M01-D08
Psikanalizin ekolleri: bir harita
Freud'dan bugüne başlıca psikanalitik ekolleri bir zaman çizelgesi ve soy ağacı üzerinde yerleştirir.
Psikanaliz Akademisi — M01, Psikanalize giriş · 3.071 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikanalizin dalları fikir kadar kurumla da çizilir. Kimin kimin divanında yetiştiği, hangi derneğe kabul edildiği ve hangi adı taşıyabileceği, ekollerin sınırını kavramlar kadar belirledi.
İlk kopuşlar Freud yaşarken geldi ve sınırı ilk kez kurucunun kendi tarih anlatısı çizdi. Göçten sonra Londra'daki dernek üç grupla bir arada kalmayı seçti, Amerika'da ego psikolojisi uzun bir egemenlik kurdu; Paris ve Buenos Aires merkezin dışında da güçlü dallar büyüdüğünü gösterdi.
Haritanın şekli, onu çizenin durduğu yere bağlı. Wallerstein ortak zemini seans odasında aradı; tarihçiler kurucunun dönüm noktalarının yanına yenilerini koydu. Bir ekolü okurken onun hangi tür belgeyi biriktirdiğine de bak.
Açılış sahnesi
Ekim sonu bir öğleden sonra, Eskişehir'de paylaşılan bir öğrenci evi. Serdar salondaki halıya büyük bir karton sermiş, babaannesinin doksanıncı yaş günü için aile ağacını çiziyor: köyden kente göçen dallar, Almanya'ya giden bir amca, adı yalnız bir mezar taşından bilinen bir büyük dede. Gülay psikoloji son sınıfta ve kanepenin üstünde yarım düzine kitap var; kapaklarında Freud, Jung, Klein, Lacan, Kohut ve bir de "ilişkisel psikanaliz" yazıyor.
"Bunların hepsi psikanaliz mi?" diye soruyor Serdar. "O zaman bunlar da bir aile. Kâğıt bende, çizelim."
Gülay bir kitabı eline alıp arka kapağını okuyor. "Senin ağacında kimse ailesini seçmedi. Buradakilerin bir kısmı bilerek kapıyı çarpıp çıktı, bir kısmı kovuldu, bir kısmı da aynı evde ayrı odalara çekildi."
Gülay ile Serdar'ı ve o kartonu bu sayfa için icat ettik; Gülay'ın itirazı ise psikanaliz tarihini çizmeye kalkan herkesin karşısına çıkıyor.
Bu derste ne olacak
M01-D07'de bir iddiayı tartmak için bir terazi kurmuştuk ve iddiaların tek bir kişiden çıkmadığını görmüştük. Bu derste terazinin üzerine konacak geleneklerin yerini işaretleyeceğiz. Freud'un çevresindeki ilk halkadan başlayıp Londra'ya, New York'a, Paris'e ve Buenos Aires'e dağılan dalları zaman sırasıyla izleyeceğiz. Her dalın yanına, akademide onu ayrıntısıyla işleyecek modülün kodunu yazacağız.
Kavramların kendisi ileride gelecek; burada her ekol bir iki cümleyle konumlanacak. Usta katmanında haritayı kimin çizdiği sorusuna döneceğiz: Freud'un kendi tarih anlatısı, bir başkanın ortak zemin arayışı ve bir tarihçinin arşivden çıkardığı farklı bir dönüm noktası. Son olarak D07'nin bıraktığı soruyu cevaplayacağız: Ekollerin her biri vaka, kuram ve deneyden hangisine ağırlık veriyor?
Sıfır noktası
Bir aile ağacında çizgiler doğumu gösterir. Psikanalizin ağacında ise çizgiler iki ayrı şeyi gösterebilir: bir fikrin kimden alındığını ve bir analistin kimin divanında yetiştiğini. İkincisi çoğu zaman birincisinden daha kalıcı bir iz bırakır.
Yaygın yanlış"Psikanaliz tek bir öğretidir; Freud ne yazdıysa psikanaliz odur."
Freud yaşarken bile psikanalizin sınırları tartışmalıydı ve onun ölümünden sonra gelenek birçok kola ayrıldı. Bugün kendine psikanalitik diyen ekoller bilinçdışı süreçlere, aktarıma ve iç çatışmaya önem verme konusunda buluşur; gelişim, tedavi tekniği ve zihnin yapısı konusunda ise birbirinden belirgin biçimde ayrılır. "Psikanalize göre" diye başlayan bir cümle duyduğunda, hangi ekolün psikanalizini kastettiğini sormak gerekir.
