Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Flüt, havanın ağızlık deliğinin karşı kenarına çarpıp bölünmesiyle ses üreten, kamışsız bir üflemeli çalgı; ses, üflemenin gücünden çok havanın yönüne ve dudak açıklığının biçimine bağlı.
Bir konser flütü üç parçadan oluşuyor: ağızlık deliğini taşıyan baş borusu, tuşların çoğunu taşıyan gövde ve sağ serçe parmağıyla kullanılan ayak. Baş borusundaki tıpa öğrenci tarafından oynatılmıyor.
Parçalar tuşsuz bölgelerden tutulup hafifçe döndürülerek birleştiriliyor ve ağızlık deliği ile ayak, gövdeye göre hizalanıyor; hiza her çalışmanın başında kontrol ediliyor.
İlk ses yalnızca baş borusuyla aranıyor: levha çeneye yaslanıyor, deliğin bir kısmı alt dudakla örtülüyor, gevşek dudakların ortasındaki küçük açıklıktan çıkan hava kenara yöneltiliyor.
Flütün ağırlığı üç destek noktasına dağılıyor: çene, sol işaret parmağının kökü ve sağ başparmak. Parmaklar tuşların üzerinde hafifçe kıvrık ve gevşek; baş dik, omuzlar gevşek, dirsekler hafifçe açık.
Hışırtının sebepleri geniş açıklık, yanlış yön, delik örtüsünün yanlış oranı, gergin yüz ve güçlü üflemek; her biri ayrı bir küçük düzeltme istiyor.
Baş dönmesinde hemen ara verilip oturuluyor; çalışmalar kısa tutuluyor ve yavaş yavaş uzatılıyor. Her çalışmadan sonra flüt sökülüp içi temizleniyor ve kutusunda saklanıyor.
Açılış sahnesi
Arda flüt kutusunun kapağını kaldırıyor. Kadife yuvalarda üç parlak metal parça yatıyor: biri kısa ve üzerinde tek bir delik taşıyan bir boru, biri uzun ve tuşlarla kaplı bir gövde, biri de birkaç tuşlu kısa bir uç. Arda uzun gövdeyi tuşlarından avuçlayıp kaldırıyor, kısa boruyu ona doğru bastırıyor ve itiyor. Parçalar sertçe birbirine geçiyor; tuşlardan biri hafifçe esniyor.
Sonra flütü bir kaval gibi önüne doğru tutup ağızlık deliğine dudaklarını tamamen dayıyor ve var gücüyle üflüyor. Odada bir hışırtı duyuluyor; başka bir şey yok. Bir kez daha, daha güçlü üflüyor. Hışırtı büyüyor. Üçüncü denemeden sonra Arda'nın başı hafifçe dönüyor ve sandalyeye oturuyor.
Leyla Hoca flütü nazikçe alıyor ve esneyen tuşa bakıyor; neyse ki yerinde, yalnızca tutuş yanlış olmuş. Parçaları yeniden ayırıyor, sonra yalnızca o kısa boruyu, baş borusunu, Arda'ya geri veriyor.
"Bir şişenin ağzına üfleyip ses çıkardın mı hiç?" diye soruyor. Arda başını sallıyor. "Flüt de öyle konuşuyor. Ona doğru değil, onun kenarına üfleyeceksin. Ve ilk gün, flütün tamamıyla değil, yalnızca bu parçayla başlayacağız."
Bu derste ne olacak
Sıfırdan Flüt kursunun ilk dersi, flütle tanışmanın ilk adımlarına bakıyor: çalgıyı tanımak ve kurmak, onu bedene yerleştirmek ve ilk sesi üretmek. Bu adımların hepsi, ilk günden doğru alışkanlıklar kurmak ve çalgıyı ve bedeni korumak üzerine kurulu.
Önce flütün üç parçasını ve her birinin işini tanıyacağız. Ardından parçaların tuşlara zarar vermeden nasıl birleştirileceğini ve nasıl hizalanacağını ele alacağız. Sonra yalnızca baş borusuyla ilk sesi bulmaya, dudak açıklığına ve havanın yönüne geçeceğiz. Dersin ikinci yarısı flütü bedene yerleştirmeye, ellerin ve destek noktalarının yerine, duruşa, hışırtının sebeplerine, baş dönmesine karşı dikkatli olmaya ve flütün bakımına ayrılıyor.
