Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dil öğretilir; bir terimin somut metindeki anlamını o metni inceleyen hukukçu belirler.
- Gündelik sözcük, hukuki anlam: consideration karşılık, premises taşınmaz, damages tazminat, assignment devir.
- Execute çoğu zaman usulüne uygun imzalamak; party taraf; instrument hukuki belge; sentence ceza.
- Avukat için genel karşılık lawyer; ABD'de attorney; İngiltere ve Galler'de solicitor ve barrister.
- Jurisdiction yargı değil, yetki ya da hukuk düzeninin alanı.
- Tanıdık sözcük cümleyi anlamsızlaştırıyorsa: tanımlar bölümü, hukuk sözlüğü, açık not.
Merak sorusu
Yeni taslağın ilk cümlesi Deniz'i yine durduruyor: "In consideration of the fees paid by the Licensee, the Licensor grants a non-exclusive licence to use the Software at the Licensee's premises." Deniz "consideration" sözcüğünü "değerlendirme" ya da "nezaket" olarak biliyor; "premises" sözcüğünü ise felsefe dersinden, "öncül" diye hatırlıyor. Cümleyi bu anlamlarla okuyunca ortaya anlamsız bir şey çıkıyor.
Birkaç madde sonra "damages", "assignment" ve "execute" sözcükleri geliyor. Hepsi tanıdık, ama hiçbiri tanıdığı anlamda kullanılmıyor gibi. Gündelik İngilizcede bildiği bir sözcüğün hukukta başka bir şey anlattığını nasıl fark edecek?
Anlatım
Sınır ve yöntem
Bu derste hukuk İngilizcesinde sık karşılaşılan bazı terimlerin anlamlarına bakıyoruz. Ders hukuki danışmanlık değildir; terimlerin tam kapsamı ülkeden ülkeye ve sözleşmeden sözleşmeye değişebilir ve somut bir metinde ne anlama geldiğini o metni inceleyen hukukçu belirler. Burada amaç, bir sözcüğün gündelik anlamıyla okunduğunda nerede yanıltabileceğini görmektir.
Gündelik İngilizcedeki yanıltıcı benzerleri, "actually" ve "eventually" gibi, Ders EN4.25'te görmüştük. Hukuk metinlerinde aynı tuzak iki biçimde kurulur: gündelik bir sözcük hukukta özel bir anlam kazanır ya da Türkçede benzer görünen bir sözcük başka bir kavramı karşılar.
Gündelik sözcük, hukuki anlam
"Consideration" İngiliz ve Amerikan hukuk geleneğinde, yani common law'da, bir sözleşmede taraflardan birinin karşılığında verdiği şeyi anlatır: bir ödeme, bir hizmet ya da bir söz. "In consideration of the fees paid" kalıbı bu yüzden "ödenen ücretler karşılığında" diye okunur. Bu kavramın bir sözleşme için ne kadar önemli olduğu ise hukuk düzenine göre değişir.
"Premises" hukuk metinlerinde bir taşınmazı, yani bir binayı ya da arazisiyle birlikte bir mülkü anlatır: "at the Licensee's premises" Lisans Alan'ın işyerinde demektir. "Damage" tekil olarak hasar demekken, çoğul "damages" hukukta bir zararın karşılığı olarak ödenen parayı, yani tazminatı anlatır. "Assignment" okulda ödev demektir; sözleşmede ise bir hakkın ya da sözleşmenin başka birine devridir.
"Execute" gündelik dilde bir şeyi uygulamak ya da yerine getirmektir. Sözleşme bağlamında ise çoğu zaman bir belgeyi usulüne uygun biçimde imzalamayı anlatır: "This Agreement is executed by the parties on the date below." "Party" burada bir eğlence değil, sözleşmenin tarafıdır. "Instrument" bir müzik aleti değil, hukuki sonuç doğuran bir belgedir.
Türkçe ile İngilizce arasında
Bazı tuzaklar iki dil arasındaki benzerlikten doğar. "Avukat" sözcüğünü İngilizceye "advocate" diye çevirmek çoğu bağlamda yanlış bir izlenim verir; gündelik İngilizcede "advocate" daha çok bir fikrin savunucusu ya da destekçisi anlamında kullanılır. Genel karşılık "lawyer"dır. ABD'de avukat için "attorney" sözcüğü yaygındır. İngiltere ve Galler'de ise mesleğin iki ayrı unvanı vardır: "solicitor" ve "barrister". Bu unvanların görev alanları ülkeye özgü kurallara bağlıdır.
"Savcı" İngilizcede "prosecutor"dür. "Sentence" sözcüğü hukuk bağlamında bir cümle değil, mahkemenin verdiği cezadır. "Act" bir yasayı da anlatabilir: "the Data Protection Act". "Jurisdiction" ise Türkçedeki "yargı" sözcüğünün tam karşılığı değildir; bir mahkemenin bir uyuşmazlığa bakma yetkisini ya da bir hukuk düzeninin geçerli olduğu alanı anlatır. Sözleşmelerde sık görülen "the courts of the Netherlands shall have exclusive jurisdiction" kalıbı, uyuşmazlıklara Hollanda mahkemelerinin bakacağını söyler.
