Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- And üçüncü, but yirmi beşinci, or yirmi dokuzuncu, so otuz ikinci, if otuz dördüncü, because altmış ikinci sırada.
- Or seçenek sunar: Pistachio or walnut?; ses ilk seçenekte yükselir, sonda düşer.
- If koşul ve teklif kurar: If you want, I can…
- So sonucu bağlar ve konuşmayı açar: So, what would you like?
- Çok bağlamak yorar, hiç bağlamamak koparır; üçüncü bağlaçta cümleyi böl.
- Türkçe eklerle bağlar, İngilizce ayrı sözcüklerle: erken açıp geç kapanıyoruz → We open early and close late.
Merak sorusu
Emir'in tahtaya yazmak istediği son cümle uzun: dükkânın erken açılıp geç kapandığını, sabah ya da akşam gelinebileceğini ve baklavanın neden taze olduğunu tek bir cümlede anlatıyor. Ali Usta cümleyi sesli okumaya çalışıyor ve yarısında nefesi kesiliyor. Kendi konuşmasında ise tam tersini yapıyor: kısa kısa cümleler kuruyor ve onları hiç bağlamıyor. "We open early. We close late. Come in the morning. The baklava is fresh."
Emir gülerek ikisinin ortasını bulmaları gerektiğini söylüyor. Cümleleri birbirine bağlayan küçük sözcükler, "and", "but", "or", "so", "if" ve "because", İngilizcede çok sık kullanılıyor. Ama ne kadar bağlamak doğru, ne zaman cümleyi bölmek gerekir?
Anlatım
Altı küçük köprü
Sıklık listesinde "and" "end" üçüncü, "but" "bat" yirmi beşinci, "or" "or" yirmi dokuzuncu, "so" "sou" otuz ikinci, "if" "if" otuz dördüncü, "because" "bikoz" ise altmış ikinci sıradadır. Altısı da listenin en üst basamaklarındadır. Bu altı köprü, gündelik İngilizcede iki fikrin birbirine bağlandığı yerlerin büyük bölümünü taşır.
"And", "but", "so" ve "because" sözcüklerinin temel anlamlarını, sonuç ile neden arasındaki farkı ve "because" ile başlayan cevapları seviye derslerinde görmüştük. Bu derste dört bağlaca iki yenisini, "or" ve "if" sözcüklerini ekliyoruz ve hepsinin konuşmada nasıl kullanıldığına bakıyoruz.
Or: seçenek sunmak
"Or" seçenekleri yan yana koyar. Dükkânda en sık kullanıldığı yer bir müşteriye seçim sorduğun andır: "Pistachio or walnut?", fıstıklı mı, cevizli mi? "Small box or big box?" Seçenek sorularında ses ilk seçenekte yükselir, son seçenekte düşer; bu, dinleyene sorunun bittiğini ve bir seçim beklendiğini söyler.
If: koşul ve teklif
"If" bir koşul kurar: bir şey olursa, başka bir şey olur. Dükkânda en çok bir teklif yaparken kullanılır: "If you want, I can put it in a gift box", isterseniz hediye kutusuna koyabilirim. "If you like it, come back tomorrow", beğenirseniz yarın tekrar gelin. Koşul cümlelerinin zaman kurallarını seviye derslerinde ayrıca çalışmıştık; burada "if" sözcüğünü bir nezaket aracı olarak kullanıyoruz.
So: sonuç ve söz başı
"So" bir sonucu bağlar: "The baklava is fresh, so it's a bit warm." Gündelik konuşmada bir işi daha vardır: bir konuşmayı açmak ya da bir sonraki adıma geçmek. "So, what would you like?", eee, ne istersiniz? Bu kullanım bir satıcının ağzında çok doğaldır ve konuşmayı akıcı kılar.
Ne kadar bağlamalı?
Bağlaçlar konuşmayı akıcı yapar, ama her şeyi tek bir cümlede bağlamak dinleyeni yorar. "And… and… and…" diye uzayan bir cümle, Ali Usta'nın tahtadaki deneyiminde olduğu gibi, hem söyleyeni hem dinleyeni zorlar. Bir cümle üçüncü bağlaca geldiğinde onu bölmek çoğu zaman iyi bir fikirdir. Tersine, birbirine bağlanması gereken kısa cümleleri ayrı ayrı söylemek de konuşmayı kesik kesik yapar; iki fikir arasında bir sebep, bir karşıtlık ya da bir seçenek varsa, bir bağlaç onu dinleyene açıkça gösterir.