Sıfır noktası
Flüt, havanın bir deliğin kenarına çarpıp bölünmesiyle ses üreten bir üflemeli çalgı. Klarnet ya da saksafon gibi kamışlı çalgılardan farkı burada: flütte titreşen bir kamış yok. Ses, çalıcının dudaklarından çıkan ince hava akımının ağızlık deliğinin karşı kenarına çarpmasıyla doğuyor. Bir şişenin ağzına yandan üflendiğinde çıkan ses, aynı ilkeye dayanıyor.
Bu ilke, flütün ilk günlerindeki en büyük güçlüğü de açıklıyor. Ses, çalıcının ne kadar güçlü üflediğine değil, havanın nereye ve hangi biçimde yöneldiğine bağlı. Arda'nın güçlü üflemesi bir hışırtıdan öteye geçmedi; çünkü hava kenara değil, deliğin içine ve dudakların çevresinden dağınık biçimde gidiyordu.
Bu ders boyunca anlatılan flüt, yaygın olarak kullanılan, do sesine göre akortlu, yan tutulan Batı konser flütü. Ney ya da kaval gibi uçtan üflenen çalgılar da havanın bir kenara çarpmasıyla ses üretiyor, ama tutuşları ve ağız duruşları farklı.
Bir şişenin ağzına üflerken ses çıkarmak için şişeye ne kadar güçlü üflediğin mi, yoksa havayı şişenin ağzının hangi noktasına yönelttiğin mi daha önemli?
Mekanizma
Flütün üç parçası
Bir konser flütü üç parçadan oluşuyor. Baş borusu, flütün en kısa ve tuşsuz parçası; üzerinde ağızlık levhası ve ağızlık deliği var. Çalıcının alt dudağı bu levhaya yaslanıyor ve hava ağızlık deliğinin kenarına yöneltiliyor. Baş borusunun kapalı ucunda, içeride bir tıpa bulunuyor; bu tıpanın yeri flütün akordunu etkilediği için öğrenci tarafından oynatılmıyor.
Gövde, flütün en uzun parçası ve tuşların çoğunu taşıyor. Sol el gövdenin üst, sağ el alt kısmındaki tuşlara yerleşiyor. Ayak, flütün en alttaki kısa parçası; birkaç tuş taşıyor ve bu tuşlar sağ elin serçe parmağıyla kullanılıyor.
Tuşlar, ince çubuklar ve yaylarla birbirine bağlı hassas bir düzen. Bir tuşa ya da çubuğa yandan uygulanan bir baskı, bu düzeni eğebiliyor ve bir tuşun deliği tam kapatmamasına yol açabiliyor. Arda'nın gövdeyi tuşlarından avuçlaması, bu yüzden flüt için tehlikeliydi.
Birleştirmek: tuşlara dokunmadan
Flüt parçaları birleştirilirken, her parça tuşsuz bölgelerinden tutuluyor. Baş borusu, ağızlık levhasının uzağından, düz kısmından kavranıyor. Gövde, üst ucundaki tuşsuz halkasından ya da tuşların olmadığı bölgeden tutuluyor. Ayak, yine tuşsuz ucundan.
Parçalar, itilerek değil, hafifçe ileri geri döndürülerek birbirine geçiriliyor. Bu döndürme hareketi, bağlantı yerlerinin sürtünmesini azaltıyor ve tuşlara baskı yapılmasını önlüyor. Parçalar zorla geçmiyorsa, bağlantı yerleri yumuşak bir bezle silinip yeniden deneniyor; zorlamak hem bağlantıya hem tuşlara zarar verebiliyor.
Leyla Hoca, Arda'ya birleştirmeyi bir masanın üzerinde, kutunun hemen yanında yapmasını önerdi. Bir parça elden kayarsa, yere değil masaya ya da kutuya düşüyor. Arda ikinci denemede baş borusunu gövdenin tuşsuz halkasına doğru yavaşça döndürerek yerleştirdi ve tuşların hiçbirine dokunmadı.
