M01-D03
Mimar kimdir, ne yapar
Bir konut projesinde mimarın, mühendislerin, yüklenicinin ve iş sahibinin sorumluluklarını bir şemayla ayırır.
Mimarlık Akademisi — M01, Mimarlık nedir · 2.469 kelime · 8 mimari durum · 2 yapı örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Mimar bir yapının nasıl olacağına karar verir ve bu kararı başkalarının inşa edebileceği çizimlere ve tariflere çevirir. İşinin ikinci yarısı, bütün öteki uzmanların kararlarını aynı yapıda tutarlı kılmaktır.
Bir konutta bile birden fazla proje ve birden fazla imza vardır: mimari, statik, mekanik ve elektrik. Her proje müellifi kendi projesinden sorumludur.
Yüklenici yapıyı inşa eder, şantiye şefi şantiyeyi yönetir, yapı denetim kuruluşu projeye ve mevzuata uyulup uyulmadığını bağımsız olarak denetler. Çizilmeyen bir detayı şantiye kendisi çözer.
İş sahibi her zaman kullanıcı değildir. İyi bir mimar ikisinin de sesini plana taşımanın yolunu arar.
Açılış sahnesi
Ilgın'ın ofisindeki uzun masada bu sabah beş kişi oturuyor. Masanın başında Nesrin ve Taner, yanlarında inşaat mühendisi Orhan Bey, onun karşısında makine mühendisi Gülay Hanım, en uçta da Ilgın'ın yardımcısı Emre bir dizüstü bilgisayarla. Masanın ortasında Ilgın'ın 1:100 ölçekli ilk krokisi ve Hayriye Hanım'ın penceresini gösteren 1:50 kesit duruyor.
Toplantı on dakika sürmeden ilk soru geliyor. Taner soruyor: "Evi kim yapıyor? Sen mi çiziyorsun, Orhan Bey mi hesaplıyor, yoksa müteahhit mi yapıyor? Bir şey ters giderse kime telefon edeceğim?"
Ilgın bir süre düşünüyor, sonra krokinin arkasını çevirip boş kâğıda beş kutu çiziyor. Kutulara ad yazmaya başlıyor: iş sahibi, mimar, mühendisler, yüklenici, denetim. Kutuların arasına okları çizmeye geçtiğinde Orhan Bey gülümsüyor: "Okları çizerken dikkatli ol. Hangi okun nereye gittiği, bir şey ters gittiğinde kimin imzasının arandığını söyler."
Bu derste ne olacak
Önceki iki derste mimari kararları ve aralarındaki ödünleşimleri hep Ilgın'ın masasında düşündük. Bu ders o masanın etrafına bakıyor. Bir konut projesinde kimlerin olduğunu, her birinin neyin sorumluluğunu taşıdığını ve mimarın bu ekipteki yerini kuracağız.
Önce mimarın kendi işine, tasarlamaya ve bütün öteki işleri bir araya getirmeye bakacağız. Ardından mühendisleri ve öteki uzmanları, sonra yükleniciyi ve şantiyeyi, en son da iş sahibini ve yapı denetimini ele alacağız. Dersin sonunda Ilgın'ın çizdiği gibi bir sorumluluk şemasını kendiniz çizebileceksiniz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir; adı ve tarihiyle anılan iki yapı ise gerçektir.
Sıfır noktası
Mimar, bir yapının nasıl olacağına karar veren ve bu kararı başkalarının inşa edebileceği biçimde çizimlere, yazılı tariflere ve hesaplara dönüştüren kişidir. Ama mimar yapıyı tek başına yapmaz. Taşıyıcı sistemi inşaat mühendisi hesaplar, ısıtma ve sıhhi tesisatı makine mühendisi, elektriği elektrik mühendisi tasarlar. Yapıyı yüklenici kurar. Parayı iş sahibi verir. Türkiye'de yapının projelere ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığını da bağımsız bir yapı denetim kuruluşu denetler.
Yaygın yanlış"Mimar yalnızca çizer, binayı mühendis yapar."
