekanizma

1896: Nil'in kaynağı

Freud kuramı 1896'da üç yazıda ortaya koydu; en ayrıntılısı bir konferanstır. Freud 21 Nisan 1896'da Viyana'daki Psikiyatri ve Nöroloji Derneği'nde (Verein für Psychiatrie und Neurologie) "Zur Ätiologie der Hysterie" (Histerinin nedenbilimi üzerine) başlıklı bir konuşma yaptı; metin aynı yıl basıldı.

Konuşma, belirtiden onu doğuran sahneye doğru giden anı zincirlerini izler. Freud zincirlerin önce ergenlik çağındaki yaşantılara vardığını, bunlar belirtiyi açıklamaya yetmeyince daha erken bir katmana, ilk çocukluğa ulaşıldığını anlatır. Bu buluşu "caput Nili der Neuropathologie", yani nöropatolojinin Nil'inin kaynağı diye adlandırır.

Freud'un Fliess'e yazdığı bir mektuptan bilinen bir ayrıntı, toplantıya başkanlık eden Richard von Krafft-Ebing'in konuşmayı "kulağa bilimsel bir masal gibi geliyor" diye karşıladığıdır. Freud metinde bu itirazı önceden görür: sonraki analizlerin sonucu değiştirebileceğini kabul eder, ama on sekiz vakanın seçilmediğini, analiz edebildiği bütün hastalar olduğunu hatırlatır.

Gecikerek etki eden anı

Kuramın en özgün parçası zamanla ilgilidir. Freud'a göre erken çocuklukta yaşanan deneyim o anda belirti doğurmaz; ergenlikle birlikte yeni bir yaşantı eski anıyı uyandırır ve bilinçdışında kalan anı, olayın kendisinden daha güçlü bir etki yaratır. Freud konferansta savunmanın, bastırılmak istenen bir tasarımı ancak kişide bu tür bilinçdışı çocukluk anıları bulunduğunda bilinçten uzaklaştırabildiğini yazar; savunma kavramının ilk biçimini M02-D04 anlattı.

Konferansın bir başka paragrafı sonraki tartışmaları belirledi. Freud hastaların bu sahneleri hatırlamaya direndiğini, yeniden yaşarken utandığını ve sonra da onlara inanmadığını, başka unutulmuş şeylerde olduğu gibi bir "Erinnerungsgefühl" (hatırlama duygusu) yaşamadıklarını söylediklerini yazar. Freud bu inanmayışı sahnelerin gerçekliğine kanıt sayar. Yıllar sonra aynı metnin yeni bir baskısına bir dipnot ekleyecek ve o dönemde gerçekliği abarttığını, fanteziyi küçümsediğini yazacaktı.

21 Eylül 1897: "Neurotica"

Freud kuramı bir buçuk yıl kadar savundu. 21 Eylül 1897'de Berlin'deki dostu, kulak burun boğaz hekimi Wilhelm Fliess'e uzun bir mektup yazdı ve bir sırrı açtı: "Ich glaube an meine Neurotica nicht mehr", yani nevroz kuramıma artık inanmıyorum.

Mektup gerekçeleri sıralar. Freud tek bir analizi bile gerçek bir sona ulaştıramadığını, bir süre analize en çok bağlanmış hastaların ayrıldığını yazar. Bütün vakalarda, kendi babası da dahil, babanın suçlanması gerektiğini görmenin şaşkınlığını anlatır; istismar bu kadar yaygınsa histeriden çok daha sık olması gerekeceğini ekler. Bilinçdışında gerçekliğe dair bir işaret bulunmadığını, bu yüzden gerçek ile duyguyla yüklenmiş bir kurgu arasında ayrım yapılamayacağını söyler. Son olarak en derin psikozlarda bile bilinçdışı anının açığa çıkmadığını kaydeder.

Mektubun tonu da dikkat çeker: Freud, İncil'deki bir deyimle, bunu Dan'da anlatmayacağını yazar ve bir yenilgiden çok bir zafer duygusu taşıdığını ekler.

Yaygın yanlış"Freud 1897'den sonra çocukluk istismarının gerçek olmadığını savundu."
Doğrusu

Freud'un geri aldığı şey istismarın her histeri vakasının nedeni olduğu genellemesiydi. 1906 makalesinde olayları "aksi hâlde kuşku duyulamayacak" diye niteler; sıklığını abarttığını ve hastaların anılarını fanteziden ayıramadığını yazar. Bu düzeltme yetersiz bulunabilir; istismarın varlığını inkâr eden bir cümleyse metinde yok.

