Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kısa bir girişle başla: "Excuse me, there's a problem with my room."
- Sorunu tek cümleyle söyle: "The heating isn't working.", "There's no hot water.", "The room is very noisy."
- Ardından bir çözüm iste: "Could someone take a look?", "Could I change rooms?"
- Zamanı sor: "When can someone come?"
- Sorun sürerse sakin bir hatırlatma: "The heating still isn't working."
- Sorunu söylemek kaba değildir; kibarlık sessizlikte değil, cümlenin biçimindedir.
Merak sorusu
Nermin Hanım bu gelişinde oğlunun evinin yakınındaki küçük bir otelde kalıyor. Odaya girdiğinde iki şey fark ediyor: kalorifer soğuk ve pencere ana caddeye bakıyor; otobüslerin sesi odanın içine kadar geliyor. Gece boyunca üşüyor ve uyuyamıyor. Sabah resepsiyona inip bir şey söylemeyi düşünüyor, ama nasıl söyleyeceğini bilmiyor. Görevliyi kızdırmaktan, kaba görünmekten de çekiniyor. Sonunda hiçbir şey söylemeden kahvaltısını yapıp çıkıyor.
İkinci gece de aynı. Üçüncü gün oğlu soruyor: "Anne, neden söylemedin?" Nermin Hanım'ın cevabı tanıdık: "Ayıp olur diye." Oysa otel çalışanları için bu tür sorunları duymak işin olağan bir parçasıdır ve çoğu zaman kolayca çözülür. Bir sorunu kibar ama net biçimde anlatmanın İngilizcede kısa bir yolu var mı?
Anlatım
Önce sorun, kısa bir cümleyle
Duşun çalışmadığını söylemek ya da fazladan havlu istemek gibi temel resepsiyon kalıpları Ders EN2.41'in konusuydu. Bu derste bir adım ileri gidiyoruz: bir sorunu anlatmak, bir çözüm istemek ve sorun sürerse ne diyeceğini bilmek.
Bir sorunu anlatırken önce kısa bir girişle başlamak işe yarar: "Excuse me, there's a problem with my room." yaklaşık "ikskyuz mi, deırz e prablım vis may ruum", yani "Afedersiniz, odamla ilgili bir sorun var." Sonra sorunun kendisini tek bir cümleyle söylersin. Çalışmayan bir şey için "isn't working" kalıbı kullanılır, yaklaşık "izınt vörking": "The heating isn't working." yani "Kalorifer çalışmıyor."
Sık görülen sorunlar
Otel odasında en sık karşılaşılan sorunların her birinin kısa bir cümlesi vardır. Sıcak su yoksa: "There's no hot water." yaklaşık "deırz nou hat votır". Oda gürültülüyse: "The room is very noisy." yaklaşık "dı ruum iz veri noyzi". İnternet çalışmıyorsa: "The Wi-Fi doesn't work." Klima ya da ışık için de aynı kalıp kullanılır: "The air conditioning isn't working.", "The light in the bathroom isn't working."
Bu cümlelerin hepsi kısa, sakin ve kişisel değildir: kimseyi suçlamaz, yalnızca durumu anlatır. Bu yüzden kaba değildir; tersine, görevlinin sorunu hızla anlamasını sağlar.
Bir çözüm istemek
Sorunu anlattıktan sonra ne istediğini söylemek gerekir; yalnızca sorunu söylemek, görevliyi tahmin etmeye bırakır. Bir şeyin onarılmasını istiyorsan: "Could someone take a look, please?" yaklaşık "kud samvan teyk e luk, pliiz", yani "Biri bakabilir mi, lütfen?" Oda değiştirmek istiyorsan: "Could I change rooms, please?" yaklaşık "kud ay çeync ruumz, pliiz", ya da daha belirli bir istekle: "Could I have a quieter room, please?" yani "Daha sessiz bir oda alabilir miyim?"
Ne zaman, kim
Görevli "We'll send someone" derse, yani "Birini göndereceğiz", bunun ne zaman olacağını sormak kibar ve yerinde bir sorudur: "When can someone come?" yaklaşık "ven ken samvan kam", yani "Biri ne zaman gelebilir?" Bu soru, sorunun gün boyu askıda kalmasını önler. Akşam odaya döndüğünde sorun hâlâ sürüyorsa, yine sakin ama net bir cümle yeter: "The heating still isn't working." yani "Kalorifer hâlâ çalışmıyor." Bu cümledeki "still", yaklaşık "stil", hâlâ demektir ve sorunun ikinci kez dile getirildiğini kibarca hatırlatır.