Mimarın çizimi binanın neye benzeyeceğini değil, nasıl olacağını belirler: odaların sırası, kapının yeri, pencerenin yüksekliği, merdivenin eğimi. Mühendis bu kararları taşınabilir ve işletilebilir kılar ve kendi alanında karar verir. Bina ikisinin birlikte çalışmasıyla olur; birinin çizdiğini öbürü yalnızca uygulamaz.
Mekanizma
Mimarın masası: tasarlamak ve bir araya getirmek
Mimarın işi iki parçalıdır. Birincisi tasarlamaktır: iş sahibinin isteğini, arsayı, iklimi, bütçeyi ve yönetmeliği okuyup bir yapı önermek. İkincisi bir araya getirmektir: mühendislerin projelerini, yüklenicinin sorularını, iş sahibinin değişikliklerini aynı yapıda tutarlı kılmak. İkinci iş çoğu zaman görünmez, ama yapıların aksadığı yer çoğunlukla burasıdır.
Mühendisler ve öteki uzmanlar
Bir yapının arkasında birden çok uzmanlık durur. Küçük bir konutta bile inşaat, makine ve elektrik mühendislerinin projeleri gerekir; zemin etüdünü bir jeoloji ya da jeofizik mühendisi ya da bir geoteknik uzmanı yapar. Daha büyük yapılarda akustik, aydınlatma, yangın, peyzaj ve cephe danışmanları da masaya katılır.
Yüklenici ve şantiye
Proje bittiğinde yapı başlamaz; başka biri onu inşa etmeye başlar. Yüklenici, yani yaygın adıyla müteahhit, projeyi bir bedel karşılığında inşa etmeyi üstlenir. Şantiyede işi şantiye şefi yönetir, ustalar ve işçiler yapar. Mimar şantiyeyi ziyaret eder, soruları cevaplar, projeye uyulup uyulmadığına bakar; ama işçileri o yönetmez.
İş sahibi, kullanıcı ve denetim
Ekipteki son halka, aslında ilk halkadır: iş sahibi. Yapıyı o ister, parasını o öder, hedefleri o koyar. Ama iş sahibi her zaman yapıyı kullanacak kişi değildir ve mimar çoğu zaman bu ikisinin arasında durur. Türkiye'de bir de yapının kurala uygunluğunu iş sahibinden ve yükleniciden bağımsız olarak denetleyen bir kurum vardır.
Yaygın yanlış"Yapı denetim kuruluşu varsa iş sahibinin kontrol edecek bir şeyi kalmaz."
Yapı denetimi yapının mevzuata ve onaylı projeye uygunluğunu denetler; iş sahibinin isteklerinin karşılanıp karşılanmadığını, bütçenin nasıl harcandığını ya da evin ailenin hayatına uyup uymadığını denetlemez. Bunlar iş sahibinin ve mimarın sorumluluğunda kalır. Denetim bir güvenlik ağıdır, bir vekil değil.
Çizim masasında
Ilgın'ın beş kutulu şeması masaya yayıldıktan sonra toplantının ikinci yarısı gerçek bir çatışmayla geçiyor. Orhan Bey, Yamaç Evi'nin taşıyıcı sistemini anlatırken bir sorun gösteriyor. Ev yamaçta olduğu için alt katın kuzey yarısı toprağın içinde kalacak; o taraftaki duvarlar toprağı tutan betonarme istinat duvarları olacak. Bu duvarlar evin kuzeyini çok rijit yapıyor. Güney cephesi ise bahçeye açık, camlı ve yumuşak. Depremde rijit tarafla yumuşak taraf farklı davranır ve bina kendi etrafında dönmeye, yani burulmaya zorlanır. Orhan Bey bunu dengelemek için güney cephesine, üst katta iki buçuk metre uzunluğunda bir perde duvar koymak istiyor.
Ilgın perdeyi plan üzerine yerleştirince durum netleşiyor: perde, Hayriye Hanım'ın odasındaki alçak denizlikli pencerenin tam yerine geliyor. Önceki derste o pencereyi koltuğun hemen önüne, yüz yirmi santimetrelik tek bir açıklık olarak çizmişti. Ilgın perdeyi kaldırmayı önermiyor, çünkü onu Orhan Bey'in hesabı istiyor ve imzası Orhan Bey'in. Bunun yerine Orhan Bey'e soruyor: perde cephe boyunca ne kadar kayabilir? Orhan Bey hesabını yeniden yapıyor. Perde doğuya doğru bir buçuk metre kaydırılırsa denge yine sağlanıyor; yalnızca uzunluğunun iki buçuk metreden iki metre seksen santimetreye çıkması gerekiyor. Yeni yerinde perde, Hayriye Hanım'ın odasıyla banyonun arasındaki duvara denk geliyor. Pencere yerinde kalıyor, perde de dengesini buluyor.