Mekanizma
İlk halka ve ilk kopuşlar
Freud'un çevresi önce Viyana'da küçük bir tartışma grubu olarak toplandı, sonra uluslararası bir örgüte dönüştü. Uluslararası Psikanaliz Derneği (International Psychoanalytical Association, IPA) 1910'da Nürnberg'deki ikinci kongrede kuruldu ve ilk başkanı Carl Gustav Jung oldu. Ertesi yıl New York'taki grup Amerikan Psikanaliz Derneği adıyla örgüte katıldı.
Örgütün ilk yılları ayrılıklarla geçti. Alfred Adler, Şubat 1911'de bir grup taraftarıyla birlikte Viyana Psikanaliz Derneği'nden çekildi ve kendi yaklaşımına bireysel psikoloji adını verdi. Jung ile Freud arasındaki yakınlık 1913'te koptu; Jung 1914'te IPA üyeliğinden ve onunla birlikte başkanlıktan çekildi. Ayrıntısı M10 ve M14'te.
Jung'la gerilim büyürken Ernest Jones 1912 yazında Freud'a gizli bir komite önerdi: kuramın çekirdeğini korumayı üstlenecek küçük, güvenilir bir halka. Freud fikri benimsedi ve 1913'te üyelere üzerinde Yunan oyması taş bulunan altın yüzükler verdi. Halkada Jones'un yanında Ferenczi, Rank, Abraham ve Sachs vardı, Eitingon da sonradan halkada yer aldı. Komite, psikanalizin ilk yıllarından itibaren sınırlarını koruyan bir kurum olduğunu da gösteriyor. Rank'ın 1920'lerin ortasında halkadan uzaklaşması, iç çemberin de dağılabildiğini gösterdi.
Freud ayrılıklara kendi tarih anlatısıyla cevap verdi.
Göç, savaş ve Londra'daki uzlaşma
1930'larda Nazi rejimi Orta Avrupa'daki psikanalitik toplulukları dağıttı; analistlerin çoğu Yahudi'ydi ve Berlin'den, Viyana'dan, Budapeşte'den göç etmek zorunda kaldılar. Freud 1938'de ailesiyle Londra'ya yerleşti. Böylece psikanalizin ağırlık merkezi Londra'ya ve Amerika'ya kaydı.
Londra'da Britanya Psikanaliz Derneği'nin içinde Melanie Klein'ın çocuk analizine dayanan görüşleriyle Anna Freud'un görüşleri karşı karşıya geldi. Ekim 1942'den 1944 baharına kadar süren ve "Tartışmalı Görüşmeler" (Controversial Discussions) diye anılan toplantılar dizisinde iki tarafın görüşlerinin aynı dernekte bir arada yaşayıp yaşayamayacağı tartışıldı. Dernek bölünmedi. Kasım 1946'da iki paralel eğitim kursu resmileşti ve savaş sonrasında üç grup belirginleşti: Kleincılar, Anna Freud'u izleyenler ve hiçbir tarafa katılmayan Orta Grup (sonradan Bağımsızlar). Bugün bu gruplar Kleincı, Bağımsız ve Çağdaş Freudcu adlarını taşıyor. Klein, Winnicott, Fairbairn ve Bion'un çizdiği nesne ilişkileri hattını M16 işleyecek; bu tartışmaların kendisi M16-D05'in konusu. Nesne ilişkileri kuramının kısa tanımı Temel Psikoloji M12-D02'de yer aldı.
Yaygın yanlış"Ayrılan ekoller kaybeden taraftır; en son çıkan ekol en doğrusudur."
Bir kurumdan ayrılmak ya da bir kurumda kalmak, savunulan görüşün doğruluğu hakkında bir şey söylemez; kimin hangi dernekte kaldığı çoğu zaman yönetim, göç ve kişisel ilişkilerle de belirlendi. Yenilik de kendi başına bir kanıt sayılmaz. Bir ekolün iddiasının ne kadar desteklendiği, M01-D07'deki terazide ayrı ayrı tartılır.
Bir ekolün sürekliliğini sağlayan araçların başında eğitim gelir.
Amerika: ego psikolojisinin yüzyılı ve sonrası
Amerika'ya göç eden analistler orada güçlü bir tıbbi psikanaliz kurumuyla karşılaştı. Heinz Hartmann'ın 1939'da yayımlanan uzun makalesi ego psikolojisinin kurucu metinlerinden biri sayılır; Hartmann, Kris ve Loewenstein'ın çevresinde gelişen bu ekol Anna Freud'un çalışmalarıyla birlikte savaş sonrası Amerika'da egemen oldu. Ego psikolojisini ve Erikson'dan Mahler'e uzanan gelişim çizgisini M15 işleyecek.
