Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Latince → Romans dilleri → Kastilya lehçesi; castellano = español.
- El-Endülüs'le temas: almohada, alcalde, algodón, aceite, aceituna, azúcar, ojalá.
- 1492: Gırnata'nın düşüşü, Kolomb'un yolculuğu, Nebrija'nın dil bilgisi; Yahudilerin sürgünü ve Ladino.
- Amerika: fetih ve sömürgeleştirme; yerli dillerden kelimeler (Nahuatlca: chocolate, tomate, aguacate; Taíno: huracán, canoa; Keçuvaca: papa, cóndor, palta).
- Yaşayan yerli diller: Keçuvaca, Guaranice (Paraguay'da resmî), Nahuatlca, Maya dilleri.
- Bağımsızlıklar (çoğu 1810–1825); RAE (1713), ASALE (1951); norma panhispánica.
- Bugün: İspanya, Latin Amerika'da on sekiz ülke, Porto Riko, Ekvator Ginesi; ABD'de büyük bir nüfus; güncel sayılar için Instituto Cervantes'in yıllığı.
- Türkçe: zeytin / aceituna, kadı / alcalde, inşallah / ojalá; TDK (1932); Ladino.
Kanca
Pazar sabahı San Telmo'da bir kafe. Burak menüye bakarken bir şey fark ediyor: "chocolate", "tomate", "palta", "azúcar", "aceite de oliva". Her kelime İspanyolca, ama her biri başka bir yerden gelmiş gibi. Barselona'da "aguacate" dediği meyveye burada "palta" deniyor; "azúcar" kelimesi ona Türkçedeki "şeker"i, "aceite" ise "zeytin"i hatırlatıyor. Karşısında oturan Inés gülüyor: "Bu menü," diyor, "İspanyolcanın tarihinin küçük bir özeti."
Bir dil tarihini sözlüğünde taşır. İspanyolcanın kelimelerinde Roma'nın, Endülüs'ün, Amerika'nın yerli halklarının ve bağımsızlık sonrası ulusların izleri vardır. Bu derste bu yolculuğu beş adımda izleyeceksin: Latinceden Kastilyacaya, Arapçayla temas, 1492, Amerika'daki dönüşüm ve bağımsızlıklardan sonra ortak bir dilin nasıl korunduğu. Son olarak İspanyolcanın bugünkü dağılımına bakacaksın.
Anlatım
Latinceden Kastilyacaya
İber Yarımadası Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olduğunda halk arasında konuşulan Latince, yüzyıllar içinde bölgeden bölgeye farklılaşarak yeni diller doğurdu. Bunlardan biri, yarımadanın kuzeyindeki Kastilya krallığında konuşulan lehçeydi. Kastilya'nın siyasi gücü güneye doğru genişledikçe bu lehçe de yayıldı; bugün "castellano" ve "español" adlarının ikisi de aynı dili anlatır. İspanya'nın farklı dillerin konuşulduğu bölgelerinde ve Latin Amerika'nın bazı ülkelerinde "castellano" adı tercih edilir.
Arapçayla temas
711'den sonraki yüzyıllarda yarımadanın büyük bölümü Arapça konuşulan el-Endülüs'ün parçasıydı. Bu uzun temas İspanyolcaya çok sayıda kelime bıraktı. Özellikle "al-" ile başlayan kelimelerin birçoğu Arapça kökenlidir: "almohada" (yastık), "alcalde" (belediye başkanı), "algodón" (pamuk). "Aceite" (yağ), "aceituna" (zeytin), "azúcar" (şeker) ve "ojalá" (keşke, inşallah) da bu mirasın parçasıdır. "Ojalá", Arapçada "Allah dilerse" anlamına gelen ifadeden gelir.
1492
1492 İspanyolcanın tarihinde üç olayın aynı yıla düştüğü bir yıldır. Endülüs'teki son Müslüman krallık olan Gırnata (Granada) düştü; Kolomb (Cristóbal Colón) Kastilya adına Atlas Okyanusu'nu geçerek Amerika'ya ulaştı; Antonio de Nebrija da "Gramática de la lengua castellana"yı yayımladı. Nebrija'nın eseri, bir Avrupa halk dilinin, yani Latince olmayan bir Romans dilinin, ilk kapsamlı dil bilgisi kitaplarından biri olarak anılır. Aynı yıl İspanya'dan sürülen Yahudilerin bir kısmı Osmanlı topraklarına yerleşti; onların İspanyolcası bugün Ladino olarak bilinir.