Hizalamak
Parçalar birleştirildikten sonra hizalanıyor. Baş borusunun ağızlık deliği, gövdenin üst tuşlarıyla belirli bir hizada duruyor. Pek çok öğretmen başlangıç için ağızlık deliğinin ortasını gövdenin ilk tuşlarının ortasıyla aynı çizgiye getirmeyi öneriyor; bazı öğretmenler deliği çalıcıya doğru çok hafif içe çeviriyor. Bu ince ayar, öğretmenle birlikte yapılıyor.
Ayak da gövdeyle hizalanıyor. Ayağın tuşlarını taşıyan çubuk, çoğu zaman gövdenin en alttaki tuşunun ortasıyla aynı çizgide ya da ona yakın duruyor; böylece sağ elin serçe parmağı ayağın tuşlarına rahatça ulaşabiliyor.
Hizalama, her çalışmanın başında yeniden kontrol ediliyor. Parçalar çalarken ya da flüt tutulurken hafifçe dönebiliyor; ağızlık deliğinin yeri değiştiğinde ses de değişiyor. Arda'nın baş borusunun üzerine, Leyla Hoca'nın yardımıyla, doğru hizayı gösteren küçük ve çıkarılabilir bir işaret kondu.
Yalnızca baş borusuyla ilk ses
Flüte başlarken pek çok öğretmen, ilk sesi flütün tamamıyla değil, yalnızca baş borusuyla aramayı öneriyor. Baş borusu hafif ve kısa; çalıcı tuşlarla ve flütün ağırlığıyla uğraşmadan yalnızca dudaklarına ve havasına odaklanabiliyor.
Baş borusu, iki elle, ağızlık levhası yukarıda ve ağızlık deliği çalıcıya bakacak biçimde tutuluyor. Levhanın kenarı, alt dudağın hemen altına, çenenin üst kısmına hafifçe yaslanıyor. Alt dudak, ağızlık deliğinin bir kısmını örtüyor; pek çok öğretmen başlangıç için deliğin kabaca dörtte biri ile üçte biri arasının örtülmesini öneriyor.
Bu konumda çalıcı, dudaklarını gevşek tutarak ortalarında küçük bir açıklık bırakıyor ve "pu" ya da "tu" der gibi kısa bir hava akımı gönderiyor. Hava, ağızlık deliğinin karşı kenarına doğru, biraz aşağıya ve ileriye yönelmeli. Arda, Leyla Hoca'nın şişe benzetmesini aklında tutarak birkaç deneme yaptı. Dördüncü denemede hışırtının içinden ilk kez net bir ses yükseldi.
Dudak açıklığı ve havanın yönü
Flütte sesin kalitesini en çok belirleyen şey, dudakların biçimi ve havanın yönü. Dudaklar gevşek ama düzgün tutuluyor; ortalarında yatay, küçük, oval bir açıklık oluşuyor. Bu açıklık, hava akımının ince ve yoğun olmasını sağlıyor. Açıklık çok geniş olduğunda hava dağılıyor ve ses hışırtılı oluyor; çok dar ya da gergin olduğunda ses kısılıyor ya da hiç çıkmıyor.
Havanın yönü, ağızlık deliğinin karşı kenarına göre ayarlanıyor. Hava çok yukarıya gittiğinde kenarın üstünden geçiyor ve ses zayıf kalıyor; çok aşağıya gittiğinde deliğin içine düşüyor ve ses boğuk oluyor. Doğru yönü bulmak için çalıcı, flütü değil, havanın yönünü çok küçük hareketlerle değiştiriyor; alt çeneyi hafifçe ileri geri oynatmak ya da dudak açıklığını biraz yukarı ya da aşağı yöneltmek gibi.
Bu ayarlar, bir aynanın önünde çalışılınca daha kolay oluyor. Çalıcı, dudaklarının ortasındaki açıklığın ağızlık deliğinin ortasına denk gelip gelmediğini ve yanaklarının şişip şişmediğini görebiliyor. Arda, aynada yanaklarını şişirdiğini gördü; yanakları gevşek ve düz tuttuğunda ses daha odaklı çıktı.
Baş borusuyla ilk alıştırmalar
Baş borusuyla net bir ses bulunduğunda, birkaç basit alıştırmayla bu ses sağlamlaştırılıyor. İlki uzun sesler: bir ses birkaç saniye boyunca sabit tutuluyor, ardından gevşek bir biçimde bitiriliyor. Bu alıştırma, havanın düzenli akmasını ve dudakların sesi sabit tutmasını sağlıyor.
