İçeriğe geç

COM-101 · Modül 1 · L1 Başlangıç

Bestecinin çalışma sistemi ve fikir arşivi

2.260 kelime · 17 örnek · yaklaşık 10 dakika okuma · seslendirme 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bestecilik iki ayrı işten oluşuyor: fikirleri toplamak ve onları işlemek. İkisi aynı anda yapıldığında birbirini bozuyor; sistemin ilk işi onları zamanda ayırmak.

Yeni bir müzik fikri çok çabuk kayboluyor. Yakalama hızlı, kaba ve yargısız olmalı; fikri saklamanın bedeli onu kaybetmenin bedelinden az tutulmalı.

Bir fikrin değeri yakalandığı anda bilinmiyor. İlk izlenim yanıltıcı olabildiği için eleme toplama anında değil, fikir biraz uzaktan duyulduktan sonra, işleme zamanında yapılıyor.

Arşivi bir depodan kaynağa çeviren şey kısa etiketler: fikrin türü ve dikkati çeken yanı. Etiketleme yakalama anında değil, düzenli ve kısa bir işte yapılıyor.

Arşiv düzenli geri dönüşle yaşıyor. Geri dönüşte canlı fikirler seçiliyor, ötekiler silinmeden bekletiliyor ve ayrı zamanlarda yakalanmış fikirlerin birbirine uyduğu beklenmedik karşılaşmalar ortaya çıkıyor.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci otobüs durağında beklerken kafasında bir melodi beliriyor. Kısa, birkaç notalık, ama tuhaf biçimde çekici. İçinden birkaç kez tekrarlıyor ve kendine söylüyor: "Bunu unutmam." Eve vardığında melodinin yalnızca bir hissi kalmış; notalar gitmiş, ritmi bulanık, geriye güzel bir şeyin orada olduğu bilgisi dışında hiçbir şey yok.

Bir süre sonra aynı öğrenci bu kez dersini almış. Aklına gelen her fikri hemen telefonuna mırıldanıyor. Aylar geçiyor ve telefonda art arda numaralanmış, hepsi "Yeni kayıt" adını taşıyan yüzlerce dosya birikiyor. Bir gün bir parça yazmak için oturuyor, arşivini açıyor ve ilk birkaç kaydı dinliyor. Hangisinin ne olduğunu bilmiyor. Hepsini dinlemek saatler alacak. Arşivi kapatıyor ve boş bir sayfayla başlıyor.

Önce fikirler hiç saklanmadığı için kaybolmuştu. Sonra saklandıkları hâlde kayboldular. Aradaki fark, yalnızca kaybın daha yavaş gerçekleşmesiydi.

Bu derste ne olacak

Önce bestecilik işinin neden iki ayrı işten oluştuğunu göreceğiz: fikirleri toplamak ve onları işlemek. Sonra toplamanın neden hızlı, ucuz ve yargısız olması gerektiğini, bir fikrin değerinin neden yakalandığı anda bilinemediğini konuşacağız. Ardından bir arşivi yalnızca bir depo olmaktan çıkaran şeye bakacağız: her fikrin bulunabilir, anlaşılabilir ve geri dinlenebilir olması. Arşive düzenli olarak geri dönmenin neden sistemin kalbi olduğunu ele alacağız. En sonda bu sistemin beste sürecinin geri kalanıyla, yani fikirlerin geliştirildiği ve bir parçaya dönüştüğü derslerle nasıl bağlandığını göreceğiz.

Sıfır noktası

Bir bestecinin çalışma sistemi, müzik fikirlerinin nasıl yakalanacağını, nerede saklanacağını ve ne zaman yeniden ele alınacağını belirleyen alışkanlıklar bütünü. Fikir arşivi de bu sistemin kalbi: yakalanmış fikirlerin durduğu yer.

Buradaki fikir büyük bir şey değil. Çoğu zaman birkaç notalık bir melodi parçası, bir ritim kalıbı, iki akor arasındaki bir geçiş, bir çalgının belirli bir sesi ya da bir dokunun hissi. Bitmiş bir parça nadiren tek parça hâlinde geliyor; çoğu zaman bu küçük parçalardan kuruluyor.

