İçeriğe geç

Ders EP6.9 · Mesleki İngilizce · Bölüm P6.3

Hukuk İngilizcesi neden ayrı bir dil

1.246 kelime · 1 kaynak pasajı · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bu dersler dili öğretir; bir maddenin somut sonucunu ilgili hukuku bilen bir hukukçu değerlendirir.
  2. Dört iz: eski biçimli sözcükler, ikili öbekler, Latince ve Fransızca terimler, özel anlam kazanmış gündelik sözcükler.
  3. Uzun cümlede önce iskelet: özne, fiil, nesne; sonra koşullar ve istisnalar.
  4. Büyük harfli sözcükler tanımlanmış terimlerdir; tanımlar bölümünü açık tut.
  5. Gerekçe kesinlik ve gelenek; bedel anlaşılmazlık.
  6. Sade dil hareketi: ABD'de Plain Writing Act of 2010; iki türü de okuyabilmek gerekir.

Merak sorusu

Deniz Yalçın, İstanbul'daki büronun en genç avukatı. Büronun ortağı Selin Hanım ona bir taslak uzatıyor: Hollandalı bir yazılım şirketi, büronun müvekkili olan bir perakende zincirine lisans vermek istiyor ve sözleşme taslağı İngilizce. Deniz İngilizce dizi izliyor, yabancı meslektaşlarıyla rahatça yazışıyor. Ama taslağın ilk maddesinde takılıyor.

"Notwithstanding anything to the contrary herein, the Licensor shall not be liable for any delay caused by events beyond its reasonable control, hereinafter referred to as Force Majeure Events." Cümle tek bir nefeste bitmiyor; "notwithstanding", "herein", "hereinafter" sözcüklerini hiçbir dizide duymamış. Bildiği İngilizce ile bu metin arasındaki mesafe nereden geliyor ve bu cümleyi nasıl okumalı?

Anlatım

Önce bir sınır

Bu parkurun hukuk derslerinde hukuk İngilizcesinin dilini çalışıyoruz: kalıplarını, sözcüklerini, cümlelerini nasıl okuyacağımızı. Bu ders hukuki danışmanlık değildir ve hiçbir sözleşme ya da durum için onun yerine geçmez. Bir maddenin belirli bir durumda ne sonuç doğuracağını, ilgili ülkenin hukukunu bilen bir hukukçu değerlendirir. Örneklerdeki maddeler bu ders için yazılmış kurgu metinlerdir.

Hukuk İngilizcesinin dört izi

Hukuk metinleri, İngilizce ya da Türkçe olsun, gündelik dilden ayrılır. İngilizcede bu ayrılık birkaç belirgin iz taşır. Birincisi, eski biçimli bağlaç ve zarflardır: "herein" bu belgede, "hereinafter" bundan sonra, "thereof" onun, "whereas" -dığı göz önünde bulundurularak, "notwithstanding" -e rağmen. Gündelik İngilizceden çoktan çekilmiş bu sözcükler, hukuk metinlerinde hâlâ sık kullanılır.

İkincisi, ikili ve üçlü sözcük öbekleridir: "terms and conditions", "null and void", "cease and desist". Bu öbeklerde sözcükler çoğu zaman aynı anlama çok yakındır; birlikte kullanılmaları geleneğin bir parçasıdır. Üçüncüsü, Latince ve Fransızca kökenli terimlerdir: "bona fide" iyi niyetli, "inter alia" diğerlerinin yanı sıra, "pro rata" orantılı olarak; "force majeure" ise Fransızcadan gelir ve mücbir sebep demektir. Dördüncüsü, gündelik sözcüklerin hukukta kazandığı özel anlamlardır; bunları ayrı bir derste ele alacağız.

Uzun cümle, tek iskelet

Hukuk cümleleri uzundur, çünkü bir kuralı, istisnalarını ve koşullarını tek bir cümlede toplamaya çalışırlar. Ama uzun bir hukuk cümlesinin de bir iskeleti vardır: bir özne, bir fiil ve bir nesne. Okumanın ilk adımı bu iskeleti bulmak, geri kalan parçaları ise koşul ve istisna olarak ayırmaktır.