İkinci alıştırma, baş borusunun açık ucunu avuçla kapatıp açmak. Uç açıkken bir ses, kapalıyken daha pes bir ses çıkıyor. Bu iki ses arasında geçiş yapmak, havanın ve dudakların küçük değişikliklere nasıl tepki verdiğini gösteriyor.
Bu alıştırmalar kısa tutuluyor: birkaç dakika, sonra bir ara. Arda ilk gün baş borusuyla toplam on dakika çalıştı; her iki üç dakikada bir baş borusunu indirip normal nefes aldı. Ertesi gün, aynı alıştırmalardan sonra Leyla Hoca flütün öteki parçalarını da birleştirdi.
Flütü bedene yerleştirmek: üç destek noktası
Flüt, bedenin sağına doğru, yere kabaca paralel ya da hafifçe aşağı eğik uzanıyor. Ağırlığı birkaç destek noktasına dağılıyor ve pek çok öğretmen bunları üç nokta olarak tanımlıyor: alt dudağın altında, çenede duran ağızlık levhası; sol elin işaret parmağının kökü; sağ elin başparmağı.
Sol el, gövdenin üst kısmında, avuç çalıcıya dönük olarak duruyor. Flüt, sol işaret parmağının kökünün hemen üstüne yaslanıyor ve bu nokta, flütün çeneye doğru hafifçe bastırılmasını sağlıyor. Sağ elin başparmağı, gövdenin altında, kabaca işaret ve orta parmakların hizasında flütü alttan destekliyor.
Bu üç nokta, flütün parmaklarla sıkılmadan dengede durmasını sağlıyor. Parmaklar, tuşların üzerinde serbestçe hareket edebiliyor; çünkü flütü taşıma işi destek noktalarına bırakılıyor. Arda'nın ilk tutuşunda flüt parmakların arasına sıkıştırılmıştı; destek noktaları bulunduğunda parmaklar gevşedi ve tuşların üzerinde hafifçe durmaya başladı.
Ellerin yeri ve parmakların şekli
Sol elin işaret, orta ve yüzük parmakları gövdenin üst bölümündeki tuşlara, başparmağı ise gövdenin arkasındaki başparmak tuşuna yerleşiyor. Sağ elin işaret, orta ve yüzük parmakları gövdenin alt bölümündeki tuşlara, serçe parmağı ise ayağın tuşlarına uzanıyor. Pek çok başlangıç parmak düzeninde sağ serçe parmağı, ayaktaki bir tuşa hafifçe basılı duruyor ve bu, flütün dengesine de yardım ediyor.
Parmaklar, tuşların üzerinde hafifçe kıvrık ve gevşek duruyor; bir topu tutar gibi. Parmak uçlarının yumuşak kısmı tuşlara değiyor. Düz ve gergin parmaklar, hızlı hareketlerde yavaş kalıyor ve eli çabuk yoruyor.
Parmaklar tuşlara yalnızca gerektiği kadar bastırıyor. Bir tuşu kapatmak için büyük bir güç gerekmiyor; fazla bastırmak eli geriyor ve tuşların düzenine zarar verebiliyor. Arda'nın ilk çalışmalarında Leyla Hoca, parmaklarının tuşların üzerinde dinlenip dinlenmediğine sık sık baktı ve gerginlik gördüğünde kısa bir ara verdirdi.
Duruş
Flüt çalarken baş dik ve rahat duruyor; flüt başa doğru getiriliyor, baş flüte doğru eğilmiyor. Omuzlar gevşek ve aşağıda; yukarı kalkmış omuzlar, boyunda ve kollarda gerginlik yaratıyor. Dirsekler gövdeden hafifçe açık duruyor; kollar yanlara yapışmıyor ve havada sıkıca tutulmuyor.
Ayakta çalarken ayaklar kalça genişliğinde açık, ağırlık iki ayağa eşit dağılıyor. Pek çok öğretmen, gövdenin ve başın hafifçe sola dönük, flütün ise sağa uzandığı bir duruşu öneriyor; bu, sağ kolun gövdeye sıkışmasını önlüyor. Oturarak çalarken sandalyenin ön yarısında, sırt dik oturuluyor.
