İçeriğe geç

Ders EP5.16 · Akademik İngilizce · Bölüm P5.4

Konferansta soru-cevap

1.246 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Konferansta soruları oturum başkanı dağıtır; cevap bütün salona söylenir.
  2. Soruyu yeniden söyle: So the question is whether…; duymadıysan tekrar iste.
  3. Genelleme sorusu: kapsamı söyle, beklentiyi tahmin olarak sun, test öner.
  4. Yorum: Thank you, that's a helpful point; kısa bir bağ, ayrıntı sonraya.
  5. Bilinmeyen ayrıntı: yedek slayt, ortak yazar ya da I'd be happy to send it after the session; tahmin etme.
  6. Asıl sohbet koridorda sürer: Could we continue this over coffee?

Merak sorusu

Mert konuşmasını süresi içinde bitiriyor ve oturum başkanı salona dönüyor: "Thank you. We have a few minutes for questions." Üç el kalkıyor. İlk soru salonun arkasından, mikrofonsuz geliyor ve Mert yarısını duyamıyor. İkinci soran kişi iki dakika boyunca kendi laboratuvarındaki deneyleri anlatıyor ve sonunda bir soru sormadan oturuyor. Üçüncüsü, Mert'in hiç ölçmediği bir akış rejimini soruyor: "Would your conclusion still hold in turbulent flow?"

Mert'in konuşmasını aylarca hazırlamış olması bu üç dakikada işe yaramıyor gibi. Bir konferans salonunda, hazırlanamayan bu üç dakikaya nasıl hazırlanılır?

Anlatım

İş toplantısından konferans salonuna

Bir sunumun ardından gelen soruları karşılamayı, önce kısa cevabı vermeyi, zor bir soruya sakin kalmayı ve bilmediğin bir şeyi dürüstçe söylemeyi Ders EP2.15'te bir iş toplantısı bağlamında görmüştük. Konferans salonunda bu ilkeler geçerliliğini korur, ama ortam üç noktada farklıdır. Soruları sen değil, oturum başkanı dağıtır. Soru soranlar çoğu zaman senin konuna yakın uzmanlardır ve bazen senden fazlasını bilirler. Ve verdiğin cevap yalnızca soru sorana değil, bütün salona söylenir.

Soruyu salona taşımak

Büyük salonlarda soru soranın sesi her zaman herkese ulaşmaz. Konuşmacının ilk işi, soruyu kısa bir cümleyle yeniden söylemektir. Bu hem salonun geri kalanının soruyu duymasını sağlar hem de konuşmacıya doğru anladığını kontrol etmek ve düşünmek için birkaç saniye verir.

Soruyu duymadıysan bunu söylemek bir zayıflık değildir: "Sorry, I didn't catch the last part. Could you repeat it?" Yanlış anladığın bir soruya uzun bir cevap vermek, bir kez daha sormaktan çok daha fazla zaman kaybettirir.

Verinin sınırında cevap vermek

Konferansta en sık gelen soru türü, bulgunun senin incelemediğin bir duruma genellenip genellenemeyeceğidir. Bu soruya ne "evet" ne de "hayır" diye kestirip atmak doğrudur. İddia merdiveninde gördüğün ayrım burada konuşma diline geçer: önce verinin neyi kapsadığını söylersin, sonra bir beklenti ya da tahmin sunarsın ve onun bir tahmin olduğunu açıkça belirtirsin.

Bu cevap soru sorana bir şey verir, ama verinin söylemediği bir şeyi söylemez. Salondaki uzmanlar da konuşmacının kanıtı ile tahminini ayırt edebildiğini görür.

Sorudan çok bir yorum

Konferanslarda bazı katılımcılar soru sormak yerine kendi çalışmalarını ya da görüşlerini anlatır. Bu bazen değerli bir katkıdır, bazen de salonun zamanını alır. Her iki durumda da konuşmacının işi tartışmaya girmek değil, yorumu kabul edip kısa bir bağ kurmaktır.

