M02-D01
Nörolog Freud
Freud'un nöroloji ve nöroanatomi çalışmalarını ve bu eğitimin sonraki kuramına bıraktığı izleri açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M02, Hipnozdan konuşma kürüne · 3.077 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikanalizin kurucusu yirmi yıla yakın bir süre yılan balıkları, kerevit sinir hücreleri, kokainin etkileri, çocuk felçleri ve afazi üzerine çalıştı. Agnozi terimi ve serebral palsi kategorisi bugün de kullanılıyor.
Lokal anestezinin buluşu Koller'e ait; Freud'un kokain derlemesi bu buluşun yakınında durdu ama onu yapmadı.
1891 tarihli afazi kitabı, dil işlevlerini ayrı merkezlere dağıtan şemaları eleştirdi ve ruhsalı fizyolojik süreçlerin koşut bir eşlikçisi olarak gördü. Bu kitap kimi tarihçilere göre beyin biliminden bir kopuşun, kimilerine göre onun içinden geçen bir yolun başlangıcıdır.
Açılış sahnesi
İzmir'de bir eğitim hastanesinin çocuk nörolojisi servisi, gece yarısını geçmiş. Emre asistan odasında serebral palsi üzerine bir derleme okuyor; nöbetin sakin saatlerinde yetişmesi gereken bir seminer var. Kaynakçada bir satırda durakladı: "Freud, 1897." Yanındaki koltukta Leyla oturuyor. Dil ve konuşma terapisti, ertesi sabah inme geçirmiş bir hastayla ilk seansını yapacak ve afazi ders kitabındaki notlarını tazeliyor.
"Bu bizim Freud mu?" diye soruyor Emre, ekranı çevirerek. "Rüyalar, divan, o Freud?"
Leyla kitabını açık tutuyor. "Bende de var. Nesneleri göremediği için değil, tanıyamadığı için adlandıramayan hastalara agnozi diyoruz ya. Kelimeyi ilk öneren oymuş."
İkisi de bir an, aynı adamın iki ayrı kitapta iki ayrı kimlikle durduğunu düşünüyor.
Leyla ile Emre'nin nöbet odası hayal ürünü; Emre'nin dipnotundaki yıl ve Leyla'nın kitabındaki terim ise arşivde duruyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders yeni bir modülü açıyor. M02, psikanalizin bir yöntem olarak nasıl ortaya çıktığını izleyecek: bir nörologun Paris'te hipnoz gösterilerini izlemesinden, Breuer'le birlikte yürüttüğü vakalardan, hastaların konuşmasına kulak verilen odalardan ve sonunda baştan çıkarma kuramının bırakılmasından geçecek.
Önce başlangıç noktası: Freud psikanalizi kurmadan önce yaklaşık yirmi yıl boyunca sinir sistemiyle uğraştı. Bu derste o yılların işlerini sırayla açacağız: Trieste'de yılan balıkları, Viyana'da mikroskop altında sinir hücreleri, kokain üzerine bir makale ve kaçırılan bir buluş, çocuk felçleri üzerine klinik monografiler, en sonunda da afazi üzerine bir kitap. Her durakta Freud'un ne yaptığını ve bugün o işin nasıl değerlendirildiğini ayrı tutacağız. Dersin sonunda bu eğitimin sonraki kurama bıraktığı izlere geçeceğiz.
Sıfır noktası
Freud'un tıp fakültesine girişini, Brücke'nin laboratuvarından hastaneye geçişini ve maaşsız doçentlik unvanının kurama etkisini M01-D03 anlatmıştı. Burada o çerçevenin içini dolduruyoruz: laboratuvarda ve klinikte tam olarak ne yapıldı?
Nöroloji, Freud'un gençliğinde hızla değişen bir alandı. Yeni boyama teknikleri sinir dokusunu görünür kılıyor, klinikte belirti ölüm sonrasında bulunan beyin hasarıyla eşleştiriliyordu. Broca'nın ve Wernicke'nin dil bozukluklarını beyin bölgelerine bağlayan çalışmaları bu eşleştirme yönteminin en ünlü örnekleriydi; ikisini de Temel Psikoloji'nin hasar ve ünlü vakalar dersinde (M04-D06) görmüştük, orada afazinin tanımı da yapılmıştı.