Duruşu bir aynanın önünde kontrol etmek, gerginlikleri görmeyi kolaylaştırıyor. Arda aynada sağ omzunun kalktığını ve başının flüte doğru eğildiğini fark etti. Omzunu indirip başını dik tuttuğunda flütün sağ ucu hafifçe aşağı eğildi; Leyla Hoca bu eğimin rahat bir duruş için sorun olmadığını söyledi.
Hışırtının sebepleri
Başlangıçta hışırtılı bir ses, flütün en yaygın sorunu. Bu sorunun birkaç sebebi var ve her biri farklı bir düzeltme istiyor. Dudak açıklığı çok genişse, hava dağılıyor; açıklık küçültülüyor. Hava çok yukarı ya da aşağı gidiyorsa, yön küçük hareketlerle ayarlanıyor.
Ağızlık deliği alt dudakla çok fazla ya da çok az örtülüyorsa, ses ya boğuk ya da zayıf çıkıyor; flütün çenedeki yeri hafifçe değiştiriliyor. Dudaklar gergin ya da yanaklar şişkinse, hava akımı düzensizleşiyor; yüz gevşetiliyor. Çok güçlü üflemek de hışırtıyı büyütüyor; Arda'nın ilk denemelerinde olduğu gibi, daha az hava ve daha doğru bir yön çoğu zaman daha iyi bir ses veriyor.
Hışırtı bir anda kaybolmuyor; birkaç gün, hatta birkaç hafta boyunca azalarak sürebiliyor. Bu, flütün doğal bir öğrenme süreci. Arda'nın sesi ilk hafta hâlâ biraz hışırtılıydı, ama her gün kaydettiği kısa uzun sesler dinlendiğinde, hışırtının yavaş yavaş inceldiği duyuluyordu.
Baş dönmesi ve bedeni korumak
Flüt, öteki üflemeli çalgılara göre daha çok hava harcıyor; çünkü havanın bir kısmı ağızlık deliğinin kenarından dışarı akıyor. Bu yüzden yeni başlayan öğrencilerde, Arda'nın açılışta yaşadığı gibi, kısa süreli bir baş dönmesi görülebiliyor. Bu, genellikle gereğinden fazla ve hızlı nefes alıp vermekten kaynaklanıyor.
Baş dönmesi hissedildiğinde çalmaya hemen ara veriliyor; çalıcı oturuyor ve birkaç dakika boyunca normal nefes alıyor. Çalışmalar kısa tutuluyor ve sık aralar veriliyor. Baş dönmesi geçmiyor ya da sık tekrarlanıyorsa, bunu bir öğretmenle ve gerekirse bir sağlık uzmanıyla konuşmak gerekiyor.
Bedeni korumanın başka yolları da var. Çalışma süresi ilk haftalarda kısa tutulup yavaş yavaş uzatılıyor. Boyun, omuzlar, kollar ya da ellerde ağrı ya da gerginlik hissedildiğinde ara veriliyor. Flüt bir başkasıyla paylaşılıyorsa, ağızlık levhası her kullanımdan önce temizleniyor.
Flütün bakımı
Her çalışmadan sonra flüt parçalarına ayrılıyor ve içi temizleniyor. Flütün içinde nefesten kalan nem birikiyor; bu nem, bir temizleme çubuğunun ucuna geçirilen yumuşak bir bezle siliniyor. Baş borusu temizlenirken çubuk, tıpanın olduğu kapalı uca bastırılmıyor; tıpanın yeri değişirse flütün akordu bozuluyor.
Flütün dışı, parmak izlerini ve nemi almak için yumuşak, kuru bir bezle siliniyor. Tuşlar silinirken çubuklara ve yaylara baskı yapılmıyor. Parçalar ayrılırken de birleştirilirken olduğu gibi, tuşsuz bölgelerden tutulup döndürülerek çıkarılıyor.
