Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Keman sesi, reçineli kılların teli yakalayıp bırakmasıyla doğuyor; bu yakalama düzensizleşince ses kırılıyor, gıcırdıyor ya da hışırdıyor.
Temiz bir ses ağırlık, hız ve temas noktasının uyumundan geliyor. Köprüye yakın daha fazla ağırlık ve daha yavaş yay, klavyeye yakın daha hafif ağırlık ve daha hızlı yay gerekiyor.
Yay köprüye paralel ilerlemeli; ayna ve yay üzerindeki bir bant bu yolu ve kullanılan bölümü görmeye yardım ediyor.
Tel değiştirmek dirseğin yüksekliğini değiştirmek demek; geçişler küçük ve sakin hareketlerle, başlangıçta yavaş yapılıyor.
İlk ritimler açık tellerde, yavaş bir metronomla ve önce sayılarak çalışılıyor; ses bozulursa tempo düşürülüyor.
Sol el parmak ucuyla, bükülü ve yeterli kuvvetle basıyor; parmağın yeri akort aletiyle, öğretmenle ya da komşu açık telle kontrol ediliyor.
Koordinasyonun ilk kuralı, önce parmak yerleşir, sonra yay hareket eder. Yayı omuzla bastırmak, sürekli kulak çınlaması ve ağrı ciddiye alınması gereken işaretler.
Açılış sahnesi
Ozan otuz beş yaşında, bir yazılım şirketinde çalışıyor ve iki haftadır ayarlı, kiralık bir kemanı var. Kemanı doğru yerleştirmeyi, yayı gevşek tutmayı öğrenmiş; ama ilk sesi çıkarmak için sabırsızlanıyor. Bir akşam internette sevdiği bir halk ezgisinin keman kaydını açıyor, yayı tele koyuyor ve hemen ezgiyi çalmaya girişiyor.
Önce yayı tele bütün gücüyle bastırıyor; çıkan ses bir kapı gıcırtısını andırıyor. Sonra baskıyı bırakıp yayı hızla çekiyor; bu kez ses ıslığa benzer, ince ve havalı bir hışırtıya dönüşüyor. Yay her çekişte klavyenin üstüne doğru kayıyor, bazen iki tele birden değiyor. Sol elinin parmaklarını videodaki çalıcının parmaklarına bakarak tellere koyuyor; hiçbir nota kayıttaki gibi çıkmıyor. Yirmi dakika sonra kemanı indiriyor, sağ omzu yanıyor, kulağında hâlâ o gıcırtı var.
Ertesi gün öğretmeni Nevin Hoca'ya bunu anlatıyor. Nevin Hoca kemanı eline almıyor; Ozan'a yalnızca yayı açık la teline koymasını ve hiçbir parmak basmadan, yavaşça bir kez çekmesini söylüyor. Ses yine kırılıyor.
"Sen aynı anda dört şey yapmaya çalışıyorsun," diyor Nevin Hoca. "Yayı, ritmi, parmakları ve ezgiyi. Bugün ezgiyi kapıda bırakıyoruz. Önce tek bir telin sesini dinleyeceksin; o ses temizlenince ritim gelecek, ritim oturunca parmaklar."
Bu derste ne olacak
Tahsin Bey'in hikâyesinde keman henüz hiç ses çıkarmamıştı; amaç onu bedene rahatça yerleştirmekti. Ozan'ın kemanı da yerinde duruyor, yayı da gevşek bir elde. Eksik olan, yayın tele değdiği anda ne olduğunu anlamak.
Ders, sesin doğuşuyla başlıyor: yayın kıllarının teli nasıl titreştirdiği, temiz bir sesin hangi ayarlardan doğduğu ve sesin neden kırıldığı. Ardından ilk ritim çalışmalarına geçiyoruz: açık tellerde metronomla, yayın farklı bölümlerini kullanarak, bir telden ötekine geçerek. Son kısımda sol el devreye giriyor; ilk parmak dokunuşları ve iki elin birbirini beklemeyi öğrenmesi.
Sıfır noktası
Açık tel, sol elin hiçbir parmağının basmadığı teldir. En kalın tel sol; onu re ve la izliyor, en incesi de mi. Yeni başlayan biri için açık tel en dürüst öğretmen; çünkü sesin kalitesini değiştiren tek şey o an sağ elin, yani yayın yaptığı iş.
