Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İspanyolcanın beş sesli harfi Türkçedekiyle neredeyse aynıdır; ı, ö, ü İspanyolcada yoktur.
- Sessizlerin çoğu Türkçedeki gibidir; farklı olanlar kısa bir listedir: h okunmaz, j gırtlak sesi, v b gibi, ñ ny, ll çoğu yerde y.
- "c" ve "g" yanlarındaki sesliye göre değişir: ca/co/cu k, ce/ci s; ga/go/gu g, ge/gi gırtlak sesi.
- Tek r Türkçedeki r'ye yakındır; rr ve kelime başındaki r titrek söylenir: pero/perro.
- Okumak kolay, yazmak dikkat ister: b/v, sessiz h ve s/z/c sesten tek başına çıkarılamaz.
- Vurgu anlamı değiştirebilir (hablo/habló) ve kuraldışı yerde tilde ile yazılır.
- İki dil de "s" ile başlayan kümelere ünlü ekler: istasyon, estación.
Kanca
İspanyolca hiç bilmeyen bir arkadaşına şu kelimeyi okut: "mesa". Büyük ihtimalle doğru okuyacak, çünkü harfler tam da göründükleri gibi söyleniyor. Aynı arkadaşa İngilizce "table" kelimesini okut; önce durup okunuşu hatırlamaya çalışacak. İspanyolcada bu durma anı çok daha seyrek yaşanır.
Ama aynı arkadaş "hola" kelimesini büyük ihtimalle yanlış okuyacak, başındaki "h"yi Türkçedeki gibi söyleyerek. Ve "hablo" ile "habló" arasındaki farkı, yani "konuşuyorum" ile "konuştu" arasındaki farkı, kulağıyla ayırmakta zorlanacak. Türkçe konuşanın İspanyolca sesler karşısındaki durumu tam olarak bu: büyük bir avantaj ve birkaç küçük tuzak. Bu derste ikisinin haritasını çıkaracağız.
Anlatım
Sesli harfler: tanıdık beşli
İspanyolcada yalnız beş sesli var ve beşi de Türkçenin a, e, i, o, u seslerinin neredeyse aynısıdır. Kısa ve temiz söylenirler; İngilizcedeki gibi kayıp başka bir sese dönüşmezler. Türkçe konuşan bir öğrenci bu beş sesi yeniden öğrenmek zorunda kalmaz, zaten her gün kullanıyor.
Türkçenin öteki üç sesli harfi, ı, ö ve ü, İspanyolcada yoktur. Bu da bir kolaylıktır: yeni ses eklemek yerine elindeki sekiz sesten üçünü bir kenara koyuyorsun. Dikkat etmen gereken tek nokta, İspanyolca bir kelimeyi Türkçe ses uyumuna göre "düzeltmemek". "Madrid" yazan yerde "Madırıd" demek, Türkçenin ünlü eklediği bir alışkanlığı İspanyolcaya taşımak olur.
Sessiz harfler: çoğu aynı, birkaçı farklı
İspanyolcadaki sessiz harflerin büyük kısmı Türkçedekiyle aynı ya da çok yakın okunur: d, f, k, l, m, n, p, s, t ve çoğu durumda b. Bir kelimeyi bu harflerle kurulmuş olarak gördüğünde, Türkçe okuma alışkanlığın seni doğru sese götürür.
Şaşırtıcı olanlar küçük bir grup ve her biri kuralı olan bir istisna. İlk olarak "h" hiç okunmaz: "hola" [O-la], "hotel" [o-TEL]. Buna karşılık "j" Türkçedeki "h"ye benzer ama gırtlaktan daha sert gelir: "jamón" [ha-MON]. Yazıdaki "v" ise sesçe "b"den ayrılmaz: "vino" [Bİ-no]. "ñ" ise "ny" gibi söylenir: "España" [es-PA-nya].
İki harfin okunuşu ise yanındaki sesli harfe bağlıdır. "c", "a, o, u" önünde "k", "e, i" önünde "s" okunur: "casa" [KA-sa], "cena" [SE-na] (akşam yemeği). "g" de "a, o, u" önünde Türkçedeki "g", "e, i" önünde ise "j" harfinin gırtlak sesiyle okunur: "gato" [GA-to], "gente" [HEN-te]. "ll" çoğu yerde "y" gibi okunur: "calle" [KA-ye]. Bu harflerin her birini A1 seviyesinin ses modülünde ayrı ayrı çalışacaksın; şimdilik listenin kısa olduğunu görmen yeter.
