Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir öğrenme hedefi, öğrencinin belirli bir sürenin sonunda gösterebileceği gözlenebilir bir davranışın tarifi; öğretmenin yapacağı etkinlik ya da genel bir dilek değil.
Bir cümlenin hedef olup olmadığını iki soru gösteriyor: öznesi öğrenci mi, ve sonunda ne görülecek ya da duyulacak?
İyi bir hedef eylem, koşul ve ölçüt taşıyor; eylem gözlenebilir bir fiille anlatılıyor, koşul zorluk düzeyini, ölçüt hedefe ne zaman ulaşılmış sayılacağını belirliyor.
Müzikte bilgi, beceri ve işitme hedefleri bir arada bulunuyor; dengeleri öğrencinin amacına ve seviyesine göre kuruluyor.
Müzikal ifade, gözlenebilir davranışlara bölünerek hedefe dönüştürülebiliyor; ölçülen, öğrencinin bir seçeneği bilinçli uygulayıp gerekçelendirmesi, seçeneğin kendisinin doğruluğu değil.
Hedefler dönemden aya, aydan derse inen bir zincir oluşturuyor; bir derste bir iki hedef yeterli ve ulaşılamayan hedef yeniden boyutlandırılıyor.
Öğrencinin istekleri hedeflerin kaynağı; hedefler öğrenciyle birlikte yazılıp paylaşılıyor ve ölçütleri değerlendirmenin, rubriğin temelini oluşturuyor.
Açılış sahnesi
Selim yirmi altı yaşında, konservatuvarın piyano bölümünü yeni bitirmiş. Evinde özel ders vermeye başlıyor ve ilk öğrencilerinden biri, kırk yaşındaki bir yetişkin, Aslı Hanım. Aslı Hanım çocukken biraz piyano çalmış, şimdi yeniden başlamak istiyor.
Selim her derse hazırlıklı geliyor, ama hazırlığı hep aynı biçimde: "Bugün ritim çalışacağız", "Bugün sol eli güçlendireceğiz", "Bugün biraz Bach'a bakacağız." Dersler keyifli geçiyor; Aslı Hanım çok şey dinliyor, birçok şey deniyor. İki ay sonra bir derste piyanodan kalkıp Selim'e dönüyor ve soruyor: "İki aydır geliyorum. Gerçekten neyi öğrendim? Bir arkadaşım sorsa ne diyeceğimi bilmiyorum." Selim de bilmiyor. Ertesi hafta Aslı Hanım dersi iptal ediyor, bir sonraki hafta da.
Selim bu durumu, yıllardır piyano öğretmenliği yapan eski hocası Nermin Hanım'a anlatıyor. Nermin Hanım ondan son birkaç dersin planını göstermesini istiyor ve defterdeki satırları okuyor.
"Bunların hepsi senin cümlelerin," diyor. "'Ritim çalışacağız' senin bugün ne yapacağını söylüyor, Aslı Hanım'ın dersin sonunda neyi yapabileceğini söylemiyor. Bir hedef, öğrencinin elinde olan bir eylem olmalı; sonunda ikiniz de ona bakıp 'oldu' ya da 'henüz değil' diyebilmelisiniz. O cümleyi yazmadan derse girersen, yolu ikiniz de görmezsiniz."
Bu derste ne olacak
Bu ders, Etkili Müzik Eğitmeni kursunun ilk adımı ve bir eğitmenin her ders öncesinde verdiği ilk kararı ele alıyor: bu dersin, bu ayın, bu dönemin sonunda öğrenci neyi yapabilecek? Okurun kim olduğu önemli değil; özel ders veren bir çalgı öğretmeni, bir okulun müzik öğretmeni ya da bir koro şefi için soru aynı.
Önce bir öğrenme hedefinin ne olduğunu, bir etkinlikten ya da bir dilekten nasıl ayrıldığını konuşacağız. Ardından iyi yazılmış bir hedefin parçalarını göreceğiz: eylem, koşul ve ölçüt. Sonra müzikte farklı hedef türlerine, gözlenmesi zor görünen müzikal ifade hedeflerine ve hedeflerin uzun, orta ve kısa vadeli bir zincir içinde nasıl birbirine bağlandığına bakacağız. Ders, öğrencinin kendi isteklerini hedeflere çevirmeyle ve hedeften değerlendirmeye uzanan bağla bitiyor.
