İçeriğe geç

M02-D02

Ölçek: büyük, küçük ve insanca

Aynı genişlikteki iki mekânın tavan yüksekliği değişince nasıl farklı algılandığını kesit krokisiyle gösterir.

Mimarlık Akademisi — M02, Mekânı okumak · 2.334 kelime · 8 mimari durum · 2 yapı örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Büyüklük ölçülür, ölçek algılanır. Bir mekânın ölçeği metrekaresiyle değil, ölçülerinin içindeki insana, eşyaya ve çevresindeki mekânlara göre ilişkisiyle belirlenir.

Ölçeği en iyi kesit gösterir. Genişlik ile yükseklik arasındaki oran, bir mekânın kuyu gibi daraltıcı mı, basık mı, ferah mı algılanacağını belirler.

Bir mekân kendinden önceki mekânla birlikte algılanır. Alçak ve dar bir geçitten sonra gelen yüksek bir mekân gerçek ölçüsünden büyük görünür; mimarlar bu karşıtlığı yüzyıllardır kullanır.

Ölçek bir mesajdır. İnsan ölçeğini aşan bir yapı, içine girenlere küçük olduklarını söyler. Bu bir anıtta bir amaç, bir kamu binasında ise bir sorun olabilir.

Açılış sahnesi

Nesrin ve Taner, Ilgın'ı kiraladıkları daireden sonra bir de Taner'in annesinin eski evine götürüyorlar. Bursa'nın eski mahallelerinden Muradiye'de, yüz yıllık iki katlı bir ev. Salon dairedekiyle neredeyse aynı büyüklükte, yaklaşık dört buçuk metreye beş metre. Ama içeri girdiklerinde Nesrin durup tavana bakıyor. Tavan üç metre altmış santimetre yüksekliğinde, pencereler neredeyse tavana kadar çıkıyor.

"Burası çok büyük," diyor Nesrin. "Bizim salonla aynı değil mi?"

Ilgın şerit metreyi çekiyor. Taban alanı neredeyse aynı: daireninki yirmi iki metrekare, bununki yirmi üç. Fark başlarının üstünde. Dairenin tavanı iki metre altmış santimetre, burası bir metre daha yüksek. Ama Ilgın bir şey daha görüyor: bu salona dar, alçak bir sofadan giriliyor. Sofanın tavanı iki metre yirmi. İnsan o alçak geçitten bu salona adım attığında oda yalnızca yüksek değil, büyüyormuş gibi geliyor.

Ilgın defterine iki kesit çiziyor: biri dairenin, biri bu evin. Altına bir not yazıyor: "Büyüklük metrekarede değil. Ölçek, oda ile beden arasında ve iki oda arasında."

Bu derste ne olacak

Önceki derste şerit metreyi bedenle değiştirdik. Bu derste aynı beden bir odaya girdiğinde neden kimi zaman ezildiğini, kimi zaman ferahladığını soruyoruz. Önce ölçeğin büyüklükten farkını kuracağız: bir mekânın ölçeği, metrekaresi değil, ölçüleri ile içindeki insan ve öteki mekânlar arasındaki ilişkidir.

Sonra ölçeği kesitte okuyacağız: aynı genişlikteki iki mekânın tavanı değiştiğinde ne olur. Ardından mimarların en eski araçlarından birine, alçak bir mekândan yüksek bir mekâna geçişe bakacağız. Son olarak ölçeğin bir güç dili olarak nasıl kullanılabildiğini tartışacağız. Dersin sonunda aynı genişlikteki iki mekânı kesit krokisiyle karşılaştırabileceksiniz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir; Oak Park'taki tapınak ile Ankara'daki anıt mezar ise gerçek yapılardır.

Sıfır noktası

Büyüklük ölçülür: metre, metrekare, metreküp. Ölçek ise algılanır. Aynı yirmi metrekarelik oda, iki metre kırk santimetrelik bir tavanla bir sığınak, dört metrelik bir tavanla bir salon gibi algılanır. Aynı oda, bir yetişkine küçük, bir çocuğa büyük gelir. Aynı oda, geniş bir salondan girildiğinde dar, dar bir koridordan girildiğinde ferah görünür. Mimar için asıl soru odanın ne kadar büyük olduğu değil, nasıl bir ölçekte algılandığıdır.

