M01-D03
Viyana 1900: bir kuramın doğduğu şehir
Psikanalizin doğduğu Viyana'nın tıp, toplum ve kültür koşullarını kuramın biçimini etkileyen etkenler olarak açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M01, Psikanalize giriş · 2.991 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikanaliz, maaşsız bir doçentlik unvanı taşıyan ve geçimini özel muayenehanesinden sağlayan bir nöroloğun Berggasse 19'daki dairesinde gelişti. Kuramın beslendiği gözlemler haftada birçok kez gelebilen, çoğunlukla varlıklı ve sıklıkla kadın hastalardan geldi.
Freud'un akademik yükselişi uzun süre gecikti ve bunun bir kısmını kendisi Yahudi karşıtlığına bağladı. Kendi çevresini 1902'de evinde kurdu ve 1908'de bu çevre Viyana Psikanaliz Derneği oldu. Aynı yıl yayımladığı yazıda dönemin cinsel ahlakını sinirsel hastalıkların kaynaklarından biri saydı.
Schorske'nin psikanalizi siyasetten bir geri çekilme olarak okuyan tezi etkili oldu ve sonraki tarihçiler onu karmaşıklaştırdı. Bir kuramın doğduğu yeri bilmek onun hangi sorularla yola çıktığını aydınlatır; başka yerlerde geçerli olup olmadığını ise ancak orada yapılan sınama gösterebilir.
Açılış sahnesi
Viyana, Berggasse 19, ikinci kat. Berfin ile Taner müzenin bekleme odasında, eski koltukların önünde duruyor. Taner rehber kitapçığı okuyup başını kaldırıyor: "Divan burada yokmuş. Londra'daymış." Berfin pencereden aşağıdaki yokuşa bakıyor; sokak üniversiteye ve Tuna kanalına doğru iniyor.
Taner kitapçığı kapatıp soruyor: "Bu kuram bu evde, bu şehrin varlıklı ailelerinin derdini dinleyerek kurulmuş. Bizim Mardin'deki halamızı anlatabilir mi?" Berfin hemen cevap vermiyor. Sonra şöyle diyor: "Bir fikrin nerede doğduğunu bilmek, nereye kadar gidebileceğini söylemez. Ama nereden bakmaya başladığını söyler."
Berfin ile Taner kurmaca; müzenin bekleme odası ve divanın Londra'da olduğu bilgisi gerçek. İkisinin sorusu bu dersin tamamını taşıyor: Bir şehir bir kuramın biçimini nasıl etkiler, ve bu etki kuramın doğruluğu hakkında ne söyler?
Bu derste ne olacak
Psikanalizi doğuran şehre bakacağız: 1900 civarının Viyana'sına. Önce tıp fakültesinin ve laboratuvarın Freud'a verdiği bakışı göreceğiz. Sonra bir Yahudi hekimin akademik yükselişinin önündeki engelleri, Freud'un kendi metinlerinden ve biyografik kaynaklardan izleyeceğiz. Ardından muayenehaneye gireceğiz: Kimler geliyordu, hangi ahlakın içinde yaşıyorlardı, Freud bu ahlak hakkında 1908'de ne yazdı?
Usta katmanında tarihçilerin bu şehir ile bu kuram arasında kurduğu en etkili bağı ve ona yapılan itirazları tartacağız. Kanıtın sınırında ise asıl soruya döneceğiz: Bağlam bir kuramı açıklar mı, yoksa yalnızca onun hangi soruları sorduğunu mu gösterir? Bu ders bilinçdışı fikrinin felsefi soyağacına girmiyor; onu M01-D02 izledi. Burada odak şehrin kendisi.
Sıfır noktası
Viyana 1900'de bir imparatorluğun başkentiydi. Habsburg hanedanının yönettiği Avusturya-Macaristan pek çok dilin, dinin ve halkın bir arada yaşadığı bir devletti; başkent bu çeşitliliğin taşradan gelen göçlerle büyüdüğü yerdi. Freud'un ailesi de bu göçün parçasıydı: Freud Moravya'da doğmuş, çocukken Viyana'ya getirilmişti. Şehrin bu dönemine tarihçiler çoğu zaman Fransızca bir adla seslenir.