Beste çoğu zaman boş bir sayfanın önünde oturup ilhamı beklemek olarak düşünülüyor. Sistemli çalışan bir besteci ise nadiren gerçekten boş bir sayfayla başlıyor; önünde bir önceki haftadan, bir önceki aydan birikmiş parçalar duruyor.

Bu dersin sınavı şu: yeni bir parça yazmaya oturduğunda, önünde elini uzatabileceğin, adı ve yeri belli fikirler var mı, yoksa her seferinde sıfırdan mı başlıyorsun?

Mekanizma

Toplamak ve işlemek ayrı işlerdir

Beste sürecinde iki farklı zihin durumu var. Biri fikirleri üretiyor ve yakalıyor: açık, meraklı, eleştirmeyen. Öteki fikirleri değerlendiriyor, seçiyor, geliştiriyor ve bir yapıya oturtuyor: dikkatli, karşılaştıran, eleyen.

Bu iki durum aynı anda çalıştığında birbirini bozuyor. Bir fikir daha doğarken "bu yeterince iyi mi" diye sorulursa fikir çoğu zaman tamamlanmadan bırakılıyor. Tersine, işleme zamanında her yeni fikrin peşine düşülürse hiçbir şey bitmiyor.

Sistemin ilk işi bu iki işi zamanda ayırmak. Toplama her an olabiliyor: yolda, uyanınca, bir şeyi dinlerken, çalgıyla oynarken. İşleme ise ayrılmış bir zamanda, oturulan bir çalışmada yapılıyor. Arşiv bu iki zaman arasındaki köprü: toplanan şey orada bekliyor ve işleme zamanı geldiğinde oradan alınıyor.

Yakalamak unutmaktan ucuz olmalı

Kulakta tutulan yeni bir müzik fikri çok çabuk silikleşiyor. Bildiğimiz bir şarkıyı içimizden rahatça söyleyebiliyoruz, çünkü onu defalarca duyduk. Yeni doğmuş bir fikir ise yalnızca bir kez, kafanın içinde duyuldu; açılıştaki öğrencinin durakta tekrarladığı melodi eve varana kadar gitti.

Bu yüzden yakalama anında tek ölçü hız. Fikri kaydetmek için gereken çaba, onu kaybetmenin bedelinden az olmalı. Telefonun ses kaydı çoğu zaman en hızlı yol: birkaç saniyede açılıyor, mırıldanmak, ıslık çalmak, bir masaya ritim vurmak yetiyor. Nota yazmayı bilen için kısa bir karalama da olur, ama yazmak kaydetmekten yavaşsa fikir yazılırken değişebiliyor.

Yakalama anında kusursuzluk aranmıyor. Kayıt kötü olabilir, ses çatlak olabilir, ritim eksik olabilir. Önemli olan, fikrin sonradan tanınabilecek kadarının saklanması.

Değer yakalama anında bilinmez

Bir fikir doğduğu anda ya çok iyi ya da çok kötü görünebiliyor ve bu ilk izlenim çoğu zaman yanıltıcı. Heyecanla yakalanan bir melodi birkaç gün sonra sıradan gelebiliyor. Önemsiz görünüp neredeyse kaydedilmeyen bir ritim kalıbı ise haftalar sonra başka bir fikirle buluştuğunda bir parçanın temeline dönüşebiliyor.

Bu yüzden toplama anında eleme yapılmıyor. Bir fikri "iyi değil" diye kaydetmemek, onun değerini henüz hiçbir bilgi yokken ölçmek demek. Eleme işleme zamanına bırakılıyor, çünkü o zaman fikir birkaç gün uzaktan duyulmuş, başka fikirlerle yan yana konmuş ve gerçek değeri görünür olmuş oluyor.