Ana akımın yanında başka bir Amerikan dalı daha büyüdü. Karen Horney, Erich Fromm ve Harry Stack Sullivan kültürün ve kişilerarası ilişkilerin payını öne çıkardı; bu "kültürcü" ve kişilerarası okul M14'te Adler, Rank, Ferenczi ve Reich'la birlikte ele alınacak.
Egemenlik psikiyatrinin tamamını kapsıyordu ve sonu da psikiyatrinin içinden geldi.
1970'lerden sonra Amerika'da ego psikolojisinin içinden iki farklı ses yükseldi. Heinz Kohut 1971'de yayımladığı kitapla kendilik psikolojisini başlattı; Otto Kernberg ise ağır kişilik sorunlarını nesne ilişkileri kavramlarıyla ego psikolojisini birleştirerek açıkladı. İkisini M18 karşılaştıracak. 1983'te Jay Greenberg ve Stephen Mitchell'in Harvard University Press'ten çıkan Object Relations in Psychoanalytic Theory kitabı, ilişkisel dönüş diye anılacak hareketin dayanaklarından biri oldu. İlişkisel ve öznelerarası yaklaşımı, Bowlby'den doğan bağlanma çizgisini, zihinselleştirmeyi ve nöropsikanalizi M19 işleyecek. Zihinselleştirme kavramını Terapi S05-P01-D08'de tanımlamıştık.
Paris ve Buenos Aires: merkezin dışında büyüyen dallar
Fransa'da Jacques Lacan, değişken süreli seans uygulamasına yöneltilen itirazların da etkisiyle 1953'te Paris Psikanaliz Derneği'nden ayrıldı ve arkadaşlarıyla birlikte Fransız Psikanaliz Derneği'ni kurdu. IPA 1963'te bu yeni derneği tanımayı, Lacan'ın eğitim yetkisi olan analistler listesinden çıkarılması koşuluna bağladı. Lacan 1964'te kendi okulu olan Paris Freud Okulu'nu kurdu ve onu 1980'de kendisi dağıttı. Lacan'ın kavramlarını ve bu ayrılışı M17 işleyecek; kurumsal ayrıntı M17-D07'nin konusu.
Yaygın yanlış"Lacan Uluslararası Psikanaliz Derneği'nden atıldı."
Kayıtlar daha karmaşık bir sıra gösteriyor. Lacan 1953'te kendi derneğinden ayrılan bir grubun içindeydi; 1963'te IPA, onun bulunduğu derneği tanımayı Lacan'ın eğitim yetkisinin kaldırılmasına bağladı. Lacan ardından kendi okulunu kurdu. Sonuç bir ihraçtan çok bir tanınma pazarlığına benziyordu.
Latin Amerika'da Arjantin Psikanaliz Derneği 15 Aralık 1942'de Buenos Aires'te kuruldu; kuruluş belgesini Ángel Garma, Celes Cárcamo, Arnaldo Rascovsky, Enrique Pichon Rivière, Marie Langer ve Enrique Ferrari Hardoy imzaladı. Dernek kısa sürede bölgenin en etkili psikanaliz kurumlarından biri oldu. Bu dalın bugünkü yerini M19-D08'deki haritada göreceğiz.
Jung'un çizgisi ise kendini çoğu zaman haritanın dışında tanımladı.
Yaygın yanlış"Jung'un ekolü psikanalizin bir alt dalıdır."
Jung kendi yaklaşımına analitik psikoloji adını verdi ve kendi kurumlarını kurdu; Jungcu analistler de IPA'nın dışında, kendi uluslararası örgütleri çevresinde toplandı. Öte yandan bazı yazarlar bu çizgiyi "Jungcu psikanaliz" diye anıyor ve öteki psikanalitik yönelimlerle benzerliklerini vurguluyor. Bu çizgiyi M10'dan M13'e kadar dört modül işleyecek.
Usta katmanı
Haritayı kim çiziyor
Psikanalizin tarihi uzun süre büyük ölçüde içeriden yazıldı. Freud'un 1914 metni bunun ilk örneğiydi. Ondan yetmiş yılı aşkın bir süre sonra IPA'nın başkanı Robert Wallerstein, artık tek bir sınırı korumanın mümkün olmadığını kabul eden bir soru sordu.
