Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Terim yerine gündelik sözcük: painkiller, by mouth, only when you need it.
- Önce plan, sonra hastanın yapacakları.
- Talimatlar kısa ve emir kipiyle; zaman kalıpları: with food, on an empty stomach, before bed, for five days.
- Doz ve kullanım ilacın kendi bilgisine bağlıdır: as it says on the label.
- Mustn't yasak, don't have to serbestlik; karıştırma.
- Ne zaman tekrar gelmeli, belirli söyle; anlaşıldığını teach-back ile kontrol et.
Merak sorusu
Muayene bitti ve Dr Elif, Mr Hughes'a ne yapacaklarını anlatmaya başlıyor. Cümleleri doğru, ama fakültede öğrendiği terimlerle dolu: "You should continue your antihypertensive medication and take the analgesic PRN, orally, with adequate hydration." Mr Hughes başını sallıyor ve kapıya yürürken eşine dönüyor: "Did you get any of that?"
Ertesi gün eşi kliniği arıyor: ağrı kesiciyi aç karnına mı almalı, kaç gün devam etmeli, hangi durumda tekrar gelmeliler? Elif her şeyi anlattığını düşünüyordu. Bir hastaya tedaviyi İngilizce, açık ve aklında kalacak biçimde nasıl anlatırsın, ve anladığından nasıl emin olursun?
Anlatım
Terim değil, gündelik sözcük
Hekimin bildiği terimler hastanın sözlüğünde çoğu zaman yoktur. Hasta öyküsünde olduğu gibi tedavide de hastaya gündelik dille konuşulur. "Antihypertensive" yerine "your blood pressure tablets", "analgesic" yerine "painkiller", "orally" yerine "by mouth", "PRN" yerine "only when you need it", "adequate hydration" yerine "drink plenty of water". Terimi kullanmak gerekirse, hemen ardından gündelik karşılığı söylenir: "This is an anti-inflammatory, which means it reduces swelling."
Önce ne, sonra nasıl
Bir tedavi açıklaması genellikle iki parçadan oluşur. İlki planın kendisidir: ne yapacağız ve neden. İkincisi hastanın yapacaklarıdır: ne zaman, nasıl, ne kadar süreyle. Planı tek cümleyle söylemek, hastanın ayrıntıları yerleştireceği bir çerçeve kurar.
Talimat kalıpları
Bir talimat cümlesi kısa tutulur, bir fiille başlar ve hastaya tek bir şey yaptırır. Zaman ve biçim bildiren kalıplar burada işe yarar: "with food" yemekle birlikte, "on an empty stomach" aç karnına, "before bed" yatmadan önce, "twice a day" günde iki kez, "for five days" beş gün boyunca, "until you've finished the pack" kutu bitene kadar. Bu kalıplar bir dil aracıdır; hangi ilacın nasıl alınacağı her zaman ilacın kendi bilgisine ve hekimin değerlendirmesine bağlıdır. Bu yüzden talimat çoğu zaman etiketle birlikte verilir.
Zorunlu ile gerekli olmayan
Talimat verirken bir modal fiil karışıklığı ciddi sonuçlar doğurabilir. "Mustn't" ile "don't have to" arasındaki farkı Ders EN2.27'de görmüştük: ilki bir yasak, ikincisi bir zorunluluğun olmamasıdır. Bir hastaya "You don't have to take them with food" demek yemekle almanın gerekmediğini söyler; "You mustn't take them with alcohol" ise alkolle birlikte almanın yasak olduğunu. İki kalıbı karıştırmak, bir izni bir yasağa ya da bir yasağı bir izne çevirebilir. Tedavi açıklamalarında bu iki kalıp dikkatle ve yerinde kullanılır.
Ne zaman tekrar gelmeli
İyi bir açıklama, işler beklendiği gibi gitmezse hastanın ne yapacağını da söyler. Bu cümleler belirli olmalıdır: "if you feel worse" yerine hangi değişikliğin önemli olduğu ve ne zaman: "If the headaches aren't better in three days, or if you notice anything new, come back or call us." Acil bir durum varsa bunun nasıl tanınacağı ve kime başvurulacağı ayrıca ve açıkça söylenir.
Anlaşıldığını kontrol etmek
"Do you understand?" sorusu hemen hemen her zaman "yes" cevabını alır, çünkü hasta kibar olmak ya da tekrar sormaktan çekinir. Sağlık iletişiminde "teach-back" diye anılan bir yöntem bunun yerine hastadan açıklamayı kendi sözleriyle tekrar etmesini ister. Önemli olan soruyu sorma biçimidir: sorumluluğu hastaya değil, açıklamayı yapana yükler.
Hasta bir şeyi eksik ya da yanlış hatırlarsa, o kısım farklı sözcüklerle yeniden anlatılır ve tekrar sorulur. Kısa bir yazılı not da sözlü açıklamayı tamamlar; hasta evde tekrar bakabilir.