Sıfır noktası
Bir öğrenme hedefi, öğrencinin belirli bir öğrenme süresinin sonunda gösterebileceği, gözlenebilir bir davranışın tarifi. "Öğrencinin" kelimesi önemli: hedef öğretmenin ne yapacağını değil, öğrencinin neyi yapabilir hâle geleceğini söylüyor. "Gözlenebilir" kelimesi de önemli: hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı, dışarıdan bakan biri tarafından da görülebilmeli ya da duyulabilmeli.
Hedef bir etkinlik değil. "Gam çalışacağız" bir etkinlik; dersin içinde ne yapılacağını söylüyor. "Sol majör gamını iki sekizlik olarak, metronom dakikada altmışta, bir oktav boyunca kesintisiz çalabilir" ise bir hedef; dersin sonunda neyin görüleceğini söylüyor. Bir etkinlik bir hedefe hizmet edebilir, ama onun yerini tutmaz.
Hedef bir dilek de değil. "Daha iyi çalsın", "müziği sevsin", "özgüveni artsın" değerli dilekler; ama hangi gün gerçekleştiklerini kimse söyleyemiyor. Bir dilek, bir yön gösteriyor; hedef ise o yöndeki bir sonraki durağın adı.
Selim'in defterindeki satırların hepsi etkinlik ya da dilekti. Bu yüzden ne Selim ne de Aslı Hanım, iki ayın sonunda yolun neresinde olduklarını görebiliyordu.
Bir şeyi öğrenirken, sana neyi başardığını söyleyebilecek bir ölçünün olmadığı bir dönem yaşadın mı? O belirsizlik çalışma isteğini nasıl etkiledi?
Mekanizma
Etkinlikten sonuca
Bir hedef yazmanın ilk adımı, bakışı öğretmenin eyleminden öğrencinin sonucuna çevirmek. Bunun basit bir sınaması var: cümlenin öznesi kim? "Ritim çalışacağız" cümlesinin öznesi ders ya da öğretmen. "Öğrenci, dörtlük ve sekizliklerden oluşan dört ölçülük bir ritmi ilk görüşte el çırparak doğru sürelerle okuyabilir" cümlesinin öznesi öğrenci.
İkinci sınama, cümlenin sonunda neyin görüleceği. Etkinlik cümleleri, dersin sonunda neyin değiştiğini söylemiyor; hedef cümleleri söylüyor. Nermin Hanım, Selim'e her plan satırının yanına küçük bir soru yazmasını önerdi: "Bu dersin sonunda Aslı Hanım bunu yapabildiğinde ben ne göreceğim ya da ne duyacağım?" Bu sorunun yanıtı, etkinliği hedefe dönüştürüyordu.
Selim'in "sol eli güçlendireceğiz" satırı bu soruyla şuna dönüştü: "Aslı Hanım, sol elde dört ölçülük bir eşlik kalıbını, sağ el ezgiyi çalarken tempoyu kaybetmeden üç kez üst üste çalabilir." Artık hem Selim hem Aslı Hanım, dersin sonunda bunun olup olmadığını görebilirdi.
Hedefin üç parçası: eylem, koşul, ölçüt
İyi yazılmış bir hedef genellikle üç parça taşıyor. Birincisi eylem: öğrencinin ne yapacağı. Eylem gözlenebilir bir fiille anlatılıyor: çalar, söyler, adlandırır, ayırt eder, yazar, gösterir, doğaçlar. "Bilir", "anlar", "kavrar" gibi fiiller ise gözlenemiyor; onları gözlenebilir kılmak için "bildiğini nasıl gösterecek?" sorusu soruluyor.
İkincisi koşul: eylemin hangi durumda yapılacağı. Notaya bakarak mı, ezberden mi? Metronomla mı, metronomsuz mu? Öğretmen eşliğinde mi, tek başına mı? Koşul, aynı eylemin farklı zorluk düzeylerini birbirinden ayırıyor. Bir ezgiyi notaya bakarak çalmak ile ezberden çalmak, iki ayrı hedef.
Üçüncüsü ölçüt: eylemin ne kadar iyi yapıldığında hedefe ulaşılmış sayılacağı. Bir tempo, bir tekrar sayısı, bir doğruluk düzeyi ya da kısa bir rubrik basamağı ölçüt olabiliyor. "Üç kez üst üste", "metronom dakikada seksende", "en fazla bir ritim hatasıyla" gibi ifadeler ölçütü somutlaştırıyor.
