İçeriğe geç

Ders EP7.9 · Sık Kullanılan Kelimeler · Bölüm P7.2

Know, think, see, look, want

1.060 kelime · 1 kaynak pasajı · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Know kırk birinci, think kırk yedinci, see ellinci, look yetmiş beşinci, want yetmiş altıncı sırada; çoğu zaman -ing almazlar.
  2. Know kesin bilgi, bilmek ve tanımak; think görüş ve tahmin.
  3. I think so, I don't think so; olumsuzluk think fiiline gelir: I don't think it's open.
  4. See gözün algısı, look bilerek bakmak: Look at the map; I see anlıyorum demektir.
  5. Want: want a box, want to see, want you to try.
  6. Bir görüşü I think ile sunmak kibar ve dürüsttür.

Merak sorusu

Sipariş kesinleşince resepsiyonist konuyu değiştiriyor: misafirleri için akşam yemeğine bir yer ve eski şehri dolaşmak için bir öneri arıyor. Ali Usta cevabı biliyor; dükkânın iki sokak ötesinde çok iyi bir kebapçı var. Ama cümleyi kurarken duraksıyor: "I know" mu, "I think" mi? Misafirler kaleyi "see" mi edecek, "look" mu?

Akşam dükkânı kapatırken aklına takılan beş fiili bir kâğıda yazıyor. Hepsi çok kısa, hepsi çok sık. Ama aralarındaki farklar Türkçeden bakınca hiç de açık değil. Zihnin ve gözün bu beş fiilini nasıl ayıracak?

Anlatım

Zihin ve göz

Sıklık listesinde "know" "nou" kırk birinci, "think" "tink" kırk yedinci, "see" "sii" ellinci, "look" "luk" yetmiş beşinci, "want" "vont" ise yetmiş altıncı sıradadır. Beşi de bir eylemden çok bir durumu, bir bilgiyi, bir algıyı ya da bir isteği anlatır. Bu yüzden İngilizcede çoğu zaman "-ing" almadan kullanılırlar: "I know", "I want", "I'm knowing" değil. Bu kuralı seviye derslerinde şimdiki zamanla birlikte görmüştük; bu derste fiillerin kendi aralarındaki farklara bakıyoruz.

Know ve think: bilgi ve görüş

"Know" kesin bir bilgiyi anlatır: "I know a good restaurant", iyi bir restoran biliyorum. "Think" ise bir görüşü, bir tahmini anlatır: "I think they'll like it", sanırım beğenecekler. Ali Usta restoranı bildiği için "know" kullanır; misafirlerin beğenip beğenmeyeceğini ise bilemez, yalnızca tahmin eder, bu yüzden "think" kullanır.

"Think" ile iki kısa cevap çok sık duyulur: "I think so", sanırım öyle; "I don't think so", sanmıyorum. Türkçede "Öyle olmadığını düşünüyorum" yerine "Sanmıyorum" denir; İngilizcede de olumsuzluk "think" fiiline gelir: "I don't think it's open on Monday", "I think it's not open" değil.

See ve look: görmek ve bakmak

"See" gözün bir şeyi kendiliğinden algılamasıdır: "You can see the castle from the terrace", terastan kaleyi görebilirsiniz. "Look" ise bilerek bir yere bakmaktır ve bakılan şey "at" ile gelir: "Look at the map", haritaya bakın. Kısaca, "see" gözün başına gelen bir şeydir, "look" ise insanın yaptığı bir şey.

"See" fiilinin iki gündelik anlamı daha vardır. Bir yeri gezmek: "see the old town", eski şehri gezmek. Ve bir şeyi anlamak: "I see", anlıyorum. Telefonda karşı taraf bir şey açıkladığında "I see" demek, onu dinlediğini ve anladığını gösterir.

Want: istemek

"Want" bir isteği anlatır ve üç kalıpla kullanılır. Arkasından bir isim gelebilir: "I want a box." Bir fiil gelecekse "to" gerekir: "They want to walk around the bazaar." Bir başkasının bir şey yapmasını istemek için kişi ve "to" birlikte gelir: "I want you to try this", bunu denemenizi istiyorum.

"Want" doğrudan bir istektir; birinden bir şey isterken daha kibar olan "would like" kalıbını seviye derslerinde görmüştük.

Türkçe köprüsü

Türkçede "bilmek" ile "tanımak" ayrı fiillerdir; İngilizce ise ikisini tek bir fiilde, "know" fiilinde toplar: "I know the owner", sahibini tanıyorum; "I know the way", yolu biliyorum. Buna karşılık Türkçede tek fiille söylenen "görmek", İngilizcede "see" ve "look" olarak ikiye ayrılır; Türkçedeki "bakmak" fiili "look" ile örtüşür, ama "görmek" her zaman "see" demektir.

