İçeriğe geç

M04-D01

Nokta, çizgi, düzlem, hacim

Bir yapıyı nokta, çizgi, düzlem ve hacim öğelerine ayırarak bir aksonometrik şemayla çözümler.

Mimarlık Akademisi — M04, Biçim ve düzen · 2.293 kelime · 9 mimari durum · 2 yapı örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Her yapı dört temel biçimsel öğeye ayrılarak okunabilir: nokta, çizgi, düzlem ve hacim. Geometride biri ötekinin hareketinden doğar; mimarlıkta her birinin yapının içinde bir karşılığı vardır.

Nokta bir yeri işaretler ve çevresini kendine toplar: bir kolon, bir ağaç, bir çeşme. Çizgi bir yön ve bir sınır çizer: bir kiriş, bir saçak, bir sıra kolon.

Düzlem mekânı tanımlayan asıl öğedir: bir duvar, bir döşeme, bir tavan. Bir mekânı tanımlamak için dört duvar gerekmez; tek bir serbest duvar, yükseltilmiş bir zemin ya da üstte asılı bir örtü de bir yer kurar.

Hacim hem dışarıdan görülen bir kütle hem içeriden yaşanan bir boşluktur. İyi bir tasarım, bu dört öğeden hangisinin hangi işi yaptığını bilerek kurulur.

Açılış sahnesi

Arda bir pazar günü Ilgın'ın ofisine annesiyle birlikte geliyor ve masadaki maketi görünce ellerini arkasına bağlayıp yaklaşıyor. Maket karton ve çöplerden yapılmış, Yamaç Evi'nin kaba bir modeli. Arda bir süre bakıyor, sonra parmağıyla göstermeye başlıyor.

"Bu çöp ne?" Ilgın açıklıyor: dut ağacı. "Bu ince çubuklar?" Terasın parmaklığı. "Bu kocaman karton?" Hayriye Hanım'ın odasıyla banyonun arasındaki duvar. "Bu da bir kutu." Arda maketin bahçeye bakan tarafındaki, tavanı eğik büyük boşluğu gösteriyor: "Bunun içi boş."

Nesrin oğlunun söylediklerine gülüyor, ama Ilgın gülmüyor. Kâğıdın kenarına dört kelime yazıyor: çöp, çubuk, karton, kutu. Sonra altına mimarların aynı şeyler için kullandığı dört kelimeyi yazıyor: nokta, çizgi, düzlem, hacim. "Arda," diyor, "evi benden önce okudun."

Bu derste ne olacak

Bu ders akademinin ikinci bölümünü açıyor. İlk bölümde mimarlığın ne olduğunu, mekânı gözlemeyi ve kâğıda geçirmeyi kurduk. İkinci bölüm tasarımın temellerine geçiyor: biçim ve düzen, ışık ve malzeme, program ve işlev. İlk ders en yalın olanla başlıyor: bir yapının en basit biçimsel öğeleriyle.

Her yapı, ne kadar karmaşık olursa olsun, dört temel öğeye ayrılarak okunabilir: nokta, çizgi, düzlem ve hacim. Bu derste her birini ayrı ayrı ele alıp mimarlıkta ne işe yaradığına bakacağız: bir noktanın bir yeri nasıl işaretlediğine, bir çizginin nasıl yön ve sınır çizdiğine, bir düzlemin nasıl bir mekânı tanımladığına, bir hacmin nasıl içinde bulunulan bir yere dönüştüğüne. Dersin sonunda bir yapıyı bu dört öğeye ayırarak bir aksonometrik şemayla çözümleyebileceksiniz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Barselona'daki pavyon ile İstanbul'daki dikilitaş ise gerçektir.

Sıfır noktası

Geometride nokta bir yerdir, çizgi bir noktanın hareketidir, düzlem bir çizginin hareketidir, hacim de bir düzlemin hareketidir. Mimarlıkta bu öğeler soyut değildir; her biri yapının içinde bir karşılık bulur. Bir kolon, bir direk ya da bir ağaç planda bir noktadır. Bir kiriş, bir sıra kolon ya da bir saçak bir çizgidir. Bir duvar, bir döşeme ya da bir tavan bir düzlemdir. Bir oda, bir avlu ya da bir kütle bir hacimdir. Bu dört öğeyi görmeyi öğrenen biri, en karmaşık yapıyı bile parçalarına ayırarak okuyabilir.

