Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Go otuz birinci, come altmış beşinci, bring yüz doksan altıncı sırada.
- Come konuşana ya da dinleyenin yerine doğru; go konuşandan uzağa.
- Bring buraya getirmek, take oraya götürmek: We brought Grandma, Take some to the hotel.
- Dinleyenin yerine doğru: I'm coming!, I'll come at five.
- To gerekmez: go home, come back, go there, come here.
- Etkinlikler: go shopping, go swimming, go walking.
Merak sorusu
Pazartesi öğlen dükkânın kapısındaki zil çalıyor. Avustralyalı ailenin kızı koşarak giriyor, arkasından yaşlı bir kadın geliyor: büyükanne. Kız Ali Usta'ya gururla anlatıyor: "We came back, and we brought Grandma!" Büyükanne tezgâha bakıp soruyor: "Can I take some to the hotel, or should I come back tomorrow?"
Ali Usta cevap vermek istiyor ama duraksıyor. Türkçede "Yarın gelin" ile "Yarın gidin" arasındaki farkı düşünmeden bilir. İngilizcede ise "go" ile "come", "bring" ile "take" sanki aynı işi yapıyor gibi. Hangisini ne zaman kullanacağını nasıl bilecek?
Anlatım
Yönü konuşanın yeri belirler
Sıklık listesinde "go" "gou" otuz birinci, "come" "kam" altmış beşinci, "bring" "bring" ise yüz doksan altıncı sıradadır. Üçü de bir hareketi anlatır ve aralarındaki fark tek bir soruya bağlıdır: hareket konuşan kişiye doğru mu, ondan uzağa mı?
"Come", konuşanın bulunduğu yere ya da dinleyenin bulunduğu yere doğru bir hareketi anlatır: "Come here", buraya gel. "Go" ise konuşandan uzağa, başka bir yere doğru bir hareketi anlatır: "Go to the castle", kaleye git. Ali Usta dükkânın içinde durduğu için, dükkâna doğru gelen herkes için "come", dükkândan ayrılan herkes için "go" kullanır.
Bring ve take: aynı ayrım, yükle birlikte
"Bring" ile "take", "come" ile "go" arasındaki ayrımın yük taşıyan biçimidir. "Bring", bir şeyi ya da birini konuşanın bulunduğu yere getirmektir; "take", bir şeyi konuşandan uzağa götürmektir. Kızın cümlesi tam bu ayrımı gösterir: "We brought Grandma", büyükanneyi buraya, dükkâna getirdik. Büyükannenin sorusu ise ters yöndedir: "Can I take some to the hotel?", biraz otele götürebilir miyim?
Bir önceki derste "take" fiilinin almak ve götürmek anlamını görmüştük; burada onun karşısına "bring" geliyor. İkisini ayırmanın kısa yolu, kendine sormaktır: bu şey bana doğru mu geliyor, benden uzağa mı gidiyor?
Dinleyenin yerine doğru
İngilizcede bir incelik daha vardır: dinleyenin bulunduğu yere doğru bir hareket de "come" ile söylenir. Mutfaktan biri "Lunch is ready!" diye seslenirse, ona doğru giden kişi "I'm coming!" der, "I'm going" değil. Telefonda dükkâna gelmek isteyen bir müşteriye Ali Usta "Yes, come at five" der; müşteri de "I'll come at five" diye cevap verir, çünkü dükkân dinleyenin yeridir.
Home ve back: to gerekmez
"Go" ve "come" fiilleriyle bir yer söylenirken çoğu zaman "to" kullanılır: "go to the hotel", "come to the shop". Ama bazı sözcüklerle "to" kullanılmaz: "go home" "gou houm", eve gitmek; "come back", geri gelmek; "go there", oraya gitmek; "come here", buraya gelmek. "Go to home" ya da "come to here" yanlıştır.
Go ile etkinlikler
"Go" fiili bazı etkinliklerle "-ing" biçimiyle birlikte kullanılır: "go shopping", alışverişe gitmek; "go swimming", yüzmeye gitmek; "go walking", yürüyüşe gitmek. Ailenin babası öğleden sonra planını Ali Usta'ya bu kalıpla anlatabilir: "We're going shopping in the bazaar."