"Sanırım" ve "bence" ise İngilizcede çoğu zaman "I think" ile karşılanır. Türkçe konuşanlar bazen bir görüşü kesin bir bilgi gibi sunar: "It's the best restaurant." İngilizcede aynı cümleyi "I think it's the best restaurant" diye kurmak, görüşün senin olduğunu gösterir ve daha kibar duyulur.

Gerçek hayattan örnekler

Ali Usta resepsiyonisti geri arıyor ve cevabını hazırladığı cümlelerle veriyor: "I know a very good kebab place, two streets from my shop. I think your guests will love it." Resepsiyonist açılış saatlerini soruyor. Ali Usta emin değil: "I don't think it's open on Monday, but I can check." Resepsiyonist "I see, thank you" diyor.

Konuşmanın sonunda iş gezi önerisine geliyor. Ali Usta öneriyor: "From the castle you can see the whole old town. Tell them to look at the old houses on the way up." Resepsiyonist gülüyor: "You should be a tour guide!" Ali Usta da gülerek cevap veriyor: "I want to make baklava."

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I am knowing a good restaurant" ve "Look the map." Durum fiiline gereksiz "-ing" eklemek ve "look" fiilinden sonra "at" kullanmamak.
Doğrusu

✓ "I know a good restaurant" ve "Look at the map." Hata, Türkçedeki "biliyorum" ve "haritaya bak" yapılarını İngilizceye birebir aktarmaktan gelir.

"I think it's not open" demek de sık duyulur. İngilizcede olumsuzluk çoğu zaman "think" fiiline gelir: "I don't think it's open."

Mini alıştırma

  1. Bu beş fiilin NGSL'deki sıraları nedir?
  2. Know ile think arasındaki fark nedir?
  3. See ile look arasındaki fark nedir ve look hangi edatla gelir?
  4. "Sanmıyorum" İngilizcede nasıl söylenir?
  5. "Misafirler kaleyi gezmek istiyor" İngilizcede nasıl söylenir?

Cevaplar

  1. Know kırk birinci, think kırk yedinci, see ellinci, look yetmiş beşinci, want yetmiş altıncı sırada.
  2. Know kesin bir bilgiyi, think bir görüşü ya da tahmini anlatır.
  3. See gözün kendiliğinden algılamasıdır, look bilerek bakmaktır; look at ile gelir.
  4. I don't think so.
  5. The guests want to visit the castle.

Sesli tekrar görevi

Sonra bir isteği iki kalıpla söyle: "I want a coffee." ve "I want to see the castle." Karşı tarafın açıklamasını dinlediğini göstermek için "I see." de. En sonda bir görüşü olumsuz kur: "I don't think it's open today."

Özet kartı

  1. Know kırk birinci, think kırk yedinci, see ellinci, look yetmiş beşinci, want yetmiş altıncı sırada; çoğu zaman -ing almazlar.
  2. Know kesin bilgi, bilmek ve tanımak; think görüş ve tahmin.
  3. I think so, I don't think so; olumsuzluk think fiiline gelir: I don't think it's open.
  4. See gözün algısı, look bilerek bakmak: Look at the map; I see anlıyorum demektir.
  5. Want: want a box, want to see, want you to try.
  6. Bir görüşü I think ile sunmak kibar ve dürüsttür.

Sonraki derse köprü

Ertesi sabah Ali Usta listenin isimler bölümünü açıyor. Listede "time", "people", "way" ve "thing" sözcükleri en üstlerde; ama bunlar Ali Usta'ya çok genel ve hatta biraz anlamsız geliyor. En sık isimlerin neden bu kadar genel sözcükler olduğu ve onları nasıl kullanacağı sıradaki derste.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: telefonun ahizesinden beş fiil uçarak çıkar ve bir kâğıdın üstüne dizilir; Ali Usta'nın kaşları düşünceli bir biçimde çatılır.
  • Know ve think: bir masada bir harita ve bir ünlem işareti know için, bir soru işaretiyle bulut think için.
  • See ve look: bir göz kendiliğinden açılır ve bir kaleyi görür; ardından bir parmak haritaya doğru uzanır ve "look at" yazısı belirir.
  • I see: bir telefon görüşmesinde bir ampul yanar ve "I see" yazısı belirir.
  • Want: üç kart; "want a box", "want to see", "want you to try"; her birinin altında küçük bir ok.
  • Matilda Türkçe anlatıyor; resepsiyonistin sesi profesyonel ve son cümlesinde neşeli, Ali Usta'nın cevapları sıcak ve kendinden emin seslendirilir.
  • Otel, resepsiyonist, kebapçı ve dükkân hayalîdir; fiillerin listedeki yerleri kaynak kutusundaki tabloya dayanır.

Bölüm P7.2 — Çekirdek Fiiller

Hedef: En sık fiillerin temel anlamlarını ve kalıplarını kullanır.