Yaygın yanlış"Freud tıbbı yarım bırakmış, bilimle bağı zayıf bir düşünürdü."
Freud yaklaşık yirmi yıl boyunca sinir dokusu üzerine yayın yapan, nöropatoloji alanında üniversitede ders verme hakkı kazanmış bir hekimdi. 1891'de yayımlanan afazi kitabının kapak sayfasında unvanı "nöropatoloji özel doçenti" olarak yazılıdır. Psikanalizin bilimsel durumu M01-D06'nın tartışmasıydı; kurucunun eğitimi ise belgelerle sabit.
Mekanizma
Trieste'den mikroskoba
Freud'un ilk araştırma deneyimi bir deniz kıyısında başladı. 1876'da, öğrencisi olduğu zoolog Carl Claus'un Trieste'deki araştırma istasyonuna gönderildi. Görevi, Polonyalı zoolog Szymon Syrski'nin Avrupa yılan balığının uzun zamandır aranan erkek üreme organını bulduğu iddiasını sınamaktı. Yüzlerce yılan balığını kesip inceledi ve kesin bir sonuca varamadı.
Ardından Ernst Brücke'nin fizyoloji enstitüsüne geçti. Burada ilkel bir omurgalı olan taşemen balığının (Petromyzon) ve bir eklembacaklı olan kerevitin sinir hücreleri üzerinde çalıştı. Soru şuydu: Sinir sisteminin yapı taşları omurgalılarda ve omurgasızlarda aynı mı? Sinir dokusunun ayrı hücrelerden mi, kesintisiz bir ağdan mı oluştuğu da henüz tartışılıyordu.
Sinir hücresinin kendisini Terapi Akademisi S01-P01-D02'de tanımlamıştık; burada sorulan, o hücrenin ayrı bir birim olup olmadığıdır. Freud'un kerevit çalışmaları bu öğreti adını almadan önce yapıldı. Bugün ona "nöron öğretisinin kurucularından" diyenler de var, bu katkıyı daha mütevazı bulanlar da.
Kokain: bir buluşun kıyısında
1884'te Freud, Centralblatt für die gesammte Therapie dergisinde "Über Coca" adlı bir derleme yayımladı. Makale koka bitkisinin tarihini, kokainin insanda ve hayvanda gözlenen etkilerini ve olası tedavi kullanımlarını topluyordu. Freud maddenin yorgunluğu giderici ve ruh hâlini yükseltici etkisiyle ilgileniyordu; uyuşturucu etkisini de not etmişti.
Aynı yıl, Viyana Genel Hastanesi'nde çalışan göz hekimi Carl Koller kokaini göz yüzeyine damlatıp ağrısız göz ameliyatı yapılabileceğini gösterdi ve sonucu Heidelberg'deki bir göz hekimleri toplantısında duyurdu. Lokal anestezi bu duyuruyla dünyaya yayıldı.
Freud 1925 tarihli yaşam öyküsünde (M01-D03'te kart olarak okuduğumuz metin) kokain hikâyesine döner ve gençken ünlü olamamasının, şakayla, nişanlısının suçu olduğunu yazar: Çalışmayı yarım bırakıp onu ziyarete gitmişti.
Bu dönemin daha karanlık bir sayfası da var. Freud kokaini, bir yaralanmanın ardından morfin bağımlılığına düşmüş hocası ve dostu fizyolog Ernst von Fleischl-Marxow'a morfinden kurtulmanın bir yolu olarak önerdi. Deneme umulan sonucu vermedi; Fleischl-Marxow 1891'de öldü. Burada önerinin ne olduğunu ve nasıl sonuçlandığını aktarmakla yetiniyoruz; tarihsel kişilere geriye dönük tanı koymuyoruz.
Yaygın yanlış"Lokal anesteziyi Freud buldu."
Freud kokainin uyuşturucu etkisini not etti, ama bunu ameliyatta ağrıyı önlemek için kullanma fikrini sınayan ve gösteren Koller'dir. Freud'un kendisi de 1925'te bu payı Koller'e bırakır. Yaygın anlatı, sonradan ünlenen adamın adını önceki bir buluşa yapıştırma eğiliminin bir örneği.
