İçeriğe geç

M03-D01

Eskiz: elle düşünmek

Bir mekânı beş dakikalık üç eskizle farklı açılardan çizip her eskizin neyi sorduğunu yazar.

Mimarlık Akademisi — M03, Mimari çizim dili · 2.307 kelime · 8 mimari durum · 1 yapı örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kroki gördüğünü kaydeder, eskiz düşündüğünü sınar. Eskiz henüz var olmayan bir şeyi düşünmenin aracıdır; mimar çizdikçe öğrenir ve kâğıda düşen çizgi fikri değiştirir.

Bir mekân tek bir eskizle düşünülmez. Plan eskizi ilişkileri, kesit eskizi yükseklikleri ve ışığı, göz hizası eskizi ise içeride duranın ne göreceğini sorar; her biri ötekinin göremediğini gösterir.

Eskizin gücü hızında ve belirsizliğindedir. Beş dakikalık bir eskiz ucuzdur ve atılabilir; belirsiz bir çizgi, çizenin beklemediği bir fikri taşıyabilir. Çok özenli bir eskiz ise erken bir kararı dondurur.

Eskiz ya çizen için ya başkası için çizilir. Kendin için çizdiğin bir eskizi başkasına gönderirken onun ölçeksiz bir fikir olduğunu söylemek gerekir.

Açılış sahnesi

Ilgın'ın masasında boş bir aydınger tomarı, yanında yumuşak bir kurşun kalem. Önündeki soru haftalardır aynı: Hayriye Hanım manzarayı nereden görecek? Salonu çizmişti, Hayriye Hanım'ın odasını çizmişti, ama ikisinin bahçeyle ilişkisi hâlâ bir boşluk gibi duruyordu.

Emre ona bilgisayarda bir model açmayı öneriyor. Ilgın başını sallıyor. "Henüz ne istediğimi bilmiyorum. Model, bildiğin şeyi çizer." Aydıngeri çekiyor, saatine bakıyor ve beş dakika içinde bir şey çiziyor. Çizgiler titrek, ölçü yok, bir köşede bir ok, bir yerde bir soru işareti. Sonra kâğıdı yırtmıyor, üstüne yeni bir aydınger seriyor ve beş dakika daha. Sonra üçüncüsü.

On beş dakikanın sonunda masada üç çizim var. Birincisi bir plan, ikincisi bir kesit, üçüncüsü oturan birinin gözünden bir bakış. Emre üçüncüyü eline alıyor ve gülüyor: "Burada korkuluk manzarayı kapatıyor." Ilgın başını sallıyor: "Evet. Bunu ancak çizince gördüm."

Bu derste ne olacak

Önceki modül mekânı okumayı, gözlemleri bir sayfaya kaydetmeyi öğretti. Bu modül mimarlığın asıl dilini, çizimi öğretiyor. İlk ders, çizimin en hızlı ve en serbest biçimiyle, eskizle başlıyor.

Önce eskizin kayıt için çizilen krokiden farkını kuracağız: kroki gördüğünü kaydeder, eskiz düşündüğünü sınar. Sonra aynı soruya farklı açılardan bakan eskizleri ele alacağız: plan eskizi, kesit eskizi, göz hizasından eskiz. Ardından eskizin en güçlü yanına, hızına ve belirsizliğine, ve eskizin kimin için çizildiğine bakacağız. Dersin sonunda tek bir soruyu birkaç hızlı çizimle üç ayrı yönden sınayıp her çizimin hangi soruyu açtığını adlandırabileceksiniz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Bilbao'daki müze ise gerçek bir yapıdır.

Sıfır noktası

Önceki derste krokiyi gördüğümüzü kaydetmek için kullandık: bir mekânın ölçülerini, ışığını, insanlarını not ettik. Eskiz başka bir iş görür. Eskiz henüz var olmayan bir şeyi düşünmenin aracıdır. Bir mimar eskiz çizerken neyi çizeceğini tam olarak bilmez; çizdikçe öğrenir. Kâğıda düşen çizgi, mimarın kafasındaki belirsiz fikre bir biçim verir ve o biçime bakınca fikir değişir. Eskiz, düşünce ile kâğıt arasında gidip gelen bir konuşmadır.

