Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Masa: ¿Tienen mesa para dos? Tengo una reserva a nombre de…; ¿Cuántos son?
- Menü: la carta; entrantes / entradas, primer plato, segundo plato / plato principal / plato fuerte, postre, bebidas; menú del día.
- Garson: Disculpe / Perdone; ¿Qué me recomienda? Le recomiendo…; ¿Qué lleva…?
- Sipariş: de primero…, de segundo…, para tomar…; quisiera…
- Et: poco hecha, al punto, muy hecha (İspanya); jugosa, a punto, bien cocida (Arjantin).
- Sorun: La sopa está fría. Esto no es lo que pedí. Falta un tenedor. ¿Me trae otro…?
- Hesap: ¿Nos trae la cuenta? ¿Puedo pagar con tarjeta? la propina; ¿El servicio está incluido? el cubierto.
- Övgü ve durum: Estaba todo muy rico; ¡Buen provecho! / ¡Que aproveche!; Estoy lleno / llena.
Kanca
Tuna reçetesini cebine koyup limana bakan küçük bir restorana giriyor. Kapıda duran garson soruyor: "¿Mesa para uno?" Masaya oturunca önüne iki şey konuyor: kalın bir "carta" ve üstünde günün yemeklerinin yazılı olduğu küçük bir kâğıt. Tuna hangisinden seçeceğini, garsona nasıl sesleneceğini ve etinin iyi pişmiş gelmesini nasıl isteyeceğini bilmiyor. Hesap geldiğinde de bir sürpriz onu bekliyor: listenin en üstünde yemek yemediği bir kalem var, "cubierto".
A1.42'de kafede bir kahveyle bir tost istemeyi öğrenmiştin. Restoran daha uzun bir akşamdır. Masa bulunur, menü okunur, garsondan öneri istenir, yemek birkaç aşamada sipariş edilir, bazen bir şey geri gönderilir ve en sonunda hesap ödenir. Bu derste bu akşamın her adımı için gereken kalıpları göreceksin.
Anlatım
Masa ve menü
Rezervasyonu olmayan müşteri kapıda masa sorar: "¿Tienen mesa para dos?" (İki kişilik masanız var mı?). Rezervasyonu olan kendi adını verir: "Tengo una reserva a nombre de Tuna Aksoy." Garson da çoğu zaman sayıyı sorar: "¿Cuántos son?" ya da "¿Para cuántas personas?".
Yemek listesinin adı "la carta"dır. "El menú" kelimesi de kullanılır, ama İspanya'da "el menú" çoğunlukla sabit fiyatlı öğle menüsünü anlatır. Carta'nın bölümleri şöyle sıralanır: "los entrantes" ya da Latin Amerika'da "las entradas" (başlangıçlar), "el primer plato" (birinci yemek), "el segundo plato" ya da "el plato principal" (ana yemek; Meksika'da "el plato fuerte"), "el postre" (tatlı) ve "las bebidas" (içecekler).
Garsonla konuşmak
Garsonun dikkatini çekmek için adını seslenmek yerine kısa bir özür kalıbı kullanılır: "Disculpe" ya da "Perdone". Garsonun ilk soruları bellidir: "¿Qué van a tomar?" (Ne alırsınız?), "¿Ya saben qué van a pedir?" (Ne sipariş edeceğinize karar verdiniz mi?). Kararsız müşteri öneri ister: "¿Qué me recomienda?" Garson da "Le recomiendo…" diye cevap verir. Bir yemeğin içeriğini sormak için "¿Qué lleva…?" kalıbı çok kullanılır: "¿Qué lleva la ensalada de la casa?" (Ev salatasında neler var?).
Sipariş sırayla verilir: "De primero, una sopa", "De segundo, el pescado", "Para tomar, agua sin gas". A2.18'deki yumuşak "quisiera" burada da işe yarar: "Quisiera el cordero, por favor." Et siparişinde garson pişme derecesini sorar: "¿Cómo quiere la carne?" İspanya'da cevaplar "poco hecha", "al punto" ve "muy hecha" olur; Arjantin'de "jugosa", "a punto" ve "bien cocida". "Carne" dişil bir isim olduğu için sıfatlar da dişildir.
Bir sorun olduğunda
Tabakta bir sorun varsa kibar bir giriş ve bir tespit yeter: "Disculpe, la sopa está fría" (Pardon, çorba soğuk). "Perdone, esto no es lo que pedí" (Kusura bakmayın, bu benim istediğim değil). Eksik bir şey için "Falta un tenedor" (Bir çatal eksik) ya da doğrudan rica: "¿Me trae otro cuchillo, por favor?". Hafif bir şikâyette sesin tonu, cümlenin kendisi kadar önemlidir; "disculpe" ile başlayan bir tespit, emir cümlesinden çok daha iyi karşılanır.
Hesap
Hesap A1.42'deki gibi istenir, ama restoranda sık duyulan biçim çoğuldur: "¿Nos trae la cuenta, por favor?". Ödeme şekli de sorulur: "¿Puedo pagar con tarjeta?" (Kartla ödeyebilir miyim?), "¿Aceptan efectivo?" (Nakit kabul ediyor musunuz?). Bahşişe "la propina" denir; oranı ve zorunluluğu ülkeden ülkeye değişir, bu yüzden emin değilsen "¿El servicio está incluido?" (Servis ücreti dahil mi?) diye sorabilirsin. Arjantin'de pek çok restoranın hesabında ekmek ve masa hizmeti için "cubierto" adıyla küçük bir kalem bulunur.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçede garsona "Bakar mısınız?" diye seslenilir. Bu cümlenin İspanyolcaya kelime kelime aktarılması ("¿Puede mirar?") garsona bir şeye göz atmasını söylemek gibi anlaşılır. İspanyolcada aynı işi bir özür kalıbı görür: "Disculpe", "Perdone", Latin Amerika'da "Por favor" da tek başına kullanılır. İki dil de garsonun dikkatini doğrudan bir emirle değil kibar bir girişle çeker, ama bu girişin kelimesi farklıdır.