Mekanizma

Nokta: bir yeri işaretlemek

Nokta, mimarlıkta en küçük ama en güçlü öğelerden biridir. Bir alanın ortasında tek başına duran bir nokta, gözü ve bedeni kendine çeker; bir alanın kenarında ya da köşesinde duran bir nokta ise bir sınırı, bir girişi ya da bir dönüşü işaret eder. Noktanın gücü yalnızlığından gelir: ne kadar boş bir alanda durursa o kadar etkilidir.

Çizgi: yön ve sınır

Bir nokta harekete geçtiğinde çizgi olur. Çizgi bir yönü, bir uzunluğu ve bir hareketi ifade eder. Mimarlıkta çizgiler ya gerçek öğelerdir, bir kiriş, bir korkuluk, bir saçak, ya da bir sıra noktanın, örneğin bir sıra kolonun, gözde oluşturduğu sanal bir çizgidir. Çizgi bir yolu gösterebilir, bir sınırı çizebilir ya da bir yüzeyi bölebilir.

Düzlem: mekânı tanımlamak

Bir çizgi uzunluğuna dik bir yönde hareket ettiğinde düzlem olur. Mimarlıkta düzlemler mekânı tanımlayan asıl öğelerdir: döşeme düzlemi üzerinde durduğumuz yeri, duvar düzlemleri çevremizi, tavan düzlemi başımızın üstünü tanımlar. Bir düzlem bir mekânı tamamen kapatmak zorunda değildir; tek bir duvar, yükseltilmiş bir zemin ya da üstte asılı bir örtü bile bir mekânı ayırabilir.

Yaygın yanlış"Bir mekân tanımlamak için onu dört duvarla kapatmak gerekir."
Doğrusu

Bir mekân tek bir düzlemle de tanımlanabilir: serbest duran bir duvar, yükseltilmiş ya da alçaltılmış bir döşeme, üstte asılı bir örtü. Kapalı bir oda yalnızca bir seçenektir; açık plan mekânların çoğu duvarlarla değil, düzlemlerin kısmi sınırlarıyla kurulur. Mimarın elinde dört duvardan çok daha ince ayarlı araçlar vardır.

Hacim: içinde bulunulan yer

Bir düzlem kendi yüzeyine dik bir yönde hareket ettiğinde hacim olur. Mimarlıkta hacim iki türlü okunur: dolu bir kütle olarak, yani dışarıdan görülen bir yapının kütlesi, ya da boş bir mekân olarak, yani içinde bulunulan bir odanın, bir avlunun boşluğu. İkisi aynı madalyonun iki yüzüdür; bir yapının kütlesi ne kadar katıysa, iç hacimleri o kadar oyulmuş görünür.

Yaygın yanlış"Nokta, çizgi, düzlem ve hacim yalnızca geometri dersinin kavramlarıdır; mimarlıkla doğrudan ilgileri yoktur."
Doğrusu

Bu dört öğe, mimarlıkta bir yapıyı okumanın ve tasarlamanın en temel dilidir. Bir kolon bir noktadır ve bir odak yaratır; bir revak bir çizgidir ve bir sınır çizer; bir duvar bir düzlemdir ve bir mekânı tanımlar; bir oda bir hacimdir ve içinde yaşanır. Bir tasarımcı bir yapıyı bu öğelere ayırdığında, hangi kararın neyi yaptığını görür.

Çizim masasında

Arda'nın sorularından sonra Ilgın, Yamaç Evi'ni dört öğeye ayıran bir aksonometrik şema çiziyor. 1:100 ölçekte, çatıyı kaldırarak, sokak katını ve terası yukarıdan bir köşeden gösteriyor ve her öğeyi ayrı bir renkle işaretliyor.

Noktalar kırmızı. Arsanın sokak tarafındaki dut ağacı, altı metrelik tacıyla birlikte, şemanın en güçlü noktası: girişin önünde, sokaktan eve gelen herkesin yanından geçtiği bir yer. Ilgın şemaya bakınca dutun, girişi iki metre batıya kaydırdığı günden beri evin kapısının önündeki noktası olduğunu görüyor. Arsanın dibindeki ceviz de bir nokta; bahçenin öbür ucunu işaretliyor. İki ağaç evin iki ucunda, sokak tarafında ve bahçe tarafında, birer nokta olarak duruyor.

