Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kahraman anlatıcı birinci kişiyle anlatır, olayın içindedir.
- Gözlemci anlatıcı üçüncü kişiyle anlatır, iç dünyayı bilmez.
- Her şeyi bilen anlatıcı üçüncü kişiyle anlatır, kişilerin içini ve geçmişini bilir.
- Tutum nesnel ya da öznel olabilir; öznel tutum eleştirel, övgülü, alaycı, özlem dolu, uyarıcı ya da sorgulayıcı olabilir.
- Tutum sözcük seçiminden çıkarılır; aşırı övgü bağlamla çelişiyorsa alaycılık vardır.
- Başlıca üslup özellikleri: yalınlık, akıcılık, özlülük, açıklık, içtenlik, süslü anlatım, mizah.
- Üslup sorusunda paragraftaki ifadeyi özelliğin tanımına çevir.
Kanca
Aynı olayı üç kişi anlatıyor: bir düğünde gelinin annesinin ağladığı an. Birincisi o annenin kendisidir ve "O an boğazım düğümlendi" der. İkincisi salonun köşesinden izleyen bir konuktur ve yalnız gördüğünü anlatır: "Kadın mendilini gözüne götürdü." Üçüncüsü her şeyi bilen bir anlatıcıdır: annenin yıllar önce kendi düğününde neler hissettiğini, o an aklından ne geçtiğini de söyler.
Olay aynı, ama okurun eline geçen bilgi ve duygu üç anlatımda farklı. Bir metni kimin, hangi konumdan ve hangi tavırla anlattığı, o metni anlamanın ayrılmaz bir parçasıdır. KPSS bu üç katmanı ayrı ayrı sorar: anlatıcı, yazarın tutumu ve üslup.
Büyük resim
Bir metnin ne söylediğini ana düşünce sorularında, nasıl söylediğini anlatım biçimi ve geliştirme yolu sorularında gördük. Bu derste üçüncü bir katmana geçiyoruz: metnin sesi. Bu ses üç soruyla çözülür. Kim anlatıyor? Konusuna yakın mı, uzak mı, ona kızıyor mu, onu seviyor mu? Hangi dille, hangi üslupla anlatıyor?
Anlatıcı sorusu daha çok öyküleyici paragraflarda sorulur ve anlatıcının olayın içinde mi dışında mı durduğunu, kişilerin iç dünyasını bilip bilmediğini ölçer. Tutum sorusu her tür paragrafta sorulabilir; yazarın konuya övgüyle mi, eleştiriyle mi, tarafsızca mı baktığını ister. Üslup soruları ise çoğunlukla bir eleştirmenin başka bir yazarın dilini değerlendirdiği paragraflarda karşımıza çıkar.
Üç katmanın ortak noktası, doğrudan söylenmekten çok metnin dilinden çıkarılmalarıdır. Yazar "ben eleştiriyorum" demez; kullandığı sözcükler bunu söyler.
Kavram çekirdeği
Anlatıcı ve bakış açısı
Kahraman anlatıcı olayın içindedir ve olayı kendi yaşadığı biçimde, birinci kişi ağzından anlatır: "gittim, gördüm, sevindim." Okur her şeyi onun gözünden görür; anlatıcının bilmediği şeyler okura da kapalıdır.
Gözlemci anlatıcı olayın dışındadır ve yalnız gözlemleyebildiğini aktarır. Kişilerin ne yaptığını, ne söylediğini anlatır, ama ne düşündüklerini ya da hissettiklerini bilmez. Kancadaki ikinci anlatıcı, annenin mendilini gözüne götürdüğünü söyler; neden ağladığını söylemez.
Her şeyi bilen anlatıcı da olayın dışındadır, ama kişilerin iç dünyasına, geçmişine ve geleceğine erişimi vardır. Buna ilahi ya da tanrısal bakış açısı da denir. Bu anlatıcı bir kişinin aklından geçeni söyleyebilir, olayların perde arkasını açabilir.
Ayırt etmenin anahtar sorusu şudur: anlatıcı birinci kişi mi konuşuyor, ve üçüncü kişiyle konuşuyorsa kişilerin iç dünyasını biliyor mu? Birinci kişi kahraman anlatıcıya, iç dünyayı bilmeyen üçüncü kişi gözlemciye, iç dünyayı bilen üçüncü kişi her şeyi bilen anlatıcıya işaret eder.
Yazarın tutumu
Yazarın tutumu, konuya karşı takındığı tavırdır ve paragrafın dilinden çıkarılır. Nesnel tutum, yazarın kişisel yargılarını geri çektiği tutumdur; bilgi verir, değerlendirme yapmaz. Öznel tutumda ise yazarın görüşü, beğenisi ya da itirazı açıkça hissedilir.