Yemeğin sonunda Türkçe "Ellerinize sağlık" der ve aşçıya teşekkür eder. İspanyolcada bu deyimin birebir karşılığı yoktur; bunun yerine yemek övülür: "Estaba todo muy rico" (Her şey çok lezzetliydi), "Estaba buenísimo". Burada "estaba" imperfecto biçimidir, çünkü yemeğin nasıl olduğu bir betimlemedir. "Afiyet olsun" ise karşılığı olan bir kalıptır: İspanya'da "¡Que aproveche!", pek çok Latin Amerika ülkesinde "¡Buen provecho!".
Doyduğunu söylerken Türkçe fiil kullanır: "Doydum". İspanyolca bunu "estar" ve bir sıfatla söyler: "Estoy lleno", kadın konuşuyorsa "Estoy llena". Bu bir durum olduğu için "ser" kullanılmaz.
Örnekler
Her örnekte akşamın hangi adımında olduğunu bul: masa, sipariş, sorun ya da hesap.
İlk iki örnek akşamın başına, üçüncü ve dördüncü sipariş anına ait. Beşinci örnekte müşteri geçmiş zamanla ("pedí") bir yanlışlığı nazikçe hatırlatıyor; suçlama yok, yalnızca bir tespit var. Altıncı örnek eksik bir şeyi rica ediyor. Yedinci örnekte "estaba" yemeği betimliyor, "estoy llena" ise konuşanın şu anki durumunu.
Örnek diyalog
Tuna, Ushuaia'daki restoranda. Garson Martín ona "usted" diye hitap ediyor; Arjantin'de garsona "mozo" denir.
Konuşma akşamın dört adımını izliyor: menü ve içecek, öneri ve sipariş, pişme derecesi, hesap. Martín'in "centolla" ve "cebolla" kelimelerini "sh" sesiyle söylemesi Arjantin söyleyişidir; Tuna aynı kelimede "y" sesini kullanıyor. "¿Qué tal estaba todo?" sorusu ile Tuna'nın cevabı, yemeği imperfecto ile betimliyor. "Cubierto" kelimesinin bir anlamı da "çatal bıçak takımı"dır; hesaptaki anlamı masa ücretidir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGarsona "¿Puede mirar?" diye seslenmek
— Türkçedeki "Bakar mısınız?" kelime kelime çevrilir ve garsona bir şeye bakmasını söyleyen tuhaf bir cümle çıkar. Doğrusu: "Disculpe", "Perdone" ya da "Por favor".
Yaygın yanlışDoyduğunu "ser" ile söylemek
— "Soy lleno" denir; "ser" kalıcı bir özellik anlattığı için cümle yanlış kurulmuş olur. Doğrusu: tokluk geçici bir durumdur ve "estar" alır: "Estoy lleno", "Estoy llena".
Yaygın yanlışPişme derecesini "carne" ile uyuşturmamak
— "La carne bien cocido" ya da "muy hecho" denir. "Carne" dişil olduğu için sıfat da dişil olur: "La carne bien cocida", "muy hecha", "poco hecha".
Mini alıştırma
Cevaplar
- "Buenas noches. ¿Tienen mesa para cuatro?" Garson: "¿Tienen reserva?" ya da "¿Para cuántas personas?"
- "De primero, una sopa de lentejas. De segundo, el pescado. Para tomar, una limonada."
- "Perdone, esto no es lo que pedí." "Falta una cuchara." "Disculpe, la sopa está fría."
- "¿Nos trae la cuenta, por favor? ¿Puedo pagar con tarjeta? ¿El servicio está incluido?"
Özet kartı
- Masa: ¿Tienen mesa para dos? Tengo una reserva a nombre de…; ¿Cuántos son?
- Menü: la carta; entrantes / entradas, primer plato, segundo plato / plato principal / plato fuerte, postre, bebidas; menú del día.
- Garson: Disculpe / Perdone; ¿Qué me recomienda? Le recomiendo…; ¿Qué lleva…?
- Sipariş: de primero…, de segundo…, para tomar…; quisiera…
- Et: poco hecha, al punto, muy hecha (İspanya); jugosa, a punto, bien cocida (Arjantin).
- Sorun: La sopa está fría. Esto no es lo que pedí. Falta un tenedor. ¿Me trae otro…?
- Hesap: ¿Nos trae la cuenta? ¿Puedo pagar con tarjeta? la propina; ¿El servicio está incluido? el cubierto.
- Övgü ve durum: Estaba todo muy rico; ¡Buen provecho! / ¡Que aproveche!; Estoy lleno / llena.
Sonraki derse köprü
Restoranda her şey yüz yüze oldu: Tuna menüdeki yemeği parmağıyla gösterebildi, garsonun yüzünden anlamadığı bir kelimeyi tahmin edebildi. Telefonda bu yardımların hiçbiri yoktur; yalnızca ses kalır ve bir kelimeyi kaçırmak konuşmanın ipini koparabilir. Sıradaki ders telefonda konuşmayı ele alıyor: telefonu açma ve kendini tanıtma kalıplarını, birini istemeyi, not bırakmayı ve karşı tarafı anlamadığında tekrar istemenin yollarını göreceksin.