Fanteziye ve Oidipus'a dönüş

Mektuptan üç hafta sonra, 15 Ekim 1897'de, Freud Fliess'e yeni bir şey yazdı. Kendi durumunda da anneye âşık olmayı ve babayı kıskanmayı bulduğunu, bunu artık erken çocukluğun evrensel bir olayı saydığını söyledi ve Sofokles'in Kral Oidipus'unun seyirci üzerindeki gücünü buna bağladı. Bu fikrin kendi kendini çözümleme içinde nasıl doğduğu bir sonraki dersin alanına giriyor; Oidipus kompleksinin Freud'daki biçimi ise M05-D04'ün konusu.

Bu dönüşle birlikte açıklamanın ağırlığı dış olaydan çocuğun iç dünyasına kaydı. 1906 makalesi bunu şöyle özetler: "çocukluk cinsel travmaları" bir anlamda "cinselliğin çocuksuluğu" ile yer değiştirdi. Soru artık kişinin çocukken ne yaşadığından çok o yaşantılara nasıl tepki verdiğiydi.

Bu dönüşün bir bedeli olduğu sonradan yazıldı. Psikanalizin içinden gelen bir eleştiri, alanın gerçek ensest yaşantılarını on yıllarca Oidipus kuramının içinden okuduğunu ve bu çocukların klinik tablosunu betimlemeyi kaçırdığını savundu; başlığını, klasik kitaplarda okuru Oidipus kompleksine yönlendiren "ensest" dizin satırından aldı (Simon, 1992).

Usta katmanı

1984: Masson'ın suçlaması

Fliess mektuplarının tam İngilizce baskısını hazırlayan Jeffrey Moussaieff Masson, 1984'te The Assault on Truth (Hakikate saldırı) adlı kitabı yayımladı. Tezi, Freud'un istismar anlatılarını önce ciddiye aldığı, sonra meslektaşlarının tepkisi karşısında geri adım atıp onları fanteziye çevirdiği ve böylece hastalarına ihanet ettiğiydi. Kitap Freud'un vazgeçişini bir ahlak sorusuna dönüştürdü.

Tartışma iki yandan da sürdü. Bir psikanalist, kuramın pek çok okurca çocuk istismarının sıklığına dair bir cümle gibi okunduğunu, oysa yetişkin ruhsal bozukluğunun özgül nedenine dair bir iddia olduğunu ve Freud'un onu kendi koyduğu yanlışlama koşulları gerçekleşince bıraktığını savundu (Eissler, 1993). Fransız psikanalist Jean Laplanche ise kurama başka bir yönden döndü: yetişkinin bilinçdışı cinselliğinin bakım ilişkisi içinde çocuğa ulaşmasını insan öznesinin kurucu durumu saydı ve buna "genel baştan çıkarma kuramı" dedi (Fletcher, 2007). Ferenczi'nin 1932'de yazdığı, yetişkin ile çocuğun dilinin karıştığını anlatan makale ise ayrı bir halkadır ve M14-D03'te ele alınacak.

Bugün ne biliniyor

Freud'un kuramı ile çocukluk istismarının gerçekliği aynı soru sayılmamalı. Kuram histerinin özgül nedenine dair bir açıklamaydı ve kurucusu onu geri aldı. İstismar ise gerçektir; bugün dünyanın her bölgesinde ölçülen, ciddiye alınması gereken bir halk sağlığı sorunudur.

Bir ikinci gerçek de aynı ağırlıkla söylenmeli. Terapide "bastırılmış anıyı ortaya çıkarma" iddiasıyla yürüyen telkinci yöntemler, hiç yaşanmamış olayların canlı biçimde hatırlanmasına yol açabilir; deneyleri Temel Psikoloji'nin yanlış anılar dersi (M08-D07), geri dönen anılara dair kanıtı aynı akademinin M08-D09 dersi işledi. Biri ötekini geçersiz kılmaz: istismar yaygındır ve anlatıldığında ciddiye alınır, bir anıyı telkinle çıkarmaya çalışmak ise hem anlatana hem gerçeğe zarar verebilir. Bu iki gerçeğin 1990'larda birbirine karşı kullanılışı M20-D08'in konusu.