Bu üç parça her hedefte aynı ağırlıkta olmak zorunda değil. Kısa, ders içi hedeflerde ölçüt bazen çok basit kalabiliyor; dönem hedeflerinde ise ölçüt daha ayrıntılı bir rubriğe dönüşebiliyor. Ama üçünün de düşünülmüş olması, hedefin sonunda "oldu" ya da "henüz değil" diyebilmeyi sağlıyor.
Müzikte farklı hedef türleri
Müzik öğretiminde hedefler farklı türlerde olabiliyor. Bilgi hedefleri, öğrencinin bir şeyi tanımasını, adlandırmasını ya da açıklamasını istiyor: bir nota değerini adlandırmak, bir ölçü işaretinin ne anlama geldiğini söylemek. Beceri hedefleri, öğrencinin bir şeyi yapmasını istiyor: bir gamı çalmak, bir ezgiyi söylemek, bir ritmi el çırparak okumak. İşitme hedefleri, öğrencinin bir şeyi duyup ayırt etmesini istiyor: iki sesin hangisinin daha tiz olduğunu söylemek, bir ezginin majör mü minör mü olduğunu ayırt etmek.
Bir ders çoğu zaman bu türlerin birkaçını birlikte taşıyor; ama her biri için ayrı bir cümle yazmak, hangisine ulaşılıp hangisine ulaşılmadığını görmeyi kolaylaştırıyor. Aslı Hanım bir ezgiyi doğru çalabiliyor ama ezginin hangi ölçüde ikiye sayıldığını söyleyemiyorsa, beceri hedefine ulaşılmış, bilgi hedefine ulaşılmamış demek.
Bu türlerin dengesi öğrenciye göre değişiyor. Bir çocuğun ilk derslerinde işitme ve beceri hedefleri ağır basabiliyor; müzik teorisine ilgi duyan bir yetişkinde bilgi hedefleri daha erken öne çıkabiliyor. Hangi türün ne kadar yer alacağı, öğrencinin amacına ve seviyesine bağlı.
Müzikal ifadeyi hedefe dönüştürmek
Müzik öğretmenlerinin sık karşılaştığı bir güçlük, müzikal ifadenin hedef olarak yazılamayacağı düşüncesi. "Daha müzikal çalsın" bir dilek; ama müzikal ifadenin birçok yüzü gözlenebilir davranışlara bölünebiliyor. Bir cümleyi iki farklı gürlükte çalıp aradaki farkı tarif etmek; bir ezginin doruk noktasını gösterip oraya doğru sesi büyütmek; aynı ezgiyi önce bağlı, sonra kesik çalıp hangisinin şarkının sözlerine daha uygun düştüğünü gerekçesiyle söylemek.
Burada bir ayrım önemli. Bu hedefler, öğrencinin bir seçeneği bilinçli olarak uygulayabilmesini ve gerekçelendirebilmesini ölçüyor; hangi seçeneğin "doğru" olduğunu değil. Bir ezginin doruk noktasında sesin büyümesi yaygın bir tercih, ama tek doğru değil. Ölçülebilir hedef, öğrencinin tercihini fark edip uygulayabilmesi; tercihin kendisi ise öğrenciyle konuşulan bir seçenek olarak kalıyor. Estetik bir tercihi bir kural gibi hedefe yazmak, öğrencinin kendi müzikal sesini bulmasını daraltıyor.
Selim, Aslı Hanım'la çalıştığı yavaş bir parça için şöyle bir hedef yazdı: "Aslı Hanım, parçanın ilk cümlesini iki farklı gürlük planıyla çalar ve hangisini tercih ettiğini bir cümleyle gerekçelendirir." Bu hedefte doğru ya da yanlış bir plan yoktu; ama hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı açıkça görülebiliyordu.
Hedef zinciri: dönem, ay, ders
Hedefler farklı zaman ölçeklerinde yazılıyor ve birbirine bağlanıyor. Uzun vadeli bir hedef, bir dönemin ya da bir yılın sonunda öğrencinin varacağı yeri anlatıyor: "Aslı Hanım, dönem sonunda iki elle çalınan, iki sayfalık kolay bir parçayı ezberden ve bir dinleyici önünde çalar." Orta vadeli hedefler bu yolu aylara bölüyor: bir ayın sonunda sol el eşlik kalıplarını, bir sonraki ayın sonunda iki eli birleştirmeyi, bir sonrakinde ezberlemeyi.