Türkçe köprüsü
Türkçede "gelmek" ve "gitmek" çoğu durumda İngilizcedeki "come" ve "go" ile örtüşür; Türkçe konuşanlar için temel ayrım tanıdıktır. Türkçede de mutfaktan seslenen birine "Geliyorum!" denir, "Gidiyorum!" değil. Bu benzerlik, İngilizcede "I'm coming" kalıbını kolaylaştırır.
Asıl fark "getirmek" ile "götürmek" ayrımında değil, onların yanlış çevrilmesindedir. Türkçe konuşanlar çoğu zaman "take" fiilini yalnızca "almak" olarak bildiği için, "götürmek" için "bring" kullanmaya eğilimlidir: otele götürülecek bir şey için "bring" değil "take" söylenmelidir, çünkü otel konuşanın yeri değildir. "Getirmek" bring, "götürmek" take: bu eşleşme çoğu durumda doğru çalışır.
Gerçek hayattan örnekler
Ali Usta büyükanneye gülümsüyor ve cevabı yavaşça kuruyor: "You can take some to the hotel today, and come back tomorrow for a fresh tray." Sonra kıza dönüyor: "Thank you for bringing your grandma!" Kız kıkırdıyor.
Aile çıkarken baba planlarını anlatıyor: "We're going shopping in the bazaar, then we're going home to rest." Ali Usta kapıyı açıyor: "Go to the bazaar from the left street, it's quicker." O akşam defterine bir harita çiziyor: dükkânın ortasında kendisi, ona doğru gelen oklar "come" ve "bring", ondan uzaklaşan oklar "go" ve "take".
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Tomorrow I'll bring these sweets to my hotel" ve "Let's go to home." Götürmek için "bring" kullanmak ve "home" sözcüğünden önce "to" eklemek.
✓ "Tomorrow I'll take these sweets to my hotel" ve "Let's go home." Hata, "bring" fiilini her taşıma için kullanmaktan ve "home" sözcüğünü sıradan bir yer gibi düşünmekten gelir.
Mutfaktan seslenen birine "I'm going!" cevabı da kulağa ters gelir. Dinleyenin yerine doğru giderken "I'm coming!" kullanılır.
Mini alıştırma
- NGSL'de go, come ve bring kaçıncı sıradadır?
- Go ile come arasındaki fark hangi soruya bağlıdır?
- Dükkândaki Ali Usta, otele götürülecek bir kutu için hangi fiili kullanır?
- Mutfaktan "Lunch is ready!" diye seslenen birine nasıl cevap verilir?
- "Eve gidelim" İngilizcede nasıl söylenir?
Cevaplar
- Go otuz birinci, come altmış beşinci, bring yüz doksan altıncı sırada.
- Hareket konuşana ya da dinleyenin yerine doğru mu, yoksa konuşandan uzağa mı?
- Take: You can take this box to the hotel.
- I'm coming!
- Let's go home.
Sesli tekrar görevi
Ardından mutfaktan çağrılıyormuş gibi cevap ver: "I'm coming!" "aym kaming". En sonda bir hafta sonu planını "go" ve bir etkinlikle söyle: "On Saturday I'm going shopping."
Özet kartı
- Go otuz birinci, come altmış beşinci, bring yüz doksan altıncı sırada.
- Come konuşana ya da dinleyenin yerine doğru; go konuşandan uzağa.
- Bring buraya getirmek, take oraya götürmek: We brought Grandma, Take some to the hotel.
- Dinleyenin yerine doğru: I'm coming!, I'll come at five.
- To gerekmez: go home, come back, go there, come here.
- Etkinlikler: go shopping, go swimming, go walking.
Sonraki derse köprü
Büyükanne çıkarken torununa bir şey fısıldıyor, kız da Ali Usta'ya "Grandma says your baklava is the best!" diye aktarıyor. Babası ise "Tell him thank you" diyor. "Say" ile "tell", "speak" ile "talk" arasındaki fark sıradaki dersin konusu.