İçeriğe geç

M03-D03

Ölçek ve ölçülendirme

Bir planı 1:50 ve 1:100 ölçekte çizip iki ölçeğin gösterebildiği ayrıntı farkını açıklar.

Mimarlık Akademisi — M03, Mimari çizim dili · 2.355 kelime · 9 mimari durum · 1 yapı örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

  • Yapım Tasarımı Akademisi’nde: M06-D04 Ölçek ve ölçülendirme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çizim ölçeği, çizimdeki uzunluğun gerçekteki uzunluğa oranıdır. Algısal ölçekten farklıdır: biri mekânın insana göre nasıl hissettirdiğini, öbürü kâğıttaki çizginin gerçekte kaç santimetre olduğunu anlatır.

Ölçek bir sorudur. Küçük ölçek bütünü gösterir ama ayrıntıyı yutar, büyük ölçek ayrıntıyı gösterir ama bütünü dağıtır. Doğru ölçek, sorulan soruyu cevaplayabilecek en küçük ölçektir.

1:100 ölçekte yarım milimetrelik bir kalem çizgisi gerçekte beş santimetredir. Bir kapı kasası, bir tutunma bandı, duvarın katmanları bu çizginin içinde kaybolur; 1:50 ölçek onları ayırır.

Ölçüler çizimden cetvelle alınmaz, çizime yazılır. Ölçü zincirlerinin toplamı birbirini tutmalı, sıfır kotu herkes için aynı tanımlanmalı, kaba ve bitmiş ölçüler ayrı yazılmalıdır.

Açılış sahnesi

Emre, Yamaç Evi'nin sokak katının planını bir A3 kâğıdına sığdırmak için bilgisayarda 1:100 ölçeğe çeviriyor ve yazıcıya gönderiyor. Kâğıt geldiğinde planı Ilgın'ın masasına koyuyor. Ilgın plana bakıyor ve bir şey arıyor: Hayriye Hanım'ın odasındaki tutunma bandı, kapının üstündeki dar pencere, korkuluğu bağlayan on santimetrelik ahşap parça. Hiçbiri görünmüyor.

"Bant nerede?" diye soruyor. Emre planı yakından inceliyor. Bant oradaymış ama altı santimetrelik bir ahşap şerit 1:100 ölçekte kâğıtta yarım milimetreden biraz fazla tutuyor; duvarın çizgisiyle birleşmiş, kaybolmuş. Kapının üstündeki pencere ise planda zaten görünmüyordu.

Ilgın kalemini alıp kâğıdın kenarına iki oran yazıyor, biri öbürünün iki katı. "Hangi soruyu soruyorsan, ölçeği ona göre seç," diyor. "Evi bir sayfada görmek için birincisi. Annenin elinin değdiği yeri görmek için ikincisi."

Bu derste ne olacak

Önceki derste plan, kesit ve görünüşü kurduk ve hepsini tek bir ölçekte çizdik. Bu ders o ölçeğin kendisini konu alıyor. Bir çizimin ölçeği, çizimin ne kadar büyük olacağını değil, neyi gösterebileceğini belirler. Bir ölçek bir evi bir sayfaya sığdırır ama bir tutunma bandını yok eder; bir başka ölçek bandı gösterir ama evi sayfaya sığdırmaz.

Önce çizim ölçeğinin ne olduğunu ve önceki modülde konuştuğumuz algısal ölçekten farkını kuracağız. Sonra iki temel ölçeği, 1:100 ile 1:50'yi karşılaştırıp her birinin neyi gösterip neyi gösteremediğine bakacağız. Ardından çizime ölçülerin nasıl yazıldığını, yani ölçülendirmeyi ve kotları öğreneceğiz. Dersin sonunda aynı odayı iki ayrı oranda çizip birinin gösterdiği, öbürünün yuttuğu ayrıntıları sayabileceksiniz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Paris'te saklanan platin çubuk ise gerçektir.

Sıfır noktası

Önceki modülde ölçeği bir algı olarak konuştuk: bir mekânın içindeki bedeni ezmesi ya da ferahlatması. Bu derste ölçek kelimesini başka bir anlamda kullanıyoruz: bir çizimdeki uzunluğun gerçekteki uzunluğa oranı. İki anlam birbiriyle ilişkilidir ama aynı şey değildir. Algısal ölçek mekânın kendisinde, çizim ölçeği ise kâğıtta yaşar.