Öznel tutumun sık sorulan türleri şunlardır: eleştirel tutum bir şeyin eksiğini ya da yanlışını gösterir; övgülü tutum bir şeyin değerini öne çıkarır; alaycı tutum söylediğinin tersini kastederek eleştirir; özlem dolu tutum geçmişe duyulan hasreti taşır; uyarıcı tutum okuru bir tehlikeye karşı dikkatli olmaya çağırır; sorgulayıcı tutum yerleşik bir kanıyı sorular sorarak sarsar.
Tutumun ipuçları sözcük seçimindedir. "Ne yazık ki", "özensiz", "yetersiz" eleştiriyi; "ustalıkla", "eşsiz", "değerli" övgüyü; "eskiden", "o günler", "artık yok" özlemi; "dikkat edilmezse", "tehlike" uyarıyı gösterir. Alaycı tutum ise çoğu zaman aşırı övgünün bağlamla çelişmesinden anlaşılır: "Yolları her yağmurda göle dönen kentimizin ne muhteşem bir altyapısı var!"
Üslup özellikleri
Üslup, yazarın dili kullanış biçimidir: sözcük seçimi, cümle uzunluğu, söz sanatlarına başvurma derecesi. KPSS'de üslup soruları genellikle bir eleştirmenin bir yazarın dilini anlattığı paragraflarda gelir ve paragrafta hangi üslup özelliğine değinildiğini ya da değinilmediğini sorar.
En sık geçen üslup özellikleri ve anlamları şunlardır. Yalınlık, gereksiz süsten ve dolambaçtan kaçınmaktır. Akıcılık, okurun takılmadan ilerleyebilmesidir. Özlülük, az sözle çok şey anlatmaktır. Açıklık, anlamın kolayca anlaşılmasıdır; tersi kapalılıktır. İçtenlik ya da samimiyet, yazarın okurla sıcak ve doğal bir bağ kurmasıdır. Süslü ya da sanatlı anlatım, söz sanatlarına ve imgelere yoğun başvurmaktır. Mizahi üslup, konuyu gülümseterek anlatmaktır.
Bu özellikleri eşleştirirken paragraftaki ifadeleri özelliğin tanımına çevirmek gerekir. "Tek bir fazla sözcük yok" diyen eleştirmen özlülükten söz eder. "Okur sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyor" diyen akıcılıktan. "Sanki karşınızda oturmuş sizinle konuşuyor" diyen içtenlikten. İfade ile özellik arasındaki bu çeviri, üslup sorularının asıl becerisidir.
Görsel harita
| Anlatıcı | Kişi | İç dünyayı bilir mi? | Kancadaki örnek |
|---|---|---|---|
| Kahraman | 1. kişi (ben) | Yalnız kendisininkini | "Boğazım düğümlendi." |
| Gözlemci | 3. kişi | Hayır | "Mendilini gözüne götürdü." |
| Her şeyi bilen | 3. kişi | Evet, herkesinkini | Annenin geçmişteki duyguları |
| Üslup özelliği | Paragrafta nasıl söylenir |
|---|---|
| Yalınlık | "Süse, gösterişe hiç başvurmuyor." |
| Akıcılık | "Kitap elden bırakılmadan okunuyor." |
| Özlülük | "Tek bir fazla sözcük yok." |
| Açıklık | "Her cümle ilk okuyuşta anlaşılıyor." |
| İçtenlik | "Sanki sizinle karşılıklı konuşuyor." |
| Süslü anlatım | "Her cümlesi bir imgeyle örülü." |
Sınav gözüyle
Anlatıcı soruları çoğunlukla "Bu parçada kullanılan anlatıcı / bakış açısı hangisidir?" köküyle gelir. Belirleyici ipucu, anlatıcının kişilerin iç dünyası hakkında bilgi verip vermediğidir. Tek bir "düşünüyordu" ya da "içinden geçirdi" ifadesi, gözlemci ile her şeyi bilen anlatıcı arasındaki farkı ortaya koyar.
Üslup sorularında en sık tuzak, paragrafta övülen bir özelliği benzer bir özellikle karıştırmaktır. Yalınlık ile açıklık, akıcılık ile özlülük birbirine yakındır ama aynı değildir. Bir metin kısa ve yoğun olup yine de zor anlaşılabilir; özlüdür ama açık değildir. Seçenekteki özelliği paragraftaki ifadeyle tek tek eşleştirmek, bu yakın kavramların karışmasını önler.
Yaygın yanlış✗ "Üçüncü kişiyle anlatılan her metinde gözlemci anlatıcı vardır." ✓ Üçüncü kişi anlatıcı, kişilerin iç dünyasını da biliyorsa her şeyi bilen anlatıcıdır.