Klinikteki nörolog: çocuk felçleri
1885'te özel doçentlik unvanını aldıktan sonra Freud'un nörolojideki işi laboratuvardan kliniğe kaydı. Muayenehanesinin yanında çocuk hastalar da gördü ve 1890'larda çocuklarda beyin kaynaklı felçler üzerine monografiler yayımladı. Bunların en kapsamlısı 1897 tarihlidir.
Bu çalışmalarda Freud tek tek hastalık tablolarını tarif etmekle kalmadı, bebeklik ve çocuklukta beyinden kaynaklanan hareket bozukluklarını tek bir klinik kategori altında topladı. Tarihçilere göre terimi geçici bir çatı sayıyordu; terim ise kaldı.
Afazi kitabı: merkezlere kuşku
1891'de Viyana ve Leipzig'de Franz Deuticke yayınevi Freud'un ilk kitabını bastı: Zur Auffassung der Aphasien. Eine kritische Studie (Afazilerin kavranışı üzerine: eleştirel bir inceleme). Kitap Josef Breuer'e "dostça saygıyla" ithaf edilmişti. İlk sayfada Freud yeni gözlemi olmadığını, Wernicke, Lichtheim, Hughlings Jackson ve Charcot gibi adların biriktirdiği bilgiyi yeniden düşüneceğini söyler.
Freud'un hedefi bu ilkenin dil alanındaki uygulamasıydı. Wernicke ve Lichtheim, dil işlevlerini birbirine yollarla bağlanan ayrı merkezlere dağıtan şemalar çizmişti. Bu şemalara göre merkezler sağlam kalıp aradaki yol hasar görürse ayrı bir afazi türü doğmalıydı. Freud, şemanın öngördüğü bazı türlerin klinikte hiç görülmediğini, görülenlerin de merkezlerin ayrı olduğu varsayımı olmadan açıklanabileceğini savundu.
Kitabın bugün en çok yaşayan katkısı küçük bir ad önerisidir.
Aynı kitapta Freud, bir sözcüğün anlamını nasıl kazandığına dair bir şema çizdi. Sözcük, işitilen ses imgesinden, konuşma hareketinin imgesinden, okuma ve yazma imgelerinden kurulu kapalı bir bütündü. Nesne ise görme, dokunma ve işitme izlenimlerinden oluşan, sonuna kadar kapanmayan açık bir bütündü. İkisi ses imgesi üzerinden birbirine bağlanıyordu.
Yaygın yanlış"Afazi kitabı psikanalizin ilk kitabıdır."
Kitap bir nöroloji monografisidir: Konusu beyin hasarından sonra dilin bozulmasıdır, ne bastırmadan ne bilinçdışından söz eder. Sonraki kavramlara taşınan bazı fikirler içerir, ama onu psikanalizin başlangıcı saymak sonradan bilinen sonucu geriye yansıtmaktır. Psikanalizin doğuşu bu modülün ilerleyen derslerinde, hastalarla yapılan çalışmalardan izlenecek.
Usta katmanı
Nörolojiden psikolojiye: kopuş mu, geçiş mi?
Afazi kitabı uzun süre Freud'un beyni bırakıp zihne yöneldiği an olarak okundu. Son yıllarda bazı tarihçiler bu okumayı tersine çevirdi.
Freud kitapta ruhsal olanı fizyolojik zincire eşlik eden koşut bir süreç, İngilizce deyişle "bağımlı bir eşlikçi" (a dependent concomitant) olarak tanımlar ve bu noktada Hughlings Jackson'ın fiziksel ile ruhsalı karıştırmama uyarısına dayanır.
Aynı kitapta bir pasaj daha var. Afazili hastaların bazen yalnız tek bir cümleyi söyleyebildiğini anlatırken Freud, bir kavgada başına darbe alan ve yalnızca "I want protection" diyebilen bir adamı anar. Sonra kendi deneyimine geçer: İki kez kendini ölüm tehlikesinde sandığını, ikisinde de "Jetzt ist's aus mit dir" (Artık işin bitti) diye düşündüğünü, bu sözcükleri sanki kulağına haykırılıyormuş gibi duyduğunu yazar. Açıklaması, büyük bir iç uyarılma anında oluşan izlenimin yoğunluğu yüzünden kalıcı olduğudur. Duygusal yoğunluk ile kalıcılık arasındaki bu bağ, sonraki kuramda başka biçimlerde geri dönecek.