Mekanizma

Ölçek bir sorudur

Bir çizimin ölçeği, o çizimin cevaplamak istediği soruya göre seçilir. Bir evin arsaya nasıl yerleştiğini sormak için küçük bir ölçek gerekir; bir pencerenin birleşim detayını sormak için büyük bir ölçek. Küçük ölçek çok şeyi bir arada gösterir ama ayrıntıyı yutar. Büyük ölçek ayrıntıyı gösterir ama az şeyi bir arada tutar.

1:100 ile 1:50

İki ölçeğin farkını en iyi aynı mekânı iki kez çizmek gösterir. 1:100 ölçekte bir oda kabaca okunur: duvarlar iki çizgi, kapılar bir yay, pencereler duvarın içinde ince bir boşluk. 1:50 ölçekte aynı oda ayrıntı kazanır: duvarın katmanları, sıva ve yalıtım, kapı kasaları, pencere doğramaları, mobilyanın biçimi, eşik ve döşeme değişimleri.

Yaygın yanlış"Büyük ölçek daha iyi ölçektir; her şey 1:50 ya da daha büyük çizilmelidir."
Doğrusu

Her ölçek bir soruya cevap verir ve büyük ölçek her soruya cevap vermez. Bir evin arsaya yerleşimi, komşu yapılarla ilişkisi ya da bir sokağın siluetini 1:50 ölçekte çizmek kâğıdı metrelerce uzatır ve bütünü görmeyi imkânsız kılar. Doğru ölçek, sorulan soruyu cevaplayabilecek en küçük ölçektir.

Ölçülendirme: çizime sayı yazmak

Bir çizim ölçekli olsa da inşa eden kişi ölçüleri çizimden cetvelle almaz; çizime yazılmış sayıları okur. Ölçülendirme, bu sayıların düzenli ve eksiksiz biçimde çizime yazılmasıdır. Planlarda dış duvarların çevresinde genellikle birkaç sıra ölçü zinciri bulunur: en dışta yapının toplam uzunluğu, onun içinde bölümlerin ya da taşıyıcı aksların arası, en içte pencere ve kapı açıklıkları ile aralarındaki duvar parçaları. Türkiye'deki çizimlerde plan ölçüleri çoğunlukla santimetre olarak yazılır.

Kotlar: yükseklikleri yazmak

Planlar uzunlukları gösterir, kesitler yükseklikleri. Yükseklikler çizime kotlarla yazılır. Kot, belirli bir yatay düzlemin seçilmiş bir sıfır düzlemine göre yüksekliğidir. Genellikle yapının giriş katının bitmiş döşemesi artı eksi sıfır kabul edilir; ondan yukarıdakiler artı, aşağıdakiler eksi işaretiyle ve çoğunlukla metre olarak yazılır.

Yaygın yanlış"Çizim ölçekli olduğu için ölçüleri cetvelle çizimden almak yeterlidir."
Doğrusu

Çizimler basılırken, fotokopiyle çoğaltılırken ya da ekrana sığdırılırken ölçekleri kolayca bozulur; kâğıt nemle genleşir, kalem kalınlığı birkaç santimetreyi yutar. Bu yüzden inşa eden kişi ölçüyü çizimin üstüne yazılmış sayıdan okur. Çizimden cetvelle ölçmek yalnızca kaba bir tahmin için kullanılabilir ve yazılı ölçüyle çelişirse yazılı ölçü geçerlidir.

Çizim masasında

Ilgın, Hayriye Hanım'ın odasını iki ölçekte, aynı kâğıdın iki yarısına çiziyor ve Emre'ye farkı tek tek gösteriyor.

1:100 ölçekte oda üç metre altmışa dört metre, kâğıtta üç santimetre altmış milimetreye dört santimetre tutuyor. Yirmi beş santimetrelik dış duvar kâğıtta iki buçuk milimetre; içi boş iki çizgi. Pencere duvarda bir boşluk, kapı bir yay. Doksan santimetre hizasındaki altı santimetrelik ahşap tutunma bandı kâğıtta altı onda bir milimetre tutuyor; yarım milimetrelik kalemin çizgisinden yalnızca biraz kalın, duvarın çizgisine karışıyor. Kapının üstündeki pencere planda zaten yok. 1:100 bu odanın yerini, büyüklüğünü ve komşu mekânlarla ilişkisini söylüyor; Hayriye Hanım'ın elinin nerede olacağını söylemiyor.