Mekanizma

Eskiz düşünür, kroki kaydeder

Kroki ile eskiz aynı kalemle, aynı kâğıda çizilir ve dışarıdan bakan biri farkını göremeyebilir. Fark çizenin niyetindedir. Kroki çizerken mimar dışarıya bakar ve gördüğünü yakalamaya çalışır. Eskiz çizerken içeriye bakar ve düşündüğünü dışarıya çıkarmaya çalışır. İkisi çoğu zaman birbirini izler: bir mekânın krokisi, onun nasıl değiştirilebileceğine dair bir eskize dönüşür.

Farklı açılar: plan, kesit, göz hizası

Bir mekân tek bir eskizle düşünülmez. Plan eskizi mekânların birbirine göre yerini, dolaşımı ve ilişkileri sorar. Kesit eskizi yükseklikleri, ışığın girişini, katların birbirine bağlanmasını sorar. Göz hizasından çizilen eskiz ise mekânın içinde duran birinin ne göreceğini sorar. Her açı, ötekilerin göremediği bir şeyi gösterir.

Hız ve belirsizlik

Eskizin gücü yavaşlıkta değil, hızdadır. Beş dakikalık bir eskiz yanlış olabilir, ama ucuzdur; atılır, üstüne bir yenisi çizilir. Eskizin ikinci gücü belirsizliğidir. Kesin olmayan bir çizgi, çizenin bile beklemediği bir okumaya açıktır. Birçok mimar, kendi eskizinde yanlışlıkla çizdiği bir çizgiyi başka türlü okuyup yeni bir fikir bulduğunu anlatır.

Yaygın yanlış"İyi bir eskiz düzgün ve ayrıntılı bir eskizdir; eskizi ne kadar güzel çizersen fikrin o kadar iyi olur."
Doğrusu

Eskizin işi güzel görünmek değil, düşünmeye yardım etmektir. Çok ayrıntılı ve özenli bir eskiz erken bir kararı dondurur; çizen, emek verdiği çizimden vazgeçmekte zorlanır. Hızlı, kaba ve belirsiz bir eskiz ise değişmeye ve yeniden okunmaya açık kalır. Çizim becerisi zamanla gelir; eskizi düşünme aracı olarak kullanmak ise ilk günden öğrenilebilir.

Kim için eskiz?

Eskizler iki türlü çizilir: çizen için ve başkası için. Kendisi için çizilen eskiz kaba, kısaltmalı ve çoğu zaman yalnızca çizenin okuyabileceği bir dildedir. Başkası için çizilen eskiz ise anlaşılır olmak zorundadır. İkisini karıştırmak sorun yaratır: kendi eskizini iş sahibine göstermek onu yanıltabilir, iş sahibi için hazırlanmış bir eskizle düşünmeye çalışmak ise mimarı yavaşlatır.

Yaygın yanlış"Bilgisayar eskizin yerini aldı; artık elle çizmeye gerek yok."
Doğrusu

Bilgisayar modelleri kesin ölçülerle çalışır ve bu, tasarımın ileri aşamalarında büyük bir güçtür. Ama erken aşamada kesinlik bir yüktür: bir modelde bir duvar çizmek için onun yerine, kalınlığına ve yüksekliğine karar vermek gerekir. Elle eskiz bu kararları ertelemeye izin verir ve hızlıdır. Birçok mimar bugün de tasarıma eskizle başlar, fikir netleştiğinde bilgisayara geçer. İki araç birbirinin yerine değil, birbirinin ardına gelir.

Çizim masasında

Ilgın'ın üç eskizi aynı soruyu üç ayrı açıdan soruyor: Hayriye Hanım, salonda otururken bahçeyi ve ovayı nereden görecek?

Birinci eskiz bir plan. Ilgın salonu, Hayriye Hanım'ın odasını ve ikisinin önündeki alanı kabaca çiziyor. Eskizde bir şey ortaya çıkıyor: alt kattaki odalar, üst katın salonundan daha güneye uzanıyor. Alt katın çatısı, salonun önünde bir teras olabilir. Ilgın terasın yerini işaretliyor, yanına bir soru yazıyor: "Kaç metre derin?" ve kabaca üç metre ile dört buçuk metre arasında iki çizgi çekiyor. Bu eskiz bir ilişkiyi sordu: salon, Hayriye Hanım'ın odası ve teras birbirine nasıl bağlanacak?

İkinci eskiz bir kesit. Salondan terasa, terastan bahçeye doğru bir dilim. Kesitte terasın alt katın çatısı üzerinde, sokak kotunda durduğu ve bahçenin üç metre aşağıda kaldığı görülüyor. Ilgın terasın kenarına bir korkuluk çiziyor ve önceki derslerden hatırladığı akşam gözlemini ekliyor: ceviz ağacının gölgesi akşamüstü terasa kadar uzanıyor. Ilgın terası üç metre derinlikte tutuyor; daha derin olursa salonun öğle güneşini fazla keser, daha sığ olursa iki sandalye ve bir masa sığmaz. Bu eskiz bir yüksekliği ve bir derinliği sordu.

