Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Do yirmi birinci, make kırk sekizinci sıradadır; asıl fiil olarak ikisi farklı alanları kapsar.
- Mutfak çoğu zaman make: make baklava, make tea, make breakfast.
- Ev işi ve görev çoğu zaman do: do the cleaning, do the shopping, do the dishes.
- Para ve iş: make money, do business, do a good job.
- Make birini bir duruma sokar: It makes me happy, Don't make the customers wait.
- Do something, do nothing, do anything; öbekleri bütün olarak öğren.
Merak sorusu
Ali Usta İngiliz bir turiste gününü anlatıyor: "Every morning I do baklava, then I make the cleaning, and in the evening I do money." Turist gülümsüyor, kibarca başını sallıyor ve yavaşça düzeltiyor: "You make baklava, you do the cleaning, and you make money."
Ali Usta şaşırıyor. Türkçede "baklava yapmak" da, "temizlik yapmak" da aynı fiille söylenir; "para" ise "kazanılır". İngilizcede ise üç ayrı şey olmuş. Hangi işin "make", hangisinin "do" aldığını her seferinde nasıl bilecek?
Anlatım
İki sık fiil
Sıklık listesinde "do" "du" yirmi birinci, "make" "meyk" kırk sekizinci sıradadır. "Do" fiilinin yardımcı rolünü bir önceki derste gördük; bu derste ikisinin asıl fiil olarak nasıl ayrıldığına bakıyoruz.
İki fiil arasındaki genel eğilimi ve "make a decision", "do homework" gibi kalıpları seviye derslerinde görmüştük. Kabaca, "make" ortaya yeni bir şey çıkarmayı, "do" ise bir işi, bir görevi yerine getirmeyi anlatır. Bu eğilim yol gösterir, ama her kalıbı açıklamaz. Bu yüzden bu derste kuralı değil, Ali Usta'nın gününü izliyoruz: hangi işler hangi fiille anılıyor?
Mutfakta: make
Yiyecek ve içecek hazırlamak çoğu zaman "make" ile söylenir, çünkü sonunda ortaya yeni bir şey çıkar: "make baklava", "make tea" "meyk tii", "make breakfast" "meyk brekfıst", "make a cake". Ali Usta sabah tepsiyi hazırlarken de, akşam çay demlerken de "make" kullanır.
Evde ve dükkânda: do
Ev işleri ve günlük görevler çoğu zaman "do" ile söylenir, çünkü ortaya yeni bir şey çıkmaz, bir iş yerine getirilir: "do the cleaning", temizlik yapmak; "do the shopping" "du dı şoping", alışveriş yapmak; "do the dishes", bulaşık yıkamak. Bu kalıplarda "the" sözcüğü de genellikle kalıbın bir parçasıdır.
Para ve iş
Para ile iş ilişkisinde de iki fiil ayrılır. "Make money" para kazanmak demektir; ortaya bir kazanç çıkar. "Do business" iş yapmak, ticaret yapmak; "do a good job" bir işi iyi yapmak demektir. Ali Usta turiste bir cümleyle hem işini hem de kazancını anlatabilir.
Make'in ikinci büyük işi
"Make" fiilinin "yapmak" dışında çok sık bir kullanımı daha vardır: birini ya da bir şeyi bir duruma sokmak. "It makes me happy" "it meyks mi hepi", beni mutlu ediyor; "The smell makes me hungry", koku beni acıktırıyor. Bu kalıpta "make" fiilinden sonra bir kişi ve bir sıfat gelir. Bir kişi ve bir fiil de gelebilir: "Don't make the customers wait", müşterileri bekletme.
Türkçede bu kullanım çoğu zaman "etmek" fiiliyle ya da bir ekle karşılanır: "mutlu etmek", "acıktırmak", "bekletmek". İngilizcede hepsi aynı kalıpla kurulur: make + kişi + sıfat ya da fiil.
Do something, do nothing
"Do" fiili belirsiz sözcüklerle de çok sık kullanılır: "do something", bir şey yapmak; "do nothing", hiçbir şey yapmamak; "Can I do anything for you?", sizin için bir şey yapabilir miyim? Bu kalıplarda "make" kullanılmaz; bir iş, bir eylem söz konusudur ve "do" gelir.
