İçeriğe geç

Ders EP7.16 · Sık Kullanılan Kelimeler · Bölüm P7.4

Konuşmanın dolgu kelimeleri: well, like, you know

1.036 kelime · 1 kaynak pasajı · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dolgu sözcüğü cümleye bilgi katmaz, konuşmanın akışını taşır.
  2. Well: düşünmeye başlarken ya da kolay olmayan bir cevabı yumuşatırken; Türkçedeki "şey", "yani".
  3. Like: aşağı yukarı, gibi bir şey; dolgu olarak "sevmek" anlamına gelmez.
  4. You know: hani, biliyorsun; karşındakinin seni izlediğini kontrol eder.
  5. Sıklık listesi bu sözcüklerin bütün anlamlarını birlikte sayar; dolgu kullanımı ayrıca ölçülmez.
  6. Ölçülü kullan: en kullanışlısı "well", en kolay abartılanı "like".

Merak sorusu

Salı öğleden sonra iki genç turist tezgâhın önünde duruyor ve hangi kutuyu alacaklarını tartışıyor. Ali Usta onları dinlerken bir şey fark ediyor: cümlelerin arasına sürekli küçük sözcükler giriyor. Biri "Well… the big one?" diyor, öbürü "It's, like, too much for us" diye cevap veriyor. Sonra ilki "You know, the one with pistachio" diye ekliyor.

Ali Usta "like" sözcüğünü biliyor, "sevmek" demek. "Well" sözcüğünü de biliyor, "iyi" demek. Ama bu cümlelerde ikisi de o anlama gelmiyor. Peki bu küçük sözcükler ne işe yarıyor ve Ali Usta da bunları kullanmalı mı?

Anlatım

Dolgu sözcüğü nedir?

Konuşurken insan bazen düşünmek için zamana ihtiyaç duyar, bazen söyleyeceğini yumuşatmak ister, bazen de karşısındakinin onu izlediğinden emin olmak ister. Bu işleri yapan küçük sözcüklere dolgu sözcüğü, İngilizcesiyle "filler" "filır" denir. Dolgu sözcüğü cümleye yeni bir bilgi katmaz; cümleyi çıkarsan da anlam değişmez. Ama konuşmanın akışını taşır ve konuşmayı doğal duyurur.

Bu sözcüklerin hepsi aslında çok sık sözcüklerdir. Önceki derslerde kullandığımız sıklık listesinde "like" kırk beşinci, "well" altmış birinci, "know" kırk birinci sıradadır. Ancak bu sıralar sözcüğün bütün kullanımlarını birlikte sayar; liste, dolgu kullanımını ayrıca saymaz. Yani bu sözcüklerin ne kadar sık dolgu olarak kullanıldığını bu listeden okuyamayız.

Well: düşünmeye başlarken

"Well" "uel" cümlenin başında gelince çoğu zaman "şey", "yani", "hımm" anlamı taşır. Konuşan kişi cevap vermeden önce bir an düşünüyordur ya da beklenmedik bir cevap vermek üzeredir. Bir müşteri "Is it fresh?" diye sorduğunda Ali Usta hemen "Yes" diyebilir. Ama bir müşteri "Can I get a discount?" diye sorduğunda "Well…" diye başlamak, cevabın kolay olmadığını nazikçe haber verir.

Like: tam emin değilken

"Like" "layk" dolgu olarak kullanıldığında "sevmek" anlamına gelmez. Genellikle "aşağı yukarı", "gibi bir şey" anlamı taşır ya da konuşanın tam doğru sözcüğü aradığını gösterir. "It's like ten minutes from here" cümlesi "buradan on dakika gibi bir şey" demektir. Bu kullanım özellikle gençlerin günlük konuşmasında yaygındır ve resmî bir ortamda fazla kullanılırsa özensiz duyulabilir.

You know: beni izliyor musun?

"You know" "yu nou" cümlenin ortasında ya da sonunda gelince "biliyorsun", "hani" anlamı taşır. Konuşan kişi, karşısındakinin onu anladığını kontrol eder ya da ortak bir bilgiye işaret eder. "The green one, you know" demek "hani şu yeşil olan" demektir. Türkçedeki "hani" sözcüğü bu kullanıma oldukça yakındır.

Ölçü önemlidir

Dolgu sözcükleri konuşmayı doğal yapar, ama ölçüsü kaçınca tam tersini yapar. Her cümlede üç kez "like" diyen biri dinleyeni yorar. Ali Usta için en kullanışlı olanı "well" sözcüğüdür: düşünmek için kısa bir zaman kazandırır ve hemen her durumda kibar duyulur. "Like" ve "you know" sözcüklerini ise önce tanımak, sonra az ve yerinde kullanmak yeterlidir.

Türkçe köprüsü

Türkçe konuşurken de dolgu sözcüklerini sürekli kullanırız: "şey", "yani", "hani", "işte", "aslında". "Şey, bilmiyorum ki" ya da "Hani geçen gün gelen adam var ya" gibi cümleler gündelik konuşmanın parçasıdır. İngilizcede de durum aynıdır; yalnızca sözcükler farklıdır. Kabaca eşleştirirsek "well" Türkçedeki "şey" ya da "yani", "you know" ise "hani" ile yakın işler görür.