Bestecilerin eskiz defterleri bu yüzden kalabalık. Beethoven'ın günümüze ulaşan eskiz defterleri, bitmiş eserlerinde tanıdığımız melodilerin ilk ve çoğu zaman oldukça sıradan hâllerini içeriyor; o melodiler defterde değişerek son biçimlerine ulaşıyor. Fikrin ilk hâli, son hâlinin ne kadar iyi olacağını söylemiyor.

Bulunamayan fikir kayıp fikirdir

Açılıştaki öğrencinin ikinci sorunu, arşivin bir depo olarak var olup bir kaynak olarak çalışmamasıydı. Yüzlerce adsız kayıt, içinde ne olduğunu bilmeden açılması gereken yüzlerce kutu demek. Aranan fikrin bulunması için hepsinin dinlenmesi gerekiyorsa, arşiv pratikte kullanılamaz hâle geliyor.

Bir arşivi kaynak yapan şey her fikrin yanında duran kısa bir etiket. Etiket fikrin ne olduğunu söylüyor: bir melodi mi, bir ritim mi, bir akor geçişi mi, bir doku mu? Bir iki kelimeyle neyin dikkati çektiğini de ekliyor: "iniş sonrası beklenmedik sıçrama", "aksak vurgulu ritim", "karanlık iki akor". Böylece arşiv, dosyaları tek tek açmadan taranabiliyor.

Etiketi yakalama anında eklemek her zaman mümkün değil ve zorlamak yakalamayı yavaşlatıyor. Daha uygulanabilir olan, etiketlemeyi kısa ve düzenli bir işe dönüştürmek: günün ya da haftanın sonunda yeni kayıtları dinleyip her birinin adını değiştirmek. Bu iş birkaç dakika sürüyor ve kayıtlar henüz tazeyken yapıldığı için neyin neden kaydedildiği hâlâ hatırlanıyor.

Arşiv geri dönüşle yaşar

Hiç açılmayan bir arşiv, yazılmamış fikirlerden farksız. Sistemin kalbi toplamak değil, toplananı düzenli olarak yeniden dinlemek. Bu geri dönüş, fikirlerin gerçek değerinin görüldüğü an.

Düzenli bir geri dönüşte arşiv üç yöne ayrılıyor. Hâlâ canlı gelen fikirler işaretleniyor; bunlar bir sonraki işleme çalışmasının adayları. Artık hiçbir şey söylemeyen fikirler bir kenara ayrılıyor ama silinmiyor, çünkü bir gün başka bir bağlamda yeniden anlam kazanabilirler. Bir de aralarında beklenmedik bir bağ görünen fikirler var: ayrı zamanlarda yakalanmış bir ritim ile bir melodi, yan yana dinlendiğinde birbirine uyuyor.

Bu son durum arşivin en değerli ürünü. Tek başına yetersiz görünen iki küçük fikir birleştiğinde, ikisinin de tek başına taşıyamayacağı bir parçanın başlangıcı olabiliyor. Bu karşılaşma ancak fikirler bir yerde bir arada durduğunda ve düzenli olarak yeniden dinlendiğinde mümkün.

Sistem kişiye göre biçimlenir

Buraya kadar anlatılanlar bir yöntemin iskeleti, tek doğru bir kurulum değil. Bir besteci her şeyi tek bir telefon klasöründe tutabilir; bir başkası kâğıt bir defter, bir kayıt uygulaması ve bir bilgisayar klasörünü birlikte kullanabilir. Nota yazan bir besteci ile kulaktan çalışan bir besteci farklı araçlar seçecek.

Sistemin sağlamlığını ölçen şey araçlar değil, üç soru: bir fikir aklına geldiğinde onu birkaç saniyede yakalayabiliyor musun? Arşivindeki bir fikri, hepsini dinlemeden bulabiliyor musun? Arşivine düzenli olarak geri dönüyor musun? Bu üçüne evet diyen her kurulum işliyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Yakalamanın bağlamı da bir bilgi. Bir fikrin nerede ve ne yaparken geldiği, onu sonra geliştirirken işe yarayabiliyor. Yürürken gelen bir fikir çoğu zaman yürüyüşün ritmini taşıyor; bir çalgıyla oynarken gelen fikir o çalgının eline yatkın. Etikete bu bağlamı eklemek, fikri yeniden canlandırmanın ipucunu saklıyor.