Türkçe köprüsü
Türkçede "yapmak" fiili çok geniş bir alanı kapsar: baklava yapmak, temizlik yapmak, iş yapmak, alışveriş yapmak. İngilizcede bu alan ikiye bölünür ve Türkçe konuşanlar çoğu zaman tek bir İngilizce fiil seçip her yerde kullanır. Ali Usta'nın ilk cümlesi tam olarak bu alışkanlığın ürünüydü.
Bir de Türkçede "yapmak" ile söylenmeyen ama İngilizcede "make" ile söylenen kalıplar var. "Para kazanmak" İngilizcede "make money", "mutlu etmek" "make happy", "gürültü yapmak" ise "make noise" olur. Bu kalıpları Türkçe fiilden yola çıkarak değil, İngilizce öbek olarak öğrenmek gerekir. Defterde Türkçe karşılığın yanına İngilizce öbeği bütün olarak yazmak işe yarar: "para kazanmak: make money".
Gerçek hayattan örnekler
Ali Usta defterine iki sayfa açıyor: birinin başına "make", öbürünün başına "do" yazıyor. Gün boyunca dükkânda yaptığı her işi doğru sayfaya ekliyor: "make baklava", "make tea", "make money" bir yanda; "do the cleaning", "do the shopping", "do business" öbür yanda. Torunu bir de üçüncü sütun öneriyor: "It makes me…" kalıbıyla duygular.
Cuma günü İngiliz misafir veda etmek için uğradığında, Ali Usta gününü bu kez defterine bakmadan anlatıyor: "Every morning I make baklava. After we close, I do the cleaning. In summer I make good money, and talking to you makes me happy." Turist bu kez düzeltecek bir şey bulamıyor; yalnızca gülümsüyor ve bir kutu daha alıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I do baklava, I make the cleaning, and I do money." Türkçedeki "yapmak" fiilini her yerde aynı İngilizce fiille karşılamak.
✓ "I make baklava, I do the cleaning, and I make money." Hata, iki fiilin farkını Türkçe fiilden yola çıkarak tahmin etmeye çalışmaktan gelir.
"It does me happy" ya da "It makes me to wait" demek de sık görülür. Birini bir duruma sokmak "make" ile kurulur ve arkasından gelen fiil "to" almaz: "It makes me wait."
Mini alıştırma
- NGSL'de do ve make kaçıncı sıradadır?
- Yiyecek ve içecek hazırlamak çoğu zaman hangi fiille söylenir?
- "Para kazanmak" ve "iş yapmak" İngilizcede nasıl söylenir?
- "The smell makes me hungry" cümlesinde make ne iş yapar?
- "Sizin için bir şey yapabilir miyim?" İngilizcede nasıl sorulur?
Cevaplar
- Do yirmi birinci, make kırk sekizinci sırada.
- Make: make baklava, make tea, make breakfast.
- Make money ve do business.
- Birini bir duruma sokar: koku beni acıktırıyor.
- Can I do anything for you?
Sesli tekrar görevi
Ardından seni bir duruma sokan üç şeyi "make" ile söyle: "Music makes me happy." "myuuzik meyks mi hepi", "Traffic makes me tired." ve bir tane de kendinden. En sonda birine yardım teklif et: "Can I do anything for you?" "ken ay du eniting for yu".
Özet kartı
- Do yirmi birinci, make kırk sekizinci sıradadır; asıl fiil olarak ikisi farklı alanları kapsar.
- Mutfak çoğu zaman make: make baklava, make tea, make breakfast.
- Ev işi ve görev çoğu zaman do: do the cleaning, do the shopping, do the dishes.
- Para ve iş: make money, do business, do a good job.
- Make birini bir duruma sokar: It makes me happy, Don't make the customers wait.
- Do something, do nothing, do anything; öbekleri bütün olarak öğren.
Sonraki derse köprü
Defterin yeni sayfası üç fiile ayrılıyor: "take", "give" ve "put". Bir turist "I'll take this box" diyor, bir başkası "Can you give me a discount?" diye soruyor, Ali Usta da baklavayı kutuya koyarken "put" kullanabileceğini öğreniyor. Alma, verme ve koyma fiilleri sıradaki dersin konusu.