Okurken bir alışkanlık
Bir hukuk metninde tanıdık bir sözcük cümleyi anlamsız kılıyorsa, sorun çoğu zaman sözcüğün kendisindedir. Bu durumda üç adım işe yarar: sözcüğün sözleşmenin tanımlar bölümünde tanımlanıp tanımlanmadığına bakmak, güvenilir bir hukuk sözlüğüne başvurmak ve emin değilsen bunu açıkça not etmek. Bir terimi tahminle çevirmek, bir sözleşmenin anlamını sessizce değiştirebilir.
Türkçe köprüsü
Türk hukuk dilinde de gündelik sözcüklerin özel anlamlar kazandığı bilinir: "temerrüt", "ifa", "def'i" gibi terimler hukukçu olmayan biri için yabancıdır; "zarar" ile "tazminat" gündelik dilde iç içe geçse de hukukta ayrı kavramlardır. İngilizcedeki "damage" ile "damages" ayrımı, Türkçedeki bu ayrımın neredeyse birebir karşılığıdır.
Çeviri yaparken en tehlikeli sözcükler, en tanıdık görünenlerdir. "Consideration" sözcüğünü "değerlendirme", "premises" sözcüğünü "öncül" diye çevirmek kimsenin dikkatini çekmeyebilir, çünkü sözcükler yanlış ama Türkçe cümle akıcıdır. Bu yüzden hukuk metinlerinde akıcı bir çeviri, doğru bir çevirinin kanıtı değildir.
Gerçek hayattan örnekler
Deniz taslaktaki her tanıdık ama tuhaf duran sözcüğün altını çiziyor ve bir tablo yerine kenara kısa notlar düşüyor: "consideration: karşılık", "premises: işyeri", "damages: tazminat", "assignment: devir", "executed: imzalanmış". Emin olmadığı iki terimi Selin Hanım'a soruyor ve cevaplarını not ediyor.
Selin Hanım, Deniz'in hazırladığı Türkçe özete bakarken "jurisdiction" maddesinin "Amsterdam mahkemeleri yargıya sahiptir" diye çevrildiğini görüyor ve düzeltiyor: "yetkilidir". Sonra ekliyor: bu maddenin müvekkil için ne anlama geldiği, yani bir uyuşmazlıkta Türkiye'de dava açılıp açılamayacağı, Hollanda ve Türk hukukunu birlikte değerlendirmeyi gerektiren ayrı bir soru.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "In consideration of the fees" kalıbını "ücretler değerlendirilerek", "damages" sözcüğünü "hasarlar", "assign this Agreement" kalıbını "bu Sözleşme'yi atamak" diye çevirmek.
✓ "Ücretler karşılığında", "tazminat" ya da bağlama göre "zararlar", "bu Sözleşme'yi devretmek". Hata, tanıdık sözcüklere gündelik anlamlarını yüklemekten ve akıcı bir Türkçe cümleyi doğru bir çeviri sanmaktan gelir.
"Avukat" için her bağlamda "advocate" kullanmak da sık görülür; genel karşılık "lawyer"dır.
Mini alıştırma
- "In consideration of the fees paid" kalıbı nasıl okunur?
- "Damage" ile "damages" arasındaki fark nedir?
- Sözleşme bağlamında "assignment" ve "execute" ne anlama gelir?
- "Avukat" için genel İngilizce karşılık nedir ve "advocate" neden yanıltıcı olabilir?
- "The courts of Amsterdam shall have exclusive jurisdiction" ne söyler?
Cevaplar
- Ödenen ücretler karşılığında.
- Damage hasar demektir; damages hukukta bir zararın karşılığı olarak ödenen parayı, tazminatı anlatır.
- Assignment bir hakkın ya da sözleşmenin devridir; execute çoğu zaman bir belgeyi usulüne uygun imzalamaktır.
- Lawyer; advocate gündelik İngilizcede daha çok bir fikrin savunucusu ya da destekçisi anlamında kullanılır.
- Uyuşmazlıklara Amsterdam mahkemelerinin münhasıran bakmaya yetkili olduğunu söyler.
Sesli tekrar görevi
Sonra üç kısa cümle kur ve sesli oku: biri "assign" ile bir devir yasağı, biri "damages" ile bir sorumluluk sınırı, biri "jurisdiction" ile bir yetki kuralı. Her cümleyi doğru Türkçe karşılığıyla birlikte söyle.
Özet kartı
- Dil öğretilir; bir terimin somut metindeki anlamını o metni inceleyen hukukçu belirler.
- Gündelik sözcük, hukuki anlam: consideration karşılık, premises taşınmaz, damages tazminat, assignment devir.
- Execute çoğu zaman usulüne uygun imzalamak; party taraf; instrument hukuki belge; sentence ceza.
- Avukat için genel karşılık lawyer; ABD'de attorney; İngiltere ve Galler'de solicitor ve barrister.
- Jurisdiction yargı değil, yetki ya da hukuk düzeninin alanı.
- Tanıdık sözcük cümleyi anlamsızlaştırıyorsa: tanımlar bölümü, hukuk sözlüğü, açık not.
Sonraki derse köprü
Deniz terimlerin Türkçe özetini hazırladı; şimdi bu özeti müvekkile, perakende zincirinin İngilizce konuşan Hollandalı finans direktörüne de göndermesi gerekiyor. Direktör hukukçu değil; maddelerin ne anlama geldiğini sade bir İngilizceyle, ama hukuki kesinliği kaybetmeden öğrenmek istiyor. Bir müvekkile İngilizce yazmak sıradaki ders.