Türkçe köprüsü
Türkçede hastaya verilen talimatlar bazen çok kısa olur ve geri kalanı eczaneye ya da prospektüse bırakılır: "Günde iki kere, tok karnına." Yabancı bir hasta için bu yetmeyebilir, çünkü prospektüsü okuyamayabilir ya da eczanede dil sorunu yaşayabilir. İngilizce açıklamada bilgiyi tam ve kısa cümlelerle vermek, hastanın dil engelini muayenehanede aşmasını sağlar.
Bir dilbilgisi tuzağı da var. Türkçede "Yemekle almak zorunda değilsiniz" ile "Yemekle almamalısınız" cümleleri açıkça farklıdır, ama İngilizceye çevirirken ikisi de "must" etrafında karışabilir. "You must not" bir yasak, "You don't have to" bir serbestliktir. Talimat verirken Türkçe cümleyi kafanda kurup kelimesi kelimesine çevirmek yerine, hastanın yapması ve yapmaması gerekeni ayrı cümlelerle söylemek daha güvenlidir.
Gerçek hayattan örnekler
Elif telefondaki Mrs Hughes'a bu kez gündelik dille ve sırayla anlatıyor: önce plan, sonra ağrı kesicinin etikette yazdığı gibi nasıl alınacağı, ardından alkolle birlikte alınmaması gerektiği. Son olarak hangi durumda tekrar gelmeleri gerektiğini söylüyor.
Telefonu kapatmadan önce teach-back sorusunu soruyor. Mrs Hughes açıklamayı tekrar ediyor ama bir yeri karıştırıyor: üç gün sonra değil, üç saat sonra geleceklerini sanıyor. Elif o kısmı yeniden ve farklı sözcüklerle açıklıyor ve kısa bir yazılı notu e-postayla gönderiyor. İki gün sonra Mr Hughes'tan bir e-posta geliyor: kendini daha iyi hissediyor ve plajda gölgeden çıkmamaya söz veriyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Take the analgesic PRN, orally. Do you understand?" Terimlerle konuşmak ve anlaşılıp anlaşılmadığını evet ya da hayır sorusuyla kontrol etmek.
✓ "Take the painkillers only when you need them, as it says on the label. Just to make sure I've explained it clearly, can you tell me how you're going to take them?" Hata, hekimin kendi notlarının dilini hastaya taşımaktan ve "Do you understand?" sorusunun anlamayı ölçtüğünü sanmaktan gelir.
Talimatta "mustn't" ile "don't have to" kalıplarını karıştırmak da bir izni yasağa ya da yasağı izne çevirebilir.
Mini alıştırma
- "Orally" ve "PRN" hastaya gündelik dille nasıl söylenir?
- Bir tedavi açıklaması hangi iki parçadan oluşur?
- "You don't have to take them with food" ile "You mustn't take them with food" arasındaki fark nedir?
- "Do you understand?" sorusu anlamayı ölçmek için neden yetersizdir?
- Teach-back sorusu sorumluluğu kime yükler?
Cevaplar
- By mouth ve only when you need it.
- Plan, yani ne yapılacağı ve neden; ve hastanın yapacakları, yani ne zaman, nasıl, ne kadar süreyle.
- İlki yemekle almanın gerekmediğini, ikincisi yemekle almanın yasak olduğunu söyler.
- Hasta kibarlıktan ya da çekingenlikten çoğu zaman evet der.
- Açıklamayı yapana: Just to make sure I've explained it clearly…
Sesli tekrar görevi
Ardından bir yasağı ve bir serbestliği ayrı cümlelerle söyle: "You mustn't…" ve "You don't have to…". Ne zaman tekrar gelinmesi gerektiğini belirt: "If… isn't better in…, come back." En sonda teach-back sorusunu yüksek sesle sor.
Özet kartı
- Terim yerine gündelik sözcük: painkiller, by mouth, only when you need it.
- Önce plan, sonra hastanın yapacakları.
- Talimatlar kısa ve emir kipiyle; zaman kalıpları: with food, on an empty stomach, before bed, for five days.
- Doz ve kullanım ilacın kendi bilgisine bağlıdır: as it says on the label.
- Mustn't yasak, don't have to serbestlik; karıştırma.
- Ne zaman tekrar gelmeli, belirli söyle; anlaşıldığını teach-back ile kontrol et.
Sonraki derse köprü
Bir hafta sonra Elif'in muayenehanesine başka bir hasta geliyor ve onu hastanedeki bir uzmana yönlendirmesi gerekiyor. Uzmana telefonda, kısa ve düzenli bir biçimde hastanın durumunu aktarması gerekecek: kim, neden, ne bulundu, ne isteniyor. Bir vakayı bir meslektaşa İngilizce aktarmak sıradaki ders.