Fikrin çevresini de kaydet. Bir melodi yakalanırken onu kafada neyin eşlik ettiği, altta duyulan bir akor ya da bir ritim hissi, çoğu zaman kaybediliyor çünkü yalnızca melodi mırıldanılıyor. Kayda bir iki cümlelik sözlü bir not eklemek, "altında karanlık bir akor var gibi" gibi, fikrin eksik kalan katmanını hatırlatıyor.

Arşivin bir de tamamlanmış çalışmaları olsun. Bitmiş ya da yarım bırakılmış parçaların kendisi de arşivin parçası. Bir parçada kullanılmayan bir bölüm, bir sonraki parçanın başlangıcı olabiliyor. Vazgeçilen her taslak bu yüzden atılmak yerine arşive geri dönüyor.

Toplama bir alışkanlık olarak büyür. İlk haftalarda çok az fikir geliyor gibi görünebiliyor. Yakalama alışkanlığı oturdukça dikkat de değişiyor: kişi gün içinde duyduğu ritimlere, aklından geçen melodi parçalarına daha çok fark ederek bakıyor. Arşivin büyümesi, çoğu zaman fikirlerin çoğalmasından çok onları fark etmenin artmasından geliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Gerçekten iyi bir fikir unutulmaz. Yeni doğmuş bir müzik fikri yalnızca bir kez duyulmuş ve işitsel hafıza onu taşıyamıyor. Değeri ne olursa olsun, yakalanmayan fikir çoğu zaman dakikalar içinde yalnızca bir his bırakarak kayboluyor.

Yaygın yanlış: Yalnızca iyi fikirler kaydedilmelidir. Bir fikrin değeri yakalandığı anda bilinmiyor. Sıradan görünen bir parça, yıllar sonra bile, bir eserin temeli olabiliyor; eleme işleme zamanına bırakılıyor.

Yaygın yanlış: Kaydetmek yeterlidir. Adı, türü ve neden saklandığı belli olmayan yüzlerce kayıt, içinden bir şey bulunamayan bir depoya dönüşüyor. Arşivi kaynak yapan şey kısa etiketler ve düzenli geri dönüş.

Yaygın yanlış: Beste ilhamı beklemekle başlar. Sistemli çalışan bir besteci nadiren gerçekten boş bir sayfayla oturuyor; önünde birikmiş, etiketlenmiş ve yeniden dinlenmiş fikirler duruyor. Yazma zamanı, ilhamın gelmesini değil arşivin açılmasını bekliyor.

Yaygın yanlış: Doğru sistem için doğru uygulamayı bulmak gerekir. Araçlar kişiden kişiye değişiyor. Bir sistemin işleyip işlemediğini, hızlı yakalama, hepsini dinlemeden bulabilme ve düzenli geri dönüş belirliyor.

Uygulama

Bu hafta bir fikir arşivi kur ve onu bir hafta boyunca kullan. İlk adımda yakalama aracını seç: telefonundaki ses kaydı, küçük bir defter ya da ikisi birlikte. Kaydı ekranda tek dokunuşla açabileceğin bir yere koy ve bir kez dene; baştan sona birkaç saniye sürmeli.

Hafta boyunca aklına gelen her müzik fikrini, değerlendirmeden kaydet. Bir melodi parçası, bir ritim, iki akor arasında hoşuna giden bir geçiş, bir çalgının belirli bir sesi. Mırıldan, ıslık çal, masaya vur ya da çalgında çal; kaydın kaba olması önemli değil. Kaydetmeden önce "bu yeterince iyi mi" diye sorma.

Her akşam ya da en azından haftada birkaç kez, o güne ait kayıtları dinle ve her birinin adını değiştir. Adda fikrin türü ve bir iki kelimeyle dikkatini çeken yanı olsun. Bir kayıtta fikrin eşlik eden bir katmanı varsa onu da kısaca not et.