Deniz'in takıldığı cümlede iskelet şudur: "the Licensor shall not be liable for any delay". Gerisi bu iskeleti çevreler. "Notwithstanding anything to the contrary herein" bir öncelik kuralıdır: belgede aksini söyleyen bir yer olsa bile bu hüküm geçerlidir. "Caused by events beyond its reasonable control" gecikmenin türünü sınırlar. "Hereinafter referred to as Force Majeure Events" ise bir tanımdır: belgenin geri kalanında bu olaylar bu adla anılacaktır.

Tanımlanmış terimler

Hukuk İngilizcesinde büyük harfle başlayan sözcükler çoğu zaman tanımlanmış terimlerdir: "the Licensor", "the Licensee", "the Software", "Force Majeure Events". Bu sözcükler sözleşmenin başındaki tanımlar bölümünde ya da ilk geçtikleri yerde açıkça tanımlanır ve belgenin geri kalanında yalnızca o anlamda kullanılır. Bir terimi gündelik anlamıyla okumak, maddeyi yanlış anlamanın en kolay yoludur; bu yüzden okurken tanımlar bölümü açık tutulur.

Neden böyle ve neden değişiyor

Bu dilin bir gerekçesi kesinliktir: bir hukuk metni, gündelik bir metinden çok daha fazla yorum ihtimaline karşı yazılır. Bir başka gerekçe gelenektir: kullanıla gelmiş kalıplar, avukatlar arasında ortak bir dil kurar. Ama bu dilin bedeli de vardır: metni imzalayan kişiler onu çoğu zaman anlamaz.

Bu bedele karşı "plain language", yani sade dil adı verilen bir hareket gelişti. ABD'de 2010 tarihli Plain Writing Act, kamuya yönelik içeriğin hedef okuruna göre yazılmasını şart koştu. Birçok özel sözleşme de artık daha sade bir dille yazılıyor. Deniz'in okuyacağı metinlerin bir kısmı eski kalıplarla, bir kısmı sade dille yazılmış olacak; ikisini de okuyabilmesi gerekiyor.

Türkçe köprüsü

Türk hukuk dilinin de kendine özgü bir sesi vardır: "işbu", "mezkûr", "müteakip", "keyfiyet", "ihtar olunur". Bu sözcükler gündelik Türkçeden çekilmiştir, ama sözleşmelerde ve dilekçelerde yaşamaya devam eder. Deniz'in İngilizce taslakta yaşadığı şaşkınlık, hukuk fakültesine ilk girdiğinde Türkçe bir kararı okurken yaşadığı şaşkınlığın bir benzeridir. "Herein" ile "işbu belgede", "aforementioned" ile "mezkûr" aynı geleneğin iki dildeki izleridir.

Bu benzerlik bir tuzak da kurar. Türkçe hukuk dilindeki bir kalıbı İngilizceye birebir çevirmek, İngilizce okura tuhaf ya da anlamsız gelebilir. Bir İngilizce taslak yazılırken ya da çevrilirken, Türkçedeki kalıbın karşılığı aranır, sözcük sözcük çevirisi değil. Bu, özellikle tanımlanmış terimlerde ve sorumluluk maddelerinde, metnin anlamını değiştirebilecek bir farktır.

Gerçek hayattan örnekler

Deniz taslağı ikinci kez okurken bir yöntem deniyor. Her uzun cümlenin iskeletini kalemle işaretliyor: özne, fiil, nesne. Koşulları ve istisnaları köşeli parantez içine alıyor. Büyük harfle başlayan her terimin yanına tanımlar bölümündeki karşılığını not ediyor. Eski biçimli sözcükleri kenara Türkçe karşılıklarıyla yazıyor.

Selin Hanım akşam taslağa bakıyor ve Deniz'in notlarını görünce gülümsüyor. Sonra bir uyarıda bulunuyor: "Dili çözmek ilk adım. Bu maddenin müvekkilimiz için ne anlama geldiğini ise Hollanda hukukunu ve sözleşmenin hangi hukuka tabi olduğunu bilmeden söyleyemeyiz." Taslağın sonundaki "governing law" maddesi bu sorunun cevabını verecek.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ Uzun bir hukuk cümlesini baştan sona, sözcük sözcük çevirmeye çalışmak ve büyük harfle yazılmış "Software" sözcüğünü gündelik "yazılım" anlamında okumak.
Doğrusu

✓ Önce iskeleti bulmak, koşulları ve istisnaları ayırmak, tanımlanmış terimleri tanımlar bölümünden kontrol etmek. Hata, hukuk İngilizcesini gündelik İngilizcenin daha zor bir biçimi sanmaktan gelir; oysa kendi kuralları olan ayrı bir yazı türüdür.