Keman sesi bir sürtünmeden doğuyor. Reçineli kıllar teli bir an yakalayıp kendisiyle birlikte çekiyor, tel bir noktada kurtulup geri sıçrıyor, kıllar onu yeniden yakalıyor. Bu yakalama ve bırakma saniyede yüzlerce kez tekrarlandığında tel düzenli titreşiyor ve biz bunu sürekli bir ses olarak duyuyoruz. Yakalama düzensizleştiğinde ses kırılıyor, gıcırdıyor ya da hışırtıya dönüşüyor.
Ritim, sesin zaman içindeki düzeni. Koordinasyon ise iki elin aynı zamana uyması: sol el notayı hazırlarken sağ el sesi başlatıyor. Ozan'ın denediği ezgi bu katmanların hepsini aynı anda istiyordu; Nevin Hoca'nın yaptığı, onları birbirinden ayırmak.
Hiç yapmadığın bir hareketi öğrenirken her şeyi aynı anda denemek yerine bir parçasını yalnız başına çalıştırdığın bir an hatırlıyor musun? O parça yerine oturduğunda bütünü nasıl etkiledi?
Mekanizma
Yayın üç ayarı: ağırlık, hız ve temas noktası
Temiz bir açık tel sesi üç ayarın uyumundan doğuyor. Ağırlık, kolun ve elin yay aracılığıyla tele bıraktığı yük. Hız, yayın tel üzerinde ne kadar çabuk ilerlediği. Temas noktası da yayın tele köprü ile klavye arasında nerede değdiği.
Bu üçü birbirine bağlı. Köprüye yaklaştıkça tel daha sert direniyor; orada temiz bir ses için daha fazla ağırlık ve daha yavaş bir yay gerekiyor. Klavyeye yaklaştıkça tel daha kolay titreşiyor; orada hafif bir ağırlık ve daha hızlı bir yay yetiyor. Ozan'ın ilk denemesinde ağırlık fazla, hız azdı ve tel yakalanıp bırakılamadı; ses gıcırdadı. İkinci denemede hız fazla, ağırlık azdı; kıllar teli yeterince yakalayamadı ve ses hışırtıya döndü.
Nevin Hoca başlangıç için orta bir yol önerdi: yayı köprü ile klavyenin ortasına yakın bir yere koymak, kolun ağırlığını bastırmadan bırakmak ve yayı sakin, eşit bir hızla çekmek. Bu ayarlar sabit bir kural değil, bir başlangıç noktası; kulak zamanla hangi ayarın hangi sesi verdiğini ayırmayı öğreniyor.
Yayın düz yolu
Yay, telin üzerinde köprüye paralel bir çizgi boyunca ilerlediğinde temas noktası çekiş boyunca aynı yerde kalıyor. Yay eğik giderse temas noktası çekiş sırasında kayıyor; Ozan'ın yayı klavyeye doğru kaydıkça sesi de inceldi ve zayıfladı.
Yayı düz tutmak, sağ kolun birkaç ekleminin birlikte çalışmasını gerektiriyor. Yayın kurbağa denen sap ucunda çalarken dirsek ve önkol daha çok iş görüyor; uca doğru gidildikçe kol uzanıyor ve el hafifçe dışa açılıyor. Kolun yalnız omuzdan sallanması yayı bir yay çizer gibi eğri bir yola sokuyor.
Bunu görmenin en kolay yolu ayna. Ozan kemanı aynanın karşısında tuttuğunda yayın her çekişte kemanın sapına doğru açıldığını ilk kez gördü. Bazı öğretmenler, yayı düz bir yolda tutmayı öğretmek için yayı karton bir rulonun içinden geçirerek çektiriyor; amaç aynı, kolun yolu düzeltmesini sağlamak.
Aşağı yay, yukarı yay ve yayın bölümleri
Yay iki yönde hareket ediyor. Aşağı yay, kurbağadan uca doğru çekiş; yukarı yay, uçtan kurbağaya doğru itiş. Notalarda aşağı yay köşeli bir işaretle, yukarı yay ise V harfine benzeyen bir işaretle gösteriliyor.
Kurbağaya yakın kısım elin altında olduğu için doğal olarak daha ağır, uç kısmı ise daha hafif. Bu yüzden aşağı yayda uca doğru ilerlerken ses zayıflamasın diye ağırlık hafifçe artırılıyor; yukarı yayda kurbağaya dönerken ses sertleşmesin diye ağırlık hafifçe azaltılıyor. Başlangıçta bu dengeyi tam kurmak beklenmiyor; yalnızca sesin çekiş boyunca eşit kalıp kalmadığını dinlemek yeterli.