Ders hedefleri ise bu aylık hedeflerin küçük basamakları. Her dersin bir ya da iki hedefi, o ayın hedefine doğru bir adım. Bu zincir, her dersi bir öncekine ve bir sonrakine bağlıyor; öğrenci de öğretmen de bugünkü dersin büyük resmin neresinde durduğunu görebiliyor.
Selim'in ilk iki ayında bu zincir yoktu. Her ders kendi başına güzeldi, ama dersler birbirine bağlanmıyordu; Aslı Hanım'ın "neyi öğrendim?" sorusu tam da bu kopukluktan doğmuştu. Nermin Hanım'ın önerisiyle Selim, Aslı Hanım'la birlikte bir dönem hedefi yazdı, onu üç aylık basamağa böldü ve her dersin başında o haftanın hedefini birlikte okudular.
Hedefin büyüklüğü ve sayısı
Bir hedef, öğrencinin ulaşabileceği kadar büyük ama ona bir çaba gerektirecek kadar da zorlayıcı olmalı. Çok küçük bir hedef sıkıcı, çok büyük bir hedef ise yıldırıcı oluyor. Hedefin büyüklüğü, öğrencinin şu anki durumuna göre ayarlanıyor; bu yüzden iyi bir hedef yazmak, öğrencinin nerede durduğunu bilmeyi gerektiriyor.
Bir derste ya da bir ayda çok fazla hedef olması da bir tuzak. Her biri yazılmış olsa bile, ders bu kadar hedefe dağıldığında hiçbiri gerçekten çalışılamıyor. Bir ders için bir iki hedef, bir ay için birkaç hedef çoğu zaman yeterli. Selim'in ilk denemesinde bir ders için dört hedef vardı; dersin sonunda hiçbirine tam ulaşılamadı. İkinci denemede ikiye indirdi ve ikisine de ulaşıldı.
Hedefin süresi de önemli. Bir haftalık bir hedef, bir haftada ulaşılabilecek bir şeyi tarif etmeli. Ulaşılamayan bir hedef, öğrencide başarısızlık duygusu bırakıyor; bu yüzden hedefe ulaşılmadığında hedef yeniden boyutlandırılıyor ya da daha küçük basamaklara bölünüyor. Bu bir yenilgi değil, bir ayar.
Öğrencinin isteğinden hedefe
Öğrenciler derse çoğu zaman bir istekle geliyor: "Kızımın düğününde bir parça çalmak istiyorum", "Arkadaşlarımla bir grup kurmak istiyorum", "Sınava hazırlanıyorum." Bu istekler hedef değil, ama hedeflerin kaynağı. Eğitmenin işi, bu isteği öğrenciyle birlikte gözlenebilir hedeflere çevirmek.
Aslı Hanım'ın isteği, kız kardeşinin doğum gününde ona bir şarkı çalmaktı. Selim bu isteği bir dönem hedefine dönüştürdü: belirli bir şarkıyı iki elle, ezberden, kız kardeşinin önünde çalmak. Ardından bu hedefin hangi becerileri gerektirdiğini Aslı Hanım'la birlikte sıraladılar: sol elde basit bir eşlik, sağ elde ezgi, iki elin birleşmesi, ezber ve bir dinleyici önünde çalmanın heyecanı. Her biri bir aylık ya da haftalık hedefe dönüştü.
Hedefleri öğrenciyle birlikte yazmak, öğrencinin onları sahiplenmesini sağlıyor. Aslı Hanım her dersin başında o haftanın hedefini sesli okudu; dersin sonunda da hedefe ulaşıp ulaşmadığını kendisi söyledi. Bu küçük alışkanlık, onun "neyi öğrendim?" sorusuna her hafta kendi yanıtını vermesini sağladı.
Hedeften değerlendirmeye
Bir hedef yazıldığında, değerlendirmenin de yarısı yazılmış oluyor. Hedefin ölçütü, dersin ya da ayın sonunda neye bakılacağını söylüyor. "Üç kez üst üste, tempoyu kaybetmeden" diyen bir hedef, değerlendirmenin nasıl yapılacağını da tarif ediyor: öğrenci üç kez çalar, öğretmen ve öğrenci tempoyu dinler.