R: yarı tanıdık bir ses
İspanyolcanın tek "r"si, dilin damağa bir kez hafifçe vurmasıyla çıkar: "pero" [PE-ro] (ama). Türkçedeki "r" de kelime ortasında çoğu zaman böyle söylenir, yani bu ses sana yabancı değil. Kelime sonunda ise dikkat et: Türkçede "bir", "var" gibi kelimelerin sonundaki "r"yi hafif hışırtılı söyleriz. İspanyolcada kelime sonundaki "r" de aynı tek vuruştur: "hablar" [a-BLAR].
Çift "rr" ve kelime başındaki "r" ise dilin birkaç kez titremesiyle söylenir: "perro" [PE-rro] (köpek), "rosa" [RRO-sa]. Türkçede bu kadar güçlü bir titreşim bulunmadığı için bu sesin yerine oturması birkaç günlük çalışma ister. "pero" ile "perro" iki ayrı kelimedir; farkı A1'de uzun uzun çalışacağız.
Okumak kolay, yazmak dikkat ister
Düzenli yazım iki yönlü bir kolaylık değil ve bunu baştan bilmek hayal kırıklığını önler. Yazıdan sese giderken İspanyolca neredeyse kusursuzdur: bir kelimeyi gördüğünde nasıl okunacağını büyük ölçüde bilirsin. Sesten yazıya giderken ise birkaç yerde seçim yapman gerekir.
"b" ile "v" aynı okunduğu için, duyduğun bir kelimenin hangisiyle yazıldığını bilemeyebilirsin: "vaca" (inek) mı, "baca" (araba üstündeki bagaj rafı) mı? "h" okunmadığı için "hola" ile "ola" (dalga) kulakta aynıdır. Latin Amerika söyleyişinde "s", "z" ve "ce, ci" aynı sesi verir, yani "cocer" (pişirmek) ile "coser" (dikmek) yazıda ayrışır ama sesle ayrışmaz. Kısacası İspanyolca okumak kolaydır, yazmak ise kelimeleri görerek öğrenmeyi gerektirir. Bu yüzden kelime öğrenirken yazılışına da bakmayı alışkanlık hâline getir.
Vurgu: küçük işaret, büyük fark
Türkçede vurgu çoğu kelimede son hecededir ve yer değiştirmesi anlamı nadiren değiştirir. İspanyolcada vurgu kelimenin farklı hecelerine düşebilir ve bazen anlamı tamamen değiştirir. "hablo" [A-blo] "konuşuyorum" demektir; "habló" [a-BLO] ise "o konuştu". Tek fark vurgunun yeri ve yazıda "ó" üzerindeki çizgi.
İyi haber şu ki İspanyolcada vurgu tahmin edilebilir ve kurala uymayan yerlerde yazıda gösterilir. Kelimenin üstündeki eğik çizgiye tilde (tilde) denir ve vurgunun nereye düştüğünü söyler. Kuralları A1'in ses modülünde öğrendiğinde, hiç duymadığın bir kelimenin vurgusunu da yazısından bulabileceksin.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe ile İspanyolcanın sesleri arasındaki benzerlik bir tesadüf gibi görünse de yapısal bir yanı var. İki dilde de hece genellikle bir sessiz ve bir sesliden oluşur; "ma-sa", "ca-sa", "me-sa" gibi. Uzun sessiz harf kümeleri iki dilde de nadirdir ve her ikisi de böyle kümelerle başlayan yabancı kelimelere bir ünlü ekleyerek onları kendine benzetir.
Bunun en güzel örneği "s" ile başlayan kelimelerde görülür. Türkçe, Avrupa dillerindeki "station" kelimesini alırken başına bir "i" ekleyip "istasyon" yapmıştır; "spor" kelimesini konuşurken "ispor" diye söyleyenlerin ağzında da aynı eğilim duyulur. İspanyolca da kelimeye "s" ve ardından bir sessizle başlamaz; başına bir "e" ekler: "estación" (istasyon), "escuela" (okul), "estrés" (stres). Ülkenin adı bile bu kurala uyar: España. Yani İspanyolcanın "e" eklemesi, Türkçe konuşanın kulağına tuhaf değil tanıdık gelir; iki dil aynı çözümü bulmuştur.
Farklılık ise vurguda ve bazı tek seslerde toplanır. Türkçe konuşan, son heceyi vurgulama alışkanlığıyla İspanyolca kelimeleri de sona doğru itme eğilimindedir. "Hablo" yerine "habló" demek, "konuşuyorum" derken "o konuştu" demek olur. Bir de Türkçede "h" her zaman okunduğu için, İspanyolcadaki sessiz "h"yi okumamak ilk başta bilinçli bir çaba ister.