Yay genellikle bölümlere ayrılarak çalışılıyor: bütün yay, üst yarı, alt yarı ve ortadaki kısa bölüm. Başlangıçta orta bölüm ve üst yarı en kolay alanlar; kurbağa ve uç daha fazla kontrol istiyor. Nevin Hoca, Ozan'ın yayının ortasına bir parça renkli bant yapıştırmasını önerdi; böylece Ozan yayın hangi bölümünü kullandığını gözüyle görebildi.
Tel değiştirmek ve dirseğin katları
Dört tel köprünün üzerinde düz bir çizgide değil, kavisli bir sırada duruyor. Bu yüzden her tel için yayın açısı ve sağ dirseğin yüksekliği değişiyor. Sol teli için dirsek en yukarıda, mi teli için en aşağıda. Ozan'ın iki tele birden değmesinin sebebi buydu: dirseği tek bir yükseklikte sabit kaldığından yay iki telin arasına düşüyordu.
Bir telden ötekine geçmek, dirseğin bir kattan ötekine inmesi ya da çıkması gibi düşünülebilir. Geçiş, yay dururken ya da yön değiştirirken sakin ve küçük bir hareketle yapılıyor. Başlangıçta yan yana iki açık tel arasında yavaş geçişler, örneğin la ile re arasında, kolun bu katları tanımasını sağlıyor.
Metronom ve ilk ritim
Açık teller ritim çalışmak için ideal; sol el boşta olduğu için bütün dikkat zamana ve sese verilebiliyor. Metronom, vuruşları eşit aralıklarla duyuran bir araç. Başlangıçta yavaş bir hız seçmek, örneğin dakikada altmış vuruş, her vuruşu rahatça duymayı ve yayı ona uydurmayı sağlıyor.
İlk ritim çalışmaları basit kalıplarla başlıyor. Her vuruşa bir yay, yani aşağı ve yukarı yay sırayla; sonra her vuruşa iki kısa yay; sonra iki vuruş süren uzun bir yay. Bu kalıplar yayın bölümleriyle birleşiyor: kısa notalar orta bölümde küçük çekişlerle, uzun notalar daha geniş bir yay bölümüyle çalınıyor. Nevin Hoca, Ozan'a her kalıbı önce yay olmadan, ritmi sesli sayarak ya da elini dizine vurarak denemesini, sonra yayla çalmasını önerdi.
Ritim kalıbını çalarken sesin kalitesi bozulursa hız düşürülüyor. Bu, başlangıcın en önemli alışkanlıklarından biri: tempo, sesin temiz kalabildiği hızda tutuluyor ve ancak ses yerleştikten sonra artırılıyor.
Sol elin ilk dokunuşları
Sol el, teli klavyeye bastırarak telin titreşen boyunu kısaltıyor ve sesi tizleştiriyor. Başlangıçta genellikle la teli ve birinci parmakla başlanıyor; birinci parmak la teline basıldığında si sesi çıkıyor, ikinci ve üçüncü parmaklar onu izliyor. Pek çok öğretmen, yeni başlayanların klavyesine parmakların yerini gösteren ince bantlar yapıştırıyor. Bu bantlar bir destek; kulak ve el yerleri öğrendikçe kaldırılıyor.
Parmak, teli parmak ucunun yumuşak kısmıyla, yukarıdan ve bükülü bir duruşla basıyor. Basma kuvveti, telin klavyeye değmesine yetecek kadar; daha fazlası eli yoruyor ve sesi iyileştirmiyor. Ozan'ın parmakları düz ve sertti; parmağın yan tarafı komşu tele değip onu susturuyordu.
Parmakla çıkan sesin doğru olup olmadığı önce bir akort aletiyle ya da öğretmenin çaldığı sesle karşılaştırılarak kontrol ediliyor. Bir başka yol da parmaklı sesi komşu açık tel ile karşılaştırmak; örneğin la telinde üçüncü parmakla çıkan re, açık re teliyle aynı ada sahip ve kulak ikisinin uyumunu duyabiliyor.
İki elin birbirini beklemesi
Koordinasyonun ilk kuralı, sol elin sağ elden önce hazır olması. Parmak tele yerleşiyor, ardından yay hareket ediyor. Ozan'ın denemesinde parmak ile yay aynı anda hareket ediyordu; bu yüzden her notanın başında kısa, kirli bir kayma sesi duyuluyordu.
Bunu çalışmanın yolu, notaları birbirinden ayırmak. Önce açık la, sonra yay durur, birinci parmak yerleşir, yay yeniden başlar. Hareketler zamanla birbirine yaklaşıyor ama sıra değişmiyor: önce parmak, sonra ses. Yay yön değiştirirken parmak değiştirmek, yani iki elin aynı anda iş yapması, bu temel oturduktan sonra geliyor.