Haftanın sonunda arşive geri dön. Bütün kayıtları, etiketlerine bakarak tara ve üç gruba ayır: hâlâ canlı gelenler, şimdilik kenara ayrılacaklar ve yan yana konunca birbirine uyabilecek gibi görünenler. Son gruptan iki fikri art arda çal ya da dinle ve aralarında bir bağ duyup duymadığını not et.

Son olarak sistemini üç soruyla sına: bir fikri birkaç saniyede yakalayabildin mi, arşivindeki bir fikri hepsini dinlemeden bulabildin mi, haftanın sonunda arşive gerçekten döndün mü? Hangi soruya hayır dediysen, bir sonraki hafta yalnızca o noktayı değiştir. Bu arşiv kursun geri kalanında malzemen olacak.

Kilit özet

Bestecilik iki ayrı işten oluşuyor: fikirleri toplamak ve onları işlemek. İkisi aynı anda yapıldığında birbirini bozuyor; sistemin ilk işi onları zamanda ayırmak.

Yeni bir müzik fikri çok çabuk kayboluyor. Yakalama hızlı, kaba ve yargısız olmalı; fikri saklamanın bedeli onu kaybetmenin bedelinden az tutulmalı.

Bir fikrin değeri yakalandığı anda bilinmiyor. İlk izlenim yanıltıcı olabildiği için eleme toplama anında değil, fikir biraz uzaktan duyulduktan sonra, işleme zamanında yapılıyor.

Arşivi bir depodan kaynağa çeviren şey kısa etiketler: fikrin türü ve dikkati çeken yanı. Etiketleme yakalama anında değil, düzenli ve kısa bir işte yapılıyor.

Arşiv düzenli geri dönüşle yaşıyor. Geri dönüşte canlı fikirler seçiliyor, ötekiler silinmeden bekletiliyor ve ayrı zamanlarda yakalanmış fikirlerin birbirine uyduğu beklenmedik karşılaşmalar ortaya çıkıyor.

Sonraki derse köprü

Arşivdeki fikirlerin büyük bölümü küçük: birkaç notalık bir melodi parçası, kısa bir ritim kalıbı. Bir parçanın temeli çoğu zaman tam da böyle bir küçük parça oluyor.

Ritim ve perde motifleri, bu küçük parçaların içine bakıyor. Birkaç notalık bir fikri akılda kalıcı ve geliştirilebilir yapan şey ritmi mi, perdelerin çizdiği şekil mi, yoksa ikisinin birlikte oluşturduğu bir kimlik mi? Ve bir motif bu iki yanından birini değiştirince hâlâ aynı motif olarak tanınır mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılıştaki durak sahnesinde melodi, öğrencinin başının üstünde beliren birkaç renkli nota olarak gösterilebilir; eve doğru yürürken notalar tek tek solmalı, kapıya varıldığında geriye yalnızca hafif bir ışık lekesi kalmalı. Melodinin sesi de aynı biçimde, önce net sonra giderek bulanık duyulmalı.

İkinci sahnedeki adsız kayıtlar, ekranda aşağı doğru kayan ve hepsi aynı ikonu taşıyan uzun bir liste olarak gösterilmeli. Etiketleme anlatıldığında aynı liste kısa, farklı renkli ve okunabilir adlarla yeniden belirmeli; liste kısalmıyor ama taranabilir hâle geliyor.

Toplama ile işlemenin ayrılması, gün boyunca küçük kutuların bir rafa konması ve akşam bir masada bu kutulardan birkaçının açılması olarak anlatılabilir. İki sahne aynı karede değil ardışık verilmeli.

Arşivdeki iki fikrin karşılaşması, ayrı raflarda duran iki kutunun yan yana getirilmesi ve içlerindeki ritim ile melodinin birlikte çalınmasıyla gösterilmeli; ikisinin birlikte duyulduğu an kısa tutulmalı ve açıklama gelmeden bırakılmalı.

Bu ders hangi kursun parçası

COM-101 — Sıfırdan Beste Yapmak kursunun 12 modülünden 1. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.