M02-D07
Gözlem defteri tutmak
Bir mekânı ölçü, kroki ve not birlikte olacak biçimde tek sayfalık bir gözlem kaydına döker.
Mimarlık Akademisi — M02, Mekânı okumak · 2.325 kelime · 8 mimari durum · 1 yapı örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir fotoğraf her şeyi kaydeder ama neye baktığınızı kaydetmez. Elle tutulan bir gözlem kaydı seçer; o seçim gözlemin kendisidir.
İyi bir gözlem sayfasının dört parçası vardır: yer, tarih, saat ve kuzey okuyla bir başlık; oranları doğru, içinde bir insan figürü olan bir kroki; mekânın karakterini belirleyen birkaç ölçü; ve görülenle düşünüleni ayıran notlar.
Gözlem ile yorum ayrı tutulmalıdır. "On dört kişi vardı" bir gözlemdir, "meydan ölü" bir yorum. Ayrım, kaydı başkasının da sınayabileceği hâle getirir.
Bir mekânı bir kez görmek yetmez. Aynı yere başka bir saatte, başka bir mevsimde dönmek ve her sayfanın sonuna bir soru yazmak, gözlemi bir yönteme dönüştürür.
Açılış sahnesi
Emre bir cuma akşamı Ilgın'ın masasındaki defteri karıştırıyor. Defter haftalardır her yere taşınmış; sayfaların kenarları kıvrılmış, bir köşesinde çay lekesi var. İçinde her şey var: Hayriye Hanım'ın salon kapısının yetmiş iki santimetresi, dut ağacının tacı, öğle gölgesinin boyu, Gönül Hanım'ın mutfak penceresi, holün tavanındaki ses, çay kokusu. Ama Emre bir şeyi bulamıyor.
"Arsanın öğle gölgesini nereye yazmıştık?" diye soruyor. Ilgın sayfaları çeviriyor; gölge bir sayfada, kazığın yeri başka bir sayfada, o günün tarihi ise hiçbir yerde. Dut ağacının çapı bir krokinin kenarında, ama krokide kuzey oku yok. Ilgın defterin bütün gözlemleri taşıdığını, ama hiçbir sayfanın tek başına bir şey anlatmadığını görüyor.
Pazartesi sabahı Ilgın masaya boş bir A4 kâğıdı koyuyor ve Emre'ye diyor ki: "Arsa hakkında bildiğimiz her şeyi bu tek sayfaya sığdıracağız. Bir yabancı bu sayfaya bakınca arsayı görebilmeli."
Bu derste ne olacak
Bu modül boyunca bir mekânı okumayı öğrendik: bedenle ölçmeyi, ölçeği kesitte görmeyi, ışığı saatlere göre izlemeyi, eşikleri ve dolaşımı adlandırmayı, sesi, kokuyu ve dokunmayı ayırt edip yazmayı. Bu son ders, bunların hepsini kalıcı kılan alışkanlığı kuruyor: gözlemi kaydetmek.
Önce iyi bir gözlem kaydının ne olduğunu ve neden tek bir sayfanın bir fotoğraf albümünden çok şey anlattığını kuracağız. Sonra sayfanın parçalarını tek tek ele alacağız: başlık, kroki, ölçü, notlar. Ardından gözlem ile yorumu ayırmayı ve aynı yeri tekrar tekrar gözlemenin önemini göreceğiz. Dersin sonunda bir yeri, çizimi, sayıları ve cümleleri aynı kâğıtta buluşturan tek sayfalık bir kayda geçirebileceksiniz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Bir mimarın gençlik yolculuğunda tuttuğu defterler ise gerçektir.
Sıfır noktası
Bugün bir mekânı kaydetmenin en kolay yolu telefonla fotoğraf çekmektir. Fotoğraf çok şey kaydeder ama bir şeyi kaydetmez: neye baktığınızı. Bir fotoğrafta bütün mekân vardır, ama hangi ölçünün önemli olduğu, ışığın saat kaçta orada olduğu, insanların nerede durduğu ve sizin o anda ne düşündüğünüz yoktur. Elle tutulan bir gözlem kaydı ise seçer: neyi çizeceğinize, neyi ölçeceğinize, neyi yazacağınıza karar verirsiniz. Bu karar, gözlemin kendisidir.