1:50 ölçekte aynı oda kâğıtta yedi santimetre yirmi milimetreye sekiz santimetre. Dış duvar beş milimetre; içinde on dokuz santimetrelik tuğla, dört santimetrelik yalıtım ve iki yüzdeki sıva ayrı çizgilerle görünüyor. Tutunma bandı bir virgül iki milimetre; duvardan ayrı bir şerit olarak çiziliyor ve pencere kasasında bitip korkuluğa bağlandığı on santimetrelik ahşap parça seçiliyor. Kapı artık bir yay değil, kasası ve kanadıyla çizilmiş bir kapı; ve kapının yanına iki ölçü yazılabiliyor: duvar boşluğu yüz iki santimetre, net geçiş doksan.

Sonra Ilgın evin kot sistemini kuruyor ve planın köşesine yazıyor. Sokak katının bitmiş döşemesi, yani antrenin, holün, salonun ve Hayriye Hanım'ın odasının döşemesi, artı eksi sıfır sıfır. Kaldırım, girişteki on iki santimetrelik fark yüzünden eksi sıfır on iki. Bahçe katının bitmiş döşemesi eksi üç sıfır sıfır. Hayriye Hanım'ın penceresinin denizliği artı sıfır kırk beş, lentosu artı iki otuz, tavanı artı iki yetmiş. Ilgın Emre'ye son bir şey gösteriyor: iç ölçü zincirinde odanın genişliği üç yüz altmış yazıyor ve bu sayı sıvalı, net ölçü; kaba yapı ölçüsü üç yüz altmış dört. İkisi ayrı satırlarda, ayrı adlarla duruyor.

Usta katmanı

Amerikalı antropolog Edward Robbins, mimarların neden çizdiğini anlamak için çeşitli mimarlarla uzun görüşmeler yaptı. Robbins'e göre mimari çizim yalnızca bir yapıyı anlatmanın aracı değil, mimarın toplumsal rolünü kuran bir dildir: mimar çizer, başkaları inşa eder, ve bu ikisi arasındaki bütün iletişim ölçekli, ölçülendirilmiş çizimler üzerinden yürür. Ölçek ve ölçü bu yüzden bir teknik ayrıntı değil, mimar ile yapıyı inşa edenler arasındaki anlaşmanın kendisidir.

Amerikalı tarihçi Ken Alder ise ölçünün kendisinin ne kadar insani bir uğraş olduğunu gösterdi. Alder, metreyi tanımlamak için yıllarca meridyen ölçen iki astronomun hikâyesini, onların aletlerini, savaşlar arasında yaptıkları yolculukları ve ölçümdeki küçük bir hatanın nasıl gizlendiğini anlattı. Bugün çizimlerimize yazdığımız her santimetre, bu insan emeğinin ve bu küçük hatanın mirasıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Çizim ölçeği, çizimdeki uzunluğun gerçekteki uzunluğa oranıdır. Algısal ölçekten farklıdır: biri mekânın insana göre nasıl hissettirdiğini, öbürü kâğıttaki çizginin gerçekte kaç santimetre olduğunu anlatır.

Ölçek bir sorudur. Küçük ölçek bütünü gösterir ama ayrıntıyı yutar, büyük ölçek ayrıntıyı gösterir ama bütünü dağıtır. Doğru ölçek, sorulan soruyu cevaplayabilecek en küçük ölçektir.

1:100 ölçekte yarım milimetrelik bir kalem çizgisi gerçekte beş santimetredir. Bir kapı kasası, bir tutunma bandı, duvarın katmanları bu çizginin içinde kaybolur; 1:50 ölçek onları ayırır.

Ölçüler çizimden cetvelle alınmaz, çizime yazılır. Ölçü zincirlerinin toplamı birbirini tutmalı, sıfır kotu herkes için aynı tanımlanmalı, kaba ve bitmiş ölçüler ayrı yazılmalıdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste ölçek değiştikçe bir çizginin kaç santimetreye karşılık geldiğini ve hangi ayrıntının kaybolduğunu gördük. Ama 1:50 planda bile Ilgın'ın duvarı, bandı, kasayı ve kapının yayını birbirinden ayırabilmesi bir kurala dayanıyordu: hangi çizginin kalın, hangisinin ince, hangisinin kesik olacağına. Sonraki ders bu kuralları, mimari çizimin çizgi kalınlıklarını, kapı ve pencere sembollerini ve gösterim alışkanlıklarını konu alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.