Daha karmaşık hedefler için bu ölçüt bir rubriğe dönüşebiliyor. Bir dönem hedefi birkaç alanda değerlendiriliyorsa, örneğin doğruluk, tempo ve müzikal ifade, her alan için birkaç basamak tarif edilebiliyor. Rubriğin her basamağı, aslında küçük bir hedef: öğrencinin o düzeyde neyi gösterdiğini tarif ediyor. Bu yüzden iyi yazılmış hedefler ile iyi yazılmış bir rubrik birbirinden doğuyor.
Hedef ile değerlendirme arasındaki bu bağ, öğrenci için de bir harita. Öğrenci neyin değerlendirileceğini baştan biliyorsa, çalışmasını ona göre yönlendirebiliyor. Bu, değerlendirmeyi bir sürpriz olmaktan çıkarıp ortak bir hedefe doğru yürünen yolun işaretlerine dönüştürüyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Deneyimli müzik eğitmenleri, hedef yazmayı bir form doldurma işi olarak görmüyor. Onlar için hedef, dersin içindeki her kararın ölçüsü: hangi alıştırmanın seçileceği, ne kadar süreceği, ne zaman bir sonrakine geçileceği. Usta bir eğitmen, ders sırasında öğrencinin hedefe hızla ulaştığını gördüğünde hedefi orada genişletiyor; zorlandığını gördüğünde küçültüyor. Hedef, sabit bir plan değil, dersin pusulası.
Bir başka incelik, hedefin dilini öğrenciye göre ayarlamak. Bir çocuk için yazılan hedef, öğretmenin defterinde teknik bir cümle olarak dursa bile, çocuğa onun anlayacağı bir dille anlatılıyor: "Bugün sonunda bu şarkıyı hiç durmadan, kendi başına çalabileceksin." Yetişkin öğrenciler ise çoğu zaman hedefin tam metnini görmekten hoşlanıyor; Aslı Hanım için bu, ilerlemesini kendi gözüyle izlemenin bir yolu oldu.
Usta eğitmenler hedeflerin bir kısmını bilerek açık uçlu bırakıyor. Doğaçlama, beste ya da yorum gibi alanlarda hedef, öğrencinin belirli bir sonucu üretmesini değil, belirli bir süreci yürütmesini anlatabiliyor: "Verilen dört sesle sekiz ölçülük bir ezgi kurar ve onu iki farklı biçimde çalar." Burada ölçüt, ezginin güzelliği değil, sürecin tamamlanması ve öğrencinin seçimlerini açıklayabilmesi.
Son bir incelik, hedeflere ulaşılmadığında öğretmenin kendine bakması. Bir öğrenci üst üste birkaç hedefe ulaşamıyorsa, sorun çoğu zaman öğrencide değil, hedefin büyüklüğünde, sırasında ya da öğrencinin başlangıç noktasının yanlış tahmin edilmesinde. Deneyimli eğitmenler bu durumda öğrenciyi değil, hedefi yeniden ele alıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Ders planı yazmak, o gün ne yapacağımı listelemektir." Etkinlik listesi dersin içini anlatıyor ama sonunu anlatmıyor. Bir ders planı, öğrencinin dersin sonunda neyi yapabileceğini söyleyen bir ya da iki hedefle başlamalı.
Yaygın yanlış: "Müzikte ölçülebilir hedef yazılamaz, müzik bir duygudur." Müzikal ifadenin birçok yüzü gözlenebilir davranışlara bölünebiliyor: gürlük farkı, doruk noktası, bağlı ve kesik çalış. Ölçülen, öğrencinin bir seçeneği bilinçli uygulayabilmesi; seçeneğin kendisi değil.
Yaygın yanlış: "Öğrenci 'anlasın' yeter." Anlamak gözlenemiyor. Öğrencinin anladığını nasıl göstereceği, yani adlandırarak mı, çalarak mı, ayırt ederek mi, hedefin içine yazılmalı.
Yaygın yanlış: "Hedef ne kadar büyük olursa öğrenci o kadar çok çalışır." Çok büyük bir hedef öğrenciyi yıldırıyor, çok küçük bir hedef sıkıyor. Hedef, öğrencinin şu anki durumuna göre ulaşılabilir ama bir çaba isteyecek büyüklükte olmalı.
Yaygın yanlış: "Hedefleri öğretmen belirler, öğrencinin bilmesine gerek yok." Hedefleri öğrenciyle birlikte yazmak ve her dersin başında paylaşmak, öğrencinin onları sahiplenmesini ve kendi ilerlemesini görmesini sağlıyor.