Aktarım ve karşıaktarım kavramlarını Terapi S02-P02-D06 ve S02-P02-D07 tanımlamıştı. Wallerstein'ın önerisi bir harita sunar: kökler ortak, dallar ayrı. Ama haritayı çizenin yeri de önemlidir. Tarihçiler, kurucunun ve onun çevresinin anlattığı dönüm noktalarının her zaman en belirleyici olmadığını gösterdi.
Hangi dal hangi kanıta yaslanır
M01-D07'nin etiketleri haritaya da uyuyor. Freud'un kendi metinleri ve ilk halkanın yazışmaları büyük ölçüde vaka anlatısına ve klinik deneyime dayandı. Klein çizgisi kuramını küçük çocuklarla yapılan analizlerden, oyun seanslarından gelen klinik malzemeyle kurdu. Ego psikolojisi geleneği, Spitz'ten Mahler'e uzanan çizgide, bebekleri ve küçük çocukları gözleyen çalışmalara açıldı. Bowlby'den doğan bağlanma çizgisi sistematik gözlemi ve sonra kontrollü araştırmayı benimsedi; zihinselleştirme araştırmacıları kavramlarını ölçmek için yöntemler geliştirdi. Lacan çizgisi ise dilbilime ve felsefi metinlere yaslandı ve görgül sınamaya mesafeli durdu. Nöropsikanaliz, beyin hasarı olan hastaların incelenmesine ve sinirbilim bulgularına başvurdu. Bu bir sıralama sayılmamalı: Her dalın hangi soruları sorduğu, hangi kanıtı toplayabileceğini de belirledi.
Kanıtın sınırı
Bu derste çizilen harita, kurumların ve yayınların en çok iz bıraktığı merkezlerden bakılarak çizildi: Viyana, Londra, New York, Paris ve Buenos Aires. Bu merkezlerin dışında psikanalizin nasıl yaşadığı, örneğin Hindistan'da, Japonya'da ya da Orta Doğu'da, bu harita ölçeğinde görünmüyor ve kaynakların büyük bölümü İngilizce, Almanca ve Fransızca. Tarih yazımının kendisi de tartışmalı: Falzeder'in Freud belgelerinin yayın durumunu gözden geçiren 2007 tarihli bir başka makalesi, bol miktarda belge bulunduğunu ama bu belgelerin çoğu zaman taraflı biçimde kullanıldığını söylüyor. Bleuler kopuşunun önemine dair yorum tek bir tarihçinin değerlendirmesi ve başka tarihçilerce ne ölçüde paylaşıldığını bu ders için ölçmedik. Wallerstein'ın ortak zemin önerisi ise sınanmış bir bulgu olmaktan çok bir çağrıdır; farklı ekollerden analistlerin seans odasında gerçekten benzer davranıp davranmadığı ayrıca araştırılması gereken bir soru olarak duruyor. Ekollerin sayısı ve sınırları da yazara göre değişiyor, bu yüzden "kaç ekol var?" sorusunun tek bir cevabı bilinmiyor. Ekollere yöneltilen bilimsellik soruları ise M20'nin konusu.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikanalizin dalları fikir kadar kurumla da çizilir. Kimin kimin divanında yetiştiği, hangi derneğe kabul edildiği ve hangi adı taşıyabileceği, ekollerin sınırını kavramlar kadar belirledi.
İlk kopuşlar Freud yaşarken geldi ve sınırı ilk kez kurucunun kendi tarih anlatısı çizdi. Göçten sonra Londra'daki dernek üç grupla bir arada kalmayı seçti, Amerika'da ego psikolojisi uzun bir egemenlik kurdu; Paris ve Buenos Aires merkezin dışında da güçlü dallar büyüdüğünü gösterdi.
Haritanın şekli, onu çizenin durduğu yere bağlı. Wallerstein ortak zemini seans odasında aradı; tarihçiler kurucunun dönüm noktalarının yanına yenilerini koydu. Bir ekolü okurken onun hangi tür belgeyi biriktirdiğine de bak.
Sonraki derse köprü
Serdar'ın kartonunda Almanya'ya göç eden bir amca vardı; psikanalizin haritasında da kıtalar arasında yolculuk eden dallar gördük. Bu dallardan hangisinin Türkiye'ye ulaştığı, kimlerin çevirileriyle ve hangi kurumların içinde kök saldığı, haritaya bizim köşemizden bakmayı gerektiriyor. Psikanalizin bu topraklara girişini, ilk çevirilerini ve derneklerinin kuruluşunu belgelerle izleyen ders M01-D09, «Türkiye'de psikanaliz» başlığını taşıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.