Bu çerçeve önemli, çünkü "Viyana 1900" deyince akla tek bir resim geliyor: altın varaklı tablolar, yeni müzik, kahvehane sohbetleri ve bunların ortasında divanın başında oturan bir hekim. Resim çekici, ama tarihçilerin önemli bir kısmı onun fazla derli toplu olduğunu düşünüyor.
Mekanizma
Laboratuvardan muayenehaneye
Freud 1873'te Viyana Üniversitesi'nin tıp fakültesine girdi. Kendi anlatısına göre 1876'dan 1882'ye kadar, kısa aralarla, Ernst Brücke'nin fizyoloji enstitüsünde çalıştı. Bu laboratuvar canlıyı fizik ve kimya yasalarıyla açıklamaya kararlı bir okulun parçasıydı. Freud'un nörolojideki işlerini ve bu eğitimin kurama bıraktığı izleri M02-D01 ayrıntısıyla anlatacak; burada bize gereken, kariyerin nasıl yön değiştirdiği.
Freud'un 1925 tarihli kendi yaşam öyküsüne göre dönüm noktası 1882'de geldi: Brücke, öğrencisinin maddi durumunun kötülüğünü görüp ona kuramsal araştırma kariyerini bırakmasını ısrarla öğütledi. Freud hastaneye geçti, sinir hastalıkları üzerine çalıştı ve 1885'te üniversitede ücretsiz bir ders verme hakkı kazandı.
Bu ayrıntı küçük görünüyor ama kuramın nerede kurulduğunu belirliyor. Freud'un geçimi üniversite kürsüsünden gelmiyordu; ücret ödeyen özel hastalardan geliyordu. Psikanaliz bir hastane koğuşunda ya da bir araştırma enstitüsünde gelişmedi. Bir apartman dairesinde, haftada birçok kez gelebilen ve bunun bedelini ödeyebilen insanlarla gelişti. Freud 1891'de Berggasse 19'a taşındı ve 1938'e kadar orada yaşayıp çalıştı.
Bir Yahudi hekimin kariyeri
Freud'un üniversitedeki ilk yıllarına dair en çok aktarılan cümleler kendi kaleminden çıkmıştır. 1925'te yazdığı yaşam öyküsünde, üniversiteye adım attığında karşılaştığı bir beklentiyi anlatır.
Bağımsız belgelerden biri, Freud'un profesörlük unvanının öyküsü. Freud'un kendi rüya kitabında aktardığına göre 1897 baharında iki profesör onu olağanüstü profesörlük (Professor extraordinarius) unvanına önerdi. Aynı bölümde Freud, Yahudi bir meslektaşının bakanlıkta ertelemenin gerçekten "konfessionelle Rücksichten" yüzünden olup olmadığını sorduğunu ve kaçamak bir cevap aldığını, aynı engelin kendi durumuna da uyduğunu yazar. Unvan ancak 1902'de geldi. Bu bekleyişin bir kısmının siyasi otoritelerin engellemesiyle açıklandığı biyografilerde aktarılır; ayrıntılar tartışmalıdır.
Şehrin siyasi havası da bu yıllarda değişiyordu. Açıkça Yahudi karşıtı söylemiyle tanınan Hıristiyan Sosyal Parti lideri Karl Lueger 1897'de Viyana belediye başkanı oldu ve 1910'a kadar görevde kaldı; imparator seçimini daha önce birkaç kez onaylamamıştı. Freud aynı yılın aralık ayında Yahudi kültür derneği B'nai B'rith'e katıldı.
Akademinin kapısı aralanmayınca Freud kendi çevresini kurdu. 1902 sonbaharında birkaç hekim, Freud'un evinde çarşamba akşamları toplanmaya başladı; Çarşamba Psikoloji Derneği adıyla anılan bu grup 1908'de Viyana Psikanaliz Derneği adını aldı. Derneğin üyelerinin çoğu Yahudiydi ve bir kısmı, Freud gibi, imparatorluğun başka bölgelerinden gelmiş ailelerin çocuklarıydı.