Mekanizma
Sayfanın başı: yer, tarih, saat
Bir gözlem kaydı nerede ve ne zaman yapıldığını söylemiyorsa yarı yarıya işe yaramaz. Aynı meydan sabah ile akşam, ekim ile temmuz, güneşli bir günle yağmurlu bir gün arasında bambaşkadır. Sayfanın başına yazılacak birkaç satır, sayfadaki her bilgiyi bağlamına oturtur.
Kroki ve ölçü
Sayfanın merkezi bir krokidir. Kroki, ölçekli bir çizim değildir; elle, cetvelsiz, hızla çizilir. Ama iyi bir kroki oranları doğruya yakın tutar ve en önemli ölçüleri üstüne yazar. Her ölçüyü almak gerekmez; mekânın karakterini belirleyen birkaç ölçü yeter: bir odanın eni ve boyu, tavanın yüksekliği, bir kapının genişliği, bir pencerenin denizliği.
Gözlem ve yorum
Bir gözlem kaydında iki türlü cümle olur: görüleni anlatan cümleler ve görülenden çıkarılan yorumlar. "Meydanda saat onda on dört kişi vardı" bir gözlemdir. "Meydan ölü" bir yorumdur. İkisi de değerlidir, ama karıştırıldığında kayıt güvenilmez olur. İyi bir kayıt ikisini ayırır: önce ne görüldüğünü, sonra ne düşünüldüğünü yazar.
Yaygın yanlış"İyi bir gözlemci her şeyi kaydeder; ne kadar çok fotoğraf ve not, o kadar iyi."
Her şeyi kaydetmeye çalışan biri çoğu zaman hiçbir şeyi düzgün kaydedemez. Gözlem seçmektir: mekânın karakterini belirleyen birkaç ölçüyü, ışığın birkaç saatini, insanların birkaç davranışını seçip dikkatle kaydetmek, yüzlerce bağlamsız fotoğraftan daha çok şey anlatır.
Tekrar ve soru
Bir mekânı bir kez görmek onu tanımak için yetmez. Aynı mekân başka bir saatte, başka bir günde, başka bir mevsimde başka bir yerdir. İyi gözlemciler aynı yere birçok kez döner ve sayfalarını karşılaştırır. Ve her gözlemin sonunda bir soru yazar: bir sonraki ziyarette neye bakılacak?
Yaygın yanlış"Gözlem defteri yalnızca öğrencilerin tuttuğu bir alıştırmadır; deneyimli bir mimar gözlemlerini aklında tutar."
Deneyim gözü keskinleştirir, ama hafızayı kusursuz yapmaz. Bir mekânın ölçüleri, ışığın saatleri ve insanların davranışları zamanla karışır ya da unutulur. Birçok deneyimli mimar hayatı boyunca defter tutmuştur; defter onların hafızasının ve düşüncelerinin kalıcı hâlidir.
Çizim masasında
Ilgın ile Emre, Yamaç Evi'nin arsası hakkında haftalardır biriken bilgiyi tek bir A4 kâğıdına, yirmi bir santimetreye yirmi dokuz virgül yedi santimetrelik bir sayfaya dökmeye başlıyor.
Sol üst köşeye sayfanın başlığını yazıyorlar: yer Bursa, yamaç mahallesi, arsanın sokak adı; gözlem tarihi on dört ekim; saatler dokuz, on üç ve on yedi; hava açık, hafif rüzgâr kuzeybatıdan. Hemen yanına büyük bir kuzey oku çiziyorlar. Sayfanın ortasına arsanın plan krokisini koyuyorlar. Krokiyi yaklaşık 1:200 oranında tutuyorlar: on beş metreye yirmi sekiz metrelik parsel kâğıtta yedi buçuk santimetreye on dört santimetre tutuyor ve sayfaya rahatça sığıyor. Krokinin üstünde sokak, sokak duvarı ve girişin açıklığı, dut ağacı ve altı metrelik tacı, arsanın dibindeki ceviz, kot eğrileri ve karşıda Gönül Hanım'ın evi; ikisinin arasındaki on sekiz metre krokinin kenarına yazılmış.