Mekanizma

Büyüklük değil, ilişki

Bir öğenin ölçeği, yanındaki öğelere göre okunur. Bir kapı, yanında insan durduğunda büyük ya da küçük görünür. Bir oda, içindeki mobilyaya göre ferah ya da sıkışık görünür. Mimar ölçeği değiştirmek için çoğu zaman mekânın kendisini değil, içindeki karşılaştırma ölçülerini değiştirir.

Kesitte ölçek

Bir mekânın ölçeğini en iyi plan değil kesit gösterir. Kesit, mekânın genişliğiyle yüksekliğini birlikte gösterir ve ikisinin oranı insanın hissini belirler. Dar ve yüksek bir mekân insanı yukarı çeker, bazen bir kuyu gibi daraltır; geniş ve alçak bir mekân insanı yatay olarak yayar, bazen basık bir tavan gibi bastırır.

Sıkıştırma ve açılma

Mimarlığın en eski ölçek araçlarından biri bir mekânı tek başına değil, ondan önceki mekânla birlikte düşünmektir. İnsan alçak ve dar bir geçitten geçtikten sonra yüksek ve geniş bir mekâna girdiğinde, o mekân gerçek ölçüsünden daha büyük algılanır. Bu karşıtlık, ölçeği bir ölçü olmaktan çıkarıp bir olaya çevirir.

Ölçek ve güç

Ölçek yalnızca bir algı değil, bir mesajdır. Bir yapının insan ölçeğini aşan girişleri, merdivenleri ve holleri, içine girenlere kendilerinin küçük ve yapının temsil ettiği şeyin büyük olduğunu söyler. Anıtlarda bu bir amaçtır; bir adliyede ya da bir belediyede ise yurttaşı yapının karşısında ezer.

Yaygın yanlış"Büyük ve yüksek mekânlar her zaman daha iyidir; tavan ne kadar yüksekse oda o kadar ferahtır."
Doğrusu

Yükseklik ferahlık getirebilir ama ölçeği bozabilir de. Dar bir koridorda yüksek tavan bir kuyu, küçük bir çocuk odasında bir spor salonu hissi verir. Ayrıca yüksek mekânlar daha zor ısınır, sesi yankılandırır ve inşaatı pahalandırır. İyi bir ölçek, mekânın işine ve içindeki insanlara göre seçilir.

Yaygın yanlış"Ölçek bir mekânın metrekaresiyle anlaşılır."
Doğrusu

Metrekare yalnızca tabanı ölçer. Aynı metrekaredeki iki oda, tavan yüksekliği, pencerelerin boyu, kapının ölçüsü, içindeki eşyalar ve ondan önce geçilen mekân yüzünden bambaşka algılanır. Ölçeği okumak için planın yanına mutlaka kesit koymak gerekir.

Çizim masasında

Muradiye dönüşü Ilgın, Yamaç Evi'nde henüz yerini kararlaştırmadığı bir mekâna, salona dönüyor. Salonun, ailenin Hayriye Hanım'la birlikte vakit geçireceği yer olacağı belli; bu yüzden sokak kotundaki katta, mutfakla aynı katta olmalı. Ilgın onu katın güney ucuna, bahçeye ve ovaya bakan tarafa koyuyor. Önceki derslerde çatının yüksek tarafını bahçe cephesine almıştı; şimdi bu kararın bir mekânsal karşılığı ortaya çıkıyor.