Muayenehanenin ahlakı
Freud'un erken klinik yazılarında anlatılan hastaların büyük kısmı kadındı. Breuer ile birlikte yazdığı ve M02-D04'te ele alacağımız 1895 tarihli kitaptaki vakaların hepsi kadın; birkaçı varlıklı ailelerden geliyor, ama aralarında bir mürebbiye ve dağdaki bir hanın işletmecisinin kızı da var. Bu hastalar, cinselliğin evlilik dışında konuşulmadığı, kızların bu konuda bilgisiz tutulduğu bir burjuva ahlakının içinde yaşıyordu. Freud bu ahlakı 1908'de doğrudan hedef alan bir yazı yayımladı.
Bu yazı bağlam ile kuram arasındaki ilişkiyi açıkça gösteriyor. Freud'un nevrozda cinselliğe verdiği ağırlık, cinselliğin en çok bastırıldığı bir sınıfın hastalarını dinlemesiyle birlikte gelişti. Bu, ağırlığın yanlış olduğunu kanıtlamıyor; ama Freud'un genel bir insan doğası iddiası olarak sunduğu şeyin belirli bir sınıfın belirli bir dönemindeki gözlemlerden türediğini hatırlatıyor.
Freud'un muayenehanesinin günlük işleyişi hakkında bugün eskisinden fazlasını biliyoruz, çünkü arşivlerden yeni belgeler çıktı.
Haftada pek çok seansa gelebilmek zaman ve para isteyen bir şeydi. Takvimler, kuramın beslendiği gözlemlerin de bu imkâna sahip insanlardan geldiğini somut olarak gösteriyor.
Usta katmanı
Siyasetten psikolojiye mi?
Viyana ile psikanaliz arasında kurulmuş en etkili bağ bir tarihçinin eseri. Carl Schorske 1973'te yayımladığı makalede Freud'un rüya kitabını şehrin siyasi tarihiyle birlikte okudu ve bu makaleyi 1980'de Viyana kültürü üzerine yazdığı kitaba aldı.
Schorske'nin tezi çekici, çünkü yukarıda gördüğümüz parçaları tek bir öyküde birleştiriyor: engellenen profesörlük, yükselen Yahudi karşıtlığı, dışarıya kapanan bir çevre. Ama tek bir öykünün her şeyi bu kadar düzgün birleştirmesi, tarihçilerin ihtiyatla yaklaştığı bir şey. Bugünkü tarih yazımı, Freud'un siyasetten kaçtığı fikrini sorgulayan ve onun yazılarındaki siyasi düşünceyi ayrıca inceleyen çalışmalarla genişledi. Bar-Haim'in tarih yazımı üzerine bir değerlendirme yazısında aktardığına göre, 1980'lerden bu yana arşivlerin açılması ve alanın profesyonel tarihçilerin eline geçmesi, Freud'un kendi anlatısına ve ilk biyografilere dayanan eski resmi büyük ölçüde değiştirdi.
Yaygın yanlış"Psikanaliz Viyana'nın kahvehanelerinde, sanatçılar ve yazarlarla tartışılarak doğdu."
Viyana'nın kahvehane kültürü gerçekti ve dönemin pek çok yazarı oralarda toplanıyordu. Ama Freud'un kendi çevresinin toplantıları onun evinde, Berggasse 19'da yapılıyordu ve ilk üyeler çoğunlukla hekimdi. Kuramın ilk biçimini veren malzeme de muayenehanedeki hastalardan ve Freud'un kendi rüyalarından geliyordu. Şehrin sanatçı çevresiyle ortak bir hava soludu, ama aynı masada kurulmadı.
Yaygın yanlış"Bir kuram belirli bir şehirde ve sınıfta doğduysa, yalnızca o şehir ve sınıf için geçerlidir."
Bir fikrin kökenine bakarak doğruluğuna hüküm vermek, mantıkta köken yanılgısı (genetic fallacy) olarak bilinen hatadır. Viyanalı burjuva hastalardan türemiş bir gözlem başka bağlamlarda da geçerli olabilir, olmayabilir de. Bunu ancak başka bağlamlarda yapılan sınama söyleyebilir.