Üçüncü eskiz göz hizasından. Ilgın salonun ortasında, Hayriye Hanım'ın koltuğuna oturmuş gibi, yerden yüz on santimetre yükseklikten terasa ve bahçeye bakışı çiziyor. Önce terasın kenarına, yerden yaklaşık bir metre yüksekliğinde dolu bir korkuluk çiziyor. Eskizde bahçe yok oluyor; korkuluğun üstünden yalnızca ova ve gökyüzü görünüyor. Bahçedeki çocuklar, cevizin altı, Arda'nın oyun yeri korkuluğun arkasında kalıyor. Emre'nin gülerek gördüğü şey buydu. Ilgın korkuluğun yüksekliğini değiştirmiyor, ama malzemesini değiştiriyor: yerden kırk santimetreye kadar dolu bir parapet, onun üstünde ince dikmeli bir parmaklık. Korkuluğun yönetmelikteki en küçük yüksekliğini ve dikmelerin aralığını uygulama aşamasında ayrıca denetlemek üzere not alıyor. Hayriye Hanım'ın bakışı artık dikmelerin arasından bahçeye iniyor.

Ilgın üç eskizin her birinin altına bir satır yazıyor. Plan: "Odalar terasla nasıl bağlanır?" Kesit: "Teras ne kadar derin ve gölgeli?" Göz hizası: "Oturan biri ne görür?" Üç soru, üç eskiz, on beş dakika.

Usta katmanı

Amerikalı filozof Donald Schön, mimarlık stüdyosunu gözlemleyerek tasarımcıların nasıl düşündüğünü inceledi. Schön'e göre bir tasarımcı önce bir fikri kâğıda döker, sonra döktüğü şeye bakar ve kâğıt ona beklemediği bir şey söyler; tasarımcı bu cevaba göre fikrini değiştirir ve yeniden çizer. Schön bunu tasarımcının durumla yaptığı yansıtıcı bir konuşma olarak tanımladı. Bu konuşmanın en hızlı aracı eskizdir.

Amerikalı mimar ve eğitimci Paul Laseau ise eskizi sistemli bir beceri olarak öğretmeye çalıştı. Laseau'nun kitabı, tasarımcıların çizimi yalnızca sunmak için değil, düşünmek, problemi parçalara ayırmak ve seçenekleri karşılaştırmak için nasıl kullandığını adım adım gösterir: diyagramlar, oklar, balonlar, hızlı perspektifler. Laseau'ya göre bu grafik düşünme biçimi öğrenilebilir ve çizim yeteneğinden çok bir alışkanlıktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kroki gördüğünü kaydeder, eskiz düşündüğünü sınar. Eskiz henüz var olmayan bir şeyi düşünmenin aracıdır; mimar çizdikçe öğrenir ve kâğıda düşen çizgi fikri değiştirir.

Bir mekân tek bir eskizle düşünülmez. Plan eskizi ilişkileri, kesit eskizi yükseklikleri ve ışığı, göz hizası eskizi ise içeride duranın ne göreceğini sorar; her biri ötekinin göremediğini gösterir.

Eskizin gücü hızında ve belirsizliğindedir. Beş dakikalık bir eskiz ucuzdur ve atılabilir; belirsiz bir çizgi, çizenin beklemediği bir fikri taşıyabilir. Çok özenli bir eskiz ise erken bir kararı dondurur.

Eskiz ya çizen için ya başkası için çizilir. Kendin için çizdiğin bir eskizi başkasına gönderirken onun ölçeksiz bir fikir olduğunu söylemek gerekir.

Sonraki derse köprü

Bu derste eskizi ölçüsüz, hızlı ve serbest bir düşünme aracı olarak kullandık. Ilgın'ın üç eskizi bir plan, bir kesit ve bir göz hizası bakışıydı; ama hiçbirinin ölçeği yoktu. Bir fikri başkasının inşa edebileceği hâle getirmek için o fikri ölçekli ve kurallı bir dile çevirmek gerekir. Sonraki ders mimarlığın bu temel dilini kuruyor: plan, kesit ve görünüş. Kendi odanızın bu üç çizimini aynı ölçekte nasıl çizeceğinizi öğreneceksiniz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.