Bazı öğretmenler ilk sesleri yay yerine parmakla teli çekerek, yani pizzicato ile çıkarıyor. Bu yaklaşım sol elin yerleri öğrenmesini yaydan bağımsız çalıştırmaya yarıyor; yayla başlayan öğretmenler ise sağ elin alışkanlıklarını erkenden kurmayı önemsiyor. İki yol da kullanılıyor; seçimi öğretmen, öğrencinin ihtiyacına göre yapıyor.
Kulak ve beden
Mi teli sol kulağa yakın ve yüksek sesli. Kısa çalışmalarda bu çoğu zaman sorun değil; ama uzun süre çalışırken ya da kulakta çınlama hissedildiğinde, müzisyenler için tasarlanmış kulak koruyucuları ya da sessizleştirici bir çalışma susturucusu kullanılabiliyor. Çınlama sürüyorsa bir kulak burun boğaz hekimine görünmek gerekiyor.
Yayı bastırmak için omzu kaldırmak, yeni başlayanların en sık düştüğü tuzaklardan. Ozan'ın sağ omzundaki yanma bundan geliyordu. Ağırlık, omuzdan değil, kolun kendi ağırlığından ve işaret parmağının yaya hafifçe yaslanmasından geliyor. Önceki dersteki kurallar burada da geçerli: keskin ağrı, uyuşma ya da çalışmadan sonra süren bir sızı ara vermenin işareti.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Deneyimli çalıcılar da açık tellere dönüyor. Pek çok profesyonel çalışmasına birkaç dakikalık uzun, yavaş açık tel yaylarıyla başlıyor; bu, günün sesini dinlemenin ve sağ kolu ısıtmanın en sade yolu. Ozan'ın sıkıcı bulabileceği bu çalışma, yıllar boyunca bir çalıcının sesini taşıyan alışkanlık.
Usta öğretmenler ses ile ritmi aynı anda düzeltmiyor. Öğrencinin sesi kırılıyorsa tempoyu düşürüyor ve yalnız sesle ilgileniyorlar; ses yerleşince ritme dönüyorlar. Tek bir şeyi düzeltmek, öğrencinin neyi değiştirdiğini duymasını sağlıyor; iki şeyi birden düzeltmek iki düzeltmeyi de bulanıklaştırıyor.
Bir başka incelik, ilk ezgileri iyi seçmek. Öğretmenler genellikle yalnız açık tellerle ya da bir iki parmakla çalınabilen kısa parçalarla başlıyor; böylece öğrenci ilk haftalarda ezgi çalmanın sevincini, ezgiyi çalabilecek kadar az değişkenle yaşıyor. Ozan'ın denediği halk ezgisi ise birkaç parmak değişimi, tel geçişleri ve hızlı bir tempo istiyordu. Nevin Hoca ezgiyi silmedi; ilk ayların hedefi olarak bir kenara yazdı.
Kayıt da erken başlayan bir alışkanlık; pek çok öğretmen telefonu ilk haftalardan çalışma masasına koyduruyor. Çalarken kulak sesin bir kısmını kaçırıyor, çünkü dikkat bedene ve kemana bölünüyor. Kısa bir telefon kaydı, yayın gıcırdadığı ya da tempoyu kaçırdığı anları, çalarken duyulmayan açıklıkla gösteriyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Daha güçlü bastırırsam daha güzel ses çıkar." Fazla ağırlık, yeterli hız olmadan teli boğuyor ve gıcırtı yaratıyor. Güzel ses, ağırlığın hız ve temas noktasıyla uyumundan doğuyor.
Yaygın yanlış: "Açık tel çalışmak zaman kaybı, hemen ezgiye geçmeliyim." Açık tel, sesi yalnız yayın belirlediği tek ortam. Burada kurulan yay alışkanlıkları sonra her ezgiye taşınıyor; burada atlanan sorunlar da her ezgide yeniden ortaya çıkıyor.
Yaygın yanlış: "Metronom yaratıcılığı öldürür." Başlangıçta metronom, kulağın düzenli zamanı tanımasına yardım eden bir araç. Esnek ve ifadeli bir zaman duygusu, önce düzenli bir zemin üzerine kuruluyor.
Yaygın yanlış: "Parmak bantları kullanırsam kulağım hiç gelişmez." Bantlar, kulak yerleri öğrenene kadar elin yolunu gösteriyor. Asıl önemli olan, bantlara bakarken de sesi dinlemek ve öğretmenle birlikte bantları zamanla kaldırmak.