Yaygın yanlış"Freud profesörlüğe hiç atanmadı, çünkü Yahudiydi."
Freud 1902'de olağanüstü profesörlük unvanını aldı, 1920'de ise ordinaryüs profesör unvanı verildi. Engellerin bir kısmının Yahudi karşıtlığıyla ilgili olduğu kendi metinlerinde ve biyografilerde anlatılır; ama hikâye bir atanmama değil, uzun bir gecikme hikâyesidir.
Kanıtın sınırı
Kartların yarısı Freud'un kendi metnine dayanıyor. Freud'un 1925 anlatısı ve 1908 yazısı bize onun ne düşündüğünü ve kendini nasıl sunduğunu gösteriyor; şehrin kuramı nasıl etkilediğini kanıtlamıyor. Schorske'nin tezi etkili bir yorum ve tartışılmaya devam ediyor. May'in takvim çalışması somut bir veri sunuyor, ama yalnızca 1910 sonrasına ve adı bilinen hastalara ait.
Daha derin bir sınır da var: Bağlamın etkisini ölçecek bir karşılaştırma elimizde yok. Freud başka bir şehirde, başka hastalarla çalışsaydı kuram nasıl olurdu, bunu bilmiyoruz ve bilemeyiz. Tarihçilerin yapabildiği, koşullar ile kuramın vurguları arasında makul bağlar kurmak ve bu bağları belgelerle desteklemek.
Kuramın genellenebilirliği ise tarihçiden çok araştırmacının sorusu. Psikolojinin bugünkü örneklemlerinin bile insanlığın dar ve sıra dışı bir kesiminden geldiği, Temel Psikoloji M02-D08'de ele alınan WEIRD tartışmasının konusu. Psikanalizin kurucu gözlemleri bu kesimin de daha dar bir parçasından, bir yüzyıl önceki Viyana'nın varlıklı ve çoğunlukla kadın hastalarından geliyor. Bu kuramın Oidipus gibi evrensel olduğunu iddia ettiği kavramları başka kültürlerde nasıl sınandı, bunu M05'te ve antropolojiyle yapılan tartışmada ayrıca göreceğiz. Burada söylenebilecek olan, kökenin bir soru açtığı, ama o soruyu kapatmadığı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikanaliz, maaşsız bir doçentlik unvanı taşıyan ve geçimini özel muayenehanesinden sağlayan bir nöroloğun Berggasse 19'daki dairesinde gelişti. Kuramın beslendiği gözlemler haftada birçok kez gelebilen, çoğunlukla varlıklı ve sıklıkla kadın hastalardan geldi.
Freud'un akademik yükselişi uzun süre gecikti ve bunun bir kısmını kendisi Yahudi karşıtlığına bağladı. Kendi çevresini 1902'de evinde kurdu ve 1908'de bu çevre Viyana Psikanaliz Derneği oldu. Aynı yıl yayımladığı yazıda dönemin cinsel ahlakını sinirsel hastalıkların kaynaklarından biri saydı.
Schorske'nin psikanalizi siyasetten bir geri çekilme olarak okuyan tezi etkili oldu ve sonraki tarihçiler onu karmaşıklaştırdı. Bir kuramın doğduğu yeri bilmek onun hangi sorularla yola çıktığını aydınlatır; başka yerlerde geçerli olup olmadığını ise ancak orada yapılan sınama gösterebilir.
Sonraki derse köprü
Viyana Freud'a hastalarını ve engellerini verdiği gibi dilini de verdi. Freud gündelik Almancanın kelimeleriyle yazıyordu ve bu kelimeler başka dillere taşınırken çoğu zaman tıbbın Latince ve Yunanca terimlerine dönüştü. Sonraki derste, M01-D04'te, Freud'un başlıca metinlerini yayımlandıkları sırayla tanıyacağız ve çevirilerin, özellikle İngilizce Standard Edition'ın, bu kavramların nasıl anlaşıldığını nasıl etkilediğini soracağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.