Ancak bu eşleşmeler birebir değildir. Türkçede "işte" sözcüğü çok farklı yerlerde kullanılır ve İngilizcede tek bir karşılığı yoktur. Ayrıca İngilizce konuşurken Türkçe dolgu sözcüğü kullanmak sık görülen bir alışkanlıktır: birçok öğrenci İngilizce bir cümlenin ortasında farkında olmadan "şey" der. Bunun yerine "well" ya da "um" demek, konuşmayı tek dilde tutar.

Gerçek hayattan örnekler

Akşam dükkân sakinleşince Ali Usta torunuyla bir oyun oynuyor. Torun ona İngilizce sorular soruyor, Ali Usta cevap vermeden önce yalnızca "well" ile zaman kazanmayı deniyor. "What is your favourite baklava?" sorusuna "Well… pistachio, of course!" diye cevap veriyor. Torun gülüyor: "Dede, you sound like a real English speaker."

Ertesi gün Avustralyalı aile yeniden geliyor. Grandma, bir önceki gün aldıkları kutuyu tarif etmeye çalışıyor: "We want the same box, you know, the one with the gold paper." Ali Usta artık "you know" sözcüğünün bir soru olmadığını, yalnızca "hani" anlamına geldiğini biliyor. Rafa uzanıp yaldızlı kâğıda sarılmış kutuyu indiriyor ve tek sözcükle cevap veriyor: "This one?"

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "Like" dolgu sözcüğünü "sevmek" sanmak: "It's, like, ten minutes" cümlesini "On dakikayı seviyor" diye anlamak.
Doğrusu

Ya da İngilizce konuşurken sürekli "şey" demek. ✓ "It's about ten minutes." ya da konuşurken "Well…" demek. Dolgu kullanımında sözcük asıl anlamını bırakır; onu cümlenin geri kalanından ayırmak gerekir.

Bir başka hata da bu sözcükleri çok sevip her cümleye koymaktır. Dolgu sözcüğü baharat gibidir: biraz konuşmayı doğal yapar, fazlası tadı bozar.

Mini alıştırma

  1. Dolgu sözcüğü cümleye yeni bilgi katar mı?
  2. "Well, this is the best price" cümlesindeki "well" ne işe yarar?
  3. "It's, like, ten minutes from here" cümlesinde "like" ne anlama gelir?
  4. Türkçedeki "hani" sözcüğüne en yakın İngilizce dolgu hangisidir?
  5. Sıklık listesi "like" sözcüğünün dolgu kullanımını ayrıca sayar mı?

Cevaplar

  1. Hayır; cümleden çıkarılınca anlam değişmez, yalnızca akış değişir.
  2. Cevap vermeden önce düşünmek için zaman kazandırır ve kolay olmayan bir cevabı yumuşatır.
  3. Aşağı yukarı, gibi bir şey.
  4. You know.
  5. Hayır; liste bir sözcüğün bütün kullanımlarını tek satırda toplar.

Sesli tekrar görevi

Sonra iki cümleyi "you know" ile kur: önce bir nesneyi tarif et, ardından "you know, the … one" diyerek açıkla. En sonda kendini dinle: İngilizce konuşurken ağzından bir "şey" kaçtı mı? Kaçtıysa aynı cümleyi bir kez daha, bu kez "well" ile söyle.

Özet kartı

  1. Dolgu sözcüğü cümleye bilgi katmaz, konuşmanın akışını taşır.
  2. Well: düşünmeye başlarken ya da kolay olmayan bir cevabı yumuşatırken; Türkçedeki "şey", "yani".
  3. Like: aşağı yukarı, gibi bir şey; dolgu olarak "sevmek" anlamına gelmez.
  4. You know: hani, biliyorsun; karşındakinin seni izlediğini kontrol eder.
  5. Sıklık listesi bu sözcüklerin bütün anlamlarını birlikte sayar; dolgu kullanımı ayrıca ölçülmez.
  6. Ölçülü kullan: en kullanışlısı "well", en kolay abartılanı "like".

Sonraki derse köprü

Bu derste "like" ve "well" sözcüklerinin bilinen anlamlarından başka işler de yaptığını gördük. Bazı sık fiillerde bu durum çok daha ileri gider: tek bir fiil bağlamına göre onlarca farklı anlam taşıyabilir. Sıradaki derste "run", "set" ve "get" fiillerinin anlam ailesine bakıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: iki turistin cümleleri konuşma balonlarında belirir; "well", "like", "you know" sözcükleri farklı renkte yanıp söner.
  • Dolgu sözcüğü: bir cümleden "like" sözcüğü çıkarılır, cümle aynı kalır; ardından sözcük geri konur ve cümle daha yumuşak bir ses tonuyla okunur.
  • Well: Ali Usta'nın başının üstünde küçük bir kum saati iki saniye akar, sonra cevap balonu belirir.
  • You know: "hani" ve "you know" iki kart olarak yan yana durur, aralarında ince bir köprü çizilir.
  • Ölçü: bir baharat kabından önce bir tutam, sonra bir avuç dökülür; ikinci tabak buruşmuş bir yüz ifadesiyle geri itilir.
  • Matilda Türkçe anlatıyor; turistlerin "well" ve "like" duraksamaları doğal temposunda, kesilmeden seslendirilir.
  • Ali Usta, torunu, turistler ve Avustralyalı aile hayal ürünüdür; dolgu kullanımına ait bir sıklık sayısı verilmez.

Bölüm P7.4 — Cümleyi Taşıyan Küçük Kelimeler

Hedef: Bağlaçları, edatları ve sık öbekleri doğru yerde kullanır.