Flüt kullanılmadığında kutusunda saklanıyor; bir sandalyenin ya da masanın kenarında bırakılmıyor. Arda'nın ilk haftasının sonunda Leyla Hoca, ona temizleme çubuğunu, bezi ve flütün kutudaki yerleşimini bir kez daha gösterdi; Arda flütü kendi başına söküp temizledi ve kutusuna yerleştirdi.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Deneyimli flüt öğretmenleri, ilk haftalarda sesin güzelliğinden önce sesin kolaylığına bakıyor. Bir öğrenci sesi zorlanarak, gergin dudaklar ve güçlü bir hava akımıyla çıkardığında, bu ses ileride hem tonu hem de dayanıklılığı sınırlıyor. Usta öğretmenler, sesin ilk günden gevşek bir yüz ve rahat bir hava akımıyla bulunmasını önemsiyor; zorlanmadan çıkan küçük bir ses, zorla çıkan büyük bir sesten daha sağlam bir temel.
Bir başka incelik, havanın hızını ve miktarını ayırmak. Pek çok öğrenci daha yüksek ya da daha güçlü bir ses için daha çok hava harcıyor. Usta öğretmenler ise havanın hızının, dudak açıklığının küçüklüğüyle birlikte, sesin karakterini belirlediğini gösteriyor: küçük bir açıklıktan geçen hızlı ve ince bir hava akımı, büyük bir açıklıktan geçen yavaş ve bol bir havadan daha net bir ses veriyor ve aynı zamanda nefesi daha uzun süre yetiriyor.
Usta öğretmenler, duruşu flütün değil bedenin işi olarak görüyor. Flüt bedenin önüne ve sağına uzanan uzun ve asimetrik bir çalgı; bu yüzden boyunda, omuzlarda ve kollarda gerginlik birikmeye yatkın. Usta öğretmenler öğrencilerine çalmaya başlamadan önce omuzlarını birkaç kez gevşetmelerini, çalışırken de ara ara flütü indirip kollarını serbest bırakmalarını öneriyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Flütü güçlü üflersem ses daha iyi çıkar." Güçlü üflemek çoğu zaman hışırtıyı büyütüyor ve baş dönmesine yol açabiliyor. Ses, havanın miktarından çok yönüne ve dudak açıklığının biçimine bağlı.
Yaygın yanlış: "Parçaları birleştirirken en sağlam yerden, tuşlardan tutarım." Tuşlar ince çubuklar ve yaylarla bağlı hassas bir düzen. Parçalar tuşsuz bölgelerden tutulup hafifçe döndürülerek birleştiriliyor.
Yaygın yanlış: "Flütü parmaklarımla sıkıca tutmalıyım ki düşmesin." Flütün ağırlığı çene, sol işaret parmağının kökü ve sağ başparmak üzerinde dengeleniyor. Sıkan parmaklar tuşların üzerinde serbestçe hareket edemiyor.
Yaygın yanlış: "Baş dönmesi geçene kadar çalmaya devam ederim." Baş dönmesi, çoğu zaman fazla ve hızlı nefes alıp vermekten kaynaklanıyor. Hissedildiğinde ara verilip oturuluyor; sık tekrarlanıyorsa öğretmenle ve gerekirse bir sağlık uzmanıyla konuşuluyor.
Yaygın yanlış: "Baş borusunun ucundaki parçayı temizlerken iterek çıkarırım." Baş borusunun içindeki tıpanın yeri akordu belirliyor. Temizlerken tıpaya bastırılmıyor ve öğrenci onu oynatmıyor.
Uygulama
Bu çalışma için flütünü, temizleme çubuğunu, yumuşak bir bezi, bir aynayı ve mümkünse bir kayıt aracını hazırla. Çalışmayı bir masanın yanında, flüt kutusu açıkken yap.
Parçaları tanı ve birleştir. Kutudaki üç parçayı, yani baş borusunu, gövdeyi ve ayağı tanı. Her parçayı tuşsuz bölgesinden tut. Baş borusunu ve ayağı gövdeye hafifçe ileri geri döndürerek yerleştir; hiçbir tuşa baskı yapma. Parçalar zor geçiyorsa bağlantı yerlerini bezle sil ve yeniden dene.
Hizala. Ağızlık deliğini gövdenin ilk tuşlarıyla, ayağın çubuğunu gövdenin en alttaki tuşuyla hizala. Mümkünse bu hizaları bir öğretmenle kontrol et ve baş borusunun üzerine çıkarılabilir küçük bir işaret koy.