Amerika'daki dönüşüm
On altıncı yüzyılda başlayan fetih ve sömürgeleştirme, İspanyolcayı Amerika kıtasının büyük bölümüne taşıdı. Bu süreç yerli halklar için şiddet, salgın hastalıklar ve dayatılan bir yönetim anlamına geldi; bu yüzden tarih kitaplarında hem bir yayılma hem de bir kayıp hikâyesi olarak anlatılır. Aynı zamanda iki yönlü bir dil teması yaşandı. İspanyolca, yerli dillerden yeni dünyanın bitkileri, hayvanları ve nesneleri için kelimeler aldı: Meksika'da konuşulan Nahuatlcadan "chocolate", "tomate", "aguacate"; Karayiplerdeki Taíno dilinden "huracán" ve "canoa"; And Dağları'ndaki Keçuvacadan "papa", "cóndor" ve Arjantin'de kullanılan "palta".
Yerli dillerin birçoğu bugün de yaşıyor. Keçuvaca And ülkelerinde milyonlarca kişinin dilidir; Paraguay'da Guaranice İspanyolcayla birlikte resmî dildir ve çok yaygın olarak konuşulur; Meksika ve Guatemala'da Nahuatlca ve Maya dilleri konuşulur.
Bağımsızlıklar ve ortak dil
On dokuzuncu yüzyılın başında, özellikle 1810 ile 1825 arasında, Amerika kıtasındaki İspanyol topraklarının çoğu bağımsızlığını kazandı. Yeni devletler İspanyolcayı ortak dil olarak korudu; ama her biri kendi söyleyişini, kelimelerini ve kullanımlarını geliştirdi: seseo, voseo, "ustedes"in tek çoğul hitap olması ve binlerce yerel kelime.
Bu çeşitlilik içinde ortak bir yazı ve anlaşılırlık korunabildi. 1713'te Madrid'de Real Academia Española (RAE) kuruldu; zamanla İspanyolca konuşan ülkelerin her birinde bir dil akademisi oluştu ve bunlar 1951'de Asociación de Academias de la Lengua Española (ASALE) çatısı altında birleşti. Bugün sözlük ve dil bilgisi kitapları bu akademilerin ortak çalışmasıyla hazırlanır.
Bugün
İspanyolca bugün İspanya'da, Latin Amerika'nın on sekiz ülkesinde ve Porto Riko'da resmî dildir. Afrika'da Ekvator Ginesi, İspanyolcanın resmî dil olduğu tek ülkedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde de çok büyük bir İspanyolca konuşan nüfus yaşar. Hazırlık bölümünde, Instituto Cervantes'in yıllığına dayanarak İspanyolcanın ana dil olarak konuşulma ölçeğini görmüştün; bu sayılar her yıl güncellenir ve güncel değer için her zaman o yılın raporuna bakmak gerekir.
Türkçe ile karşılaştırma
İspanyolcanın Arapçayla temasının Türkçe konuşan için şaşırtıcı bir sonucu vardır: iki dilin sözlüğünde uzak akrabalar bulunur. Türkçedeki "zeytin" ile İspanyolcadaki "aceituna", Türkçedeki "kadı" ile İspanyolcadaki "alcalde" Arapçadaki ortak köklere uzanır. "Ojalá" ile "inşallah" da aynı anlamdaki ("Allah dilerse") iki Arapça ifadenin iki dildeki yansımalarıdır. Türkçenin Arapça kelimeleri çoğunlukla Osmanlı döneminde ve dini, idari, bilimsel kaynaklardan; İspanyolcanınkiler ise el-Endülüs'teki gündelik temastan gelmiştir. Bu yüzden iki dilin ortak kökleri çoğu zaman farklı alanlarda yoğunlaşır.
Standartlaşma açısından da bir benzerlik vardır. Türkçede 1932'de kurulan Türk Dil Kurumu, dilin yazımını ve sözlüğünü düzenleyen başlıca kurumdur; İspanyolcada bu işi RAE ve öteki akademiler birlikte yapar. Aradaki fark, İspanyolcanın tek bir devletin değil, yirmi ülkenin ve Porto Riko'nun ortak dili olmasıdır; bu yüzden İspanyolcada norm tek bir merkezden değil, akademilerin ortak çalışmasından doğar.
Ladino da iki dünya arasında yaşayan bir köprüdür. 1492'den sonra Osmanlı topraklarına yerleşen Sefarad Yahudilerinin İspanyolcası, İstanbul'da ve İzmir'de yüzyıllar boyunca konuşuldu ve Türkçeden de kelimeler aldı. Türkçe konuşan bir İspanyolca öğrencisi için bu, iki dilin tarihinin kendi şehrinde kesiştiği bir noktadır.