Örnekler
Bu kelime ve cümlelerde önce yalnız İspanyolca yazıya bakıp tahmin et, sonra okunuşla karşılaştır. Tahminin çoğu zaman tutacak; tutmadığı yerler bu dersin tuzaklarıdır.
"Hablo" ile "habló" örneklerini art arda üç kez söyle ve vurguyu abartarak yer değiştir. Kulağın farkı ayırmaya başladığında, İspanyolcada vurgunun neden yazıya işlendiğini de hissedeceksin.
Örnek diyalog
Zeynep, Lima'da bir pastanenin önünde. Tabelada "cruasán" yazıyor ve satıcı Rosa ile kısa bir alışveriş yapıyor.
"Cruasán" kelimesi Fransızcadan gelir ve İspanyolca onu kendi yazımına göre yeniden yazmıştır, tıpkı Türkçenin "kruvasan" yazdığı gibi. İki dil de yabancı kelimeyi kulağına göre yazar. "Soles" ise Peru'nun para biriminin adı olan "sol"un çoğuludur.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış"hola" kelimesini [HO-la] diye okumak
— Türkçede "h" her yerde okunduğu için göz harfi görünce ağız onu söyler. İspanyolcada "h" yazıda durur ama sesi yoktur; "hotel", "hora", "hablar" kelimelerinin hepsi sesli harfle başlar gibi okunur. Doğrusu: [O-la], [o-TEL], [O-ra].
Yaygın yanlışVurguyu Türkçe gibi son heceye atmak
— Türkçede vurgu çoğunlukla sondadır ve ağız bu ritme alışkındır. İspanyolcada "hablo" kelimesini [a-BLO] diye okumak onu "habló"ya, yani "o konuştu"ya çevirir. Doğrusu: işaretsiz kelimede kurala göre, işaretli kelimede işaretin gösterdiği hecede vurgula; kuralı A1'de öğreneceksin, o zamana kadar okunuştaki büyük harfli heceyi izle.
Yaygın yanlış"Okumak kolaysa yazmak da kolaydır" diye düşünmek
— Yazıdan sese gitmek kolay olduğu için öğrenci dikte yaparken de sorun yaşamayacağını sanır. Oysa "b/v", sessiz "h" ve Latin Amerika'da "s/z/c" duyulan sesten tek başına çıkarılamaz. Doğrusu: yeni kelimeyi hem dinle hem yazılışına bak; özellikle "h" ve "v" ile başlayanları not et.
Mini alıştırma
Cevaplar
- "hotel" [o-TEL], "jamón" [ha-MON], "vino" [Bİ-no]. "h" okunmaz, "j" gırtlaktan gelen bir h sesidir, "v" b gibi okunur.
- "c" harfi "a, o, u" önünde k, "e, i" önünde s okunur. "casa"da "a" önünde olduğu için k, "cena"da "e" önünde olduğu için s sesi verir.
- "Hablo" [A-blo] "konuşuyorum", "habló" [a-BLO] "o konuştu" demektir. Fark vurgudadır ve yazıda "ó" üzerindeki vurgu işaretiyle (tilde) gösterilir.
- İki dil de kelimeye "s" ve ardından bir sessizle başlamayı sevmez. Türkçe başa "i", İspanyolca "e" ekleyerek kelimeyi kendi hece yapısına uydurur.
Özet kartı
- İspanyolcanın beş sesli harfi Türkçedekiyle neredeyse aynıdır; ı, ö, ü İspanyolcada yoktur.
- Sessizlerin çoğu Türkçedeki gibidir; farklı olanlar kısa bir listedir: h okunmaz, j gırtlak sesi, v b gibi, ñ ny, ll çoğu yerde y.
- "c" ve "g" yanlarındaki sesliye göre değişir: ca/co/cu k, ce/ci s; ga/go/gu g, ge/gi gırtlak sesi.
- Tek r Türkçedeki r'ye yakındır; rr ve kelime başındaki r titrek söylenir: pero/perro.
- Okumak kolay, yazmak dikkat ister: b/v, sessiz h ve s/z/c sesten tek başına çıkarılamaz.
- Vurgu anlamı değiştirebilir (hablo/habló) ve kuraldışı yerde tilde ile yazılır.
- İki dil de "s" ile başlayan kümelere ünlü ekler: istasyon, estación.
Sonraki derse köprü
Telaffuz ve yazım sana baştan bir avantaj veriyor, ama bu avantajı kalıcı bir beceriye çevirmek bir ritim ister. Sıradaki ders Hazırlık seviyesini kapatıyor ve bu ritmi kuruyor: günde on beş dakikayı nasıl böleceğini, sesli tekrarın ve kelime defterinin bu kısa sürede nereye oturacağını ve bir haftalık planın nasıl görüneceğini konuşacağız.