Türkçe köprüsü
Türkçede bir misafirin ev sahibine ya da otel çalışanına şikâyet etmesi bazen "ayıp" sayılır; insanlar rahatsızlıklarını sessizce taşımayı nezaket olarak görür. Nermin Hanım'ın iki gece üşümesinin nedeni buydu. İngilizce konuşulan birçok ülkede ise otelde bir sorunu bildirmek sıradan bir şeydir ve görevliler bunu bir hizmet fırsatı olarak görür. Sorunu söylememek, onların çözme şansını da elinden alır.
Kibarlık burada sessizlikte değil, cümlenin biçimindedir. "Excuse me" ile başlamak, sorunu kimseyi suçlamadan anlatmak ve isteği "Could I…, please?" kalıbıyla söylemek, Türkçedeki "Rica etsem" ve "Mümkünse" kadar nazik bir yoldur. Ses tonu sakin kaldıkça net olmak kaba olmak değildir.
Gerçek hayattan örnekler
Ertesi bahar aynı otele dönen Nermin Hanım, odasına girer girmez kaloriferi kontrol ediyor; yine soğuk. Bu kez hemen resepsiyona iniyor: "Excuse me, there's a problem with my room. The heating isn't working." Görevli özür diliyor ve teknisyen göndereceğini söylüyor. Nermin Hanım soruyor: "When can someone come?" Görevli "In about twenty minutes" diyor.
Yirmi dakika sonra kalorifer çalışıyor, ama oda yine sokak tarafında. Akşam resepsiyona yeniden iniyor: "The room is very noisy. Could I have a quieter room, please?" Görevli bilgisayarına bakıyor ve arka bahçeye bakan bir oda buluyor. Nermin Hanım o gece deliksiz uyuyor ve sabah görevliye gülümseyerek teşekkür ediyor: "Thank you so much. The new room is perfect."
Sık yapılan hata
İkinci yaygın hata, sorun sürdüğünde sesini yükseltmektir. Sakin bir tonla "still" sözcüğünü kullanmak, öfkeden çok daha etkili bir hatırlatmadır.
Mini alıştırma
- Resepsiyona bir sorunu anlatmaya nasıl bir girişle başlarsın?
- Kalorifer çalışmıyorsa İngilizce nasıl söylersin?
- Oda gürültülüyse hangi çözümü isteyebilirsin?
- Görevli birini göndereceğini söylerse ne sorarsın?
- Sorun akşam hâlâ sürüyorsa hangi sözcük durumu kibarca hatırlatır?
Cevaplar
- "Excuse me, there's a problem with my room."
- "The heating isn't working."
- "Could I have a quieter room, please?" ya da "Could I change rooms, please?"
- "When can someone come?"
- "Still", örneğin "The heating still isn't working."
Sesli tekrar görevi
Sonra sorunu değiştirerek aynı sırayı tekrarla: sıcak su, gürültü ve internet için. Her seferinde sesini sakin ve kibar tutmaya çalış; son olarak "still" sözcüğüyle bir hatırlatma cümlesi kur: "The Wi-Fi still doesn't work."
Özet kartı
- Kısa bir girişle başla: "Excuse me, there's a problem with my room."
- Sorunu tek cümleyle söyle: "The heating isn't working.", "There's no hot water.", "The room is very noisy."
- Ardından bir çözüm iste: "Could someone take a look?", "Could I change rooms?"
- Zamanı sor: "When can someone come?"
- Sorun sürerse sakin bir hatırlatma: "The heating still isn't working."
- Sorunu söylemek kaba değildir; kibarlık sessizlikte değil, cümlenin biçimindedir.
Sonraki derse köprü
Nermin Hanım'ın oğlu fıstığa alerjili ve bir akşam birlikte bir restorana gidiyorlar. Menüde fıstık yazmıyor, ama soslarda olabilir. Garsona bir alerjiyi anlatmak, bir yemeğin içinde ne olduğunu sormak ve yemeğin farklı hazırlanmasını istemek, sağlık açısından da önemli birkaç cümle ister. Sıradaki derste restoranda özel istekleri ve alerjiyi anlatmayı çalışıyoruz.