Baş borusuyla ilk sesi bul. Flütü yeniden sök ve yalnızca baş borusunu al. Levhayı alt dudağının altına, çeneye yasla; deliğin bir kısmını alt dudağınla ört. Dudaklarını gevşek tutup ortalarında küçük bir açıklık bırak ve havayı deliğin karşı kenarına yönelt. Ses çıkmazsa daha güçlü değil, farklı bir yöne üfle. Bir aynanın önünde yanaklarını ve dudak açıklığını kontrol et.
Kısa alıştırmalar yap. Baş borusuyla birkaç uzun ses çal; her birini birkaç saniye sabit tut. Ardından açık ucu avucunla kapatıp açarak iki ses arasında geçiş yap. Her iki üç dakikada bir baş borusunu indir ve normal nefes al. Başın dönerse hemen otur ve dinlen.
Flütü bedene yerleştir. Flütü yeniden birleştir. Ağızlık levhasını çenene, flütü sol işaret parmağının köküne yasla ve sağ başparmağınla alttan destekle. Parmaklarını tuşların üzerinde hafifçe kıvrık ve gevşek tut. Aynada başının dik, omuzlarının gevşek ve dirseklerinin hafifçe açık olup olmadığına bak. Birkaç uzun ses çal ve kaydet.
Temizle ve sakla. Çalışma bitince flütü tuşsuz bölgelerinden tutarak parçalarına ayır. Temizleme çubuğuna bezi geçirip her parçanın içini sil; baş borusunda tıpaya bastırma. Flütün dışını kuru bir bezle sil ve kutusuna yerleştir. İlk haftada çalışmaları kısa tut ve ses kayıtlarını her gün dinleyip hışırtının nasıl değiştiğini not et.
Kilit özet
Flüt, havanın ağızlık deliğinin karşı kenarına çarpıp bölünmesiyle ses üreten, kamışsız bir üflemeli çalgı; ses, üflemenin gücünden çok havanın yönüne ve dudak açıklığının biçimine bağlı.
Bir konser flütü üç parçadan oluşuyor: ağızlık deliğini taşıyan baş borusu, tuşların çoğunu taşıyan gövde ve sağ serçe parmağıyla kullanılan ayak. Baş borusundaki tıpa öğrenci tarafından oynatılmıyor.
Parçalar tuşsuz bölgelerden tutulup hafifçe döndürülerek birleştiriliyor ve ağızlık deliği ile ayak, gövdeye göre hizalanıyor; hiza her çalışmanın başında kontrol ediliyor.
İlk ses yalnızca baş borusuyla aranıyor: levha çeneye yaslanıyor, deliğin bir kısmı alt dudakla örtülüyor, gevşek dudakların ortasındaki küçük açıklıktan çıkan hava kenara yöneltiliyor.
Flütün ağırlığı üç destek noktasına dağılıyor: çene, sol işaret parmağının kökü ve sağ başparmak. Parmaklar tuşların üzerinde hafifçe kıvrık ve gevşek; baş dik, omuzlar gevşek, dirsekler hafifçe açık.
Hışırtının sebepleri geniş açıklık, yanlış yön, delik örtüsünün yanlış oranı, gergin yüz ve güçlü üflemek; her biri ayrı bir küçük düzeltme istiyor.
Baş dönmesinde hemen ara verilip oturuluyor; çalışmalar kısa tutuluyor ve yavaş yavaş uzatılıyor. Her çalışmadan sonra flüt sökülüp içi temizleniyor ve kutusunda saklanıyor.
Sonraki derse köprü
Arda artık flütü kendi başına kurabiliyor ve flütün tamamıyla birkaç uzun ses çıkarabiliyor. Ama Leyla Hoca önüne ilk kez bir nota sayfası koyduğunda, sayfadaki seslerin flütte hangi tuşlara karşılık geldiğini bilmiyor.
Flüt notası hangi anahtarla yazılıyor ve sol elin ilk parmakları notadaki ilk seslere nasıl karşılık geliyor; bazı üflemeli çalgılardan farklı olarak flütte notada yazılan ses neden kulağa gelen sesle aynı adı taşıyor?
Ve bir ezgiyi çalarken dilin "tu" hecesiyle sesi başlatması, nefesin alınacağı yer ve parmakların değişimi, sayılan vuruşun üzerinde nasıl bir araya geliyor?