Krokinin sağına arsanın bir kesit krokisini ekliyorlar: sokaktan güneye dört buçuk metre inen yamaç, yaklaşık yüzde on altı eğim, ve sokak kotunda ayakta duran küçük bir insan figürü. Plan krokisinin üstüne üç ok çiziyorlar: sabah dokuzda güneydoğudan on sekiz derece, öğle birde güneyden kırk bir derece, akşam beşte batı-güneybatıdan on dört derece; her okun yanında bir metrelik kazığın gölge boyu. Krokinin altına üç satırlık bir duyular notu: sokağın sesi öğleden sonra okul çıkışında yükseliyor, dutun altında ezilmiş meyvenin kokusu, taş duvar akşam ılık.
Sayfanın alt kısmını Ilgın ikiye bölüyor. Sola gözlemler: sokakta sabah dokuzla ona kadar yirmi üç yaya geçtiğini, öğleden sonra dutun altında altı çocuğun oynadığını, Gönül Hanım'ın mutfak penceresinin kuzeyde olduğunu. Sağa yorumlar ve sorular: "Sokak bir oyun yeri. Girişin önü bir buluşma yeri olabilir mi? Salon ağustos öğlesinde ne kadar ısınır? Ceviz gölgesi kışın evin bahçe katına ulaşır mı?" Sayfanın en altına bir sonraki gözlemin tarihini yazıyorlar: aralık ayının son haftası, kış gündönümüne yakın bir öğle.
Emre sayfayı duvara asıyor. Haftalardır bir defterin içinde dağınık duran arsa, ilk kez tek bakışta okunuyor.
Usta katmanı
İngiliz mimar ve çizer Gordon Cullen, kentleri gözlemlemenin yürüyerek ve çizerek yapılması gerektiğini savundu. Cullen'ın en çok bilinen yöntemi, bir sokakta yürürken birbirini izleyen görüşleri sırayla çizmektir: bir köşeyi dönünce açılan bir meydan, bir kemerin altından görünen bir kule, daralan bir sokağın sonundaki ışık. Cullen'a göre bir kentin karakteri tek bir noktadan değil, bu görüşlerin birbirini izleyişinden okunur ve gözlemci bunu ancak yürüyüp çizerek kaydedebilir.
Danimarkalı mimar Jan Gehl ile kentsel tasarımcı Birgitte Svarre ise gözlemi bir sayım ve kayıt yöntemine dönüştürdü. Kitapları, kamusal mekânda kaç insanın nerede durduğunu, ne kadar kaldığını, ne yaptığını sistemli biçimde kaydetmenin araçlarını anlatır: sayım çizelgeleri, kroki üstüne işaretleme, belirli bir rota boyunca izleme, gün boyunca belirli aralıklarla tekrarlanan gözlem. Bu araçlar Nalan'ın meydanında ve Pakize Hanım'ın bankında kullandıklarımızdır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bir fotoğraf her şeyi kaydeder ama neye baktığınızı kaydetmez. Elle tutulan bir gözlem kaydı seçer; o seçim gözlemin kendisidir.
İyi bir gözlem sayfasının dört parçası vardır: yer, tarih, saat ve kuzey okuyla bir başlık; oranları doğru, içinde bir insan figürü olan bir kroki; mekânın karakterini belirleyen birkaç ölçü; ve görülenle düşünüleni ayıran notlar.
Gözlem ile yorum ayrı tutulmalıdır. "On dört kişi vardı" bir gözlemdir, "meydan ölü" bir yorum. Ayrım, kaydı başkasının da sınayabileceği hâle getirir.
Bir mekânı bir kez görmek yetmez. Aynı yere başka bir saatte, başka bir mevsimde dönmek ve her sayfanın sonuna bir soru yazmak, gözlemi bir yönteme dönüştürür.
Sonraki derse köprü
Bu modülde mekânı okumayı öğrendik ve gözlemlerimizi bir sayfaya dökmeyi. O sayfadaki krokiler hızlıydı, cetvelsizdi, beş dakikada çizildi. Bir sonraki modül mimarlığın asıl dili olan çizime giriyor ve ilk ders tam bu hızlı çizimle başlıyor: eskiz. Kalemin bir düşünme aracı olarak nasıl kullanıldığını, bir mekânı beş dakikalık üç eskizle farklı açılardan nasıl soruya çevirdiğimizi göreceğiz.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.