Bir başka tuzak, dilini çözdüğün bir maddenin hukuki sonucunu da çözdüğünü sanmaktır. Dili anlamak ile bir maddenin belirli bir durumdaki etkisini değerlendirmek ayrı işlerdir; ikincisi bir hukukçunun işidir.

Mini alıştırma

  1. "Herein", "hereinafter" ve "notwithstanding" ne anlama gelir?
  2. "Null and void" gibi öbeklerin özelliği nedir?
  3. Uzun bir hukuk cümlesini okumanın ilk adımı nedir?
  4. Büyük harfle başlayan "the Software" gibi sözcükler neden dikkat ister?
  5. Plain language hareketinin amacı nedir?

Cevaplar

  1. Bu belgede, bundan sonra ve -e rağmen.
  2. Anlamca birbirine çok yakın sözcüklerin gelenek gereği birlikte kullanılmasıdır.
  3. İskeleti, yani özneyi, fiili ve nesneyi bulmak; koşulları ve istisnaları ayırmak.
  4. Tanımlanmış terimlerdir; yalnızca tanımlar bölümündeki anlamlarıyla okunmalıdır.
  5. Metinlerin, özellikle kamuya yönelik metinlerin, hedef okurun anlayacağı biçimde yazılması.

Sesli tekrar görevi

Sonra Deniz'in takıldığı cümleyi yavaşça sesli oku. Önce yalnızca iskeleti söyle: "The Licensor shall not be liable for any delay." Ardından her parçayı ayrı ayrı ekleyerek cümleyi yeniden kur. En sonda aynı anlamı sade bir dille söylemeyi dene: "The Licensor is not responsible for delays it cannot reasonably control."

Özet kartı

  1. Bu dersler dili öğretir; bir maddenin somut sonucunu ilgili hukuku bilen bir hukukçu değerlendirir.
  2. Dört iz: eski biçimli sözcükler, ikili öbekler, Latince ve Fransızca terimler, özel anlam kazanmış gündelik sözcükler.
  3. Uzun cümlede önce iskelet: özne, fiil, nesne; sonra koşullar ve istisnalar.
  4. Büyük harfli sözcükler tanımlanmış terimlerdir; tanımlar bölümünü açık tut.
  5. Gerekçe kesinlik ve gelenek; bedel anlaşılmazlık.
  6. Sade dil hareketi: ABD'de Plain Writing Act of 2010; iki türü de okuyabilmek gerekir.

Sonraki derse köprü

Deniz'in taslakta en çok karşılaştığı sözcük "shall". Bir maddede "The Licensee shall pay", bir başkasında "The Licensor may terminate", üçüncüsünde "The Licensee must notify" yazıyor. Gündelik İngilizcede "shall" neredeyse hiç kullanılmıyor; sözleşmede ise her satırda. Bu üç fiilin bir sözleşmede neyi anlattığı ve aralarındaki farkın neden önemli olduğu sıradaki derste.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: bir masada İngilizce bir taslak; ilk maddenin cümlesi kâğıttan taşar ve "notwithstanding", "herein", "hereinafter" sözcükleri ışıldar.
  • Dört iz: dört rafta dört grup sözcük dizilir; eski biçimli sözcükler, ikili öbekler, Latince ve Fransızca terimler, bir soru işaretiyle dördüncü raf.
  • İskelet: uzun cümleden bir tel iskelet çıkar; özne, fiil ve nesne parlak, geri kalan parçalar köşeli parantezlerle çevrelenir.
  • Tanımlanmış terim: büyük harfli "Software" sözcüğünden bir ok tanımlar bölümüne uzanır.
  • Sade dil: aynı madde iki sütunda; solda eski kalıplarla, sağda sade bir cümleyle.
  • Matilda Türkçe anlatıyor; Selin Hanım'ın uyarısı sakin, deneyimli ve hafif gülümseyen bir tonla seslendirilir.
  • Deniz, Selin Hanım, şirketler ve sözleşme maddeleri kurgudur; ders hukuki danışmanlık vermez, dilini öğretir ve somut durumu bir hukukçuya bırakır.

Bölüm P6.3 — Hukuk

Hedef: Hukuk İngilizcesinin kalıplarını tanır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.