Ilgın salonun kesitini 1:50 ölçekte çiziyor. Salon dört buçuk metre genişliğinde. Sokak tarafındaki giriş holünün tavanını iki metre kırk santimetrede tutuyor; hol bir buçuk metre genişliğinde, yani genişlikle yükseklik birbirine yakın, korunaklı bir geçit. Salonun tavanı ise holün bittiği yerde iki metre yetmiş santimetreden başlıyor ve çatının eğimini izleyerek bahçe cephesinde üç metre seksen santimetreye yükseliyor. Bahçeye bakan cephe boyunca pencereler bu yüksekliğin neredeyse tamamını kullanıyor. Hayriye Hanım alçak holden yürütecini iterek salona girdiğinde tavan önünde yükselecek ve gözü kendiliğinden ovaya gidecek.

Ilgın aynı kesitte bir şeye daha dikkat ediyor: Hayriye Hanım'ın kendi odası. O odanın tavanını iki metre yetmiş santimetrede, düz tutuyor. Oda üç metre altmış santimetreye dört metre; yüksek bir tavan bu küçük odayı bir salon gibi soğutur, bir yatak odasının korunaklılığını alırdı. Böylece evin kesitinde üç ölçek ortaya çıkıyor: alçak ve dar giriş holü, korunaklı ve insan boyunda oda, ve ovaya doğru açılan yüksek salon. Ilgın kesitin altına üç yükseklik yazıyor: iki kırk, iki yetmiş, üç seksen. Yanına da bir not düşüyor: "Salon büyük olduğu için değil, holden sonra geldiği için büyük."

Usta katmanı

Amerikalı mimar ve eğitimci Francis D. K. Ching, ölçek ile oranı mimarlık eğitiminin temel kavramları olarak sistemli biçimde çizen yazarlardandır. Ching iki tür ölçeği ayırır: bir öğenin başka öğelere göre algılanan görsel ölçeği ve insan bedenine göre algılanan insan ölçeği. Bir yapı aynı anda birden çok ölçekte okunabilir: uzaktan kentin siluetinde, yaklaşınca cephenin bölümlerinde, içeri girince kapının, basamağın ve oturma yerinin ölçüsünde.

Avusturyalı mimar Christopher Alexander ve arkadaşları ise ölçeği tek bir mekânın değil, mekânlar arasındaki ilişkinin niteliği olarak ele aldı. Bir evdeki bütün odaların aynı tavan yüksekliğinde olmasını eleştirdiler ve tavan yüksekliğinin odanın kullanımına ve içindeki insanların ne kadar yakın olacağına göre değişmesini önerdiler: kalabalık ve ortak mekânlar yüksek, küçük ve mahrem mekânlar alçak. Muradiye'deki evin sofasıyla salonu arasındaki fark, bu önerinin yüz yıl önce yapılmış bir uygulamasıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Büyüklük ölçülür, ölçek algılanır. Bir mekânın ölçeği metrekaresiyle değil, ölçülerinin içindeki insana, eşyaya ve çevresindeki mekânlara göre ilişkisiyle belirlenir.

Ölçeği en iyi kesit gösterir. Genişlik ile yükseklik arasındaki oran, bir mekânın kuyu gibi daraltıcı mı, basık mı, ferah mı algılanacağını belirler.

Bir mekân kendinden önceki mekânla birlikte algılanır. Alçak ve dar bir geçitten sonra gelen yüksek bir mekân gerçek ölçüsünden büyük görünür; mimarlar bu karşıtlığı yüzyıllardır kullanır.

Ölçek bir mesajdır. İnsan ölçeğini aşan bir yapı, içine girenlere küçük olduklarını söyler. Bu bir anıtta bir amaç, bir kamu binasında ise bir sorun olabilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste mekânın ölçeğini duvarlarla, tavanla ve ondan önceki geçitle okuduk. Ama Muradiye'deki salonu büyük gösteren şeylerden biri de tavana kadar çıkan pencerelerdi, yani içeri dolan ışıktı. Aynı salon sabah, öğle ve akşam bambaşka görünür. Sonraki ders ışığın mekânı nasıl kurduğunu soruyor: bir odada gün boyunca ışığın nereye düştüğünü, ne zaman yumuşayıp ne zaman sertleştiğini gözleyip bir plana işlemeyi öğreneceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.