Uygulama
Bu uygulama için şu an çalıştığın bir öğrenciyi ya da hayal ettiğin bir öğrenciyi düşün. Son birkaç dersinin planını ya da yapacağın ilk dersin taslağını önüne koy.
Etkinlikleri ayıkla. Plan satırlarını tek tek oku ve her birinin öznesini bul. Öznesi sen ya da ders olan satırları işaretle. Her işaretli satırın yanına şu soruyu yaz: "Bu dersin sonunda öğrencim bunu yapabildiğinde ne göreceğim ya da ne duyacağım?"
Üç parçalı hedefler yaz. İşaretlediğin satırlardan ikisini seç ve her biri için bir hedef cümlesi yaz. Cümlede gözlenebilir bir eylem fiili, eylemin koşulu ve bir ölçüt bulunsun. "Bilir", "anlar" gibi fiilleri, öğrencinin bunu nasıl göstereceğini söyleyen fiillerle değiştir.
Türleri dengele. Yazdığın hedeflerin bilgi, beceri ya da işitme hedefi olup olmadığını yanlarına not et. Öğrencinin amacına göre bu dengenin uygun olup olmadığını düşün; eksik kalan bir tür varsa onun için de bir hedef ekle.
Müzikal bir hedef dene. Öğrencinin çaldığı bir parçadan bir cümle seç. Bu cümle için, öğrencinin iki farklı müzikal seçeneği uygulayıp birini gerekçelendirmesini isteyen bir hedef yaz. Hedefin hangi seçeneğin doğru olduğunu söylemediğinden emin ol.
Zinciri kur. Öğrencinin bir isteğini ya da bir dönem sonu hedefini yaz. Bu hedefin gerektirdiği becerileri sırala ve onları aylık birkaç basamağa böl. İlk ayın basamağını da bir iki haftalık ders hedefine ayır.
Öğrenciyle paylaş. Bir sonraki derste haftanın hedefini öğrencinle birlikte oku. Dersin sonunda hedefe ulaşılıp ulaşılmadığını ona sor ve kendi gözleminle karşılaştır. Ulaşılmadıysa, hedefi küçültmek ya da basamaklara bölmek için birlikte bir karar ver ve bunu defterine yaz.
Kilit özet
Bir öğrenme hedefi, öğrencinin belirli bir sürenin sonunda gösterebileceği gözlenebilir bir davranışın tarifi; öğretmenin yapacağı etkinlik ya da genel bir dilek değil.
Bir cümlenin hedef olup olmadığını iki soru gösteriyor: öznesi öğrenci mi, ve sonunda ne görülecek ya da duyulacak?
İyi bir hedef eylem, koşul ve ölçüt taşıyor; eylem gözlenebilir bir fiille anlatılıyor, koşul zorluk düzeyini, ölçüt hedefe ne zaman ulaşılmış sayılacağını belirliyor.
Müzikte bilgi, beceri ve işitme hedefleri bir arada bulunuyor; dengeleri öğrencinin amacına ve seviyesine göre kuruluyor.
Müzikal ifade, gözlenebilir davranışlara bölünerek hedefe dönüştürülebiliyor; ölçülen, öğrencinin bir seçeneği bilinçli uygulayıp gerekçelendirmesi, seçeneğin kendisinin doğruluğu değil.
Hedefler dönemden aya, aydan derse inen bir zincir oluşturuyor; bir derste bir iki hedef yeterli ve ulaşılamayan hedef yeniden boyutlandırılıyor.
Öğrencinin istekleri hedeflerin kaynağı; hedefler öğrenciyle birlikte yazılıp paylaşılıyor ve ölçütleri değerlendirmenin, rubriğin temelini oluşturuyor.
Sonraki derse köprü
Selim artık her dersin başında Aslı Hanım'la bir hedef okuyor; ama ilk hedeflerinden birinin Aslı Hanım için çok kolay, bir başkasının ise çok zor olduğunu fark ediyor. Bir hedefin büyüklüğü, öğrencinin nerede durduğuna bağlı.
Bir eğitmen, yeni bir öğrencinin şu anki seviyesini, ona sınav yapıyormuş hissi vermeden nasıl tespit eder?
Ve bir seviye tespitinde hangi gözlemler, ilk öğrenme hedeflerinin ne kadar büyük olacağını belirlemeye yardım eder?