Yaygın yanlış"1896 konferansı büyük bir skandal yarattı ve Freud bu yüzden Viyana tıp çevresinden dışlandı."
Doğrusu

Krafft-Ebing'in "bilimsel masal" sözü soğuk bir karşılamayı gösterir. Ama bu anlatıyı sınayan tarih araştırması, erken yazıların akıl dışı bir düşmanlıkla karşılandığı fikrini desteklemiyor; vazgeçişi meslek baskısına bağlayan açıklama bu yüzden tartışmalı kalıyor.

Güvenlik notu

Bu derste çocukluk çağı istismarından söz edildi ve bu konu bazı okurlarda kendi geçmişine ya da yakınlarının geçmişine dair ağır duygular uyandırabilir. Böyle bir şey yaşıyorsan okumaya ara vermek ve sana iyi gelen birine haber vermek yerinde olur. İstismar yaşamış bir kişi, ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, güvendiği bir yakınla konuşabilir, bir ruh sağlığı uzmanından ya da bir sağlık kuruluşundan destek isteyebilir. Bir çocuğun şu anda tehlikede olduğunu düşünüyorsan, resmî çocuk koruma birimlerine ya da kolluk kuvvetlerine başvurmak çocuğu korumanın yoludur. Yaşananın sorumluluğu hiçbir koşulda o yaşantıyı geçiren kişide değildir. Bu ders bir tanı aracı değildir; kendi geçmişini bu metinden yola çıkarak yorumlamaya çalışma, bir uzmanla konuş.

Kanıtın sınırı

Kurucu metne dayanan kartlar Freud'un neyi ne zaman ileri sürdüğünü ve vazgeçişine hangi gerekçeleri yazdığını gösteriyor; iç gerekçelerini göstermiyor. 21 Eylül 1897 mektubundaki gerekçelerin hangisinin belirleyici olduğu, kişisel yasın, kendi kendini çözümlemenin ya da mesleki kaygının ne ölçüde payı bulunduğu bugün de tartışılıyor ve yalnız mektuplardan bilinemez. Hastaların gerçekte ne anlattığına dair elde yalnız Freud'un birbirinden ayrılan anlatımları var.

Bugünkü araştırmanın da kendi sınırı var. Stoltenborgh ve arkadaşlarının meta-analizi istismarın yaygınlığını ölçüyor, Freud'un nedensellik iddiasını sınamıyor; istismar ile sonraki ruhsal güçlükler arasındaki ilişki ayrı ve geniş bir araştırma alanıdır ve bu ilişki histerinin tek nedenine dair 1896 tezini doğrulamaz. Oranlar ülkeye, ölçüm aracına ve tanıma göre değişiyor; en düşük oranların bulunduğu bölgelerde bunun gerçek bir fark mı, söylemenin zorluğu mu olduğu bilinmiyor. Freud'un vakaları Viyana'nın varlıklı ailelerinden gelen az sayıda kişiydi; o tablonun başka toplumlara ve başka sınıflara genellenmesi zaten mümkün değildi.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud 1896'da histerinin temelinde, analizle yeniden kurulan erken çocukluk istismarı deneyimleri bulunduğunu ileri sürdü ve bunu on sekiz vakanın hepsinde gördüğünü yazdı; bağımsız doğrulama yalnız ikisinde vardı.

Kuramın çekirdeği zamansaldı: anı, ergenlikten sonra uyandığında etki ediyordu. Schimek'e göre sahneler çoğunlukla hastanın anlatısından çok Freud'un yorumundan geliyordu.

Freud vazgeçişini 1897'de Fliess'e, 1906'da kamuya açıkladı; olayların sıklığını abarttığını söyledi, varlıklarını inkâr etmedi. Ağırlık fanteziye, çocuk cinselliğine ve Oidipus'a kaydı.

Masson'ın ihanet tezi tartışmayı ahlaka taşıdı. İstismar bugün küresel ölçekte ciddi bir sorun olarak ölçülüyor; telkinle anı çıkarma ise ayrı bir risk taşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu dersin belirleyici kararı yayımlanmış bir makaleden önce özel bir mektupta okundu, Oidipus fikrinin ilk izi de aynı yazışmadaydı. Freud Berlin'deki bir hekime on yıldan uzun süre yazdı; vakalarını, taslak kuramlarını ve kendi rüyalarını bu mektuplarda tartıştı. M02-D07, "Fliess mektupları ve öz-analiz" başlığıyla, bir kuramın hangi adımlarla şekillendiğinin bu yazışmada nasıl kayda geçtiğini ve Freud'un kendi anılarına çevirdiği çözümlemenin o süreçteki payını soracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.