Yaygın yanlış: "Yay ile parmak aynı anda hareket etmeli." Başlangıçta önce parmak yerleşiyor, sonra yay hareket ediyor. Aynı anda hareket etmek, her notanın başında kirli bir kayma sesi doğuruyor.
Uygulama
Bugünkü çalışma kısa bölümlerden oluşuyor; her bölüm birkaç dakika sürüyor ve aralarında kollar serbest bırakılıyor. Telefonunu kayda hazırla, metronomu dakikada altmış vuruşa kur.
Açık tel dinlemesi. Yayı köprü ile klavyenin ortasına yakın bir yere, la teline koy. Kolunun ağırlığını bastırmadan bırak ve yayı sakin, eşit bir hızla orta bölümde önce aşağı, ardından yukarı çek. Ses gıcırdıyorsa ağırlığı azalt ya da hızı artır; hışırdıyorsa tersini dene. Aynı denemeyi re telinde tekrarla.
Düz yol denetimi. Aynanın karşısına geç. Yayın köprüye paralel gidip gitmediğine bak; açılıyorsa uca doğru giderken kolunu biraz daha uzat. Yayın ortasına bir bant yapıştırdıysan, kısa çekişleri bandın çevresinde tut.
İlk ritim kalıpları. Önce her kalıbı elini dizine vurarak say. Sonra la telinde her vuruşa bir yay çal; ardından her vuruşa iki kısa yay; ardından iki vuruş süren uzun bir yay. Ses bozulursa metronomu yavaşlat, ses yerleşince eski hıza dön.
Tel geçişi. La ve re telleri arasında dört vuruş la, dört vuruş re çal. Geçişi yay yön değiştirirken, dirseği küçük bir hareketle bir kat yukarı ya da aşağı alarak yap. İki tele birden değiyorsan geçişi yavaşlat ve dirseğinin yüksekliğine dikkat et.
İlk parmak. La telinde açık la çal, yayı durdur, birinci parmağını bükülü biçimde tele yerleştir, sonra yayı yeniden başlat. Akort aletiyle si sesine bak. Aynı sırayla ikinci ve üçüncü parmağı dene; üçüncü parmakla çıkan sesi açık re teliyle karşılaştır.
Kayıt ve not. Çalışmanın sonunda yaklaşık otuz saniyelik bir kayıt al: açık la ve re tellerinde birkaç ritim kalıbı, ardından la telinde birinci ve ikinci parmak. Kaydı dinleyip sesin hangi anlarda kırıldığını ve tempoyu nerede kaçırdığını kısa bir notla yaz.
Kilit özet
Keman sesi, reçineli kılların teli yakalayıp bırakmasıyla doğuyor; bu yakalama düzensizleşince ses kırılıyor, gıcırdıyor ya da hışırdıyor.
Temiz bir ses ağırlık, hız ve temas noktasının uyumundan geliyor. Köprüye yakın daha fazla ağırlık ve daha yavaş yay, klavyeye yakın daha hafif ağırlık ve daha hızlı yay gerekiyor.
Yay köprüye paralel ilerlemeli; ayna ve yay üzerindeki bir bant bu yolu ve kullanılan bölümü görmeye yardım ediyor.
Tel değiştirmek dirseğin yüksekliğini değiştirmek demek; geçişler küçük ve sakin hareketlerle, başlangıçta yavaş yapılıyor.
İlk ritimler açık tellerde, yavaş bir metronomla ve önce sayılarak çalışılıyor; ses bozulursa tempo düşürülüyor.
Sol el parmak ucuyla, bükülü ve yeterli kuvvetle basıyor; parmağın yeri akort aletiyle, öğretmenle ya da komşu açık telle kontrol ediliyor.
Koordinasyonun ilk kuralı, önce parmak yerleşir, sonra yay hareket eder. Yayı omuzla bastırmak, sürekli kulak çınlaması ve ağrı ciddiye alınması gereken işaretler.
Sonraki derse köprü
Ozan artık açık tellerde temiz bir ses çıkarabiliyor, basit ritim kalıplarını metronomla çalabiliyor ve la telinde ilk parmaklarını yerleştirebiliyor. Bunları her gün nasıl sürdüreceği ise henüz belirsiz.
Yeni başlayan biri bir haftalık çalışmayı hangi sırayla ve hangi sürelerle kurarsa ilerlemesini görebilir, bedenini yormadan alışkanlık edinebilir?
Ve kısa bir başlangıç kaydı, o haftanın sonunda neyin yerleştiğini, neyin hâlâ çalışılması gerektiğini nasıl gösterir?