Türkçe köprüsü
Türkçe cümleleri çoğu zaman eklerle bağlar: "Erken açıp geç kapanıyoruz", "Taze olduğu için sıcak", "İsterseniz kutuya koyayım". "-ıp", "-dığı için", "-se" gibi ekler İngilizcede ayrı sözcüklerle karşılanır: "and", "because", "if". Bu yüzden Türkçe tek bir sözcükle kurulan bağlantı, İngilizcede bir bağlaç ve yeni bir özne ister: "We open early and close late."
Türkçe konuşanlar bazen bu bağlantıyı tamamen atlar ve kısa İngilizce cümleleri art arda dizer, çünkü Türkçedeki ek otomatik olarak gelir ama İngilizcedeki bağlaç ayrıca düşünülmesi gereken bir sözcüktür. "We open early. We close late." yerine "We open early and close late" demek, Türkçenin ekle yaptığı işi İngilizcede bir sözcükle yapmaktır.
Gerçek hayattan örnekler
Ali Usta ve Emir tahtadaki uzun cümleyi ikiye bölüyor: "We open early and close late. Visit us before noon or after six." Sonra baklavanın tazeliğini ayrı bir cümleyle ekliyorlar: "Our baklava is fresh because we make it every morning." Ali Usta tahtayı sesli okuyor ve bu kez nefesi kesilmiyor.
Ertesi gün bir müşteriyle konuşurken kısa cümlelerini bağlamaya çalışıyor: "So, pistachio or walnut? If you want, I can mix them." Müşteri karışık bir kutu seçiyor. Ali Usta paketlerken gülümsüyor: "It's a bit warm because it's fresh, so be careful with the box." Müşteri teşekkür ediyor ve çıkarken tahtaya bir fotoğraf çekiyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "We open early and we close late and you can come in the morning and the baklava is fresh because we make it and…" Her şeyi tek bir cümlede "and" ile bağlamak.
✓ "We open early and close late. Visit us before noon or after six. Our baklava is fresh because we make it every morning." Hata, akıcı konuşmayı uzun bir cümleyle karıştırmaktan gelir.
Ters yönde, birbirine bağlı fikirleri hiç bağlamadan kısa cümlelerle söylemek de konuşmayı kesik kesik yapar. Bir sebep ya da seçenek varsa, bir bağlaç onu gösterir.
Mini alıştırma
- NGSL'de and, but, or, so, if ve because kaçıncı sıradadır?
- Bir müşteriye seçim sorarken hangi bağlaç kullanılır ve ses nasıl değişir?
- "İsterseniz hediye kutusuna koyabilirim" İngilizcede nasıl söylenir?
- Konuşmada "So, what would you like?" cümlesindeki so ne işe yarar?
- Bir cümle üçüncü bağlaca geldiğinde ne yapmak çoğu zaman iyi bir fikirdir?
Cevaplar
- And üçüncü, but yirmi beşinci, or yirmi dokuzuncu, so otuz ikinci, if otuz dördüncü, because altmış ikinci sırada.
- Or; ses ilk seçenekte yükselir, son seçenekte düşer.
- If you want, I can put it in a gift box.
- Konuşmayı açar ya da bir sonraki adıma geçer.
- Cümleyi bölmek.
Sesli tekrar görevi
Sonra iki teklif kur: "If you want, I can…" ve "If you like it, come back…". Ardından kendi gününü anlatan uzun bir cümle kur ve onu iki ya da üç kısa cümleye böl. Her kısa cümlede en fazla bir bağlaç kullan: "and", "but", "so" ya da "because".
Özet kartı
- And üçüncü, but yirmi beşinci, or yirmi dokuzuncu, so otuz ikinci, if otuz dördüncü, because altmış ikinci sırada.
- Or seçenek sunar: Pistachio or walnut?; ses ilk seçenekte yükselir, sonda düşer.
- If koşul ve teklif kurar: If you want, I can…
- So sonucu bağlar ve konuşmayı açar: So, what would you like?
- Çok bağlamak yorar, hiç bağlamamak koparır; üçüncü bağlaçta cümleyi böl.
- Türkçe eklerle bağlar, İngilizce ayrı sözcüklerle: erken açıp geç kapanıyoruz → We open early and close late.
Sonraki derse köprü
Tahtaya son satır olarak dükkânın yeri yazılıyor: "We're in the old bazaar, on the corner, at number 12, next to the jeweller." Bu kısa cümlede dört edat var: "in", "on", "at" ve "to". Bu küçük yer sözcükleri, en sık edatlar, sıradaki dersin konusu.