Bu cümle yorumu küçümsemez, ama soru-cevap süresini de ona teslim etmez. Uzun bir yorumun ardından oturum başkanı da çoğu zaman bir sonraki soruya geçer; konuşmacının bunu kolaylaştırması yeterlidir.

Bilinmeyen bir ayrıntı

Konferans salonunda bazen birisi senin hatırlamadığın ya da hiç bakmadığın bir ayrıntıyı sorar: bir parametrenin tam değeri, bir başka laboratuvarın sonucu, bir hesaplamanın ara adımı. Uydurmak ya da genel bir cevapla geçiştirmek, uzman bir dinleyicinin hemen fark edeceği bir hatadır. Üç dürüst yol vardır: ayrıntı bir yedek slaytta duruyorsa onu açmak, çalışmayı birlikte yaptığın biri salondaysa ona sözü vermek ya da cevabı oturumdan sonra iletmeyi teklif etmek: "I don't have that figure to hand, but I'd be happy to send it to you after the session."

Salondan koridora

Konferansta soru-cevap süresi neredeyse her zaman kısadır ve en ilginç sorular çoğu zaman cevapsız kalır. Bu bir kayıp değildir; asıl konuşmalar oturumdan sonra, kahve arasında ve koridorda yapılır. Kısa bir davet bu kapıyı açık tutar: "Could we continue this over coffee?" Soru soran kişinin adını ve kurumunu öğrenmek, konferanstan sonra bir e-posta yazmanın da ilk adımıdır.

Türkçe köprüsü

Türkçe akademik ortamlarda bir soruya "bilmiyorum" ya da "ölçmedik" diye cevap vermek bazen bir eksiklik itirafı gibi hissettirir ve konuşmacılar boşluğu genel cümlelerle doldurmaya yönelebilir. İngilizce bir konferans salonunda ise "We didn't measure that" cümlesi, ardından bir beklenti ve bir test önerisi geldiğinde, bir güven işaretidir. Uzman dinleyici, verisinin sınırını bilen bir konuşmacıya daha çok güvenir.

Yorum yapan katılımcılara karşı da bir alışkanlık farkı var. Türkçede kıdemli bir hocanın uzun yorumunu kesmek ya da onunla yetinmek saygısızlık gibi gelebilir ve konuşmacı onu uzun uzun yanıtlamaya çalışabilir. İngilizcede "Thank you, that's a helpful point" ile başlayan kısa bir cevap hem saygılıdır hem de salonun zamanını korur; ayrıntılı konuşma kahve arasına bırakılır.

Gerçek hayattan örnekler

Mert konferanstan bir hafta sonra laboratuvarda konuşmasının kaydını Sofie'yle birlikte izliyor. İlk soruda soruyu yeniden söylemeden cevaba atlamış ve yanlış soruyu yanıtlamış. Türbülans sorusunda ise iyi bir cevap vermiş: kapsamı söylemiş, bir beklenti sunmuş ve bir test önermiş. Uzun yorumda ise iki dakika boyunca kendini savunmuş.

Bir sonraki konferans için bir kart hazırlıyor ve üzerine dört cümle yazıyor: soruyu yeniden söyleme cümlesi, kapsam cümlesi, yorum cümlesi ve sonrasına bırakma cümlesi. Sofie kartı okuyup bir cümle daha ekliyor: "And breathe before you answer."

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ Soruyu yeniden söylemeden cevaba atlamak, incelemediğin bir duruma "yes, it would" diye kesin bir cevap vermek ve sorudan çok bir yorum yapan katılımcıyla tartışmaya girmek.
Doğrusu

✓ Soruyu salona yeniden söylemek, verinin kapsamını belirtip beklentini tahmin olarak sunmak, yorumu kısa bir teşekkür ve bir bağlantıyla karşılayıp ayrıntıyı oturum sonrasına bırakmak. Hata, soru-cevabı konuşmanın bir sınavı sanmaktan gelir; oysa bir sohbetin başlangıcıdır.

İkinci yaygın hata, bilinmeyen bir sayıyı tahmin etmektir. "I'd rather check than guess" demek, yanlış bir sayıdan çok daha güvenilirdir.