Anlatıcıyı yalnız kişi ekine bakarak belirlemek, iç dünya bilgisini gözden kaçırır.
Yaygın yanlış✗ "Paragrafta övgü sözcükleri varsa yazarın tutumu övgülüdür." ✓ Aşırı övgü bağlamla çelişiyorsa tutum alaycıdır; söylenenin tersi kastedilir.
Sözcüklerin tek başına anlamına değil, bağlam içindeki işlevine bakmak gerekir.
Hafıza kancaları
- "Ben, o, her şey" — kahraman (ben), gözlemci (yalnız görünen), her şeyi bilen (içini de bilir).
- "Bir 'düşünüyordu' yeter" — iç dünya bilgisi, her şeyi bilen anlatıcının imzasıdır.
- "Tutum sözcükte saklıdır" — ne yazık ki eleştiri, ustalıkla övgü, eskiden özlem.
- "Kısa ama kapalı olabilir" — özlülük ile açıklık aynı şey değildir.
Mini test
1. (kolay) Olayı kendi yaşadığı biçimde, birinci kişi ağzından anlatan anlatıcı hangisidir?
A) Gözlemci anlatıcı B) Kahraman anlatıcı C) Her şeyi bilen anlatıcı D) Tanık anlatıcı E) Nesnel anlatıcı
2. (kolay) "Az sözle çok şey anlatmak" hangi üslup özelliğinin tanımıdır?
A) Akıcılık B) Özlülük C) Süslü anlatım D) İçtenlik E) Mizah
3. (orta) "Adam kapının önünde durdu, cebinden bir anahtar çıkardı, sonra vazgeçip merdivenlere oturdu." Bu cümlede nasıl bir anlatıcı vardır?
A) Kahraman anlatıcı B) Gözlemci anlatıcı C) Her şeyi bilen anlatıcı D) Anlatıcı yoktur E) Birinci kişi anlatıcı
4. (orta) "Ne yazık ki kentin tarihi evleri, yeni yapıların gölgesinde özensizce yıkılıp gidiyor." Bu cümlede yazarın tutumu hangisidir?
A) Övgülü B) Nesnel C) Eleştirel D) Mizahi E) Alaycı
5. (sınav) "Yazarın cümleleri kısa ve süssüzdür; hiçbir sözcük yerinden oynatılamayacak kadar yerli yerindedir. Okur, onunla konuşuyormuş gibi bir yakınlık duyar ve sayfalar kendiliğinden akıp gider." Bu parçada yazarın üslubuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Yalınlık B) Özlülük C) İçtenlik D) Akıcılık E) Söz sanatlarına yoğun başvurma
Cevaplar
- B — Kahraman anlatıcı olayın içindedir ve birinci kişiyle anlatır.
- B — Özlülük, az sözle çok şey anlatmaktır.
- B — Anlatıcı yalnız görünen hareketleri aktarır; adamın neden vazgeçtiğini söylemez.
- C — "Ne yazık ki" ve "özensizce" eleştirel bir tutum gösterir.
- E — Süssüzlük yalınlığa, yerli yerindelik özlülüğe, konuşuyormuş gibi yakınlık içtenliğe, akıp giden sayfalar akıcılığa karşılık gelir; yoğun söz sanatı ise tersine süssüzlükle çelişir.
Özet kartı
- Kahraman anlatıcı birinci kişiyle anlatır, olayın içindedir.
- Gözlemci anlatıcı üçüncü kişiyle anlatır, iç dünyayı bilmez.
- Her şeyi bilen anlatıcı üçüncü kişiyle anlatır, kişilerin içini ve geçmişini bilir.
- Tutum nesnel ya da öznel olabilir; öznel tutum eleştirel, övgülü, alaycı, özlem dolu, uyarıcı ya da sorgulayıcı olabilir.
- Tutum sözcük seçiminden çıkarılır; aşırı övgü bağlamla çelişiyorsa alaycılık vardır.
- Başlıca üslup özellikleri: yalınlık, akıcılık, özlülük, açıklık, içtenlik, süslü anlatım, mizah.
- Üslup sorusunda paragraftaki ifadeyi özelliğin tanımına çevir.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Buraya kadar tek bir paragrafı çeşitli yönlerden okuduk. Sınavda ise bazen uzun bir metin ve ona bağlı birkaç soru birlikte gelir; süre baskısı altında bu metni nasıl okuyacağın ayrı bir beceridir. Ders 1.6.11, "Uzun paragraf ve çok sorulu metin stratejisi", uzun metinleri bölümlere ayırarak okumayı ve birden fazla soruyu tek okumayla çözmeyi ele alıyor.