Toplantıdan sonra Ilgın şemaya bu kararı işliyor. Mimar kutusundan inşaat mühendisi kutusuna bir ok çiziyor ve okun yanına küçük harflerle yazıyor: "Perde yeri: mimar sorar, mühendis hesaplar, ikisi birlikte imzalar." Ardından Taner'in sorusunu cevaplayan son bir not ekliyor. Taner elektrik teknisyeni ve evin elektrik tesisatını kendi elleriyle yapmak istiyor. Ilgın elektrik projesini hazırlayacak ve imzalayacak bir elektrik mühendisi bulacaklarını, Taner'in ise o projeye göre şantiyede çalışabileceğini yazıyor. Şemada her kutunun yanında artık bir ad ve bir imza var. Bir şey ters giderse kime telefon edileceği, okların yönünden okunuyor.
Usta katmanı
Mimarın tek başına bir deha olduğu fikri yaygındır, ama mimarlık tarihinde çok yenidir ve çoğu zaman yanlıştır. Mimar Sinan bile tek başına çalışmadı. Yaklaşık elli yıl boyunca Osmanlı sarayının Hassa Mimarları Ocağı'nın başında, yani mimarbaşı olarak çalıştı. Ocak, imparatorluğun dört bir yanındaki yapıların planlarını hazırlayan, malzemesini ve ustasını örgütleyen, inşaatını izleyen bir kurumdu. Sinan'a atfedilen yüzlerce yapının hepsinin başında kendisi durmadı; birçoğunu ocağın öteki mimarları onun yönetiminde yürüttü. Mimarın asıl ustalığı burada da bir araya getirmekti.
Mimarın bugün nasıl çalıştığını en yakından izleyen çalışmalardan biri, Amerikalı mimar ve araştırmacı Dana Cuff'ın mimarlık ofislerinde yaptığı alan çalışmasıdır. Cuff, ofislerde aylarca gözlem yaptı ve vardığı sonuç mimarlık okullarının anlattığından farklıydı: tasarım, tek bir kişinin masasında değil, iş sahipleri, mühendisler, yükleniciler ve ofis çalışanları arasındaki sürekli bir pazarlıkta biçimleniyordu. İyi binaları ortaya çıkaran şey yalnızca yetenekli bir mimar değil, birbirine güvenen ve birbirini dinleyen bir ekipti.
Kendin dene
Aklında kalsın
Mimar bir yapının nasıl olacağına karar verir ve bu kararı başkalarının inşa edebileceği çizimlere ve tariflere çevirir. İşinin ikinci yarısı, bütün öteki uzmanların kararlarını aynı yapıda tutarlı kılmaktır.
Bir konutta bile birden fazla proje ve birden fazla imza vardır: mimari, statik, mekanik ve elektrik. Her proje müellifi kendi projesinden sorumludur.
Yüklenici yapıyı inşa eder, şantiye şefi şantiyeyi yönetir, yapı denetim kuruluşu projeye ve mevzuata uyulup uyulmadığını bağımsız olarak denetler. Çizilmeyen bir detayı şantiye kendisi çözer.
İş sahibi her zaman kullanıcı değildir. İyi bir mimar ikisinin de sesini plana taşımanın yolunu arar.
Sonraki derse köprü
Ayten Hanım'ın katalogdan seçilen yazlığı da Ilgın'ın Yamaç Evi de bir konuttur; ikisinin de mimari projesi, statik hesabı ve ruhsatı vardır. Bir programı karşılayan, ayakta duran ve yönetmeliğe uyan her yapı bir binadır. Peki bir binayı mimarlık yapan nedir? Sonraki ders aynı programı karşılayan iki yapıyı karşılaştırıyor ve bina ile mimarlık arasındaki farkın hangi kararda başladığını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.