Mini alıştırma

  1. Konferans salonunda soru-cevap bir iş toplantısındakinden hangi üç noktada farklıdır?
  2. Soruyu yeniden söylemek hangi iki işe yarar?
  3. İncelemediğin bir duruma dair bir soruya nasıl cevap verilir?
  4. Sorudan çok bir yorum yapan bir katılımcıya nasıl karşılık verilir?
  5. Cevabını bilmediğin bir ayrıntı sorulduğunda hangi dürüst yollar vardır?

Cevaplar

  1. Soruları oturum başkanı dağıtır, soranlar çoğu zaman alanına yakın uzmanlardır ve cevap bütün salona söylenir.
  2. Salonun soruyu duymasını sağlar ve konuşmacıya doğru anladığını kontrol etmek ve düşünmek için zaman verir.
  3. Önce verinin neyi kapsadığını söyleyerek, sonra bir beklentiyi tahmin olduğunu belirterek ve bir test önererek.
  4. Kısa bir teşekkürle, yorumu kendi bulgusuna bağlayan bir cümleyle ve ayrıntıyı oturum sonrasına bırakarak.
  5. Bir yedek slaydı açmak, ortak yazara söz vermek ya da cevabı oturumdan sonra iletmeyi teklif etmek.

Sesli tekrar görevi

Genelleme sorusu için soruyu önce yeniden söyle, sonra kapsamı belirt: "So the question is whether… We only tested…, so I can't say for certain. My expectation is…". Yorum için kısa bir teşekkür ve bir bağlantı kur: "Thank you, that's a helpful point…". Bilinmeyen ayrıntı için cevabı sonrasına bırak: "I don't have that figure to hand, but…". En sonda koridora açılan cümleyi söyle: "Could we continue this over coffee?"

Özet kartı

  1. Konferansta soruları oturum başkanı dağıtır; cevap bütün salona söylenir.
  2. Soruyu yeniden söyle: So the question is whether…; duymadıysan tekrar iste.
  3. Genelleme sorusu: kapsamı söyle, beklentiyi tahmin olarak sun, test öner.
  4. Yorum: Thank you, that's a helpful point; kısa bir bağ, ayrıntı sonraya.
  5. Bilinmeyen ayrıntı: yedek slayt, ortak yazar ya da I'd be happy to send it after the session; tahmin etme.
  6. Asıl sohbet koridorda sürer: Could we continue this over coffee?

Sonraki derse köprü

Kahve arasında Mert'e türbülans sorusunu soran araştırmacı, kendi laboratuvarında benzer bir düzenek kurduğunu ve verilerini paylaşabileceğini söylüyor. Mert'in ona konferanstan sonra yazması gerekiyor; aynı hafta danışmanına bir izin talebi ve bir derginin editörüne de makalesinin durumunu soran bir e-posta yazacak. Akademik e-postanın tonu, yapısı ve kime nasıl hitap edileceği sıradaki ders.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: üç el kalkar; ilk sorunun sözcükleri salonun arkasından bulanık ve kesik kesik gelir, ikinci soru uzun bir şerit gibi uzar, üçüncüsünün üzerinde "turbulent" sözcüğü bir soru işaretiyle parlar.
  • Soruyu taşımak: Mert'in cümlesi bir yankı gibi salonun her sırasına yayılır.
  • Verinin sınırı: bir haritada laminer bölge renkli ve net, türbülanslı bölge kesik çizgilerle ve bir soru işaretiyle çizilir.
  • Yorum: uzun şerit kısa bir teşekkür balonuyla karşılanır ve bir kahve fincanı simgesine doğru kayar.
  • Koridor: salonun kapısı açılır, iki kişi kahve fincanlarıyla sohbete devam eder.
  • Matilda Türkçe anlatıyor; oturum başkanı resmî ve sakin, Sofie'nin son cümlesi şefkatli bir gülümsemeyle seslendirilir.
  • Mert, Sofie, oturum ve bütün sorular kurgudur.

Bölüm P5.4 — Akademik İletişim

Hedef: Konferansta sunar, poster hazırlar, hocaya ve hakeme yazar.