Örnekler
Örnekler İspanyolcanın tarihindeki beş adımı ve bugünkü durumunu gösteriyor. Okunuşlarda Latin Amerika'nın seseo'su var; "ll" ve "y" Buenos Aires'teki gibi [sh] ile yazıldı.
Örnek diyalog
San Telmo'daki kafe. Inés ile Burak menünün üzerine eğilmiş; ikisi birbirine "vos" diyor, Burak'ın söyleyişinde yine [th] duyuluyor.
Konuşma, menüdeki kelimeler üzerinden dersin tarih çizgisini izliyor: Arapçadan gelen "azúcar" ve "aceite", Nahuatlcadan gelen "chocolate" ve "tomate", Keçuvacadan gelen "palta". Burak'ın son sorusu da dersin son adımına bağlanıyor: bu kadar farklı konuşan ülkeleri bir arada tutan, ortak yazı ve akademilerin birlikte yürüttüğü norm çalışmasıdır.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışLatin Amerika İspanyolcasını "bozuk" saymak
— "El español correcto es el de España" gibi bir yargı dile getirilir. Doğrusu: İspanyolcanın normu bütün ülkelerin eğitimli kullanımına dayanır; bir Meksika ya da Arjantin kullanımı, bir Madrid kullanımı kadar geçerlidir.
Yaygın yanlış"Castellano" ile "español"u iki ayrı dil sanmak
— "¿Hablas castellano o español?" diye sorulur. Doğrusu: ikisi aynı dilin adlarıdır; bazı bölgeler ve ülkeler "castellano" adını tercih eder, ama dil aynıdır.
Yaygın yanlışTarihi tek yönlü anlatmak
— "İspanyolca Amerika'ya gelince yerli diller ortadan kalktı" denir. Doğrusu: yerli dillerin birçoğu, örneğin Keçuvaca, Guaranice, Nahuatlca ve Maya dilleri, bugün de yaşıyor; üstelik İspanyolcaya çok sayıda kelime kazandırdılar.
Mini alıştırma
Cevaplar
- "almohada": Arapça; "chocolate": Nahuatlca; "papa": Keçuvaca.
- Gırnata'nın (Granada) düşüşü; Kolomb'un Amerika'ya ulaşması; Nebrija'nın "Gramática de la lengua castellana"yı yayımlaması. (Aynı yıl Yahudilerin sürgünü de yaşandı.)
- Örnek cevap: "Castellano y español son dos nombres de la misma lengua."
- Örnek cevap: "zeytin" ve "aceituna"; "kadı" ve "alcalde"; ya da "inşallah" ve "ojalá".
Özet kartı
- Latince → Romans dilleri → Kastilya lehçesi; castellano = español.
- El-Endülüs'le temas: almohada, alcalde, algodón, aceite, aceituna, azúcar, ojalá.
- 1492: Gırnata'nın düşüşü, Kolomb'un yolculuğu, Nebrija'nın dil bilgisi; Yahudilerin sürgünü ve Ladino.
- Amerika: fetih ve sömürgeleştirme; yerli dillerden kelimeler (Nahuatlca: chocolate, tomate, aguacate; Taíno: huracán, canoa; Keçuvaca: papa, cóndor, palta).
- Yaşayan yerli diller: Keçuvaca, Guaranice (Paraguay'da resmî), Nahuatlca, Maya dilleri.
- Bağımsızlıklar (çoğu 1810–1825); RAE (1713), ASALE (1951); norma panhispánica.
- Bugün: İspanya, Latin Amerika'da on sekiz ülke, Porto Riko, Ekvator Ginesi; ABD'de büyük bir nüfus; güncel sayılar için Instituto Cervantes'in yıllığı.
- Türkçe: zeytin / aceituna, kadı / alcalde, inşallah / ojalá; TDK (1932); Ladino.
Sonraki derse köprü
Kafeden çıkarken San Telmo'nun meydanında bir çift, eski bir gramofonun sesiyle tango yapıyor; köşedeki bir galeride bir ressamın tuvalleri sergileniyor, duvardaki bir afiş de bir film gösterimini duyuruyor. Inés Burak'a dönüp gülümsüyor: "Bir dilin tarihini sözlükten okudun; şimdi onu şarkılardan, resimlerden ve perdeden dinle." Sıradaki ders müzik, sinema ve sanatı ele alıyor: bu alanların dilini ve onları İspanyolcanı ilerletmek için nasıl kullanabileceğini göreceksin.