Çizgiler mavi. Hayriye Hanım'ın elinin yatakla banyo arasında hiç bırakmadığı ahşap bant, şemada evin içinde ince ve kesintisiz bir çizgi. Ilgın bir şey daha işaretliyor: evin fikri olarak adlandırdığı, sokaktan Hayriye Hanım'ın odasına uzanan eşiksiz yatay yol da planda bir çizgi, evin omurgası. Terasın kenarındaki ince dikmeler de tek tek birer nokta, bir arada bir çizgi.

Düzlemler yeşil. Hayriye Hanım'ın odası ile banyosu arasındaki iki metre seksen santimetrelik perde duvar, evin en ağır düzlemi. Alt katın çatısı olan terasın döşemesi, dört buçuk metreye üç metrelik yatay bir düzlem. Salonun tavanı, iki metre yetmişten üç metre seksene yükselen eğik bir düzlem. Hacimler sarı. Salon, dört buçuk metre genişliğinde ve beş metre derinliğinde, eğik tavanıyla yaklaşık yetmiş üç metreküplük bir hacim. Hayriye Hanım'ın odası, üç metre altmışa dört metreye iki metre yetmiş, yaklaşık otuz dokuz metreküplük daha küçük ve düz tavanlı bir kutu.

Ilgın şemayı Arda'ya gösteriyor. Arda sarı kutuyu, salonu gösteriyor: "Bu en büyük kutu." Ilgın başını sallıyor ve şemanın altına bir satır yazıyor: "Ev iki ağaç arasında bir çizgi; çizginin bir ucunda küçük bir kutu, öbür ucunda büyük bir kutu."

Usta katmanı

Rus ressam ve kuramcı Wassily Kandinsky, Almanya'daki Bauhaus okulunda ders verirken nokta, çizgi ve düzlemi resmin temel öğeleri olarak inceleyen bir kitap yazdı. Kandinsky'ye göre bir nokta, bir yüzeyin üzerinde sessiz ama en yoğun öğedir; bir çizgi, noktanın bir kuvvetle harekete geçirilmesinden doğar ve bir gerilim taşır; düzlem ise bu öğelerin üzerinde yaşadığı zemindir. Kandinsky resim için yazdı, ama Bauhaus'ta mimarlık, tasarım ve resim aynı temel derslerden geçtiği için bu düşünce mimarlık eğitimine de girdi.

Ölçek dersinde okuduğumuz Ching ise aynı öğeleri doğrudan mimarlığın diliyle anlatır. Ching'in kitabının ilk bölümü noktayı, çizgiyi, düzlemi ve hacmi birer mimari öğe olarak tanıtır ve her birinin mimarlıkta nasıl kullanıldığını yüzlerce örnek çizimle gösterir: bir kolonun bir noktayı, bir revakın bir çizgiyi, bir duvarın bir düzlemi, bir odanın bir hacmi nasıl kurduğunu.

Kendin dene

Aklında kalsın

Her yapı dört temel biçimsel öğeye ayrılarak okunabilir: nokta, çizgi, düzlem ve hacim. Geometride biri ötekinin hareketinden doğar; mimarlıkta her birinin yapının içinde bir karşılığı vardır.

Nokta bir yeri işaretler ve çevresini kendine toplar: bir kolon, bir ağaç, bir çeşme. Çizgi bir yön ve bir sınır çizer: bir kiriş, bir saçak, bir sıra kolon.

Düzlem mekânı tanımlayan asıl öğedir: bir duvar, bir döşeme, bir tavan. Bir mekânı tanımlamak için dört duvar gerekmez; tek bir serbest duvar, yükseltilmiş bir zemin ya da üstte asılı bir örtü de bir yer kurar.

Hacim hem dışarıdan görülen bir kütle hem içeriden yaşanan bir boşluktur. İyi bir tasarım, bu dört öğeden hangisinin hangi işi yaptığını bilerek kurulur.

Sonraki derse köprü

Bu derste Yamaç Evi'nin şemasında en uzun çizgi, sokaktan Hayriye Hanım'ın odasına uzanan eşiksiz yoldu; evin omurgası. Mimarlıkta bir yapının düzenini kuran böyle ana çizgilere aks denir. Bir aksın iki yanındaki öğeler birbirini yansıttığında simetri doğar; yansıtmadığında ise başka bir düzen. Sonraki ders bir yapının planındaki ana aksı bulmayı ve simetrinin nerede korunduğunu, nerede bozulduğunu görmeyi konu alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.