Sonraki kurama kalan izler
Tarihçiler bu eğitimin izleri konusunda büyük ölçüde anlaşıyor, her izin ağırlığında ayrılıyor. Brücke laboratuvarı ona canlı süreçleri kuvvetler ve enerjiyle açıklayan bir dil verdi; bu dil sonraki metapsikolojinin ekonomik bakış açısında yeniden görünür. Nicelik ve uyarılma toplamı gibi kavramlar 1895'te yazıp yayımlamadığı nörolojik zihin modelinde doruğa ulaşacak; o metni M02-D08 ayrıca ele alacak. Yerelleştirmeye kuşku ise ruhsal bir belirtinin bir beyin bölgesine indirgenemeyeceği düşüncesine zemin hazırladı. Sözcük ve nesne tasarımı ayrımı da yıllar sonra bilinçdışı düşüncenin tarifine taşındı.
Kanıtın sınırı
Bu dersin kartlarının hiçbiri psikanalitik bir kavramı sınamıyor; Freud'un ne yaptığını ve yaptığının bugün nasıl okunduğunu gösteriyorlar.
En büyük sınır, "iz" kelimesinin kendisinde. Bir kişinin gençlikteki eğitimiyle sonraki fikirleri arasında benzerlik görmek kolay, bu benzerliğin bir neden olduğunu göstermek zor. Enerji dili hem Brücke'nin laboratuvarında hem de dönemin bütün fizyolojisinde vardı; Freud'un onu yalnız laboratuvardan aldığını söylemek bir genellemedir. Kopuş ve geçiş okumaları arasındaki tartışma da benzer biçimde metin yorumuna dayanıyor ve tekrarlanabilir bir deneyle çözülemez.
İkinci sınır kaynakların kendisiyle ilgili. Freud'un nöroloji yıllarına dair anlatının önemli bir kısmı onun 1925 tarihli kendi yaşam öyküsünden geliyor; orada bir yazarın kendi geçmişini sonradan düzenlemesi kaçınılmaz. Kokain bölümünün bazı ayrıntıları bilinmiyor. Bu dersteki hasta örnekleri de bir uyarı taşıyor: Freud'un afazi gözlemleri büyük ölçüde başkalarının Avrupalı hastalarına dayanıyordu ve bugünkü afazi araştırmasının çok dilli, farklı kültürlerden hastalarla genişlettiği bilgi o kitabın ufkunun dışındaydı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikanalizin kurucusu yirmi yıla yakın bir süre yılan balıkları, kerevit sinir hücreleri, kokainin etkileri, çocuk felçleri ve afazi üzerine çalıştı. Agnozi terimi ve serebral palsi kategorisi bugün de kullanılıyor.
Lokal anestezinin buluşu Koller'e ait; Freud'un kokain derlemesi bu buluşun yakınında durdu ama onu yapmadı.
1891 tarihli afazi kitabı, dil işlevlerini ayrı merkezlere dağıtan şemaları eleştirdi ve ruhsalı fizyolojik süreçlerin koşut bir eşlikçisi olarak gördü. Bu kitap kimi tarihçilere göre beyin biliminden bir kopuşun, kimilerine göre onun içinden geçen bir yolun başlangıcıdır.
Sonraki derse köprü
Afazi kitabının ilk sayfasında, Freud'un eleştirmeye giriştiği büyük adların arasında bir Fransız nörolog da sayılıyordu. Charcot o sırada Freud için bir kaynak adından fazlasıydı: 1885'te Paris'e giden genç nörolog onun Salpêtrière'deki derslerinde hipnoz altında belirti çıkarıp kaybettiren gösterileri izlemişti. Bu gösterilerin nasıl kurulduğunu ve Freud'un Viyana'ya dönerken yanında hangi fikirleri götürdüğünü "Charcot ve histeri" dersi (M02-D02) belgeleriyle sorgulayacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.